'Liselere girişte sorunların kaynağı saray talimatıdır'

Eğitim Yazarı, İsmail S. Gülümser, Sınav sistemindeki sorunların neden yaşandığını yazdı.



Türkiye'de Bakanlıklar arasında en çok değişen Milli Eğitim Bakanı oluyor. Her gelen bakan yeni bir sınav sistemi getiriyor. Eğitim Yazarı İsmail S. Gülümser, MEB Bakanlarının ve sınav sisteminin nasıl ve kimin talimatıyla değiştirilidğini anlattı.



Yazar Gülümser'in yazısı şöyle;

AKP’ nin eğitimle ilgili kayda değer hiçbir projesi olmadığı gibi ülkede eğitimin gelişmesini sağlama diye bir hedefleri de olmadı. Onların tek derdi 80 öncesinden beri kurguladıkları, İmam hatip okullarında kendi gençliğini yetiştirme hayallerini gerçekleştirme olduğundan eğitimin problemlerini çözme yerine İHL'lerinin problemlerini çözmeye yoğunlaştılar.  İlk yıllardan itibaren liselere giriş sisteminin bu hayallerini gerçekleştirmeye engel olduğunu düşündüler ve her bakana bu sistemi kaldırma görevi verdiler.

İktidarın rüzgârı arkasına aldığı dönemde farklı görüşten birçok yönetici görev yaptı ve eğitim için bazı olumlu adımlar atıldı.  Parti örgütünün eğitimi esir alma gayretlerine Hüseyin Çelik teslim olmadı rasyonel olmayan kararlara itiraz etmesini bildi. Ancak ondan sonra eğitim kademeli olarak parti örgütünün kontrolüne geçti. Bakanlar gelen baskılara direnmekte zorlandı ve aşamalı olarak eğitimle ilgili kararlar bakanlıkta değil başbakanlıktaki yasal statüsü olmayan partili ekiplerce alınmaya başlandı.

Son dönemde yapılan hataların tamamı talimatları emir kabul eden saraydaki örgüt tarafından organize edildi.

-Liselere giriş sistemini değiştirme baskıları Hüseyin Çelik döneminde başladı o önce OKS sonra SBS yi getirerek savuşturdu.

-Nimet Çubukçu SBS yi kaldırma baskılarına sınavları üçten bire düşürecek kadar direnebildi.

-Ömer Dinçer baskıları zamanında yerine getirmediği için kısa sürede görevden alındı.

-Nabi Avcı bakanlığı kendisi yönetme yerine saraydaki ekibin talimatlarını yerine getirmeyi tercih etti SBS'yi kaldırdı,  TEOG adı verilen sistemi topluma pazarlama görevini üstlendi.

-İsmet Yılmaz bakanlığın yönetimini Müsteşar ve saraydaki ekibe bıraktı. “Ben artık TEOG olayını istemiyorum” talimatını emir kabul eden saray örgütüyle birlikte hazırladıkları, eskileri mumla aratacak bir sistemi yeni eğitim modeli diye topluma sundu.

AKP her meselede olduğu gibi eğitimde de asla ülke ihtiyaçlarını dikkate alma gereği duymadı, en samimi dileklerle başlayan her düzenlemenin içine siyasi sonuç elde edecek unsurlar sıkıştırıldığı için eğitim sistemi 16 yıldan beri oradan oraya savruluyor.

Yeni sistem diye dayattıkları sistem vatandaşları ilk yılında onlarca problemle boğuşmak zorunda bıraktı, yapılan vaatlerin çoğu fiyaskoyla sonuçlandı, Ziya Selçuk daha göreve başlar başlamaz bu ucubeyi kucağında buldu. Hiç sorumlu olmadığı bir konuda veliler ve öğrencilerden tepkiler yağıyor, eğitimciler bakanlığı beceriksizlikle suçluyor. Sistem bırakın eğitimde sorun çözmeyi sanki özellikle sorun üretmek üzere hazırlanmış gibi görünüyor.

Yaşananlardan sonra muhtemelen yeni bakan da bu sistemi değiştirmek isteyecektir. İktidar partisinin tavrı ise siyasi hedeflerine uygun olup olmadığına göre değişir, önümüzdeki günlerde sistemin amaçlarına hizmet edip etmediğini hep birlikte göreceğiz.

BÜROKRAT GÖREVDEN ALMA SORUN ÇÖZER Mİ?

Sistem şimdiden birkaç bürokratın başını yedi, öğrencilere adresine yakın okullara kayıt sözü verilmesine rağmen bunun yapılmadığı ortaya çıktı, o kadar çok hata var ki yeni Bakanın kasıt arayışına girdiği basına yansıdı.

Ancak Ziya Selçuk’un atladığı bir konu var özellikle son 5-6 yıldan bu yana eğitimde kararlar asla bakanlıkta alınmıyor, yapılan yanlışların asıl sebebi sarayda kurulan paralel bakanlık örgütleri. Eskiden bunların yasal dayanağı yoktu şimdi yasal dayanak ta uydurdular, artık eğitim dâhil hiçbir bakanlığın tek başına yönetilme şansı yok.



Yanlış projelerin mimarı bakanlıktan çok talimatları yerine getiren saraydaki örgütler, saray ve kadrosu kendi zorlamalarıyla hayata geçmiş yanlış projelerde hiçbir sorumluluk üstlenmiyor, işlenen suçları müsteşar ve gariban bürokratların üstüne yıkıp onları kurban vererek kendilerini temize çıkarıyorlar. Yaşananlar rasyonellikten uzak siyasi karar almaya ve kanun dışı iş yapmaya zorlanan tüm görevlilere ders olmalı.

  Türkiye şu anda AKP ve saraydaki gizli örgütünün siyasi projelerinin deneme yanılma alanı. Bu kadronun siyasi ve ideolojik hedefleriyle örtüşmeyen hiçbir projeye izin vermeleri mümkün görünmüyor. Bu şartlar devam edecekse yeni bakanın sarayın etkisini ortadan kaldırması zor, Bakanlıktaki tüm bürokratları da görevden alsa Bakanlığı istediği gibi yönetme şansı bulunmuyor.


Liyakate dayalı kadrolaşma vaadiyle göreve başlayan Ziya Selçuk Hüseyin Çelik döneminde bakanın baskılarına dayanamamış ve TTK başkanlığından istifa etmişti. Saray ekibi Hüseyin Çelik’ten çok daha fazla baskın karaktere sahip, teyze oğlunu bakan yaparak üst düzey bürokratların atamasını bakana bırakmadıkları gibi liyakate dikkate almayacaklarının işaretini veren saraya karşı bakan ne kadar dayanabilecek. Umarız ilerleyen günlerde sarayın baskısından kurtulup kontrolü eline alır ve kendine eğitimde kayda değer iş yapma fırsat verilir. Bu olmazsa o da diğer bakanlar gibi sarayın içerikten yoksun kötü projelerinin figüranı olmaktan kurtulamaz.

LİSELERE GİRİŞ SİSTEMİ DÖKÜLÜYOR

Liseler giriş sistemi öğrencilere ve eğitime ek bir avantaj sağlamıyor, sadece AKP nin siyasi hedeflerine hizmet edecek şekilde planlanmış, neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Öğrenciler okullara iki yolla yerleştiriliyor;

1.Nitelikli dedikleri okullara sınav sonuçları ve tercihlerine göre,

2.Adrese dayalı kayıt alan okullara ise mahalli yerleştirme sistemi dedikleri farklı bir sistemle öğrenci alıyorlar.

Öğrenciler açısından getirdikler bu iki sistemin de eski sisteme göre ciddi eksileri var. Her iki grup öğrenci velileri de bakanlıktan umutla sorunlarına çözüm bulunmasını istiyor.



SINAVLA ÖĞRENCİ ALAN LİSELERDE YAŞANANLAR

Bakanlık öğrenciler üzerindeki sınav baskısını kaldırma gibi bir iddia ile yola çıkmıştı şu anda yaşadıklarımıza bakılırsa sistemin öğrenciler üzerinde sınav baskısını kaldırmaya hizmet etmediği ortada. Çünkü sınavla öğrenci alan okullara yerleşme giderek zorlaştırılmış, öğrencilerin yarışta öne geçmek için daha fazla gayret göstermesi gerekiyor ki bu sınav baskısının birkaç kat daha artacağı anlamına geliyor.

Bakanlık sınavla öğrenci alan lise sayısını yaklaşık 1.300 lere kadar düşürdü, normalde öğrencilerin %60 ından fazlası bu okullara yerleşirken öğrenci adedini toplam grubun %10’una kadar indirdi. Sınavla öğrenci alan okullarda eskiye oranla %80 den fazla bir kısıtlamaya giderek öğrencileri daha dar bir delikten geçmeye zorladılar.

-Fen ve sosyal bilimler liseleri dışındaki sınavla öğrenci alan 2.500 e yakın Anadolu lisesinin %90 ını ya mahalle mektebine ya da İHL sine dönüştürdüler.

-Sınavla öğrenci alan İHL si sayısını 297, Anadolu lisesi sayısını ise 222 olarak belirlediler. Yani sınavla öğrenci alan İHL sayısı Anadolu lisesinden %34 daha fazla.

-Öğrenciler diğer okullara girmek için kıyasıya birbiriyle yarışırken, onlar kontenjanların önemli bölümünü öğrencilerin istekli olmadığı İHL ne aktardılar.

-Sınavla öğrenci alan 5 faklı okul grubu içinde sadece İHL lerine, toplam kontenjanın % 25 ine yakınını ayırdılar.

-İHL lerine istihdam şansı yüksek çok cazip bölümlere sahip Anadolu teknik liselerin tüm bölümlerinden %67 daha fazla kontenjan ayırdılar.

Şimdi tüm öğrenci velilerinin bakanlığı sorgulama hakları var, sınavları kaldırıyoruz diyerek başlamıştınız. Sınavlar kalkmadı, yeni getirdiğiniz sistemin çocuklarımızın geleceğine hiçbir ek katkısı yok sadece sizin siyasi hedeflerinize hizmet ediyor. Ülkenin en başarılı öğrencilerinin % 25 ini İHL lerine kaydetmek için birkaç yüz bin öğrencinin başarı düzeyi yüksek okullarda okumasına engel oldunuz.

Yeni sistemde sınavla öğrenci alan lise grubuna sadece 77 bin kapasite ayrılmış. Bu kapasite hemen dolduğu için birkaç yüz bin öğrenci AKP nin siyasi hedeflerinin kurbanı oldu ve kendi deyimleriyle nitelikli lisede okuma şansını kaybetti. Birçoğu daha başarılı olabilecekken hedefsiz öğrencilerin toplandığı mahalle mektebini seçmek zorunda bırakıldı. Bunun faturası ileriki yıllarda acı acı hissedilecek, eskiden daha geniş bir öğrenci grubu istihdam imkânı olan üniversite bölümlerine girebilirken şimdi bu değişecek, daha büyük bir öğrenci grubunun geleceğe dönük umutları sönecek.

ÖZEL OKULLARA SUNULAN EK AVANTAJLAR

İktidar partisi yaptığı düzenlemelerde özel okulları kollayacak tedbirleri almayı da ihmal etmedi, fakirlik edebiyatı yaparak oturdukları koltuklarda varlıklılara ayrıcalıklar tanıyarak, getirdikleri yanlış sistemden özel okulların zarar görmesini engellediler.

Barajları yükselterek dar ve orta gelir grubundan birçok öğrencinin nitelikli dedikleri okullarda okumasına engeller koyarken, özel okulların sistemden zarar görmemesi aksine sistemden daha fazla yararlanabilmesi için onlara bazı fırsatlar sundular.



Nitelikli okullara giremeyecek birkaç yüz bin öğrenci özel okullara yönelerek kendini bakanlığın kıskacından kurtarmaya çalıştı. Özel okullar öğrencilerine sundukları ek fırsatlarla avantajlı konuma geçti. İktidar partisi de çoğu yandaşlara ait özel okulları bir yandan mali destekle ayağa kaldırmaya çalışırken bir yandan da, onlara devlet okullarından önce kayıt hakkı tanıyarak kontenjanlarını doldurma fırsatı sundu. Bugüne kadar başarısını ispat edemediği için öğrenci bulmakta zorlananlar dâhil farklı eğitim düzeyinde özel okulların büyük çoğunluğu kontenjanlarını doldurduktan sonra devlet okullarında kayıtlara başladılar.

Orta gelir grubundakiler devletin verdiği destek kadar ücretle yetinen henüz başarısını ispatlamamış özel okullara yönelirken, varlıklılar yüksek ek bedeller ödeyerek başarılı özel okullara kayıt yaptırdılar ve iktidarın sunduğu fırsatlarla mali imkâna göre ayrımcılık özel okul sektöründe daha da belirginleşti.

Yeni sistemin İHL ve özel okulları kayırma dışında öğrencilere ve eğitime ek avantaj sunmadığı ortaya çıktı.

İDEOLOJİK AMAÇLI ADRESE DAYALI KAYIT SİSTEMİ CİDDİ SORUNLAR ÜRETTİ

Eğitimciler liselere girişte yeni sistem diyerek dayatılan sistemin çok ciddi problemlerinin olduğunu açıklamışlardı. Ancak iktidar partisi kendi siyasi hedeflerini gerçekleştirmeye yöneldiği için uyarıları hiç dikkate almadı, yerleştirme sonunda yaşananlar uyarıların ne kadar haklı olduğunu gösterdi.

Lisenin zorunlu olduğu ve 1,2 milyon adayın liselere giriş için beklediği bir ortamda adrese dayalı kayıt sisteminde iktidarın okul gruplarını istek ve ihtiyaçları dikkate almadan belirlediği ortaya çıktı. 1/3 ü (107.000’i) İHL olmak üzere 343 bin kontenjan boş kaldı.



-Okul adedini daraltıp öğrencilerin çoğunu lise dışında eğitime yönlendiriyorlar. Öğrenci ihtiyacından çok fazla okulu İHL si olarak belirlemişler,

-Sınavla öğrenci alanlar dâhil İHL lerine 250.000 den fazla kontenjan ayırmışlar, bu sene ortaokulu birmiş öğrencilerin %25 ini İHL lerine doldurmayı planlamışlar. Fakat öğrenciler tercih etmediği için bu okullara ayrılan kontenjanın %48 inin boş kaldığı anlaşılıyor.

-Aynı durum meslek liseleri için de geçerli meslek liselerine ayrılan kontenjanın %45 i de doldurulamamış.

-Hâlbuki mahalle mektebi deyip itibarsızlaştırdıkları liselerde adres dağılım hatasından kaynaklanan % 5 lik bir kontenjan dışında boşluk kalmamış.

Bakanlık adrese göre kayıt sistemi dediği aslında üniversite girişte uygulanan merkezi yerleştirme sisteminin az farklılaştırılmış hali. Bu yüzden üniversite girişte merkezi yerleştirme sonucu yaşanan tüm olumsuzluklar bu sitemde de yaşanıyor. Hiçbir mecburiyet yokken ülkedeki liselerin tüm öğrencileri alacak kapasitesi varken kendi iradeleri ile çemberi daraltıp öğrenciler dar bir çemberden geçmeye zorluyor ve geçemeyenleri hayatının baharında başarısızlığa itiyorlar.


Kimse şu soruları sormuyor. Madem adrese dayalı kayıt yaptıracağız niçin merkezi yerleştirme yapıyorsunuz?  Biz en yakınımızdaki okula kendimiz gidip kayıt yaptıramaz mıyız? Bunu niçin engelleme gereği duydunuz?

Bunun iki sebebi var

1.Eğer merkezi yerleştirme olmazsa iktidar partisi yeni açtığı yüzlerce İHL ni asla dolduramayacak,

2.Galatasaray Lisesi gibi her ildeki başarı düzeyi yüksek okullarda iktidar istediği gibi at koşturamayacak.

Velileri kendi iradesine bırakmadıkları gibi okulları da öğrenci ihtiyaçlarını dikkate almadan belirlemişler. Örneğin boş kalan 393.000 kontenjanı öğrencilerin daha çok istediği lise grubundan okullara ayırsalardı, öğrencilere lise daha fazla seçenek sunsalardı, hem okullarda boş kontenjan olmazdı hem de boşta kalan öğrenciden bahsedilmezdi.

Hâlbuki iktidar partisi birçok okulu İHL'ye dönüştürdü, bu okulları öğrenciyle doldurmak için her yolu denediler. 500 den fazla okulu hem sınavla, hem de mahalli yerleştirmeyle öğrenci alacak şekilde planlamışlar, bunların çoğu İHL böylece aynı okul bünyesinde bazı sınıflara sınavla öğrenci alacak bazılarına ise mahalli yerleştirmeyle alıp boş okul binalarını dolduracaklar.

Son yıllarda halkın beğenerek öğrenci gönderdiği yatılı öğretmen liselerini kapattılar, merkezi yerlerde olmayan öğrencilerin önüne İHL inde parasız yatılı okuma fırsatı sunarak taşradan gelenlerin çoğunu İHL yurdunda kalmaya mecbur edecek bazı okulları bu yöntemle dolduracaklar. Hiçbir konuda iyi niyetli değiller atılan her adımda siyasi sonuç devşirecek hususlar ekliyorlar, kendi ideolojik hedeflerini gerçekleştirmek için vatandaşlara arka arkaya tuzaklar kurmaya devam ediyorlar.




Bu arada olan gariban vatandaşa oluyor, birçok öğrenci hayallerinin yıkıldığını söylüyor.

-% 15 lik dilime girmesine rağmen kendi muhitindeki 3 mahalle mektebine bile yerleşemeyenler,

-Okul başarısı 90 ının üzerinde olduğu halde lise grubu tercihlerinden hiç birine girme şansı bulamayanlar,

-Tüm kriterleri tutuğu halde sistemdeki yanlışlık yüzünden mağdur edildiğini düşünenler,

-Adrese dayalı kayıttan yararlanmak için evini taşımak zorunda kalanlar,

-Evlerine en yakın Anadolu Lisesi başka okul grubuna dönüştüğü için mağduriyet yaşayanlar,

-Henüz hazır olmayan meslek liselerini bile seçtiği halde yerleşemeyenler,

-Milli Eğitim Müdürlüklerinin kapısını aşındıranlar,

-Milli eğitimin yaptığı beceriksizlikler yüzünden çocuklarının psikolojisinin bozulduğunu söyleyenler...   

BAZILARI BOŞTA KALMAMAK İÇİN İSTEMEDİĞİ OKULLARI SEÇMEYE ZORLANDIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Bakanlık 1.2 milyon öğrenciden 798 binini adrese dayalı kayıt sistemiyle istediği okullardan birine yerleştirdiğini aktarıyor, bu gerçeğin sadece bir bölümünü açıklayarak yaşananları saklamak ve her şeyin yolunda gittiği izlenimi oluşturmak için yapılıyor. İktidar partisi siyasi hedeflerine hizmet edeceğini düşündüğü okulları doldurmak amacıyla velileri lise dışında bir okul seçmeye zorladı. Çocuklarının boşta kalmasını istemeyen velilerden bir bölümü hiç istemedikleri halde tercihlerine İHL ya da meslek lisesi gibi okulları eklemek mecburiyetinde bırakıldılar.

Öğrenci ve veli iradesini boşta kalma korkusuyla baskı altına alıp okulları doldurmaya çalışan bir yönetim tarzının eğitim açısından ne kadar problemler üretmeye gebe olduğunu uzmanlar görüyor. Ancak istediği okulları doldurmak dışında hiçbir hedefi olmayan bakanlık yetkilileri hem pedagojik açıdan hem de ahlaki açıdan sorunlu olan bu yöntemi kullanmaktan kaçınmıyorlar. Dünya da din okullarında eğitim alan öğrenci adedi hep sınırlı düzeyde olmuştur. Bir ülke düşünün ki, yöneticileri çeşitli hileli yöntemlerle lise çağındaki öğrencilerin yaklaşık üçte birini iradeleri dışında din okullarına doldurmaya çalışıyor.



Geçmişte anne babasının zorlamasıyla İHL'ye kayıt yaptırmış öğrencilerden bazıları tüm değerlere isyan eder hale geldiğini bu okullarda görev yapanlar iyi bilir. Devlet zoruyla bu okullara kayıt mecburiyetinde bırakılan öğrencilerde oluşacak psikolojik travmayı zorlama sonucu moral değerlere karşı içte oluşacak reaksiyonu şimdiden tahmin etmek zordur.   

NAKİL VE TERCİHLER DÖNEMLER HALİNDE YAPILACAK

İlk tercih başvuruları 6-10 Ağustos arasında, ikincisi 13-17 Ağustosta üçüncüsü 27-31 Ağustosta, dördüncüsünün de 3-6 Eylül tarihleri arasında yapılacağı duyurulmuş.

Öğrenciler için endişeli bir bekleyiş dönemi başlıyor, önce daha iyi bir okula girmek için şanslarını deneyecekler, başarılı olamadıkça çıtayı düşürecek ve en sonunda birçok öğrenci hiç istemedikleri okullara kayıt mecburiyetinde kalacaklar.

Sistem öğrenci seçeneklerini artırmaya göre değil okulları doldurmaya göre planlanmış, öğrencilere istedikleri okul grubunda boş kontenjan olmadığı için yeni alternatif sunamayacaklar. Birkaç kez tercih fırsatı verilmesi başlangıçta bir avantaj gibi görülebilir. Hâlbuki bakanlığın öğrencilerin ilgi duyduğu okullara yönelmesini sağlama gibi bir derdi yok, ek yerleştirme fırsatları okullardaki boş kontenjanları doldurmak için üretilmiş bir çözüm gibi görünüyor.  Sistemin mantığı liselere girme şansını kaybetmiş bir öğrenciyi daha fazla seçenek sunma yerine kerhen de olsa istemediği okullara kayda zorlamaya dayanıyor.

Eylül başı itibarıyla kayıtlar sona erecek Ziya Selçuk döneminde farklı bir tavır sergilemezlerse ilerleyen günlerde birkaç yüz bin öğrenci ve velisinin süreçte ve daha sonra yıllarca yaşayacağı sıkıntıları görmezden gelecekler. Her zaman yaptıkları gibi problemleri halının altına süpürüp liselere girişte yaşanan tüm sorunları başarıyla çözdüklerini açıklayarak bu defteri kapatacaklar.

BAZILARI İÇİN AÇIK LİSE ZORUNLU SEÇENEK

182 bin aday hiç tercih yapmamış, 91 bin aday tercih yaptığı halde hiçbir yere yerleştirilemediği için boşta kalmış. Liselere kayıt hakkı kazanamayan 270 bin adayın çoğu ek yerleştirmelerde İHL si ya da meslek lisesini seçmezse açık liseye kayıt olmak zorunda kalacak, devlet kendi eliyle ortaokulu bitiren çocukların %22 sini yüz yüze eğitim kurumlarından kovacak ve uzaktan eğitimle çıraklığa mahkûm edecek.

Çocuklarının hiçbir yere yerleşemediğini gören velilerin çoğu adresinize yakın okula kayıt yaptıracaksınız denilerek kandırıldıklarını düşünüyor, Milli Eğitim Müdürlüklerine başvurarak çocuğunun eğitim hakkını arıyor.   



Görünüşte sınavları kaldırıyoruz herkes kendi mahallesindeki mektebe gidecek dedikleri halde; çok sayıda liseyi diğer okul gruplarına dönüştürerek kapattıkları için adrese dayalı kayıt sisteminde öğrencilerin önüne 3 lise dışında seçenek sunmadılar. Bu üç liseye giremeyenleri ise yüz yüze eğitim istiyorlarsa İHL ya da meslek lisesine zorluyorlar. İstemeyenleri açık liseye mecbur ediyorlar. Okul adedini daralıp öğrencilerin çoğunu lise dışında eğitime yönlendiriyorlar.

TÜM VATANDAŞLARI MAĞDUR EDEN SİSTEM İKTİDAR İÇİN NEDEN ÖNEMLİ

İktidar partisi diğer devlet okullarında kendi ideolojik hedeflerine uygun genç yetiştirme şansının olmadığını düşünüyor. O okul öğrencilerine görüşlerini anlatmakta zorlanacakları için kendini kolay kabul edecek bir okul grubunun öne çıkmasını her şeyden önemli görüyor. Tüm eğitim sistemini karıştırma pahasına bu okul öğrencilerine ayrıcalık kazandıracak adımlar atmaya devam ediyor. Diğer okullardaki öğrenciler onlar açısından azınlık konumuna itilerek baskı altına alınacak ve zorla ideolojilerini kabul ettirebilecekleri grup olarak görülüyor.

Yıllara yayılmış bir planla gençler arasında İHL li öğrenci sayısını artırıp onların baskısıyla diğerlerini isteği dışında davranışlara zorlayabileceklerini bu yolla inanmasalar da zorla siyasi ve ideolojik görüşlerini kabul ettirebileceklerini zannediyorlar.









 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ