Tasfiyeler emniyette güvenlik açığı oluşturdu!

Emniyet teşkilatından bir yetkiliye göre, Erdoğan'ın siyasi saiklerle teşkilatta yaptığı tasfiyeler derin güvenlik açığı oluşturdu.
Rusya'nın Ankara Büyükelçisini hedef alan suikastin görüntüleri gerçek olamayacak kadar tüyler ürpertici: Siyah takım elbiseli bir adam Rus Büyükelçi Andrey Karlov'un koruması gibi, bir fotoğraf sergisi açılışında elçinin konuşması esnasında bir kaç dakika boyunca arkasında duruyor. Bir anda aynı kişi bir iki adım atarak silahını çekiyor ve bir kaç el ateşle büyükelçiyi sırtından vuruyor. Sonrasında katil, "Suriye'yi unutma! Halep'i unutma" diye bağırarak, Suriye El-Kaidesi Cabat Fetih El-Şam'ın da aralarında olduğu cihatçılar ile Rusya'nın desteğini ardına almış Şam hükümetinin kıyasıya savaştığı şehre, Halep'e kendince dikkat çekiyor.
Katil 22 yaşında, daha iki buçuk yıllık bir Türk polisi, Mevlüt Mert Altıntaş. Özel harekat polislerinin kesintisiz 15 dakika boyunca kurşun yağdırdığı operasyonda saldırgan ölü ele geçirildi.

Acaba gerçekten süikastçi polis Altıntaş, İstanbul Konsolosluğu dışında El-Kaide bayrakları sallayan radikallerin başını çektiği öfkeli protestocuların açık hedefi haline gelmiş Rusya'nın Büyükelçisinin koruma ekibine dahil edilmiş miydi? Nasıl olurda böyle birisi emniyet tarafından en yakın ekip içinde görevlendirildi, Suriyeli radikal cihatçılara yığınla silah pompalayan, mali destek sağlayan Erdoğan hükümeti ile yakın ilişki içinde miydi, Altıntaş bu yakınlıktan fayda sağladı mı?


Saldırının ilk anından itibaren Türk hükümeti başat düşmanı Fethullah Gülen'i hedef aldı, suçu ona yıkmaya çalıştı, saldırganın Gülen mensubu olduğunu iddia etti. Hatta, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, saldırganın İslamcı slogan atarak muhafazakar Erdoğan hükümetini veya AKP'yi hedef göstermeye çalıştığını iddia etti. Öte yandan Gülen ise, Türkiye'nin Suriye'de cihatçı muhalifleri desteklemesine şiddetle karşı çıkan birisi.

Alternet'e konuşan, Türk güvenlik teşkilatının üst düzey eski yöneticilerinden birisi olan Ahmet Yayla, Erdoğan iktidarının emniyet teşkilatını aşırı radikal unsurlarla doldurduğunu söyledi. Türk derin devletinin nasıl çalıştığını bilebilecek birisi olan Yayla, 2010-2012 arasında Türkiye-Suriye sınırında Şanlıurfa TEM şube müdürü olarak, 2014 yılına kadar da emniyet müdürü olarak görev yapmış, sınırdan geçmeye çalışan cihatçı radikallerin izini sürmüş eski bir polis.

Yayla IŞİD tehdidi nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan bir isim.

Yayla şimdilerde, George Mason Üniversitesi Uluslararası Şiddetli Aşırıcılık Çalışmaları Merkezinde başkan yardımcısı olarak çalışıyor.

Yayla'ya göre, Erdoğan'ın "Gülen destekçileri" suçlamasıyla polislere yönelik zalimane tasfiyesi teşkilatı istikrarsızlaştırdı.

"30.000 fazla insan işinden atıldı, ne bekliyordunuz ki? Deneyimli tüm istihbarat şefleri, amirleri, polisleri, müdürleri hepsi gitti. Geriye kalanlar, trafik polisleri, çevik kuvvet personeli, bu polisler soruşturma-inceleme yürütme hakkında hiç bir şey bilmez."  

Erdoğan hükümeti, polis teşkilatının Gülenci unsurların kontrolünde olduğunu iddia etti. Erdoğan ile yakın dirsek temasında olan Türk İstihbaratı (MİT) da polisleri, Suriye'deki İslamcı muhaliflere yardım girişimlerini engellemekle suçladı. Yukarıdan gelen emirle, emniyet amirleri, uzman polisler toplu kıyıma tabi tutuldu, bütünüyle tasfiye edildi.

Tasfiyelerle boşalan emniyet teşkilatını doldururken görevlendirme kriterlerini  alçaltan Erdoğan ise beceri ve deneyim yerine sadakat ve siyasal bağlılık gösterenlere yer verdi.

"Sadece AKP'li olanları işe alıyorlar. İşe girebilmek, görev alabilmek için AKP destekçisi veya üyesi muteber bir kişiden ya mektup getirmeniz veya telefon ile aratmanız gerekiyor. Böyle bir referansınız olmadan işe alınmanız mümkün değil. AKP ile bağınızın olması şart"

Yayla'ya göre, emniyet teşkilatına girebilmek "eskisine göre çok daha hızlı". "Eskiden Polis Akademisi'nde 4 yıllık eğitim alma şartı aranırken şimdi Erdoğan'ın Akademi'yi kapatması ile, aranan eğitim 4 aya düşürüldü, üstelik düz sıradan üniversitelerde veriliyor. Sonuç olarak, polisler aşırı, radikal unsurları takip etme, izleme noktasında yeterince donanıma sahip değiller."   Görevi süresince bu tür hadiselere aşinalık kazanmış bir polis olan Yayla, eğitim alanlar veya yeni göreve başlayanlar arasında aşırıcılık belirtisi taşıyanlar, gösterenler hakkında itiraz etmek zorunda olduğu bir kaç olayı da anlattı.

"Bir kaç kez başıma geldi. Eğer işinizde iyiyseniz, hissedebilir, noktaları farklı terör örgütleri ile birleştirebilirsiniz. Çünkü her terör örgütünün kullandığı farklı doğrulama unsurları vardır. Bu davranışlar aslında o kişi hakkında bir şeylerin yanlış olduğunu anlamanız için birer ip ucudur."

-İyi de Erdoğan hükümeti yetkin güvenlik elemanlarını neden bertaraf etti öyleyse?
İyi bir istihbarat birimi istemedi mi?


"Çünkü Erdoğan onları kendisine düşman olarak gördü? Çünkü ona boyun eğmediler, yaptığı yolsuzluklara göz yummadılar. Her ne kadar bu polisler darbeye dahil olmasalar da, darbeyi desteklemedilerse de, Erdoğan, sürekli onların kendisine bir darbe yapacaklarını düşündü ve ne olursa olsun onları tasfiye etti. Çünkü Erdoğan bu polislerin dürüst olduğunu, yolsuzluğa alet edilemeyeceklerini ve onlara boyun eğdiremeyeceğini düşündü."

Eski emniyet müdürüne göre teşkilat içinde bu tür aşırıcılık işaretleri sık ve çok belirgin hale gelmişti. Yayla, suikastçi polisin siyasi görüşünü üst amirlerinin bilmemesinin mümkün olmadığını söyledi.

"Muhtemelen üst amirleri katilin ne tür inanç yapısına, dünya görüşüne sahip olduğunu biliyorlardı ve bunu önemsemediler, aynı Erdoğan ve adamlarının yaptığı gibi, önemsemediler. Eğer önemserseniz birşey yaparsınız, Erdoğan hiç önemsemez."

"Deneyimli bir polis şefi veya amiri böyle bir elemanla çalışmış olsa, onun konuşma, hal ve hareketlerinden muhtemel bir güvenlik tehdidi olduğunu hemen anlardı."

Ağustos ayında, Rus basınına verdiği bir röportajda Erdoğan, El-Kaide'nin Suriye versiyonu El-Nusra Cephesi'nin IŞİD'e karşı savaştığı için "terör örgütü olarak görülmemesi gerektiğini" söylemişti.

Yayla, Türkiye'nin politize olmuş bu yeni tür emniyet teşkilatını İran'ın Devrim Muhafızlarına benzetiyor, "Esasen, Erdoğan, İran Devrim Muhafızlarına benzeyen, ölene kadar kendisine sadık ve bağlı yeni bir polis teşkilatı ve ordu kuruyor."

"Yolsuzluklarına, yanlışlarına göz yumacaklar. Bağımsız bir medya olmadığı için, sadece Erdoğan ne derse onu duyacaklar, başkalarını değil."

ABD'nin terörle mücadele noktasında daha etkin yöntemler kullanması için Türkiye'yi zorlaması adına ne yapabileceği sorusuna Yayla, "ABD, Erdoğan'a El-Nusra ve IŞİD'e yardımı kesmesi için baskı yapmalı. Eğer Türkiye'den lojistik destek alamazlarsa hayatta kalamazlar" karşılığını verdi.

Ken Klippenstein
@kenklippenstein
alternet.org
http://www.alternet.org/world/how-erdogans-police-purge-may-have-set-stage-ghastly-syria-related-assassination yazının tercümesi
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ