Saldırılar puslu hava ürünüdür, Soylu'nunki erken bir açıklama

"İçişleri bakanı, Ankara’nın merkeze en yakın köylerinden birinde yapılan şehit cenazesi töreni sırasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve heyetine karşı girişilen saldırı için “Araştırdık, provokasyon izine rastlanmadı” açıklamasını yapmış…"


Gazeteci Fehmi Koru'nun kişisel internet sayfasında yer alan analizi şöyle;

Erken bir açıklama.


Biraz daha dikkatle ve iz sürerek olayın üzerine gidilse iyi olur.

Yine de bilebilecek konumdaki birinden gelen bu açıklamayı doğru kabul ediyorum. Gerçekten de olaya karışmış olanların hemen irtibat kurulabilecek bir örgütle ilişkileri bulunmayabilir.

Tarihe karıştığını düşüneceğimiz kadar geride kalmış pek çok olayda da benzer tespitleri o dönemlerin yetkililerinden dinlediğimizi hatırlıyorum.

Bugün ile geçmişi birleştiren tek yön yetkililerin açıklamaları değil; daha önemli benzerlik, iki dönem arasında fark edilmeyi bekleyen ‘ülkedeki genel hava’ benzerliğidir.

Hava bugün puslu…

Unutmayalım: Kurt puslu havayı sever… Topluma rahatsızlık veren, siyaseti bunaltan, tek tek insanları en olumsuzlar için beklentiye sokan puslu havalardır.

Puslu havalarda meydana gelir saldırılar…

Olaylara sebep olanların bir bölümü bir provokasyona geldiklerini fark etmeden provokasyona gelirler puslu havalarda…

Her şey olur biter ve bir de bakarsınız, ülkede mevcut olan dengeleri bütünüyle değiştiren bir yeni hava içerisine girivermişsiniz…

Doğru teşhis ve doğru tavır

İlla iktidarların zayıf ve çok parçalı olması da gerekmez olağanüstülükler yaşanması için; pek çok kez güçlü sanılan hükümetler de istenmeyen olaylara maruz kalmışlardır.

Önemli olan, yaşanan olaylara doğru teşhisler konulması, muktedir bilinenlerin o doğru teşhislere uyan doğru tavırlar sergilemeleridir.

“Provokasyon yok” denildiği zaman, bu teşhis sonrasında sergilenecek tavır başkadır, “Acaba?” kuşkuculuğu ile olaya yaklaşıldığında yapılması gerekenler çok daha farklı olacaktır. [TV24’ün ilk dönemlerinde ‘Acaba?’ genel başlığı altında her hafta yayınlanan bir dizi belgesel hazırlamıştım; birkaçına YouTube’tan ulaşılabiliyor.]

Teşhisine güvense bile, hükümette bulunanların, kuşkuculuğu elden bırakmaması gerekir.

Olaylar, eğer arkasında organize bir güç varsa, önce tekil başlar, hepsini birleştiren ortak nokta sonraları ortaya çıkar; ancak neden sonra… İş işten geçince konulan teşhisleri tarih kitaplarında okuruz.

Zorluk, biraz da, ülkemizin birden fazla dış sorunla baş etme derdinden de kaynaklanıyor. Bu yüzden dikkatler daha çok dış parmaklara çevriliyor. Geçmişte de bugün de. Eminim, meydana gelen olaydan ciddi kuşkular duyan yetkililer bulunsa bile, onlar bu işte de sıkıntı yaşadığımız ülkelerin müdahalesini ilk sıraya yerleştiriyorlardır.

Oysa, yine geçmişten biliyoruz ki, içerideki olumsuz gelişmelerin mutlaka bir dış bağlantısı bulunması gerekmiyor. Dışarıyla baş etmeye çalışıldığı dönemlerde, içerideki şer odakları da, çoğu kez kendiliklerinden durumdan vazife çıkartabiliyorlar.

Dışarıya yoğunlaşan dikkatler içerideki parmakları göz ardı ettiği için ise korkulan başa gelebiliyor.

Bazen de dışarısı ile içerisi birlikte harekete geçebiliyor.

Her durumda dikkatlerin öncelikle içeriye odaklanmasında yarar var.

Seçimde önemli oy kayması oldu

Türkiye aslında yerel yöneticilerle ilgili olduğu için ‘kritik’ sayılmaması gereken bir seçimden yeni çıktı. Seçimde iktidar partisinin oylarında ciddi azalma görüldüğü ve daha da önemlisi aralarında Ankara ve İstanbul’un da bulunduğu büyük kentlerin kaybedildiği ortaya çıktı.

İktidarın el değiştirmesiyle sonuçlanmayacak bir gelişme bu.

Ancak, iktidar partisi olaya, seçime hile karıştırıldığı iddiasıyla ve yenilenmesi talebiyle yaklaşmakta.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bugün-yarın bu konuda itirazlara hak veren bir karar alırsa İstanbul’da seçim yenilenecek.

Geçenlerde bir dost yemeğinde, hepsi de AK Parti seçmeni olan 10 kadar kişiyle, diğerlerine fark ettirmeden, bir seçim sonrası anketi yaptım; hepsinin hayatlarında ilk kez başka partilerin adaylarına oy verdiklerini gördüm.

AK Parti kendi seçmenlerinden bir bölümünün CHP’ye oy verebileceğine inanmama üzerine oturtuyor itirazlarını; oysa bu seçimde ilk kez o yönde oy kullanılabildi.

Yenilendiğinde seçim, bu durumun AK Parti lehine değişeceğine inanılıyor olabilir mi? 7 Haziran 2015’ten altı ay sonra yapılan seçimde AK Parti’ye dönen seçmenler bir kez daha aynı davranışı gösterir mi?

Ben olsam, bu soruya “Ya dönmezlerse?” kuşkuculuğuyla yaklaşırdım.

Tıpkı önceki gün yaşanan Çubuk’taki olaya kuşkuyla yaklaştığım gibi.

İki olay arasında ortak nokta bulmaya çalışmayı da ihmal etmezdim.

Herhalde hükümet çevrelerinde de bunu yapanlar vardır.


Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ