'Kürtçe ninni için Türklük bürokrasisinden geçerek temiz kağıdı almak zorunda'

'O Ses Türkiye' yarışmasında, 20 saniyelik Kürtçe bir ninni söylemek için Acun Ilıcalı'dan izin isteyen yarışmacı Hayri Kasaç ile ilgili tartışmalar sürüyor.






Annesinin Türkçe bilmediğini ve kısa bir Kürtçe ninni söylemek istediğini belirten Kasaç'a Ilıcalı izin verdikten sonra, Kasaç da ninnisini söyledi ancak sosyal medyada, Kasaç'ın kısa bir Kürtçe ninni söylemek için 'rica ve minnet'te bulunması tartışmaları da beraberinde getirdi. 

Gazete Duvar yazarı Mücahit Bilici de, 'izin alma' sürecini eleştirenlerden.

Kasaç'ın tutumunu 'Türklükten izin almak' şeklinde yorumlayan Bilici şu ifadeleri kullanıyor:

"O Ses Türkiye' isimli bir televizyon programında genç bir şarkıcı Kürtçe bir ninni söylemek istiyor. Bunun için “yayıncı”dan (önce patron ama daha derinde Türklük) izin istiyor. Haklı, çünkü işleyeceği şeyin bir tür cürüm olduğunu biliyor. Denklemden teknik nezaket kısmını çıkardığımızda bile geride neredeyse bir 'dilenme' edasından kurtulamayan bir üslup görüyoruz: İstediği şeyin 'küçücük' olduğunu tekraren söylüyor. Annesinin o bebekken onun kulağına fısıldadığı ninniyi televizyondan annesine hitaben okumak istiyor. Annesinin “tek kelime Türkçe bilmiyor” olduğunu dile getiriyor. O bu vesileyle “annesinin gönlünü almak” istiyor. Kürtçe bir ninni, söylenebilmek için ruhlara işlemiş Türklük bürokrasisinin içinden geçerek 'temiz' kağıdı almak zorunda."

Kasaç'ın 20 saniyelik ninni için 35 saniye özür ve mazeret beyan ettiğini ifade eden Bilici, bu durumu, "Yani güvenlik soruşturmasından geçiriyor kendini. Temiz kağıdını alması için kendini sıfırlaması, politiklikten biyolojikliğe ricat etmesi gerekiyor. Annesini anneliğe, kendisini de bebekliğe geri çekmek zorunda. Yaptığı şey merhametten başka bir şeyle muhatap kalmamayı garantileyecek şekilde kendini iptal etme işlemi. İzin koparabilmek için hak ve iddialardan geri çekilme eylemi gerçekleştiriyor" tepkisini gösteriyor.

Bilici, yazısının sonunda Ahmet Kaya'nın Kürtçe şarkı okuma tutumuna da değiniyor ve ekliyor:

"Hayri Kasaç örneğini başka bir örnekle karşılaştırmadan bu bahsi tamamlamak doğru olmaz. Türk huzurda Kürtçe konuşma olaylarının en meşhurlarından biri, kuşkusuz, Ahmet Kaya’nın saldırıya uğradığı ödül gecesindeki konuşmasıdır. Aradaki fark neydi? Ahmet Kaya özgürleşmiş bir Kürt olarak dilenmek ve acınma talebinde bulunmak yerine sahip olduğu Kürtçe şarkı söyleme ve klip çekme hakkını ve bir Kürt olarak insaniyetini başı eğik, mahcup bir şekilde değil, başı dik bir surette dile getirme cüretinde bulunmuştu. Onun Türkçe konuşması bir Kürtçe konuşma cesaretiydi. Huzurdaki efendilerin cevabı ne oldu? Ahmet Kaya, ellerine geçen çatal, bıçak, marş ile saldırıya uğradı. Türk milliyetçiliğinin satırlı kültür esnafından, köksüz medya tetikçilerine ve hukuksuz adli bürokrasisine uzanan tahakküm altyapısı devreye girip onu sürgüne mahkum etti ve sürgünde vefat etti (bu vesileyle Ahmet Kaya’ya binlerce rahmet)."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ