Kirli senaryolara rağmen Türkiye'nin dünya çapında tek markası Hizmet Hareketi

"Bugün hizmet hareketinin en önemli önceliklerinden biri dünyada üretilmiş tüm olumlu değerlerden yararlanarak her toplumda ortak sorunlara toplumların özelliğine göre çözümler geliştirmek, o ülkede insani değerlerin yükselmesine katkı sunmaktır."
İsmail S. Gülümser/Aktif Haber

AMAÇ VE HEDEFLERİ

Hizmet hareketinin kurgusunda Gülen’in direk etkili olduğu söylense de o;


-Ortak projeler etrafında insanları birleştirerek, faaliyetlere katılımı teşvik edip katkı sunanların motive ederek,

-İslam’ın temel kaynaklarına vukufiyeti ile çalışmaların daha az hata ile yürütülmesi için çerçeve belirleyerek

Projelerin başarısında ve en olumsuz şartlarda bile ümidini kaybetmeyerek sürekliliğinde etkili olmuştur.

Alandaki faaliyetlerin çeşitliliğine gelince bu daha çok görev alanların kendi aralarında kurdukları dayanışma ağlarıyla ortaya çıkmış ve gelişerek yaygınlaşmıştır.

Hizmet hareketinin amaç ve hedefleri şartlara göre sürekli gelişme gösterdi. İlk yıllarda Allah’ın yüce adının tüm insanlığa duyurulması gönüllerde ona karşı haşyet hissinin uyarılması hedefiyle başlanılmış, Hz peygamber ve onun kutlu ashabı hakkında toplumda sevgi hislerinin uyarılması için gayret edilmiştir.

Bir dönem toplumun dinimizin temel değerleriyle buluşması, ulvi değerle bezenmiş huzurlu toplum oluşması önemli bir hedef haline geldi. Kendini ülke geleceğinde sorumlu hisseden eğitimcilerin hicret edip ülkenin her tarafında öğrenciler için ev, yurt, okul dershane açmaları teşvik edildi.  1991 yılında SSCB nin yıkılmasından ve Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığını elde etmesinden sonra Gülen kendi çevresindeki insanlardan hedef büyütmelerini istedi. “Bugün soydaşlarımızın yanında olma zamanı, onlara vefa borcumuz var imkânı olan gitsin zor zamanlarında yanlarında olsun” dedi.

Önce Türk cumhuriyetlerine giden insanlar oraların şartlarına göre yeniden hedef belirledi ve yabancı kültürle yetişmiş toplulukların geçmişten gelen değerleriyle yeniden buluşması en önemli hedef haline geldi. Onun yürekleri hoplatan konuşmalarla yaptığı teşviklerden etkilenen insanlar dinin temel kaynaklarından alınmış yeni bir hicret hareketi başlattı, sahabeye benzer durulukta bir amaçla yüzlerce insan ülkedeki işini bırakarak kardeş topluluklara göç etti.

Türk cumhuriyetleri ile başlayan hicret dalgası önce yakın çevremizdeki İslam coğrafyasına, oradan Afrika’ya ardından da Avrupa, Asya, Amerika ve uzak doğuya kadar yayıldı. Bu aşamadan sonra dünyanın birçok coğrafyasında insanların gönül dünyasında sevgi tohumları ekmek için amaç ve hedefler biraz daha geliştirildi. İnsanlığın geçmişten günümüze geliştirdiği ortak mirasını değerlendirip onların problemlerine çözüm üretme önemli bir hedef haline geldi.

Bugün hizmet hareketinin en önemli önceliklerinden biri dünyada üretilmiş tüm olumlu değerlerden yararlanarak her toplumda ortak sorunlara toplumların özelliğine göre çözümler geliştirmek, o ülkede insani değerlerin yükselmesine katkı sunmaktır.

GELİŞİM SEYRİ

Hizmet hareketinin başlatılmasında Gülen’in yetiştiği ortamdan aldığı heyecana bağlı yüksek motivasyon ve bir gurup gönüllü ile birlikte geliştirdiği aksiyonların rolü büyüktür. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren toplumda dinin yozlaşmasına karşı Bediüzzaman’ın verdiği mücadele ve en olumsuz şartlarda bile saffet ve samimiyetle çevresindekilere kazandırdığı yüksek duygular onun için örnek teşkil etmiştir. Dinin toplum hayatından çıkarılıp atılmak istendiği bir dönemde her gün tutuklanma tehdidi altında bile yılmadan derslere devam eden küçük ama ulvi hedeflere yönelmiş bir grupta gördüğü heyecan ümit kaynağı olmuş ve insanlığın yüce idealler etrafında toplanabileceğine olan inancını artırmıştır.

Ailesi ve yetiştiği ders halkasında gördüğü Allah’a karşı saygı hissini Erzurum ve İzmir’de katıldığı rejimin baskısı altındaki risale-i nur ders ortamlarında bulmuş. İhlâs düsturlarıyla hareket eden insanlardaki davranış bütünlüğü, ibadetlerdeki ciddiyet ve haşyeti, inandığı değerlerin yaşandığı bu küçük ders gruplarındaki içtenlik onun için itici güç olmuştur. Gizli saklı yerlerde birkaç kişiyle yürütülen yetişkinlere dönük ders halkaları ile yetinilmemesi, ülke gençliği için sorumluluk alınması gerektiğini düşünmüş ve o günlerde en babayiğitlerin bile baskıdan korkup kaçtığı sorumlulukların altına kendi iradesiyle girmiştir.

5-6 kişinin istifade ettiği evler yanında daha geniş bir gruba aynı samimi duyguların aktarılabileceği inancıyla Kestane pazarında Kuran kursu öğretmenliğini seçmiş. İlkokul 5. Sınıfı bitirenlerin alındığı kursta küçük bir kulübede kalarak eğitim faaliyetlerine başlamış, evlenmeyip bekâr kalmayı tercih ederek bu öğrencilere hayatını vakfetmeyi planlamış ancak çalkantılı dönemde vaizlikle görevlendirilmesinden sonra kurstan ayrılmak zorunda kalmıştır.

Vaazlarından etkilenen ona inanmış birkaç kişiyle bir yandan üniversite öğrencileri için evler açarken bir yandan da Güzelyalı ve Bozyaka’da vakfa ait binada kendi yetişme tarzına uygun “ihzariye” adı verilen bir eğitim modelini bizzat kendisi de derse girip uygulayarak geliştirmeye çalışmıştır.

Etkili vaazlarında gençliğin o günkü problemleri için çözüm aramış, vaaz sonrası yaptığı görüşmelerde çevre il ve ilçelerden gelip “biz ne yapalım?” diyenlere öğrenciler için ev yurt ya da ihzariye kursu açmalarını önermiştir. Bu sayede İzmir’in civar il ve ilçelerinde evler yurtlar Bozyaka’dakine benzer izhariye kursları açılmış ve dar imkânlarla da olsa bölge insanlarının gençliğin problemlerini çözmede sorumluluk almaları sağlanmıştır. 1980 ihtilaline kadar hizmetin kurumsal yapıdaki tek eğitim tarzı bu kurs modelidir, ancak ihtilalcılar Süleyman efendi talebelerinin kurslarını engelledikleri gibi bu kurslara da yasal dayanağı olmadığı için izin vermemiştir.

Hizmet hareketinin  kurstan eğitim alanına yönelmesi ihtilalcilerin engellemesiyle olmuş, boşta kalan bu binaları değerlendirmek için bazılarına yurt izni alınırken bazıları okula ya da dershaneye dönüştürülmüştür.  Hizmetin dershanelerinin temeli 1970 lerin başlarında İzmir merkezli Salepçioğlu camisinin bir odasında okullar kapandıktan sonra yapılan gönüllük esasına dayalı ücretsiz hızlı devre kurslarına dayanır. 80 darbesinden sonra ihzariye kursları kapatılıp hizmetin eğitim faaliyetleri engellenince, vakfa bağışlanan Balçova’daki iki dairelik bir yerde geçmişte deneyimi olan birkaç gönüllü ile dershanecilik başlatılmış, ardından bitpazarında kiralık bir binaya aktarılarak resmi izinle ücretli hizmet veren ilk hizmet dershanesi açılmıştır.

Bozyaka’daki bina yurda dönüştürülmüş ancak darbecilerin müdahale edebileceği kuşkusuyla bina okula dönüştürülmüş ve hizmetin ilk özel okulu faaliyete başlamıştır. 1980-86 arası Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmış 6 yıl arandığı dönemde bile ülke problemlerine çareler aramış, evler yurtlar yanında özel okul ve dershanelerle eğitim faaliyetlerinin ülkeye yayılmasında etkili olmuştur. 86 dan sonra İstanbul’a yerleşerek diyalog faaliyetlerini başlatmış her kesimden insanın desteği hizmetin hareket alanını genişletmiştir. Bu dönemde farklı kesimleri eğitim alanındaki faaliyetleri desteklemeye çağırmış, bu olumlu ortam 1998 de 28 Şubatçılar onu suçlu ilan edinceye kadar devam etmiştir.

Post modern darbecilerin meslek liselerine üniversite girişte katsayı engeli konulması özellikle dershaneler için ciddi sorun olmuş, bunu aşmak için dershaneler ilköğretim düzeyinde öğrenci almak zorunda kalmış, bu hizmet hareketi için yeni bir açılım ve büyük bir sıçrama vesilesi olmuştur. Az sayıda okul ve dershanede sadece orta tabakaya ya da İHL ve meslek liselerine hitap eder gibi görünen eğitim faaliyetleri 28 Şubattan sonra büyük bir ivme yakalamıştır. Yeni gruplarla eğitim kurumlarının profili değişmiş ve ülkenin en başarılı öğrencilerinin tercih ettiği kurumlar haline gelmiştir. Okul ve dershanelerin yayılmasını üniversiteler takip etmiş önceleri sadece düşük puanlı öğrencilerin seçtiği üniversiteler bir süre sonra en başarılı öğrencilerin tercih ettiği okullara dönüşmeye başlamıştır.

Türkiye’deki başarı yurtdışına taşınmış önce Türk cumhuriyetleriyle başlayan eğitim faaliyetleri sonra diğer ülkelere yayılmış ve dünyanın 150 den fazla ülkesinde okullarıyla üniversiteleriyle eğitimde bir Türk modeli ortaya çıkmıştır.  Bugün onca aleyhte kampanyaya rağmen dünyanın birçok ülkesinde başarıyla eğitim sürdürülmektedir.

Hizmet hareketi 80 ihtilalı ve 28 Şubat gibi kriz dönemlerinden sonra farklı alanlara kayarak eğitim yoluyla topluma faydalı olmaya devam etmiş onlardaki istikrar, sabır ve mücadele azmi sayesinde kriz dönemleri yeni hamlelere dönüşmüştür. Şu anda da ülke özellikle hizmet hareketini hedef alan büyük bir krizden geçmektedir, şartlar ne kadar ağır olursa olsun onlar sebat ve devamlılıkla kendilerine yeni alanlar bulacak ve insanlığa faydalı olmayı sürdürecektir.

GÜLEN’İN KENDİNİ İFADE YOLLARI

Gülen ilk yıllarda düşüncelerini vaaz kürsüsünden aktarmaya çalışmıştır. Ülkede sağ sol çatışmalarının yaşandığı gençlerin birbirini öldürdüğü dönemde o hiç ümitsizliğe düşmemiş, toplumun problemlerinin çözümünü devletten beklememiş halkı çözüme ortak olmaya davet etmiştir. Günün şartlarının elverdiği ölçüde geliştirdiği çözüm yolları etrafında halkı birlikte olmaya çağırmış,  küçük de olsa bir grup onun davetine olumlu yanıt vermiş, toplayabildiği insanlara olumlu projelerini aktarmış ve üniversite öğrencilerine evler açarak çalışma başlatmıştır.

Seriler halinde devam eden vaazlarında o gün gençlerin kuşku duyduğu Allah’ın varlığı birliği, peygamber sevgisi, kadere iman, ahirete iman, namaz, oruç, haç vb imanın ve İslam’ın temel esaslarını anlatmış bunun yeterli olmadığını görünce akşam soru cevap sohbetleri başlatmıştır.  Bu vaazlar daha sonra kitap olarak yayınlanmış ve evlerde başucu kaynağı olmuştur.

Vaaz kürsüsünden anlatamadığı geleceğe dönük projelerini onun teşviki ile çıkan bir dergide başyazılarda anlatmış bu yolla eğitimle ilgili yol haritasını çizmeye çalışmıştır.  Her dergide yayınlamış bir pırlanta değerindeki sözle temel kaynaklardan alarak geliştirdiği yüksek mefkûreli insan modelini aşamalı olarak muhataplarına aktarmıştır. O İslam’ın temel kaynaklarını büyük ölçüde taramış iyi bir araştırmacıdır, ancak sadece iyi bir araştırmacı olmakla yetinmemiş araştırıp bulduğu şeylerin topluma mal olması için yollar aramış ve bulmuştur. Vaazlarda anlattıkları bantlarla elden ele dolaşmış, dergide yazdıkları sohbet halkalarının vazgeçilmez gündemi olmuştur.

O sadece yazar ve hatip değil aynı zamanda bir aksiyonerdir. Ürettiği düşüncelere inanan küçük bir grubu toplayarak kendi aralarında ortak proje geliştirmeye teşvik etmiş, İzmir merkezli başlayan projeler birçok belde için ilham kaynağı olmuş ve hızla yayılmıştır. Onun düşüncelerinden etkilenenler sorumluluk duygusu içinde kendi beldelerindeki çalışmaların dinamosu haline gelmiştir.

O kritik dönemleri doğru değerlendirmiş iyi bir rehberdir, ihtilaldan önce kendine verilen kürsü fırsatını toplum yararına değerlendirmiş, açılmasına vesile olduğu ihzariye kurslarıyla faydalı olmaya çalışmış, elinden alınınca küsüp oturmamış arandığı dönemde bu kez eğitim projelerine rehberlik yapmıştır. Kendini vaazla ifade edemediği dönemde il il dolaşarak insanlara ulaşmış ihtilalın boğucu atmosferine rağmen insanları doğru projeler etrafında birleşmeye davet etmiştir.

Bütün yolların kapandığı dönemde çevresinde toplanmış küçük bir grupla dünyayı saracak eğitim projeleri üretmeye soyunmuş, her dönemde kurduğu istişare meclisleriyle ülkenin problemlerine çareler aramıştır.   Bugün de tüm engellemelere rağmen o duygu ve düşüncelerini dünyaya yayılmış sevenlerine aktaracak yollar bulmaktadır. Onun kurduğu bilgi akış yolları en kapalı iklimlerde bile bir şekilde muhataplarına ulaşmaktadır.

Onun bugüne kadar anlattıkları yazdıklarının tamamı iyi bir editoryal kadro tarafından tasnif edilmiş basılarak toplumun faydasına sunulmuştur. Her biri alanında örnek teşkil edecek içeriklerle dolu onlarca eseri bugün Türkiye’de yasaklanmış ve mevcutları imha edilmiştir. Ancak bu yayınlar yurt dışında basılarak tüm dünyaya yayılmaya devam etmektedir.

Bir devletin bütün imkânlarını seferber ederek ürettiği karalama kampanyalarına rağmen özellikle gelişmiş ülkelerde onun çalışmaları hakkında olumsuz düşünce oluşmamıştır. Çünkü o yaptığı her faaliyetin insani çizgiler içinde yürütülmesine özen göstermiştir. Onunla irtibatlandırılarak atılan binlerce asker ve polis ellerinde silah olmasına rağmen hiçbiri yanlışa bulaşmamış, şiddete yönelmemiştir. İktidarın kendi kurguladığı darbeyi onun bağlılarının üzerine atmak için planladığı senaryo yoğun sansüre rağmen tüm dünya tarafından bilinmektedir.

KULLANDIKLARI YÖNTEM VE PRENSİPLERİ

Hizmet projelerinde rol alan insanlar belli prensipler etrafında bir araya gelmiştir, esnaflar projelerin mali ayağını desteklerken eğitimcilerde insan kaynağını yetiştirmek için kolları sıvamış birinin mali kaynaklarından fedakarlığı diğerlerinin bireysel yaşamından fedakarlığı birleşince harika eğitim projeleri ortaya çıkmıştır.  Ülkede herkesin birbirinden kaçtığı kardeşler arasında bile ortaklıkların yürümediği bir toplumda hizmet hareketi mizaç farklılıklarına rağmen insanları ortak projeler etrafında toplamayı başarmıştır.

Bu sonucun ortaya çıkmasında en önemli faktör, yapılan projelerden kimsenin şahsi menfaat beklememesi ürünlerin ülkenin ortak yararına hizmet ettiğini herkesin görmesidir. Çünkü menfaat çatışma alanıdır, hizmet kurumlarında kişilerin çatışacağı ortam adeta yok edilmiş, herkesin katkı sunacağı kimsenin bir beklentisinin olmadığı modelle çalışmalar yürütülmüştür. Bu yüzden ticari hayatta birbiriyle kıyasıya rekabet eden firmalar bile hizmet projeleri etrafında bir araya gelmiştir. Hizmet projelerinin geliştirilmesinde hiç kirli kaynak kullanılmamış, sadece Anadolu insanının öz kaynaklarından yararlanılmıştır.

Hizmet hareketi başlangıçtan günümüze kadar hep gönüllülük esasına dayalı olarak faaliyetlerini geliştirmiş, katılımcılar karşılık beklemeden sadece Allah’ın rızasını hedefleyerek desteklemiştir. Bu konuda o kadar olumlu kanaat oluşturulmuştur ki, çalışanlar ve destekleyenler hiç tereddüt etmeden zamanlarını, emek ve kaynaklarını projeler için harcamaktan çekinmemiştir. Hizmete ait birimlerde sahipsiz iş yoktur, boşta kalan her iş bir diğer gönüllü tarafından tamamlanır. Hatta bütün bu hizmetlerden müthiş bir zevk alarak faaliyetlere katılırlar, bu davranışın gelişmesinde Gülen’in öğretilerinin rolü büyüktür.

Projelerin yürütülmesinde ciddi bir adem-i merkeziyetçilik esastır. Yani temel prensipler merkezi olarak belirlenir ancak projeler yerelde tamamen o beldedeki insanların kendi arasındaki organizasyonla gerçekleştirilir.  Örneğin okullarda yönetici ve öğretmenlerin milli eğitimin çizdiği sınırlar içinde çalışma esasları merkezden belirlenir, ancak iç işleyiş tamamen kurumda ve o beldedekilerin ortak katkısıyla sürdürülür. Yani merkez deneyimlerin paylaşılması tecrübelerin tüm beldelere yayılmasında rol oynar, ama faaliyetler kurum ya da belde ölçeğinde yürütülür.

Bu yüzden hizmet faaliyetlerinde istişare esastır, bütün faaliyetler o kurum ya da beldedekilerin ortak katılımıyla yapılır. Kaynak oluşturmak için yapılacak çalışmaları esnaflar kendi aralarındaki toplantılarda görüşerek karar verir, eğitimle ilgili faaliyetleri o birimde çalışanlar kendi aralarında yaptıkları istişarelerle geliştirir. İnsanlar kendi aldıkları kararlara bağlı olarak yürüttükleri faaliyetlerde daha özveriyle çalışır.

Adanmışlık, hoşgörü, tolerans, empati yapma, gibi daha birçok olumlu prensiplerden dolayı hizmet faaliyetlerine katılanların motivasyonu yüksektir. Projelerin başarısını gördükçe katılımcılarda özgüveni yükselmiş, bu motivasyonu artırmış ve ülke ortalamasın çok üstünde verimli sonuçlar alınmıştır.

DÜŞÜNCELERİ HAYATA GEÇİRMEDE KULLANILAN ARAÇLAR

Hizmet hareketi mensupları düşündüklerini hayata geçirmede oldukça başarılıdır, çünkü projelerin tek hedefi topluma faydalı olmaktır, bu bilindiği için aralarında kıskançlık yoktur, her proje katılımcılar tarafından desteklenir. Böylece birinin ürettiği bir projeye herkes sahip çıkar başarılı olanlar diğerleri tarafından taklit edilir, gerekirse ilk deneyimi yaşamışlar yol gösterir, bu yolla olumlu projelerin yaygınlaşacağı bir iklim oluşur. Hizmetin geliştirdiği her projede başarılı olmasının sebebi hataların ayıklanıp faydalı olanların sürdürülmesine ve bunların yaygınlaştırılmasına dayanmaktadır. Onların en büyük sermayesi olumlu proje üretme heyecanı ve devamlılıktır.

Mensuplarında zorluklar karşısında mücadele azmi gelişmiştir, devlete ait kaynakları kullanmadan insanlar kendi imkân ve kaynaklarıyla gerektiğinde çevrelerinden destek alarak problem çözmeyi öğrenmiştir. Gönüllüler topluma faydalı olduğuna inandıkları bir konuda önlerine çıkan engelleri aşma becerisi kazanmış, çok tarafın katkısını gerektiren sorunlar bile bu motivasyon ve dayanışmayla çözülmektedir.

Her seviyede grup eğitilmekte, hizmet içi eğitim yöntemi her alanda kullanılmakta, gönüller arasında sürekli bilgi alışverişiyle her konuda mutabakat ve tavır birliği oluşmaktadır. Ülke genelinde standart oluşturmak amacıyla yapılan eğitimler merkezi olarak yürütülürken, birim ve belde bazında yapılan eğitimler yerinden belirlenmiş çerçeveye göre sürdürülmektedir. Esnafından yöneticisine ondan öğretmen ve çalışanına kadar herkes iki farklı eğitimden geçirilir. Birincisi temel değerlerin verildiği moral ve motivasyon eğitimi ki bu genellikle sohbet halkalarında ya da kamplarda yapılır. İkincisi kişilerin çalıştığı alanla ilgili standartları sürdürmek için yapılan istişare amaçlı toplantılar ya da hizmet içi eğitim amaçlı zümreler.

Gönüllüler kendilerine medya aracılığıyla sunulanların gerçeği yansıtmayabileceğini bilirler ve asla medyaya servis edilen bilgilere göre tepki geliştirmezler. Bu yüzden onları yanlışa yönlendirmek çok zordur, sanal bilgi kirliliği ile sahte gündemlerle meşgul olmaktan mümkün olduğunca uzak dururlar. Birçok grubun takıldığı tuzaklara hizmet mensupları yakalanmazlar. Bugünlerde tüm partiler, cemaatler, topluluklar TV ve gazeteler aracılığıyla kendilerine sunulanlara inandıkları için en yakınları hakkında şüpheye düşmüş ve zan içine girmiştir. Hâlbuki hizmet mensupları hileli psikolojik harp taktiklerinin farkındadır, bu dönemde yoğun karalama kampanyalarından çok azı etkilense de geneli duruşunu korumuştur. Onları birbirine düşürmek için birçoğu hakkında “itirafçı oldu sizi ele verdi” diyerek yürütülen kampanyalara karşı bile “kim bilir ne zorluklar yaşadı ki bunu yaptı” deyip geçer, dayanışmayı kırmak için istihbarat servislerinin ürettiği kirli oyunlara alet olmazlar.

Herkesle dostluk diyalog ve hoşgörü köprüleri kurmaya çalışır, yıllarca kendileri hakkında olumsuzluk üretmiş insanların bile bir gün bundan vazgeçmesini bekler ve affetmeye hazır olurlar. Onların literatüründe düşmanlık yoktur, dostluk ilişkileri kurmak için çareler ararlar eğer bu fırsat verilirse onu değerlendirirler. Hep açık kapı bırakır kimseye kapılarını kapatmazlar, içtenlik ve açık yüreklilikle bir gün her gönüle girilebileceğine inanırlar.   




          
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ