"Külliye’de sistemi reform çalışmaları... Yoksa başbakanlı sisteme mi geçilecek?"

"Bizim ülkemizde genellikle “Kervan yolda düzülür” anlayışı hakimdir; kim biraz fazlaca sıkıştırılan “İstim arkadan gelsin” beklentisine benzer bir ruh haline bürünülür."




Gazeteci Fehmi Koru'nun analizi şöyle:


“İstim arkadan gelsin” deyimi için kaynak olarak şu olay anlatılır: 

“Zamanın İran şahı, Urumiye Gölü’nde saray hizmetlerinde kullanılmak için alınan bir istimbota binmiş. Fakat buhar kazanı hareket için yeterli buhar tutamadığından istimbot birkaç dakika hareket edememiş. Bu beklemeden canı sıkılan şah, kızgınlıkla neyi, niçin beklediklerini sormuş. Yanındakilerin, ‘İstim bekliyoruz şah hazretleri!’ cevabı üzerine, istim kelimesinin ne olduğunu bilmeyen şah, köpürerek bağırmış: ‘Canım bu ne saygısızlık? Bir istim için şah bekletilir mi? Biz gidelim, istim arkadan gelsin’ demiş.”

[Türkçe bir deyimin kaynağının İran’a ve Şah’a dayandırılmasının hoşluğu sizin de dikkatinizi çekmiş olmalı.]

Acelemiz vardır, bir şeyi kafaya koyduk mu, konu ne kadar ciddi, hassas ve üzerinde ayrıntıyla durulmayı hak etse de, onu bir an önce gerçekleştirmek ister, bu arzumuzu da abartılı beklentilere dayalı reklam ve propagandalar eşliğinde yanımızdakilere, kitlelere kabul ettirme gayretine gireriz.

‘Cumhurbaşkanı başkanlık sistemi’ne geçmemiz de böyle olmadı mı?

Külliye çalışıyor

Sistem üzerine tartışmalar 2015 seçimlerinden sonra neredeyse bıçakla kesilmiş gibi kesilmişken, önceleri sistem değişikliğine ve özellikle de sistem değişikliğinin iktidardaki parti eliyle gerçekleştirilmek istenmesine şiddetle karşı çıkan bir parti liderinin, bugün bile bilinmeyen bir sebeple aniden tavır değiştirerek “Halkoyuna gidilsin, destek veririz” demesi üzerine  konu yeniden canlanmıştı.

Reklam

‘Parlamenter sistem’ kötülendi ve ülkeye ‘yeniden hız kazandıracak en büyük atılım’ olarak takdim edilen ‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ne 16 Nisan 2017 tarihli referandumla geçildi. 

İki yılı aşkın süredir yeni sistemle yönetiliyor ülkemiz. 

Yeni sistemin abartılı beklentilere cevap vermekten uzak kaldığı, ülkenin kapısına dayanan pek çok iç ve dış sorunun çözümünde sıkıntılar yaşanmasına sebep olduğu, artık referandum öncesinde onu en çok savunanlar tarafından da itiraf ediliyor.

Başkalarının itirafına ihtiyaç yok zaten; sistemin ürünü olan kurum da kendini ‘reforme etme’ çalışmalarıyla yeni sistemin düzeltilmeye muhtaç olduğunu herkese duyurmuş oluyor. 

Dün bazı gazeteciler davet edilerek Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sistemin medya boyutunu ele alan bir toplantı düzenlenmiş; o toplantıya katılan Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya bugün yazdı da sistemi yenileme çalışmalarının kapsamı hakkında bilgi sahibi olabildik. Toplantıyı düzenleyen Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay, medya mensuplarından önce de, ‘iş, akademi, sivil toplum kuruluşları mensuplarını davet edip herbiriyle sistemin aksayan yönlerini tespit edip ortadan kaldırma yöntemlerini belirleme’ amaçlı toplantılar yapmış. 

Muharrem Sarıkaya bu amaçla 30 kadar toplantı yapıldığını kayda geçiriyor.

Ne güzel değil mi?

İki yıldan fazla süredir yürürlükte olan sistem, halkın oyuna sunulmadan önce yapılsa çok daha anlamlı olabilecek bir çalışmaya, bugün konu ediliyor.

Kervan yolda düzülüyor, istim arkadan geliyor…

Bu arada yapılan bu kapsamlı çalışmalara rağmen ‘en büyük sorunun ne olduğu konusunda henüz bir veriye ulaşılamadığını’ ve ‘analizlerin gelecek hafta çıkacağını’ da öğreniyoruz.

Veriler çıkınca ne olacak acaba?

Başbakan geri gelebilir

Etrafta söylenen, bu çalışmanın başbakanlı bir yarı-başkanlık seçimine zemin hazırlamak üzere yapıldığı… Hatta İstanbul belediye başkanlığına aday gösterildiği halde seçilememiş eski bakan, eski başbakan ve eski TBMM başkanı Binali Yıldırım’ın, sistem değişikliğine gidildiği takdirde, yeniden başbakan olarak atanabileceği de söyleniyor…

Tabii bu, eğer hayata geçirilirse, yeni sistemle en geniş yetkilerle donatılmış olan cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin daraltılması anlamına geleceği için hayati önemde bir ‘reform’ olacaktır.

Olur mu?

Bu soruya “Olur” cevabını verenler, tekrarlanan İstanbul seçiminde yaşanan depremin AK Parti’yi sistem değişikliği üzerinde yeniden düşünmeye sevk ettiği görüşünü dillendiriyorlar. İstanbul’da -tabii başkent Ankara ile pek çok büyükşehirde de- yaşanan siyasi zemin kaymasının ilk genel seçimde de tekerrür etmesi durumunda ortaya çıkabilecek tablo endişe kaynağı sayılıyor. 

Seçime kadar geçecek sürede siyasette kartların yeniden karılması durumunda, MHP ile ittifakı sürse bile, AK Parti’nin cumhurbaşkanı seçtiremeyecek bir duruma düşebileceği endişesi…

Gelecek cumhurbaşkanı AK Partili olmazsa, onun değişen sistemde öngörülmüş olağanüstü geniş yetkilerle donatılmış olmasını da bu endişeye eklemek gerekiyor…

Ülkeyi köklü bir sistem değişikliğine sürüklemeden önce bu ihtimaller üzerinde derinlemesine düşünülerek denge ve denetleme mekanizmalarının ihmal edilmemesi beklenirdi.

Ama ah o “Kervan yolda düzülür” ve “İstim arkadan gelsin” alışkanlığımız yok mu, o aceleyle işte bugünkü endişeli ortama gelindi.

Dünkü toplantıda herkes eteğindeki taşı dökmüş, sert eleştiriler yapılmış, ağırlıklı olarak hükümete yakın isimler de eleştirilere katılmış ve onlardan biri kendini tutamayıp diğerlerini güldüren şu cümleyi sarf etmiş: “Farkında mısınız; biz bütün bu cümleleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ve Reisin bulunduğu binada söyledik…”

Keşke kervan yola çıkmadan da söyleyip yazabilselerdi.

Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ