'Özel öğretim kursları sırasıyla kapanırken eğitimde fırsat eşitliği yok oluyor'

İktidar partisi siyasi hedeflerine engel olarak gördüğü tüm eğitim kurumlarını kapatıyor ancak her girişiminde duruma özgü farklı gerekçeler kullanıldığı için kimse eğitimde neler oluyor nereye doğru gidiyor farkına bile varmıyor.
İsmail S. Gülümser/Aktif Haber

Ülkemiz dâhil dünyada birçok ülkede okullar bölgeler öğretmenler arasında ciddi eğitim farkları bulunmaktadır. Öğrenciler bazen kendilerinden bazen devletin sunduğu hizmetlerin eşitsizliğinden kaynaklanan sebeplerle gerekli yeterliliğe sahip olmadan üst öğrenime geçmek zorunda kalmakta, bu durum hem öğrencileri başarısızlığa itmekte hem de üst öğrenim kurumlarının işini zorlaştırmaktadır.

Gelişmiş ülkeler bile herhangi bir eğitim kademesinde farklı gerekçelerle ortaya çıkan noksanları tespit edip tamamlamanın yolunun merkezi sınavlar olduğunu görmüş ve farklı sınıf düzeylerinde yaptıkları sınavlarla öğrenci ve kurumları karşılaştırarak noksanları tamamlama çareleri aramaktadır.


Eğitimde özellikle kademeler arası geçişlerde uygulanan sınavlar sayesinde öğrenciler bir önceki döneme ait noksanlarını tamamlama gereği duymakta bir yandan da öğrencileri bir üst okul grubunda eğitim görecek hale getirerek, eğitimde önemli birçok açığın kapatılmasına yol açmaktadır.

Merkezi sınavların test usulüyle yapılmasından eğitimciler şikâyet etse de doğası gereği kısa sürede daha fazla davranışın ölçülmesi için bu usul yaygın olarak kullanılmaktadır. Eğitim kademeleri arasındaki geçişlerde merkezi sınav sonuçlarının kullanıldığı ülkelerde bu sınavlara hazırlık hizmeti veren ek destek kurumları ortaya çıkmıştır.

Bizde bu hizmet veren kurumlar kanunla kurulmuş yasal dershanelerdir. Ülkemiz gibi eğitimde belli bir standardı yakalayamamış yerlerde dershanelerde verilen eğitimle ortaya çıkan fark bazen devletin sunduğu eğitimlerin yetersizliğini gün yüzüne çıkarmaktadır.

Bu durum çok önemli bir problem olarak görülmüş demokrasinin hâkim olduğu dönemlerde dershaneler yasalar çerçevesinde faaliyetini sürdürmüşken baskıcı rejimlerin devreye girdiği dönemlerde dershanelerin kapatılması konusu gündeme gelmiş ve radikal adımlar atılmıştır.

-80 den sonra dönemin kudretli komutanı Kenan Evren kanunla dershaneleri kapatılmaya teşebbüs etmiştir.

-98 den sonra 28 Şubatın güçlü komutanları dershanelerin kapatılması için zayıf siyasi iktidarlara baskı yapmıştır.

-2013 den sonra yeterli güce ulaştığını düşünen Erdoğan’da askerlerin yolunu izlemiş kanunla kapatmaya kalkmıştır   

Erdoğan’ın dershanelerden rahatsızlığı devletin eğitimini öne çıkarma değildir. O dershaneleri kendi ideolojik ve siyasi hedeflerine ulaşmayı engellediği için hep aleyhinde olmuş birçok kez kapatma girişiminde bulunmuştur.

DERSHANELER VE EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ

Birçok ülkede olduğu gibi bizde de veliler devletin sunduğu hizmetlerdeki yetersizlik problemini eğitimde farklı sebeplerle ortaya çıkan fırsat eşitsizliğini destek eğitimi veren dershaneler sayesinde gidermeye çalıştı, devletten yardım almadan çocuğunun noksanlarını tamamlama yoluna gittiler.

İktidar kurmaylarının dershanelerin fırsat eşitsizliğine yol açtığı yönündeki iddiaları hiçbir delile dayanmıyor. Eğitimde ana omurga devletin sunduğu hizmetlerdir, devlet tüm öğrencilere eşit eğitim fırsatı sunsa öğrenciler yarışa eşit şartlarda girseler kimse boşuna ek ücret ödeyerek destek almayı düşünmez. Ayrıca dershaneler başarılı öğrencilere ücretsiz eğitim fırsatları verdikleri gibi, ekstra masraftan dolayı veliler şikâyet etseler de, dar gelirliler dâhil hemen her aile o dönemde küçük bir fedakârlıkla çocuklarına daha iyi gelecek fırsatı sundular.

Dershane sayısının sınırlı olduğu dönemlerde Anadolu’da bir öğrencinin ne kadar kapasiteli olursa olsun büyük merkezlerdeki akranlarıyla rekabet etme şansı yoktu. Çok az sayıda genç tüm zorluklara rağmen yukarı tırmansa bile onlar da kendi kapasitelerinin altındaki bir konumla yetinmek zorunda kalıyordu.

Dershaneler alandaki başarılarıyla öğrencilerde fark oluşturdu ve zaman geçtikçe toplum tarafından daha çok benimsendi. Özal’ın 1983 deki yasağı kaldırmasından sonra dershane sayısı kademeli olarak arttı ve 3.500 lere kadar ulaştı dershanelere devam eden öğrenci sayısı 1.200.000 i geçti.

Ülkemizde en ücra yerlere kadar yayılan dershaneler sayesinde veliler çocuklarının eğitim noksanlarını tamamlama fırsatı buldular. Kapasitesi müsait olan öğrenciler az destekle çok yüksek başarılara imza attı hayal edemeyecekleri okulları kazanma şansı yakaladılar.

SİYASİ HEDEFLERİNE AYKIRI GÖRDÜKLERİ EĞİTİM KURUMLARINI KAPATMAYA BAŞLADILAR

İktidar partisi siyasi hedeflerine engel olarak gördüğü tüm eğitim kurumlarını kapatıyor ancak her girişiminde duruma özgü farklı gerekçeler kullanıldığı için kimse eğitimde neler oluyor nereye doğru gidiyor farkına bile varmıyor. Dini eğitim veren okullara başarılı öğrenci akışına engel olarak gördüğü tüm başarılı okullara savaş açmış durumda fakat bunu zamana yayarak yaptığı için değişimin farkına varılmıyor.

Halkın beğenerek öğrenci gönderdiği kapanan ya da fonksiyonu değiştirilen devlet okullarını sıralayacak olursak;

-2005 te 230 bin öğrencili 868 süper lise,

-2008 de ticaret-ziraat-sağlık meslek gibi 35 erkek, 22 kız meslek lisesi bölümü kapatılıp tek isim altında birleştirildi,

-2010 da 96 bin öğrencili 299 Anadolu öğretmen lisesi,

-2013 de iz kaybettirmek için önce Anadolu lisesine dönüştürülen 756 bin öğrencili 937 genel lise,

-2018 de 1,5 milyon öğrencili 2.434 Anadolu lisesinin %90 ı mahalle mektebine dönüştürülüp işlevsizleştirildi.

Yıllara yayılmış olarak yapılan düzenlemelerle bugüne kadar kapatılan ya da başka bir okul türüne dönüştürülen okul sayısı yaklaşık 3.500 e ulaşmış durumda. Aşamalı bir planla fen ve sosyal bilimler liseleri hariç genel lise grubundan hemen her okul türünün fonksiyonun değiştiği ve bu düzenlemelerden 2,5-3 milyon civarındaki öğrencinin alternatiflerin yok edildiği ortaya çıkıyor.

Siyasi hedeflerini gerçekleştirme kilitlenmiş Erdoğan ve ekibi, din eğitimi veren okulların önünde engel olarak gördüğü okul türleriyle sürekli oynayarak iz kaybettiriyor böylece adım adım hissettirmeden amaçlarına ulaşmaya çalışıyor.

Bugün gelinen noktaya bakıldığında; başarı düzeyi yüksek öğrencilerin devam ettiği sınavla öğrenci alan okulların her geçen gün sayısının azalarak en sonunda 1.300 lere kadar düşürüldüğü ve bu okulların önemli bölümünün din eğitimi veren okullara dönüştürüldüğü görülüyor. Bu seneden itibaren sınavla öğrenci alan okullara girmek isteyen başarı düzeyi yüksek öğrencilerin çok az bir bölümü 300 civarı fen-sosyal bilimler liselerine, bir bölümü sayısı mevcudun onda birine kadar düşürülmüş az sayıdaki Anadolu lisesine bir bölümü de din eğitimi veren okullara paylaştırılarak iktidar partisi toplumun ihtiyaçlarını dikkate almadan siyasi hedeflerine bir adım daha yaklaşıyor.

Devlet okullarını kapattıkları gibi aynı gerekçelerle dershaneler üzerinde de çalışma başlatıyorlar.

DERSHANELERİ KANUNLA KAPATIP DESTEK EĞİTİMİ YASAKLAMAK İSTEDİLER

Diğer baskıcı yönetimlerden farklı olarak Erdoğan dershanelerin toplumda eğitime ilgiyi artırdığını, bilinçlenen halkı istediği gibi yönlendirmekte zorlandığını, dershanelerin kendi siyasi amaçlarına zarar verdiğini düşünüyordu.  2004 den bu yana birkaç kez farklı yöntemler kullanarak dershaneleri kapatmanın sistem dışına çıkarmanın yollarını aradılar.

Siyasi hedeflerini gizleyerek öğrenci ve velileri ikna etmenin planını yaptı, en çok şikâyet ettikleri konular, hoşlarına gidecek argümanlar üzerinde çalıştılar.

Dershaneleri;

-Velileri mali yükten,

-Öğrencileri dershane-okul arasında koşturmaktan stres ve yorgunluktan

kurtarmak için kapattıklarını açıklayarak yararlananların hoşuna gidecek ifadelerle gönüllerini kazanmayı ve gizli niyetlerini, eğitimi yasaklayarak yaptıkları insan hakkı ihlallerini saklayıp desteklerini almayı denediler.

Konun taraflarından biri olan kurucuların tepkisini çekmeden dershanelerden kurtulmak için farklı yöntemler üzerinde çalıştılar. Önce 28 Şubatçıların yaptığı gibi liselere giriş sistemi üzerinde oynayarak öğrencilerin okul dışındaki kurumlara ihtiyacını ortadan kaldırmak dershaneleri işlevsiz hale getirmek istediler.

AKP döneminde LGS-OKS-SBS-TEOG-MYS adı altında liselere girişte 4 kez köklü sistem değişikliği yaptı dershanelerin öğrenciler üzerindeki etkisini kırmayı hedeflediler.  Ancak getirilen her sistemde dershaneler kendilerine yeni alanlar buldu etkileri azalmadı hatta bazılarında artış oldu.

Bu düzenlemelerden istedikleri sonucu alamayınca 2008 den itibaren her bakandan örtülü açık ifadelerle dershanelerin kapatılmasını istediler. Bakanlar Erdoğan’ın bu teklifini rasyonel bulunmadı ve konuyu geciktirdi, belki bazıları bu yüzden görevden alındı. Ancak 2013 den sonra daha da cesaretlendiler doğrudan kanunla dershaneleri kapatmaya kalktılar.     

ÖZEL DERSHANELER DÖNÜŞÜME ZORLANIYOR

Önce dershanelerin doğrudan kapatılmasını öngören kanun tasarısı hazırladılar, sektörden ve toplumdan gelen tepkiler üzerine, kapatma tekliflerini geri çekti kapatmıyoruz dönüştürüyoruz diyerek kurucuları kandırdılar.

Yaptıkları düzenlemeyle kapatmayı zamana yaydı tepkileri azaltma yoluna gittiler.

Dershanelerin önüne 3 seçenek sundu;

-Kendi binalarında geçici olarak özel okula (temel lise),

-Etüt merkezine,

-Özel öğretim kursuna

Gibi kurumlardan birine dönüşmeye zorladılar.

Bina standartları uygun olmasa bile dershanelerin kendi binasında özel okulculuğa izni verilmesi yaklaşık iki bin civarı kurucunun ilgisini çekti ve okula dönüşüm için bakanlığa başvurdular. Ancak bakanlık cemaate ait dershanelere dönüşüm izni vermedi ve başvuranlardan sadece 1.400 civarında dershaneye özel okula (temel liseye) dönüşüm izni verildi.

-Dershaneleri temel liseye dönüşmeye veya kapanmaya zorladılar.

-Dönüşüm başvurusu yapanlar arasında ayrımcılık yaptı bir kısmının dönüşümünü kabul etti bir kısmını reddettiler.   

-Dönüşüm için onay verdiklerine biz sizi koruyacağız bizim hedefimiz sadece cemaat dershaneleri dedi onları da rekabet etmekte zorlandıkları cemaat dershanelerinden kurtulma vaadiyle kandırdılar.

-Temel liseye dönüşmeyenlerden isteyenlerin etüt merkezi olarak devam etmesine izin verdiler,

-Etüt merkezi sayısı artmaya başlayınca 2017 de oları da dönüşüme veya kapanmaya zorladılar.

-Etüt merkezlerinin çoğu özel öğretim kursuna dönüşmek zorunda kaldı ancak onları da rahat bırakmadılar

-Özel öğretim kurslarına tek dersten kurs açma sınırı getirerek ayakta kalmasını imkânsız hale getirmek istediler.

-Özel öğretim kursları bunun da formülünü buldu, izin aldığı dersin dışında eğitim vererek kaçak eğitime yöneldiler.

-Şimdi Özel öğretim kurslarını da kapatacaklarını ilan ettiler, 2020 öğretim yılından itibaren eğitim veremeyecekler.

-Bu sezon sonunda dershanelerin dönüşmesiyle ortaya çıkan temel liselerinde de kapatılacağını açıkladılar.

İktidar partisi okul dışı ek eğitim faaliyetlerini yasaklamak istiyordu alanda çalışan eğitimciler ısısı yavaş yavaş yükseltilen sudaki kurbağa gibi görüyor, tüm bu gruba giren kurumları aşamalı bir yöntemle kapatarak hedefine ulaşıyor.

Önce cemaati hedef gösterip diğerlerinin tepkisini kırdı, cemaatin 900 civarındaki dershanesini farklı yöntemlerle kapatırken diğer kurumların bir şekilde desteğini arkasına aldı. Şimdi sıra yok etmek istediği diğerlerine geldi iki bin etüt merkezi, 2 bin özel öğretim kursu, bin beş yüz temel lisenin hepsi kapatılıyor.

Hedefimiz sadece cemaat denilerek başladıkları kapatma işlemine devam ediyorlar. Önümüzdeki seneden itibaren okul derslerine takviye amaçlı çalışan hiçbir özel kurum kalmayacak hepsini temizleyecekler.

ETÜT MERKEZLERİ ve KAÇAK EĞİTİM

2015 ten itibaren kanun dönüşmeyen dershaneler için sınırlandırıcı hüküm içermese bile, bakanlık yasal statüleri kalmadığını iddia ederek kurucuları baskınlarla taciz etmeye başladı, dershaneleri etüt merkezi vb farklı bir kuruma dönüşmeye veya kapanmaya zorladılar.

İktidarın eğitimi ele geçirme savaşlarında bazı dershaneler binasını etüt merkezine çevirirken, hala ayakta kalabilmiş kılıç artığı yaklaşık 900 civarında dershane bir yandan faaliyet yapmaya çalıştı, bir yandan da bakanlığın yıpratıcı baskılarından kurtulmanın yollarını aradılar.

Etüt merkezleri öğrencilerin okul dışı zamanlarında planlı çalışma yapmaları amacıyla hizmet verirken, iktidarın yasaklarından sonra hem veliler hem de kurucular için en kolay çıkış yollarından biri oldu. Çaresiz okula dönüşmeyenlerden bazıları etüt merkezine dönüştü ve 2014 de 840 civarında olan etüt merkezi sayısı iki katını geçerek 1.900 lere kadar çıktı, öğrenci sayısı 28.000 den 117.000 e kadar ulaştı.

Kurucular etüt merkezi izni alsa bile içeride öğrenci ve velilerin ihtiyacı olan sınavlara hazırlık alanında hizmet vermeyi seçti ve özel dershane gibi çalışmaya başladı, bakanlık getirdiği yasaklarla eğitimcileri kendi izinli binalarında kaçak eğitim faaliyeti yapmaya zorladı.   

Ancak iktidar partisi okul saatleri dışındaki ek eğitim faaliyetlerini kapatmakta kararlıydı. Diğerlerinin tepkisini çekmemek için 2016 yılında daha dönüşümün üzerinden bir yıl bile geçmeden önce cemaatle irtibatı tespit edilen 300 civarı etüt merkezini darbe bahanesiyle kapattılar.

Dönüşümün ikinci yılında 2017 de bu kez kalan tüm etüt merkezlerini kapanmaya ya da dönüşüme zorladılar. Kurucuların bir kısmı kurumunu özel öğretim kursuna dönüştürürken bir kısmı da kapattı. Böylece çoğu dershane gibi çalıştığı için iktidarın siyasi hedeflerine aykırı yüz binden fazla öğrenciye sahip iki bin eğitim kurumu daha yok edildi.

ÖZEL ÖĞRETİM KURSLARI ve KAÇAK EĞİTİM

Dershanelerin kapatılmasından sonra veliler siyasilere öğrenciler herhangi bir dersten noksanı varsa bunu nereden tamamlayacağını sordu, o günlerde faal halde olan özel kurslarda bu eğitimin verilmesi mümkün olmayınca yeni bir kurum türüne izin vermek zorunda kaldılar.  Özel kurslardan farklı olarak adına “özel öğretim kursu” dedikleri okul derslerinde ek destek almak isteyen öğrencilerin önüne yeni bir alternatif koydular.

Ancak bu kurumlara daha açılışta problem yaşattılar.

-Önce kurumlarda öğrencilere en fazla 5 dersten kurs verilebileceği şeklinde sınır getirdiler.

-5 dersten kursun dershaneye dönüşeceğini düşünerek daha sonra ders sayısını 3’e düşürdüler.

-Bunun da sayısal ve sözel gruplar için 3 dersten kursa dönüşeceğini görünce ders sayısını 1 e düşürdüler.

Tek dersten eğitim veren bir kurumun yaşama şansının olmadığını konun tarafları iyi biliyordu ancak iktidarın dershane takıntısı yüzünden itirazlar sonucu değiştirmedi. Uygulama şansı olmayan bu sınırlamayla eğitimciler kendi izinli binasında kaçak ders vermek mecburiyetinde kaldılar.

Özel kurslarda yapılan faaliyetleri engellemek için bakanlık denetimleri sıklaştırsa da içeride ne yapıldığını takip etme şansları bulunmuyor. Çok sıkı takip yapıldığında, yakın bina ya da katlarda farklı isimler altında kurum açarak istedikleri hizmeti vermeyi düşünüyorlar.

Bir özel öğretim kursu binasında dershaneye benzer reklamları görünce rahatsız olan Erdoğan bakanlık yetkililerine “bu kez dershaneleri tamamen kapatın” talimatını veriyor. Bu talimatın ne anlama geldiğini süreci yaşayan kurum sahipleri iyi biliyor. Bürokratlar toplumun yaşayacağı travmayı göz ardı edip talimatı yerine getirmeye koyuluyor.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ YOK OLUYOR

İktidar partisi yasaklayarak dershanelerin faaliyetini engelleyemiyor, aileler çocuklarının eğitim desteğine olan ihtiyacını bir şekilde karşılıyor. Ancak bu kurumlar sınıf ortamında ders verdiği için maliyetler daha ucuza geliyor daha fazla öğrenci velisi yararlanıyordu. İktidarın son dönemde yaptığı her düzenleme dar gelirlilerin aleyhine gelişiyor.

Dershanelere 1.200.000 öğrenci devam ederken etüt merkezi ve kurslar yaklaşık iki yüz bin öğrenciye hizmet veriyor. İktidar partisi bu öğrencilerin okulda aldıkları eğitimin yeterli olduğuna inandırmaya çalışsa da yaklaşık bir milyondan fazla öğrenci ek eğitim alma fırsatını kaybediyor.

Bu son talimattan sonra özellikle matematik-Türkçe-fen ve sosyal bilgiler gibi bilim gruplarında okul dışında ek eğitim faaliyeti yapan hiçbir özel öğretim kurumu kalmayacak. Bakanlık tüm ek destek eğitim faaliyetlerini yasaklamış ve devlet tekeline almış olacak.

Ülkede eğitim yasakları giderek yaygınlaşıyor.

Bu uygulamaları daha önce deneyen bazı ülkeler yasaklamayla ek eğitim faaliyetlerini engelleyemedi, yasaklar mali imkânı olanları özel ders alarak daha avantajlı duruma getirdi, yasaklamadan daha çok dar gelirliler zarar gördüğü için yasakçı ülkeler bir süre sonra serbest bırakmak zorunda kaldılar. Bakalım Türkiye mali imkânı olan velilerin özel ders isteğini nasıl engelleyecek, onların özel ders aldırarak oluşturacağı fırsat eşitsizliğini neyle önleyecek,  ek destek eğitiminde kurduğu devlet tekelini ne kadar sürdürecek,

TEMEL LİSELER KAPANIYOR

İktidar partisi 2013 de dershanelerin kapatılmasıyla ilgili kanun hazırlamıştı ancak hem sektördekilerin tepkisi hem toplumun buna henüz hazır olmadığını gördüler ve kapatmaya zamana yayarak tepkileri sınırlandırma yoluna gittiler. Bunun için hazırladıkları taslağı değiştirdi, kapatmayacaklarını dönüştüreceklerini dershane binasında özel okul açma fırsatı vereceklerini ifade etti hedeflerini erteleyip sektörün tepkisini azalttılar.

Dershanelerle ilgili kanun gündeme geldiğinde Türkiye de yaklaşık 3.500 dershane faaliyet gösteriyor ve 1.200.000 civarında öğrenci bu dershanelerden eğitim alıyordu. Kanunun yürürlüğe girdiği dönemde bu sayı 3.150 lere düştü.

Çıkardıkları kanun gereği dershanelerin hepsini Temel lise adını verdikleri bir okul grubuna dönüşmeye zorladılar, dönüşmeyenleri kapatmakla tehdit ettiler. Yaklaşık iki bin civarında dershane okula dönüşmek üzere başvuru yaptı bunlardan cemaatle irtibatlı olanların başvurusunu reddetti, 1.450 civarında dershanenin dönüşümüne onay verdiler.

Bina standartları okula uymasa bile dershane binasında özel okulculuk yapılmasına izni verilmesi bazı kurucuların ilgisini çekmiş temel lise izni alarak kendilerini kurtarmayı seçmişlerdi.

Dönüşüm onayı verdiklerine;

-Öğrenci ücretlerinin bir bölümünü devletten ödedi onları teşvik kapsamına aldıklarına ikna ettiler,

-Mezun gruplarına ders verme imkânı tanıdı aynı binada dershanecilik yapmalarına göz yumdular

faydalı bir düzenleme olduğuna kazançlı çıktıklarına inandırdı geçici bir süre için tepkilerini azalttılar.

Darbeden sonra da cemaatle irtibatlı temel liselerin bir kısmını kapattı hedeflerinin sadece cemaat olduğuna ikna etti, farklı bahanelerle dönüşen temel lise sayısını dokuz yüzlere kadar düşürdüler.

Kanunda verdikleri süre çabuk geçiyor şimdi kapatamadıkları temel liselerin de kapanma zamanı geldi, haklı olarak hala ayakta kalabilen dershane sahipleri bir çözüm bulunur ümidiyle merakla iktidarın yeni bir düzenlemeyle uzatacağı bir zeytin dalını bekliyor. İktidar partisi de büyük bir pişkinlik içinde bu durumun yeni ortaya çıkmadığını kanunla verilen sürenin sona erdiğini yapacak bir şeyin kalmadığını söyleyerek olayda hiç kusuru yokmuş kanunu kendileri çıkarmamış gibi davranıyor. Sadece hiçbir yaptırım gücü olmayan bakan yuvarlak ifadelerle sorun için bir çözüm geliştirilebileceğine inandığını söylemekle yetiniyor.

Aynı açıklamanın içine temel liseler yanında özel okullarla ilgili de bir açıklama sıkıştırılıyor. İktidar partisi özel okullarla da yollarını ayırdığını

“özel okullarda okuyanlar için ödediği devlet desteğinin kaldırılacağı “ ifadeleriyle duyuruyor.

Dershanelerden geriye kalan son kurum grubu temel liselerde eğitimin sonuna gelinirken iktidar partisi destek eğitiminin verildiği tüm kurumları kapatıp özel okulların gelir musluklarını keserek, aileleri devlet okullarına ve devlet okullarında açtığı “destekleme ve yetiştirme kurslarıyla” yetinmek zorunda bırakma, eğitimde istediği kurumun gelişmesini sağlarken istediği kurumun önünü tıkama hedefine bir adım daha yaklaşıyor.

BAKANLIĞIN DESTEKLEME KURSLARI FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLAMAKTAN ÇOK UZAK

Bakanlık okul dışında ek eğitimleri yasaklayarak tüm destek eğitim ihtiyacını kendi bünyesinde açtığı destekleme ve yetiştirme kurslarıyla karşılamak istiyor. Velilerin büyük çoğunluğu dershane ücreti ödemekten kurtulduğu için yapılanlardan memnun görünüyor. Ancak kursların bu güne kadar ürettiği hizmetler konusunda yapılan araştırmalar bakanlık kurslarıyla problem çözümünün mümkün olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Dört milyon öğrenci bakanlığın açtığı ücretsiz kurslara kayıt yaptırıyor sayıya bakınca iktidarın çok iyi bir iş yaptığını zannediyorsunuz ancak daha ilk yıldan itibaren kursların sorunları tarafların tüm isteklerini alıp götürüyor, öğretmenlere ek ders kapısı olma dışında kayda değer bir fayda sunamıyor. Kurslara öğrenci devamı sağlanamıyor, öğrenciler yeterince motive edilemiyor, isteksizliğin sebepleri tam bilinmiyor, öğretmenler ilgisizliği kursların ücretsiz olmasına öğrencilerin yorgun olmasına bağlayıp geçiştiriyor.

Okul kursların çözümü zor görünen oldukça fazla sayıda sorunu var, bakanlık konun öğretmenlere ödenecek ücret olduğunu düşünerek okul saati dışındaki bu kurslarda ders saat ücretini iki katına çıkarıyor. Bazı öğretmenler alacağı ücretten ve ek hizmet puanından dolayı kurslarda görev almaya istekli olsa bile yorulduğunu söyleyerek verim düşüklüğüne mazeret buluyor. Öğretmenlerin normal derste anlattığı şeyleri tekrarlıyor, yeni bir şey katmıyor, onun verimsizliğini takip edecek bir mekanizma kurulamıyor öğrenciler kaderine razı olmak zorunda bırakılıyor.

EBA üzerinden öğretmenlere, öğrenci ve velilere kursların çerçevesi hakkında merkezden rehberlik yapılarak sorun çözülmesi düşünülüyor. Hâlbuki kurslarda görev alan öğretmenlerin ihtiyacı dışarıdan destekle çözülemeyecek kadar derine dayanıyor.

Devlet memuru anlayışıyla kursları sürdürmeye çalışan müdürler öğrenci ve velilerden gelen sorunlarını çözme şansları yok bu yüzden tarafların ilgisi sağlanamıyor. Öğrencilerdeki ilgisizlik diğerlerine de çabucak sirayet ediyor. Bazı öğrenciler kurslara ihtiyaç hissettiği için kayıt yaptırmıyor, aileler ücretsiz kurslara kayda zorladığı için gelip gidiyor ancak eğitimlerde verimlilik sağlanamıyor.

Başarı düzeyi yüksek öğrenciler okul kurslarıyla tatmin olmuyor. Öğrenciler kurslardan ya okul derslerine katkı ya da sınavlara hazırlık desteği bekliyor, bazen merkezden yönlendirilen EBA müfredatı öğrencinin ihtiyacıyla örtüşmüyor, bazen öğretmenler müfredattan ve sınavlardan bağımsız konulara giriyor.  Öğrenciler düzeylerine göre seviye gruplarına ayrılmadığı sınıflar kalabalık olduğu için disiplin sağlanamıyor, hem öğretmenin işi zorlaşıyor hem öğrencilerin çoğu kursların kendi ihtiyaçlarını karşılamadığını düşünüyor. Bazı öğrencilere hedef verilemiyor, okul kurslarını sadece boş zamanlarını geçirmek için gidilen bir yerler olarak görülüyor, velilerin çoğu okul saati dışında çocuğunu meşgul edecek bir yer bulduğuna şükrederek yetiniyor.

Bakanlık kursların dershaneye dönüşmemesi için yayın üretmiyor, bu durum öğretmenlerin kendilerine göre bir yol tutturmasına sebep olurken öğrencilerin de konu tekrarı yapmasına engelliyor veliler yayın verilmesini istiyor bakanlık vermemekte diretiyor.  Kazanım kavrama testlerinin yetersizliği öğretmenlerin yorgunluk ve plansızlığı da eklenince verilen hizmetlerden istenen sonuç alınamıyor.

Okul saati dışında yapılan eğitimler için okul ortamında gerekli tedbirler alınamıyor, öğrenciler sınıfların temizlenmediğinden kantinin açık olmadığından şikâyet ediyor, öğrenci öğretmen ve velinin insani ihtiyaçları karşılanamıyor. Kursların geç saatlere kadar sürmesi zaten ilgisiz öğrencileri hepten bezdiriyor. Bakanlık alanda karşılaşılan problemden aylar sonra haberdar oluyor, çözüm geliştirmesi aylar alıyor ve bazı problemlerin çözümünden o yıl öğrenciler yararlanamıyor, ancak bir sonraki yıl öğrencileri için çözüm üretilebiliyor.

Yük bazı öğretmenler üzerinde kalıyor, ücret iki katına çıkarılsa da branşında başarılı öğretmenler dışarıda özel dersle daha çok kazanıyor, okul kurslarına en fazla ek kazanç elde etmek isteyen diğer öğretmenler ilgi duyuyor.

Araştırmalarda destekleme kursların yetersizliğiyle alakalı o kadar çok veri var ki bu işi özel sektör yapsa hemen çözmek için çareler aramaya koyulur, hâlbuki bakanlık merkezden düzenlemelerle alandakilerin problemlerini çözmeye çalışıyor. Ne kadar hızlı hareket edilirse edilsin çözümlerin hayata geçirilmesi aylar alıyor.

Problemleri gören veliler çocuklarının ek eğitim ihtiyacı için alternatifler arıyor yasal tüm kurumlar kapatıldığı için bazıları mevcutla yetinirken imkânı olanlar kaçak eğitim faaliyetlerine başvurmak zorunda kalıyor.

KAÇAK EĞİTİM FAALİYETLERİ YAYILIYOR

İmkânı olan çocuğun geleceğini bakanlığın sorunlu programlarına teslim etmek istemeyen veliler kaçak özel ders ya da grup derslerini verildiği ortamlar araştırıp buluyor. Çevresinde birinin tesviyesiyle bulunan yerlerin kendine has problemleriyle tek başına uğraşmak zorunda kalıyor. Okul kurslarının tatmin etmediği öğrenci profili her geçen gün belirginleşiyor, özel ders piyasasında işler giderek kızışıyor. Özel ders reklamları internet sitelerine yayılıyor. Bakanlık kurumsal hizmet verenlere kolayca ulaşıp cezalandırırken özel ders verenler engellenemiyor, dershaneleri fırsat eşitliğini bozduğunu iddia edip kapandığı yerde eğitimde fırsat eşitliği giderek bozuluyor.

OHAL de her gün tutuklanma tehdidi altında bile engellenemeyen kaçak eğitim faaliyetlerini bakanlığın hafiye teşkilatıyla engelleme şansı bulunmuyor. Ders verdiği için öğretmenlerin kaçakçı muamelesine tabi tutulması ise ülkede demokrasinin ne kadar sorunlu hale geldiğini gösteriyor. Her gün gazetelerde yer alan eğitimcilere operasyon, kaçak eğitimciler yakalandı haberleri hiç iyi bir görüntü oluşturmuyor. Ulaşılamayanlar kaçak faaliyete devam ederken yakalananların yerini yenileri devralıyor.

Yıllardan beri ülke gündeminden düşmüş kaçak eğitim faaliyetleri yasaklar yüzünden yeniden ortaya çıkıyor ve bakanlık kaçak eğitim faaliyetleri kovalamaya başlıyor. Eğitim merkezi, eğitim danışmanlığı, kariyer rehberliği, eğitim koçluğu, ödev merkezi, ders evi, test evi, stüdyo öğrenci evi, eğitim rehberliği gibi farklı isimler altında faaliyet yapan bu güne kadar adı duyulmamış birçok küçük kaçak eğitim kurumu ortaya çıkıyor.

Özel okullar dâhil birçok özel öğretim kurumu dershanelerin boşluğunu doldurma yarışına girişiyor. Bünyesinde kendine tanınmış alan dışında kaçak eğitim faaliyetleri yapan kurumlar birbirini şikâyete başlıyor, temel liseler mezunlar dışındakilere sınavlara hazırlık verdikleri için suçlanıyor, özel öğretim kursları birden fazla alanda ders verip dershanecilik yapmakla itham ediliyor. Bakanlık bunlarla mücadele edebilmek için valiliklerde izleme ve takip birimleri kuruyor. İzin aldığı alan dışında faaliyet gösteren kurumlar ve izinsiz eğitim faaliyetlerine asgari ücretin 20 katına kadar para cezaları keseceğini özel öğretim kurumlarının izinlerinin iptal edileceğini genelgeyle duyurup hem çalıştıranları hem binasını kiraya verenleri tehdit ederek problem çözmeye çalışıyor. 11 ilde aynı günlerde yapılan baskınlarda ruhsat almadan faaliyet yürüten çok sayıda kurum tespit ediliyor ve 2,5 milyona yakın ceza kesilirken kurumlar kapatılıyor.

BAKANIN TEMEL LİSE AÇIKLAMALARI NE ANLAMA GELİYOR

Bakan Ziya Selçuk eğitimin problemlerini tek başına ürettiği projelerle çözeceğini düşünüyor, ancak göreve geldiğinden bu yana yaşananlar yel değirmenlerine karşı savaş görüntüsü veriyor. “Performans yönetimi” hakkında bir proje ortaya atılıyor, buna iktidar sendikası dâhil tüm sendikalar karşı çıkıyor siyaset üzerindeki ağırlıklarını kullanıp atılacak olumlu adımları engellemeye koyuluyor.

Bakan dershanelerin kapatılması sürecinde temel liselere verilen sürenin dolmasıyla ortaya çıkan sorunların kendinden kaynaklanmadığını, 3-4 yıl öncesinden belirlenmiş bir proje olduğunu söylüyor. Sorunun çözümü için çalışacağını aktarıyor ancak iktidara ne ölçüde tesir edeceğini bilemediği için kurumlara hiçbir söz veremiyor.

Kapatılan kurumlar yerine ne koyacaklarıyla ilgili yol haritasını açıklamaya çalışıyor.   Dijital alt yapı çalışmalarıyla, video kütüphaneleri ile TV eğitimleri ile yani ileride hayata geçecek projeler ile eğitim sorunlarına çözüm geliştireceklerini okulların MR’ını çekeceklerini ve merkezden okulları izleyip ihtiyaçlarını karşılayacaklarını anlatıyor.   

Bakan Talim Terbiye Kurulu başkanı olduğu dönemde büyük iddialarla hazırlanmış programlar öğretmen ayağı hesap edilmediği için uygulamaya geçirilemedi ve tüm emekler birkaç yıl içinde çöpe atıldı. Öğrenci ve velilerin önünde eğitim fırsatlarından eşit yararlanmayla ilgili kurucuların kurumlarının kapatılmasıyla ilgili acil çözüm bekleyen sorunları var. Makamlar geçici ve zaman çok hızlı akıyor. Eğitimcilerin bakandan bugünkü kadrolarla yürütülmesi zor şimdilik ütopya gibi görünen geleceğin projelerine kafa yorduğu kadar günümüz problemlerine yoğunlaşmasını isteme hakkı var.










 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ