İsmail S. Gülümser'in yazısı: Fikirlerden faydalanmaya kapalı, hataya açık benciller

"Bugün İslam coğrafyasında bulunduğu konumun farkında olmayanlar kendilerine aşırı güvendikleri için yakın çevrelerine bile danışma gereği duymadan bulaştıkları kirli ilişkilerin kokuları etrafı sarmıştır."

Atalarımız bize övünç duyulacak zengin bir kültür mirası, güçlü değerler sistemi ve güvenebileceğimiz sağlam referans kaynakları bırakmış.

Hayatımıza anlam kazandıran;


-Büyük devletler kurup tarihe yön verecek adımlar atılmasında,
-Din ve insanlık yararına geniş çaplı hizmetler üretilmesinde rol oynayan, geçmişten günümüze kadar geliştirilerek aktarılmış temel disiplinleri doğru kullanabilirsek, hal ve hareketlerimizi söz ve davranışlarımızı bu dinamiklere göre şekillendirebilirsek başarısı kanıtlanmış yöntemlere başvurduğumuz için daha az yanılırız.

Ancak geçmişten devraldığımız değerleri tıpa tıp benzer tarzda yansıtmaya çalışanlar da yaşadıkları dönemi doğru okuyamadıkları için gelişmenin önünü tıkayarak yeni problemlerin kaynağı haline gelebilir.

İnsani değerler açısından kimsenin itiraz edemeyeceği çok güzel prensiplere sahip olsak bile, çağın ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alıp yeniden yorumlamazsak onları işlevsel hale getirmekte zorlanabiliriz.

Başkalarıyla münasebetimize esas teşkil edecek konuları günün şartlarına göre düzenlemek için;

-Geçmişin ve şimdinin davranış biçimleri dikkatlice belirlenip farklılıklar masaya yatırılmalı,
-Uygulamaların görünen yüzünü kopyalama yerine felsefesini kavrayıp ona göre çözümler geliştirilmeli,
-Örnek kabul edilen tarihi olayların arka planı iyi irdelenmeli ve güncel veriler dikkate alındıktan sonra yeni disiplinler çıkarılıp hayata geçirilmeli ki,   
-Kötülükleri önleme-iyilikleri yayma gayretleri boşa gitmesin,
-Temel disiplinlere bağlı kalacağız derken, itici davranışlardan uzak kalınsın,
-Diyalog peşinde koştururken yaptığımız hoşgörüye dayalı faaliyetler, bizi inandığımız değerlerle çelişecek yanlışlara sürüklemesin.

Yani yaptıklarımızın etki uyarmasını bekliyorsak, nesiller boyu aktarılarak gelmiş güzel hasletlerimizin zamanın davranış kalıpları incelenerek yorumlanması, taptaze yeni bir versiyonunun hazırlanıp sunulması gerekir ki kabullenme kolay olsun.

Maneviyatımızın köklerinden gelen değerlere böyle bütüncül bir gözle bakamayanlar:

-İnançlarının ruhuna vakıf olmadan olaylara yön vermeye çalışacağı için detaylarda kaybolabilir,
-Faydalı hizmet üretiyorum derken zarar verdiğini fark etmeyebilir,
-Küçük hatalar zamanında önlem alınmazsa giderek büyür ve yapanları yutacak hale gelebilir,
-Hele basit sapma gibi görünen kusurların sonuçları umulandan da büyük olduğu gözden kaçırılırsa ciddi problemler ortaya çıkabilir.
 
Özellikle öndekilerin tüm hareketleri taklit edileceğinden, yaptıkları bu türden hatalar kendileriyle sınırlı kalmaz. Tavır ve davranışlarındaki kusurlar,

-Saygı sevgi ilişkilerini koruma gereği duymadan sarf ettikleri çirkin sözler,
-İyi yapıyoruz zannıyla etraflıca düşünülmeden hayata geçirilmiş uygulamalar tabanda çok büyük kırılmalara yol açar kin ve nefretler büyüyüp yayılır, toplum birbirinden giderek ayrışır.
 
Belli konumdakiler ben duygusunun esaretine kendini kaptırmışsa;

-Sadece kendi görüşlerine önem verdikleri için geniş perspektiften bakanların fikirlerinden faydalanamaz,
-Yanlışlardan kendisini koruyacak bakış açılarını öğrenme şansını kaybeder,
-Çok yararlı olacağını sandığı davranışların zararlarını öğrenme fırsatını kaçırdığından fayda beklerken hüsranla karşılaşabilir.

Bencillik tuzağına yakalananlar;

-İnandıklarını çevreye dayatmaya kalkar,
-Kolaycılığa kaçıp, zahmete katlanmadan kısa yoldan sonuç almaya çalışır,
-Tembellik-inat-çıkar hesabı, bazen de korku gibi duyguların tesiri altında gerçekten giderek uzaklaşır,
-Faydalı gibi görünen ancak ileride zararlı sonuçlar doğuracak yollara girerek çevresini karanlığa sürükleyebilir.  

Bugün İslam coğrafyasında bulunduğu konumun farkında olmayanlar kendilerine aşırı güvendikleri için yakın çevrelerine bile danışma gereği duymadan bulaştıkları kirli ilişkilerin kokuları etrafı sarmıştır.

-Öne çıkanlar temsil yeteneğini kaybetmiş, kendileriyle birlikte inandıkları değerleri kirletmektedir,
-Yöneticilerin talimatıyla konsolosluktakilerin işledikleri cinayet dini vahşet kaynağı olarak göstermiştir,
-Âleme nizam veren köşe yazarlarının özel hayatlarına ait tiksindirecek görüntüler ortaya saçılmıştır,
-Mafya liderleri-derin devlet elemanları ipliğini pazara çıkardıklarını esir alıp suç aparatı gibi kullanmaktadır,
-Toplumu yön vermeye soyunduğu halde cinsellik-para-makam vb. zaaflardan yakalananlar şantaja boyun eğmekte inandıkları değerleri yok etmek isteyenlerin maşası haline gelmektedir.

Anlatılanlara baktığımızda toplum önünde olan insanların her aklına geleni yapması özgüven gibi görünse de bir süre sonra cehaletlerini açığa çıkarır. Hâlbuki konu hakkında objektif değerlendirme yapabileceklerden destek alanlar bu türden hatalara daha az düşerler. Çok sayıda kişinin katkısıyla faaliyet yapanlar sonuca kolay ulaşır, çevresinin fikrini alanlar her işlerinde onların desteğini arkasında bulur.

-Kendi gücünün çok ötesinde problemlerin üstesinden gelme, yüklerin paylaşılmasıyla mümkün olur,
-Herkes maddi manevi birikimini ortak havuza attığı topluluk moral-motivasyon üstünlüğü kazanır,
-Hâsılı ancak başkalarına dayanışma ihtiyacı hissedenler onlarla birlikte hizmet üretebilir.

İnsan sadece kendi vücuduna baksa bütün hücrelerin ortak amaca hizmet etmek için el ele verdiğini, bireysel ihtiyaçlarını aşan bir çaba ile diğer hücrelere destek olduğunu böylece sağlıklı yapının korunduğunu görür. Ben yerine biz diyenler varlıklar arasında geçerli bu kurala uygun hareket edecekleri için başarılı olur.

Konuyu farklı pencerelerden inceleyenlerin olduğu saygıya dayalı müzakere ortamlarında, çelişkili fikirlerin tartışılmasıyla daha sağlıklı kararlar verilebilir. Bencilce duygular insanı bireysel hareket etmeye zorlarken o iç dürtülerinin aksine iradesini devreye sokup başkalarından faydalanırsa olumlu sonuçlar alabilir.

Tersi olursa hep kendini öne çıkarmaya çalışır, karşılıklı desteğe kapalı olursa güç kaybeder, iş yapma becerisini kendi eliyle sınırlamış olur. En iyi yöntemin ne olduğuna tek kişinin karar vermesi her zaman riske kapı aralar. Geçmişte cephe savaşlarında düşmanın bozguna uğradığını düşünüp görev yerini terk edenler ortak alınmış kararı bozmuş o bölgeyi zaafa uğratarak yenilgiye zemin hazırlamıştır.

Hangi yöne gideceğine karar vermekte zorlanan birinin tercihini geniş kesimlere danıştıktan sonra yapması önünü aydınlatacak, kuşku ve endişeleri büyük ölçüde izale olacaktır. Eğer uygulamaların ne getirip ne götüreceği konusunda deneyimli insanlarla fikir jimnastiği yapılmışsa, davranışlar çok dikkatli bir kalibrasyondan geçirilmiş olumlu netice alınması garantilenmiş olur. Hak ve hukuka tecavüzden kaçınmanın yolu da muhataplarının bakış açılarını doğru anlayıp onlara uygun davranış geliştirmeye bağlıdır.

Böyle bir sonuç ancak onları etraflıca dinleyip hissettiklerini kavramayla olur.

-Geleceğe kötü iz bırakmak istemeyenler daha sonra telafisi mümkün olmayan yaralar açmaktan uzak durmalı,
-Halkın hakkının çiğnenmesinin yüce yaratıcının sınırına tecavüz anlamına geleceği şuuruyla hareket etmeli,
-Geçmişte yaptıklarını gözden geçirip varsa hataları telafi etmek için muhataplarından helallik dilemeli,
-Bundan sonrası için sözlerinde tavırlarında daha dikkatli olduğunu gösterip toplumun itimadını kazanmalı,
-Gururdan vazgeçip atacağı her adımda güvendiği insanlarla istişare ederek hatadan korunmaya çalışmalı,
-Deneyimlerimize çok fazla güveniyor olsak bile toplumu ilgilendiren hiçbir konuda şahsi inisiyatifle hareket etmemeli her şeyi bildiğimiz iddiasıyla ortalıkta dolaşıp bize destek olmak isteyenleri uzaklaştırmamalı.

Bütün bunlar benlik duygusundan beslenen, insanı zaaflarına doğru sürükleyen his ve heveslerin bastırılmasıyla kazanılabilir ki, İyi bildiği konularda bile bilgisi ve tecrübesiyle tanınmış danışmalardan yararlanalar, mantığa en yatkın konu belirlenirken çok sayıda insanın katkısına imkân tanıyanlar:  

-Kendine rağmen başkalarını hissiyatını dikkate alıp onlardan faydalanmayı başarabilenler,
-İnsanlık sınavından geçer not alabilir, olumlu bakışlar ve sempati kazanacak hale gelebilir,

Adil davranıp etrafında başkalarına ortak yaşanabilecek alan açanlar,

-Birlikte karar alıp günlük hayatın şekillenmesinde çevresinin fikrine değer verenler,
-Güç elinde olduğu, bulunduğu konumun imkânları önüne serildiği halde, adaletten insani değerlerden ayrılmayıp her hakkı hak sahibine teslim etme âlicenaplığı gösterenler, sevgi halesinin dalga dalga yayıldığına şahit olurlar.

*Fethullah Gülen’in “fikir alışverişinin önemini” anlatan yazısından faydalanılmıştır.

İsmail S. Gülümser
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ