HDP'li kaynaklar Öcalan'ın 'tarafsızlık' mesajını yorumluyor: Kürt seçmen nasıl okur?

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, 18 Haziran’da İmralı’da avukatları ile yaptığı görüşmede ele aldığı söylenen İstanbul seçimine dair mektup büyük tartışma yarattı.


Önce iktidar medyasından Sabah Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu’nun önden mesajını verdiği, ardından da Anadolu Ajansı tarafından “İmralı Cezaevi'nden açıklama yapan teröristbaşı Öcalan, HDP'ye İstanbul seçimlerinde tarafsızlık çağrısı yaptı” ifadeleriyle anonslanan açıklamaya dair farklı açıklamalar geldi.

Akabinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ardından da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Öcalan'ın açıklamalarını, HDP içindeki "sapmaya" bağladı. Bahçeli bir anlamda açıklamaları, Öcalan ve HDP'nin Edirne Cezaevi'nde eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş arasındaki ayrışma olarak yorumladı.


Asrın Hukuk Bürosu, Öcalan’la 18 Haziran'da gerçekleştirilen dördüncü görüşmenin detaylarını kamuoyu ile paylaşırken, Öcalan’ın “HDP’nin kendi yolunu koruması gerektiğini ve kararlarını kendilerinin vereceğini” söylediğini aktardı. 

 

HDP de, "Sayın Öcalan’ın açıklaması ile HDP’nin şimdiye kadar yürüttüğü siyaset birbiri ile örtüşmektedir. HDP’nin İstanbul seçimlerine yönelik olarak seçim stratejisinde ve taktik adımlarında bir değişiklik söz konusu değildir" değerlendirmesi yaptı.

 

Peki, seçime sayılı günler kala gelen bu açıklama Kürt seçmen tarafından nasıl algılandı?

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, HDP "İmamoğlu'na destek" açıklaması yaparken Öcalan'ın mektubunda yer alan "HDP mevcut ikilemlere kendini angaje etmemeli ve tarafsız çizgisinde ısrar etmeli" tavsiyesi, parti kaynaklarınca, İstanbul seçimlerinde Millet İttifakı'nın Cumhuriyet Halk Partili (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu'nu destekleme kararını değiştirmeyeceği şeklinde yorumlanıyor.

HDP kaynaklarının dikkat çektiği bir diğer husus da, Öcalan'ın avukatlarının 18 Haziran'da İmralı Adası'na gittiğini ve avukatlar dışında başka bir kişiyle görüşme yapılacağının bilinmediğini, Munzur Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Kemal Özcan'ın gidişinden ancak perşembe günü öğleden sonra haberdar olduklarının altını çizmeleri...

Haberde aktarılana göre, bir HDP milletvekili, “Öcalan'ı AKP'den aday bile gösterseler artık HDP seçmeninin tavrı değişmez” görüşünü dile getiriyor.

Ancak, 31 Mart'ta "CHP'ye oy vermeye eli gitmeyen" seçmenin bir bölümünün -ki bunların HDP'ye oy veren "muhafazakâr Kürt seçmen" olabileceği ifade ediliyor. Bu kitlenin yine sandığa gitmeme tavrını sürdürebileceği ancak bu durumun sonucu çok da etkilemeyeceği ifade ediliyor.

Yine parti kulislerinde, "Bu tavır HDP'de karşılık bulmayacak ancak MHP tabanından da oy kaybedişini sağlayacak. Bu durum AKP'nin nasıl bir çıkmazın içinde olduğunu gösteriyor" değerlendirmesinin yapıldığı kaydediliyor.

HDP'den bir yetkili şu görüşleri paylaşıyor:

"31 Mart sürecinde parti olarak bizim daha dengeli bir tavrımız vardı ancak 23 Haziran'a giderken, HDP çok açık İmamoğlu'na destek açıkladı. Sayın Demirtaş'ın mesajları da bu yöndeydi. Öcalan aslında yerel seçim sürecinde, iki partinin taban ve anlayışının farklı olduğunu ve HDP'nin kendi tabanını kaybetmemesi gerektiği, kendi kimliğini koruması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor, bir anlamda CHP'ye angaje olunmaması konusunda uyarıyor.”

HDP'de Öcalan'ın mesajının, daha çok "seçim sonrasındaki HDP duruşuna" yönelik olduğu görüşünün egemen olduğu dile getiriliyor.

HDP'liler ise partinin ideolojik çizgisinde bir kırılma olmadığını, İstanbul'da tekrarlanacak seçimine dönük tavrın Öcalan'ın da vurguladığı "demokratik siyaset ve demokrasi ittifakı" çerçevesinde olduğunu savunuyor.

Ayşe Sayın’ın izlenimlerine göre, Demirtaş'ın yaklaşık bir hafta önce yaptığı açıklamayla İmamoğlu'na açık destek vermesi, Öcalan'ın mesajının açıklandığı gün de Yeni Yaşam gazetesine verdiği röportajda, bu tavrını sürdürmesi iktidar bloğu tarafından iki isim arasındaki görüş ayrılığı olarak değerlendiriliyor.

Siyasi kulislerde de, seçim sonrasında Kandil-İmralı-Edirne üçgenindeki iktidar mücadelesinin, Kürt siyasi hareketinde bir kırılmaya yol açabileceği yorumları yapılıyor.

Öcalan'ın daha kapsayıcı ve örgüt lideri konumunda olduğu, Demirtaş'ın ise bir siyasi partinin lideri olduğuna dikkat çekilerek, "Öcalan'a saygı duyanlar, sevenler, Demirtaş'ı da seviyor, saygı duyuyor. Kürt hareketi içinde herkes şunu çok iyi biliyor ki, bir kırılma ya da yol ayrımı Kürt siyasi hareketinin de sonunu getirir" vurgusunun yapıldığı kaydediliyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ