"Ortadoğu’nun ‘Berlin Duvarı’ göçtü"

Kimileri için o Mısır’ın son firavunu idi. Bazıları ise piramitler ve Asvan Barajı’ndan sonra Mısır’ın gurur duyulacak üçüncü eseri olarak görüyordu onu.


Gazeteci Cumali Önal'ın Tr724'te yayınlanan Analizi şöyle;

Gazete manşetlerinin değişmez figürüydü. Her sözü haberdi. Birinci sayfada ondan arta kalan kısımlar ise eşi Suzan ve veliahtı küçük oğlu Cemal’e ayrılmıştı. Binalar, yollar, havaalanları onun fotoğraflarıyla donatılmıştı.


‘Eid Mubarak – Bayramınız mübarek olsun‘ sözü ile yandaşlar rejime selam çakardı.

Muhalifler ise ona ilginç bir lakap takmıştı: Gülümseyen inek. Sürekli gülümseyen bir çehresinden dolayı ünlü Fransız peynir markası La Vache Qui Rit’nin (Lavaşkiri) reklam yüzü gülümseyen ineğe benzetiliyordu.

2011’de 18 günlük Tahrir direnişinden sonra koltuğunu bırakmak zorunda kalan Mısır’ın dördüncü Cumhubaşkanı Hüsnü Mübarek, bugün, 91 yaşında hayatını kaybetti. Koltuğunu bırakmamak için çok direndi. Hatta Batı kamuoyunu yanına çekebilmek için gidince yerine Müslüman Kardeşlerin geleceği tehdidini sık sık tekrarladı.

Gerçekten de Müslüman Kardeşler Tahrir’in perde arkasındaki itici gücüydü ama ön plana çıkmayarak muhtemel bir Tahrir katliamının önüne geçti.

Müstefi başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Ortadoğu’da Türkiye’siz bir yaprak dahi kıpırdamaz” sözü aslında Mübarek için geçerliydi. Ortadoğu’daki her olayın başrolünde, Mısır’la ilgili olmasa dahi Mübarek yer alırdı. Türkiye ile Suriye arasında 1998’de başgösteren Abdullah Öcalan krizinin çözülmesinde dahi onun arabulucuğunun önemli bir payı var.



Hüsnü Mübarek (solda) selefi Enver Sedat'la birlikte.

İsrail’le ilişkiler kaderinde belirleyici oldu

1928’de ülkenin kuzeyindeki Munufiye vilayetinde doğdu. Mısır hava kuvvetlerinde pilot iken 1973 Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’e karşı kahramanlık gösterdiği öne sürülerek mitleştirildi. Ancak dönemin Genelkurmay Başkanı Saad el Şazli’nin kızı Şahdan el Şazli, Mübarek’in belgede sahtecilik yaptığını ve hiçbir zaman bir kahraman olmadığını öne sürecekti.

1975’te selefi Enver Sedat tarafından yardımcı olarak atandı. 1981 yılında Halit İslambuli liderliğindeki bir manga asker tarafından gerçekleştirilen suikast sırasında, öldürülen Sedat’ın yanında oturan Mübarek elinden hafif bir şekilde yaralanarak kurtuldu. Bu olay daha sonra Mübarek’in perde arkasında suikastı planladığı şeklinde yorumlandı. Mübarek‘in cumhurbaşkanı seçildikten sonra yardımcı atamaması da bu yöndeki iddiaları artırdı, çünkü yardımcı ölümü durumunda doğrudan cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturuyordu.

Mübarek’in en önemli icraatlarından biri, Sedat’ın İsrail ile barış anlaşması imzalamasından dolayı Arap Birliği’nden atılan Mısır‘ı birliğe geri döndürmek ve birliğin merkezini yeniden Kahire’ye getirmek oldu.

İsrail ile devam eden barışın mimarı olmasına rağmen İsrail’i hiçbir zaman ziyaret etmedi. Bundan dolayı İsrail ile geliştirdiği ilişki ‘soğuk barış‘ şeklinde yorumlandı. Hatta ırkçı liderlerden Avigdor Lieberman, “Bizden herkes onunla görüşmek için Kahire’ye gidiyor ama o buraya gelmiyor. Eğer buraya gelmek istemiyorsa canı cehenneme” diyerek tepki gösterercekti. Mübarek döneminde Mısır halkının, Hıristiyanlar da dahil, İsrail’i ziyaretleri yasaklandı. Ancak buna karşılık son yıllarda İsrail vatandaşlarına Sina Yarımadası’nın belli bölgelerini vizesiz gezme hakkı tanındı.

Serveti de sırlarından biriydi

Mübarek döneminde Lazoğlu Meydanı’ndaki içişleri bakanlığı binası ile ulusal istihbarat teşkilatı “Emnu Devle” baskı ve zulmün simgesi haline geldi. İçişleri Bakanı Habib el Adli ve İstihbarat Başkanı Ömer Süleyman, Mübarek’in sır küpü oldular.

Altı kez suikast girişimine maruz kaldı ama hepsinden de kurtuldu. Yine iddialara göre tüm bu suikast iddiaları senaryonun birer parçasıydı, çünkü saldırılardan hemen sonra Mübarek halka yönelik yeni baskı araçları yürürlüğe koyuyordu.

Mal varlıkları sürekli tartışma konusu oldu. The Guardian gazetesi Mübarek ile ilgili yaptığı “70 milyar dolarlık serveti var” haberini daha sonra tekzip ederek bu rakamın milyon dolar olduğunu açıkladı. Ancak Mübarek’in olduğu iddia edilen milyarlık ya da milyonluk mal varlığının izi hiçbir zaman gerçekten sürülemedi.

Tıpkı Filistin’in efsanevi lideri Yaser Arafat’ın Batılı ülkelere kaçırdığı öne sürülen milyarlarca doları gibi. Arafat’ın bu paraları bıraktığı öne sürülen eşi Süha Tavil daha sonra Filistin yönetimi tarafından geçimini idame ettirmesi için maaşa bağlandı.

Mübarek ve ailesi Mısır’ın ticari hayatını da kontrol etti. Kamuoyu önünde çok fazla görülmeyen büyük oğlu Ala ile işadamı Ahmet İzz, yolsuzlukların simge isimleri haline geldi.

Mübarek’in son yıllarında Müslüman Kardeşler hareketi nispeten rahat nefes almaya başlamıştı. 2005 yılındaki seçimlerde harekete mensup çok sayıda milletvekili parlamentoya girdi. Hareketin iş dünyasında faaliyet göstermesine, vakıflar kurmasına ve ülke genelinde yeniden teşkilatlanmasına izin verildi.

Medyayı sıkı kontrol etti

Bazı muhalif gazetelerin yayın hayatına başlamasının yolu açıldı. Ancak ana akım gazete ve televizyonlar Mübarek’in kontrolünde kaldı. Hatırlayanlar olacaktı, 2010’da Washington’daki Ortadoğu görüşmeleri sırasında ABD Başkanı Barack Obama’nın önde, Ürdün Kralı 2. Abdullah, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Filistin Lideri Mahmut Abbas’ın hemen arkasında ve en geride de Mübarek’in olduğu bir fotoğraf, ülkenin en büyük gazetesi Ahram tarafından montajlanmış, Mübarek en önde gösterilmişti.

Benzer bir foto montaj olayı Türk basını tarafından da sahnelenmiş, hükümetin kontrolündeki Star gazetesi, Erdoğan’ın konuştuğu BM Genel Kurulu’ndaki boş salonu dolu göstermişti.

Mübarek döneminde Türkiye-Mısır ilişkileri belli bir ritmin üzerine çıkmadı. Ancak son döneminde, iki ülke Serbest Ticaret Anlaşması imzalayarak günümüzde kısmen bozulan ticari ilişkilerin temelini attı.

Mübarek ahirete göçerken geride pek çok zulüm ve yolsuzluk hikayesi bıraktı. Ortadoğu’nun Berlin Duvarı‘ydı, o gitmeden bölgeye demokrasinin gelmesi hayaldi. Diktatörlüklerin soğuk yüzüydü, o gitmeden bölgedeki diktatörlükler yıkılmaz deniyordu. Fakat o koltuğu bırakalı sekiz yıldan fazla bir süre oldu. Demokrasi adına bölgede yaprak dahi kıpırdamıyor, tam tersine o kampa yeni ülkeler dahil oluyor.


Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ