Kerim Has: Türkiye’nin Libya’ya silah ambargosunu deldiğine dair dosyalar var

Türkiye’nin Trablus hükümetiyle yaptığı anlaşmalar sonrası Libya krizi gündemde. Türkiye, Libya’da Trablus’taki Sarraj hükümetine destek verirken, başta ABD ve Rusya olmak üzere çok sayıda ülke Tobruk’taki Halife Hafter güçlerini destekliyor.


Rusya paralı askerleriyle bölgede etkin bir şekilde varlığını sürdürürken, Libya kriziyle Ankara-Moskova hattında yaşanabilecek gerilimler de tartışılıyor.

Evrensel’e konuşan Rusya uzmanı Dr. Kerim Has, Türkiye’nin Libya’da sadece Rusya’yı değil pek çok gücü karşısına aldığı için dış politikada zor bir sürecin yaşanacağını belirtiyor. Bir yandan da Suriye’nin İdlib kentinde Esad’a bağlı ordunun operasyon başlatması ve hızla ilerlemesi nedeniyle Türkiye’nin bölgedeki varlığı da ayrıca sorgulanıyor. Suriye ordusunun Türkiye’nin askeri gözlem noktasını sardığı yönünde haberler gelirken, hem Libya hem de İdlib meselesindeki gelişmeler Ankara’nın dış politikasını uzun bir süre meşgul edecek gibi.


Kerim Has da bu noktada Türkiye’nin dış politikadaki rasyonellikten uzak adımlarının iç ve dış politikada bir yangına dönüşeceğine dikkat çekiyor ve tüm faturayı da Türkiye halkının ödeyeceğini söylüyor. 

Türkiye’nin dışarıda az çok yönetebileceği güvenli krizlerinin olmasının Ankara’nın iç siyasette işine geldiğini belirten Has, “Altından kayan zemini tekrardan güçlendirmesi konusunda bu politika enstrüman oluyor. Dış politikada kriz oldukça, yurttaki ekonomideki kriz pek görünmüyor. Kendisine alternatif çıkan partiler konuşulmuyor. Milliyetçi-İslamcı tonlama ile kitlesini konsolide edebiliyor. Suriye’ye müdahale de daha çok iç siyasetle alakalıydı” diyor.

Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi de gündemde. Hatta Meclis’in açılır açılmaz ilk gündem maddesi de Libya tezkeresi olacak. Kerim Has, Türkiye’nin bu bölgeye bir süredir çeşitli silahlar ve ekipman gönderdiğini söylüyor ve BM Güvenlik Konseyi’ndeki ülkelerin 2011 yılından itibaren Ankara’nın Libya’daki silah ambargosunu deldiğine dair dosyalamalar yaptığını ifade ediyor.

Has, şunları söylüyor:
“Bu durum Ankara’nın önüne çıkarılır elbette ama ne zaman çıkarılacağını hesap etmek kolay değil. O dengelerin bozulup bozulmamasına göre karşımıza çıkacak. Tabi bu ambargoyu başka ülkeler de deliyor ama Uluslararası siyaset bu anlamda ‘etik’e göre hareket etmiyor. Rusya, İngiltere, ABD BM’nin daimi üyeleri. Kendilerine yönelik yaptırım kararlarını veto edebiliyorlar.”

İdlib’deki cihatçı grupların Libya’ya gönderildiği iddialarına ilişkin ise Has, şu ifadeleri kullanıyor:

“Radikal grupların Türkiye üzerinden taşındığına dair çok ciddi iddialar söz konusu. Bunu Rus Dışişleri Bakanı Sergev Lavrov da dile getirdi. Bu, açık adrese bir mektup gibiydi. Bunları biliyorlar elbette ama Türk Akımı, Akkuyu, S-400 meselelerindeki iş birliği nedeniyle Pandora’nın kutusunu açmamayı tercih ediyorlar.”

Bir yandan da Suriye’nin İdlib kenti,  Suriye ordusunun sürdürdüğü operasyon nedeniyle gündemde. Soçi’de Türkiye ile imzalanan İdlib mutabakatının bir türlü hayata geçirilemediğini hatırlatan Has, “Şimdi muhtemelen M4-M5 otoyollarını da önümüzdeki günlerde rejim alacak. Önceki gün de bu yol üzerindeki sekiz numaralı gözlem noktasının etrafı Rusya destekli rejim tarafından kuşatılmış oldu. Dejavu yaşıyoruz adeta” diyor.

İdlib’den Türkiye’ye doğru binlerce kişinin kaçtığını söyleyen Has, bu cihatçı grupların Türkiye’ye karşı savaşıp savaşmayacağı, hücreleri harekete geçirip geçirmeyeceği gibi soruların ortada durduğuna dikkat çekiyor.

Has, bu noktada Türkiye’nin yapması gerekenleri şöyle sıralıyor:

“Mesela sınır güvenliğini artırması. Ciddi göç geliyor. Bir taraftan Fırat Kalkanı bölgelerine doğru yönlendiriliyorlar fakat, sivil-terörist ayrımı nasıl olacak? Nasıl bir filtreleme olacak? Türkiye’nin bu göç ile radikal cihatçı grupları, içinde sünger gibi emme tehlikesi var. Bir an evvel aslında Şam ile diyaloğa geçip ilişkileri normalleştirmesi gerek. Mesela herkes için değil belki ama olaylara karışmamış insanlar için af çıkarılabilir ama bunu yapmıyor Ankara. Doğu Akdeniz’deki süreç de dahil bu kadar gücü karşısına almakla biz de bunun faturasını ödemiş olacağız. Halbuki aklı selim bir diplomasi yöntemi yürütülebilirdi. Yapılmadı, yapılmıyor.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ