Selvi: ‘Babacan çok heyecanlı, atanmamış Macron gibi’ yorumları yapılıyor

AKP’den kopan “küskünler” yeni parti oluşumu içinde oldukları artık yalanlanmayan bir gerçek.




Eski başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan-Abdullah Gül ikilisinini kurmayı planladığı iki ayrı partiden her geçen gün yeni kulisler geliyor.


İkitdara yakın yazarlardan Abdulkadir Selvi, Hürriyet’teki yazısında, “Abdullah Gül’ün arkasında olduğu Ali Babacan partisinin kuruluş çalışmaları hızlandırıldı” diyor. 

Selvi, “Ali Babacan çok heyecanlı. Atanmamış Macron gibi, yorumları yapılıyor” ifadesini kullanıyor.

Selvi’ye göre Ekrem İmamoğlu’nun başarısı Babacan’ı umutlandırmış…

“Altı ay önce isteksiz bir görüntü çizen Babacan, ramazan ayında 15’er kişilik iftar programları düzenlemiş” diyen Selvi, “Abdullah Gül, önplanda gözükmek yerine Ali Babacan’ın partinin başına geçmesini istemiş” iddiasını aktarıyor ve ekliyor:

“Babacan’ın hızlı bir giriş yaptığı söyleniyor. İstanbul ve Londra’da ekonomistler ve işadamlarıyla görüşmeler yapmış. Kuracağı partide AK Partili isimlerin yanı sıra sosyal demokrat ve liberallerin olmasına özen gösteriyor.” 

Selvi, Babacan’ın konuşmalarında iki mesajın ön plana çıktığını söylüyor:

1- Biz yeni bir hareketiz.

2- Sadece AK Parti tabanını hedeflemiyoruz.

Babacan’ın, konuşmalarında özgürlükler ve ekonomi konusunun ön planda olduğunu belirten Selvi, “Ali Babacan’ın başlarda Ahmet Davutoğlu’nu da aynı çatı altında tutmak istediği biliniyordu. Ancak yollar ayrılmış” diyor.

Gül-Babacan ekibinin önlerine sonbahar diye bir takvim koyduklarının söylendiğini ifade eden Selvi, “İstanbul seçimlerinin sonucuna göre ya 2019 sonbaharı ya da 2020’nin sonbaharı” kulisini paylaşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da karşı hamlelere hazırlandığını belirten Selvi, şunları kaydediyor:

“İstanbul seçimleri için kırgın AK Partililerin ikna edilmesini öncelikli hedef olarak belirledi. Erdoğan, İstanbul’dan sonra halkayı genişletip ülke çapında kırgın AK Partilileri kucaklamak için bir seferberlik başlatabilir. Zaten Bülent Arınç ve Cemil Çiçek’in Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nda görev alması, yıllar sonra Abdulkadir Aksu ve Faruk Çelik’in hatırlanması bu yönde bir adımdı. Ayrıca Gül-Babacan partisinin etkinliğini azaltmak için ‘çevreyi boşaltma’ hareketiydi.”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ