İsmail S. Gülümser yazdı: Faydalı İlim, İnanç Ve Davranış

"Bilimlerin insanlığa faydası konusuna yeterince kafa yorulmadığı için öğrenilen oldukça yararlı bilgilerin ya da geliştirilen düşüncelerin çoğu toplumlara aktarılamıyor kayıtlarda veya hafızalarda kalıyor."


İsmail S. Gülümser / Aktif Haber
  
Üniversitelerde her biri farklı konuda araştırma yapan milyonlara ulaşan akademisyenin yıllarca emek vererek hazırladığı akademik çalışmalar, fikri zenginliği olan yüz binleri aşkın düşünce adamının ürettiği birbirinden değerli fikirler kuru bilgi olarak kalmaktan kendini kurtaramıyor. Üniversitelerin yaptığı milyarlar dolarlık yatırımların daha rantabl kullanılması, akademik ve entelektüel dünyada birikimi olanlardan toplumların daha fazla faydalanması için bakış açısını değiştirmek gerekiyor.

 
Eğitim kurumlarında öğrenciler anlatılanların büyük bölümünün hayatta işine yaramayacağını düşünüyor, eğitimcilerin çoğu öğrencilerde öğrenme heyecanı oluşturamıyor. Bu yüzden konuların önemli bir bölümüne ilgi duyulmuyor, çoğu zaman eğitim isteksiz yapılan faaliyet olmaktan kendini kurtaramıyor.
 
İnsanın iç dürtülerinin yönlendirdiği zaaflar dışarı çıkmak onları esir almak için tetikte bekliyor, özellikle ahlaki-moral ve etik değerlerde mutabakatın oluşturulamadığı herkesin iradesiyle baş başa bırakıldığı doğu toplumlarında din adamları ve dindar görünen insanlar bile zaaflarının esaretinden kendini kurtaramıyor. Kalabalık önünde hata ve kusurdan uzak kalsalar bile, kimsenin olmadığı yerde kötülükten kaçınamıyor.
 
Toplumlar yaptıkları eylemin sonuçlarını tam düşünemedikleri zaman en önemli işler geçiştirilebiliyor, görevliler sorumluluklarını aksatıyor, eşler sadakatlerini koruyamıyor, önde görünenler davranış hatalarıyla kötü örnek oluyor onlara bakarak davranışlarını belirleyenler yanlış eğilimlere açık hale geliyor, yapılan hata ve ihmalin cezasını bazen tüm toplum ödemek zorunda kalıyor.  
 
Din adamlarının büyük ekseriyeti anlattıklarının heyecanını hissetmediği ibadetleri göstermelik ritüele dönüştürdükleri için toplum ibadet hazzının ne olduğunu öğrenemiyor, duanın bereketine inanmayanlar cemaatinde dua heyecanı oluşturamıyor, şuuruna vararak hissederek yüce yaratıcıya yönelmeyi sağlayacak derinlik kazandırılamıyor. Böyle olunca da hemen her dine mensup cemaatlerin içinde niçin yaptığını düşünmeden yasak savma kabilinden ibadetleri geçiştirenlerin sayısı azımsanmayacak düzeylere ulaşıyor.
 
Fethullah Gülen hoca efendinin hayatı boyunca insanlığı kötülükten uzaklaştırmak iyiliklerle buluşturmak, olumlu faaliyetlerde heyecan uyarmak için çabaladığı gibi bu hafta yayınlanan yazısında da Peygamberimiz(SAV);   
“Faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, doyma bilmeyen nefisten, kabul edilmeyecek duadan Allah’a sığınmamızı” isteyen veciz bir hadisini hatırlatarak toplumu tehlike arz den bu tavırlardan sakındırmaya çalışıyor.

-Pozitif ve sosyal bilimlerin insanlığın faydasına sunularak nazari bilgi olmaktan amaçsızlıktan kurtarılması hedefe dönük güçlü inançla desteklenmiş ilimlerle insanlığın iç huzur kazanması hayata daha pozitif bakması,  heyecanla yapılan faaliyetlere dönüşmesini hedefliyor. Olayların arkasındaki gücün farkında olan eserlerini görüp hayranlıkla izleyen öğrendiklerini vicdanında hisseden yüksek değere sahip içi insanlık sevgisi ile dolu onlara faydalı olma heyecanıyla hareket eden ilim adamlarının bencillikten kurtulup çalışmalarını insanlık yararına kullanacağını umuyor.  Yaşadığı olumsuzluklardan şikâyet etmeden mücadele azmini koruyabileceği bu coşku ile önüne çıkan engelleri aşarak sıra dışı yaklaşımlarla daha ileri sonuçlara ulaşabileceği kendine verilen fırsatları olumlu yönde değerlendirebileceğini vurguluyor.  

-Bir diğeri başta din adamları olmak üzere inananlar kendi değerlerine saygının gereği olarak yüce yaratıcıya karşı iç dünyalarında ürperti hâsıl edecek inanca sahip olmalıdır ki bu değerlerin taşıdığı anlamlar doğru yansıtılabilsin. Bunu yapamayanlar göstermelik faaliyetlerden kendini kurtaramaz, dini bir ritüel olarak sürdürmeye çalışır.

-İnsanlık için önemli problemlerden biri de sürekli boğuşmak zorunda olduğumuz iç dürtülerden beslenen zaaflardır. Ahlaki ve moral değerlerle kazanabileceği birçok fazilet olan insan iç dürtüleriyle hareket eden varlıklardan farklı olarak yaratılmıştır. Zaaflarını frenleyebilenler dengeli ve tutarlı davranış sergileyebilir kötülüklerden uzak kalmayı başarabilir. Eğer insan bu dürtülerin esaretinden kendini kurtaramazsa her an toplum için tehlike oluşturabilir. Yeme içme kazanç gibi en tabii isteklerde bile açgözlülüğü terk edemeyenler taşkınlığa girebilir, yapacağı yanlışlarla kendine zarar verebileceği gibi konumuna bağlı olarak bulunduğu toplum için ciddi tehdide dönüşebilir.

-Toplum sağlığı açısından önemli olan bir diğer konu insanın olaylar karşısında dayanma gücünü artıran ahlaki ve moral değerler yani inançlardır. İnsan başına gelen istenmedik hadiselere bela ve musibetlere sağlam inançla karşı koyabilir, mağlubiyet psikolojisine girmekten kurtulabilir. Baş etmekte zorlandığı güçlükler için her şeye gücü yeten yüce yaratıcıdan yardım isteyen birinin yakalayacağı iç huzur onun için tek başına motivasyon kaynağı olabilir.

Dinler insanları dua etmeye teşvik ederken yeryüzünde şuurlu olmayan varlıkların tüm ihtiyaçlarının karşılandığını gören birinin kendi ihtiyaçlarını giderme gücüne sahip olan yaratıcıya yönelmekten uzak kalması düşünülemez. Dua’nın anlamını bilyenler istedikleri yerine gelmeyince faydasız olduğu zannına kapılmaktadır. Hâlbuki hastanın istediği ilacı vermeyen doktorun daha faydalı olanı seçtiğine inandığımız gibi dua beklentimize aynı karşılığı vermeyen yüce yaratıcının bizim için en iyi olanı seçtiğine olan inancımızı korumamız onun verdiğine rıza gösterip işin hayırla sonuçlanacağını beklemek en doğrusudur. 
 
Hoca efendi bir din adamıdır ilgi alanında dinin temel kayaklarından, ayet-hadis ve risale-i nur gibi birçok eserde gördüğü faydalı olacağına inandığı her önemli prensibi hayata geçirmede toplumların istifadesine sunmada dünyada örneğine az rastlanacak yol göstericilerden biridir. O ciddi bir Allah inancı zorluklar karşısında yılmadan düşündüklerini hayata geçirme direnci, dünyanın en uzak köşelerindeki insanlara ulaştıracak kadar yüksek heyecanı, sürekli yüce yaratıcının karşısında imiş gibi kıvırım kıvrım kıvranan dua ve yakarışları, en küçük bir tavize yer vermeden sürdürdüğü insanlığa adanmış kötülüklere kapalı yaşantısı ile Efendimizin(SAV) yukarıdaki hadisini hayatına mal etmiştir.

Yaptığı konuşma vaaz ve yazılarıyla;  

-Öğrenilen her bilginin insanlık yararına kullanılması,

-Toplumun inanç değerleriyle tanışıp bencillikten ve diğer zaaflarından kurtarılması,

-Kötülüklere kapalı her yerde iç disiplinine sahip bireylerin yetiştirilmesi,

-İbadetlerin göstermelik ritüel olmaktan çıkarılıp samimi içten duygularla yapılır hale gelmesi,

-Duanın gücüne inanan ve yüce yaratıcıya sığınmayı ihtiyaç duyan bir topluluk oluşturulması,

-Kardeşlik anlayışı içinde kenetlenmiş geniş dayanışma ağlarıyla başarılı projeler yürütülmesi,

-Başkası için fedakârlık yapmaktan çekinmeyen diyargam insanların yetiştirilmesi..vb konularda çok az insana nasip olacak kadar iyi örnekler ortaya koymuştur.        
 

Eğitimin olumlu davranış kazandırmada başarılı olamadığı, eğitimlilerin ahlaki zaaflarıyla tiksinti uyardığı, mazbut halkın çocuklarını dejenerasyondan korumak için eğitimden kaçtığı dönemde hoca efendi cami kürsülerinden heyecanla eğitimin önemini anlatmıştır. Çevresinde toplanmış az sayıdaki insandan okumaya gelenler için korumalı ortamlar hazırlamalarını isteyerek bildiklerini insanlığa faydalı projeye dönüştürmüştür.  
 
Evler açıp onları moral değerlerle desteklemiş böylece dejenerasyondan koruyarak büyük şehirlere çocuğunu okutacaklara sığınacakları yerler hazırlatmıştır. Küçük çaplı evleri daha büyük korumalı ortamlar takip etmiş çevresinde topluma faydalı olma konusunda heyecan ve inanç oluşturmuştur. Faydalı olduğuna inandığı projelerin hayata geçirilmesi için her kesimden insana teklif götürülmüş kurulan geniş dayanışma ağlarının etik değerlere bağlı olarak sürdürülmesinde dinin temel kaynaklarındaki prensiplerden yararlanılmış iyilik ve güzelliğe hizmet edeceğine inanılan her bilgi toplum hizmetine sunulmuştur.
 
Özellikle günümüz insanlığı için Kuran ve hadisten alınmış altın değerinde prensipler içeren risale-i nur eserlerindeki kardeşlik, diyargamlık, ihlâs ve samimiyet gibi prensipler etrafında toplanan insanları Anadolu halkına hizmet için adeta coşturmuş, uyardığı heyecanla yurtlar-dershaneler-okullar-üniversiteler açılmış aldıklar enerji ile kabına sığmayan insanlar bu faaliyetlerini yurt dışına taşımıştır.
 
70’li yılarda büyük şehirlere okumak için gönderdikleri çocuklarını dejenarasyondan korumak isteyen insanlar nasıl hoca efendinin vesile olduğu kurumlara sığındı ise, bugün de Türkiye’deki baskıcı rejimden işsizlikten bunalan ve yurt dışında çalışmak isteyen herkesin sığınabileceği kardeşlik ve yardım göreceği en güvenli liman hizmet gönüllülerinin oluşturduğu Türk kominiteleri olacaktır.
 
Onlar oluşturdukları dayanışma ağları ile gerektiğinde aylarca evlerinde misafir edecek kardeşlik anlayışları ile yurt dışına çıkanların yaşam şartlarına uyumunda ellerinden gelen desteği sunacak ve güven duyacakları bir ortam hazırlayıp dünyanın geleceğine olumlu katkı sunacaktır.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ