‘Güvenli bölge, Erdoğan’ın işgal planlarını engelledi şimdi cayma derdinde’

Türkiye ile ABD arasında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin her ne kadar taraflardan “anlaşma sağlandı” açıklaması gelse de belirsizlikler devam ediyor.


 ANHA’da yer alan bir analizde varılan anlaşma kapsamında ilk ortak kara devriyesinin gerçekleştiğini ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce kabul ettiği hususları reddetmeye başladığı belirtiliyor. Erdoğan’ın neden güvenli bölgeye ilişkin anlaşmayı reddettiğine yanıt verilen analizde, “Bu anlaşma, Erdoğan’ın hep arkasına saklandığı perdeyi ortadan kaldırdığı gibi Kuzey ve Doğu Suriye, Halep ve ardından Musul ve Kerkük’e kadar uzanan geniş coğrafyayı işgal etme planlarını da engelledi” deniliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen pazar günü yaptığı açıklamada Kuzey ve Doğu Suriye’nin kent ve köylerinin de güvenli bölgeye dahil edilmesini istediğini söylemesiyle, Erdoğan’ın bölgeyi işgal etme niyetini itiraf ettiğine dikkat çekiliyor.


Erdoğan’ın öncelikli hedefinin Ortadoğu’daki tek demokratik yönetim modeli olduğu belirtilen Özerk Yönetim’i ortadan kaldırmak olduğu belirtilen analizde, Erdoğan’ın işgal etmek ile tehdit ettiği bölgede Kürt, Arap, Süryani, Keldani, Asuri, Ermeni, Çerkez ve Türkmen halkların ortak bir yaşam sürdüğü ifade ediliyor.

Erdoğan’ın güvenli bölgeye yerleştirileceğini belirttiği bir milyon mülteciyi ileriye dönük “piyon” olarak kullandığına dikkat çekilen analizde, Erdoğan’ın Avrupa’ya yönelik tehditlerinin de Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ve Uluslararası Koalisyon’un IŞİD’le mücadesini de olumsuz etkilediği vurgulanıyor.

Analizde şu ifadeler kullanılıyor:

“Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünya Erdoğan’ın bu tehditlerinin DAİŞ’in yeninden dirilmesine sebep olacağı ve tekrardan tüm dünyayı tehdit etmeye başlayacağının farkına varmalıdır. Bu temelde, Erdoğan’ın sınır tanımaz tehdit ve saldırılarının önünün alınması için harekete geçilmelidir. Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük tehditleri ciddi bir şekilde ele alınmalı ve gözü dönmüşçesine her yere saldırabileceği unutulmamalıdır.”

Analizde dikkat çeken bir diğer husus da Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırabilmek için ülkesindeki 4 milyon Suriyeli mülteci ile İdlib’i Suriye rejimine teslim etmeye hazır olduğu yönünde. 

Erdoğan’ın Suriye’de derin bir kayba uğradığı belirtilen analizde, şu ifadeler yer alıyor:

“Erdoğan’ın şu an bulunduğu durum, olası bir işgal saldırısı için uygun değil. Erdoğan, her geçen gün arttırdığı işgal tehditleri ile ABD ve Demokratik Suriye Güçleri’ne tavizler koparma derdinde. Özellikle İdlib’de sıkışan Türkiye, ABD ve Rusya arasındaki çelişkileri fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Ancak Erdoğan’ın bu politikası artık iş görmüyor. Erdoğan’ın Rusya’ya yakınlaşması ABD’den uzaklaşması ya da tam tersi ABD’ye yakınlaşması Rusya’dan uzaklaşması anlamına gelecektir. Her iki ihtimalde de Erdoğan kaybedecek ve Rusya ile ABD’nin Suriye için bir anlaşmaya varması halinde Erdoğan iki kat kaybedecek.

Sahadaki son gelişmeler, Türkiye’nin Suriye’de büyük bir kayba doğru yol aldığını gösteriyor. Çünkü Erdoğan, komşu ülkelerin yanı sıra AB, Rusya ve ABD’nin bölgedeki menfaat ve politikasını tehdit eden bir siyaset yürütüyor. Erdoğan artık, tüm bu güçler için sahada acı ve menfaatlerini engelleyen bir kaynağa dönüştü ve artık her güç Erdoğan’dan kurtulma derdinde.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ