"Gülen cehalet-fakirlik-ihtilafları yenmek; Erdoğan ise artırmak için mücadele veriyor"

“Bizim düşmanımız cehalet zaruret ihtilaftır, bu üç düşmana karşı sanat marifet ve ittifak silahıyla mücadele edeceğiz”






İsmail S. Gülümser/Aktif Haber

Bediüzzaman ufku çok geniş bir dava adamı, o çağın problemlerinin çözümü için tüm insanlığın kabul edeceği şu evrensel reçeteyi sunuyor. “Bizim düşmanımız cehalet(bilgisizlik) zaruret(fakirlik) ihtilaftır(ayrışma), bu üç düşmana karşı sanat(donanım) marifet(bilgi-eğitim) ve ittifak(dayanışma) silahıyla mücadele edeceğiz”.  Yaşadığı dönemin şartları gereği toplum için hayati öneme sahip bu vb birçok düşüncesini gerçekleştirme fırsatı bulamıyor, az sayıda talebesi onun eserlerinden aldığı örneklerle duru bir Müslümanlık sergiliyorlar ama toplumun geneli açısından bu engin düşünceler hayata yansımıyor risale-i nurların sayfaları arasında kalıyor.

Tüm hayatını Kur’an ve sünnet çizgisinde geçirmeye çalışan Gülen insanlığını kurtuluşuna vesile olacağına inandığı bu ve benzeri ifadeleri masaya yatırıyor, kendi değerlerimiz ve insanlığın ortak değeriyle birleştirerek onlardan bir insanlık projesi çıkarıyor.   Onun teşvikiyle hareket eden hizmet gönüllülerin yaptıkları faaliyetlere baktığınızda bütün hedeflerinin merkezinde “Cehalet-Fakirlik ve İhtilafla” mücadele olduğunu ve seçilen doğru yöntemlerle başarılı oldukları görmek mümkün.

İHTİLAFLA MÜCADELEDE HİZMET HAREKETİNİN BAŞARISI

Toplumun birbirine güvenmediği, grupların birbirini öldürmekten çekinmediği bir dönemde Gülen görüşü ne olursa olsun ikna edebildiği çevresinde birkaç kişiyi ortak bir proje etrafında bir araya gelmeye teşvik etmiştir. Büyük şehirlerde ve Anadolu’da aynı ya da farklı iş kollarında olan birbirine mesafeli küçük esnaflar imkânları nispetinde yapabilecekleri ortak insani projeler etrafında bir araya getirilmiş, birbirine kuşkuyla bakan insanlar ortak faaliyetin oluşturduğu heyecanla tanıştırılmıştır. Bir proje yapıldıktan sonra hemen 2. proje hedefi verilmiş ve katılımcılar beldeleri için yapılacak toplumsal sorumluluk projelerinin planlamasında yer almıştır.

Anadolu’da esnaflar ileri yaşa gelinceye kadar gençlere güvenip iş teslim etmezler, hâlbuki hizmet projelerinde esnaflar konu hakkında yeterliliği olmayan gencecik insanlarla birlikte faaliyet yürütmüş, gençlerin heyecanı esnafların imkân ve tecrübesi birleştirilmiş, hem küçük imkânlarla yavaş ilerleyen yatırımlara kaynak aktarmış hem de ümidini kaybetmeden henüz sürdürülebilir olmayan projelerin açıklarını kapatmak için kafa yorulmuştur. Yatırımları tamamlanmamış, ne tür faaliyet yapılacağı henüz netleşmemiş, yetişmiş kadrosu olmayan işlerin deneme yanılma yoluyla öğrenileceği projeler etrafında insanlar bir araya gelmiş yıllarca yaşanan sıkıntılar dar imkânlarla hep birlikte göğüslenmiştir.

Gülen toplumsal eğitim seferberliğinin sürdürülebilmesi için tüm kesimlerin katkısının gerekli olduğuna inanmaktadır. Bu amaçla her kesimden insana teklifler götürülmüş onların dünya görüşlerine aykırı olmayan insani projelerde yer almalarına imkân tanınmıştır. Ülkenin gruplara bölündüğü ihtilafların çok ileri boyutlara ulaştığı dönemlerde bile kötülük yapanlara asla karşılık vermemiş o çevresini boşlukları değerlendirerek yeni şeyler üretmeye teşvik etmiştir.

Bir yandan deneme ve yanılmayla faaliyetler alanda geliştirilirken bir yandan da hatalardan mümkün olduğunca uzak kalmak, atılan her adımın temel değerlerimize ve insani değerlere aykırı olmaması için işin felsefi arka planı oluşturulmuş, yaşanan problemlerin çözümünde insanlığını geliştirdiği ortak kültür birikiminden yararlanma ihmal edilmemiştir. Bu yüzden hizmet projeleri hem ülke değerleri açısından hem de evrensel değerler açısından dünyada örneği az görülecek güzel uygulamalarla doludur.

Sadece dini değerlere inanan insanlar yörelerinde gençlerin eğitimine katkıya davet edilmiş, evrensel değerler etrafında toplanabilecek aydınlar “Gazeteciler yazarlar vakfı” gibi büyük ölçekteki projeler etrafında birlikte olmuş,  beldesine kalıcı eser bırakmak isteyenler binaların yapımında katkıya davet edilmiş, baba yadigârı mülklerini toplum yararına bağışlamak isteyenler beldelerinde vakıf kurmaya teşvik edilmiş, onlar da ailenin ismi verilerek onurlandırılmıştır.

Herkesimden insana kabul edebilecekleri bir proje için teklif götürülmüş ve toplumun çok geniş kesimleri bir şekilde hizmet projelerine katkıda bulunması sağlanmıştır. Türkiye’de cemaatin dini görüntüsünden rahatsız olanlara yurt dışındaki projeler gösterilmiş, dünyada yapılanlar aktarılmış, inandırıcı olunca Üzeyir Garih gibi farklı dine mensup ülkenin saygın iş adamları açılacak okullara referans olmaktan kaçınmamıştır.

Kardeşlerin bile mizaçları birbirinden farklıdır, ayrışmak isteyenler için bahane çoktur, Gülen insanları mizaç farklılıklarını bir tarafa bırakarak topluma faydalı ortak projeler etrafında bir araya getirmeyi başardı, kendi aralarında kıyasıya rekabet halinde hatta kavgalı olan insanlar hizmet projelerini birlikte yürütmekten çekinmediler

Hizmet hareketinin geliştirdiği hiçbir proje önceden planlanarak başlamamıştır. İrili ufaklı her yatırım samimi niyetlerle başlamış kaynağı ise süreç içinde konuya sahip çıkanların gayretleriyle bulunmuştur. Aynı alanda çalışanların profesyonellerle yürüttüğü faaliyetler hizmette konuyu yeni öğrenecek üniversiteyi yeni bitirmiş gençlerle başlatılmış, konuyu biraz öğrenenler bilgilerini diğerleriyle paylaşmış ve birikimlerin paylaşıldığı ortak bilgi havuzları kurulmuştur. Bir süre sonra yüzlerce insanın geliştirdiği modellerin paylaşımıyla benzeri kurumların rekabette zorlanacağı örnekler ortaya çıkmıştır.

-Ülkemizde her kesimden insanın katılımıyla gerçekleştirilen insani değerlere etrafında bir araya gelme amaçlı “diyalog” faaliyetleri,

-Farklı dinlere mensup insanlara hizmet götürmek üzere dünyanın değişik ülkelerinde yapılan faaliyetlere her kesimden en tutucu insanların bile katkısı,

-İllerde kurulan vakıf ve diğer gönüllü çalışmalarda farklı dünya görüşüne sahip insanların birlikte olması,

-Her anlayıştan insanın hiçbir kaygı taşımadan gönül rahatlığı içinde çocuklarını güvenerek onun açtığı kurumlara teslim etmesi

Gülen’in ihtilafları ortadan kaldırmadaki başarısını gösteren en güzel örneklerdendir.

FAKİRLİKLE MÜCADELEDE HİZMETİN YAPTIKLARI

Toplum katmanları arasında büyük uçurumlar var, üsttekiler alttakilere tepeden bakıyor, alttakiler üsttekilere diş biliyor. Hizmet farklı toplum katmanlarını birbirine faydalı olacak işlerde buluşturdu, zenginler fakir halkın çocuğu için evler yurtlar okullar açtı verdikleri burslarla onların eğitimini destekledi, Anadolu’nun en ücra yerlerinden bulunup getirilmiş yüzlerce genç sunulan fırsatlar sayesinde yukarı tırmanma şansı yakaladı. Babası köyde çiftçilik yapanlardan Türkçe konuşmasını bilmeyenlere kadar memleketlerinden alınıp eğitim hayatının sonuna kadar desteklenen yüzlerce genç bugün yurt içinde imkân verilmese bile yurt dışında dünyaya eğitim hizmeti veriyorlar.

Dini hassasiyeti olanlar beldelerinde fakir öğrenciler için yapılacak faaliyetlere katılırken, onları desteklemekten kaçınanlar Türk cumhuriyetlerinden başlamak üzere Güney Afrika’ya kadar mağdur halkların bulunduğu ülkelerde açılacak kurumlara desteğe davet edildi, onlarla Türkiye’de ve yurt dışında mağdur insanların elinden tutacak projeler geliştirdi. Bugün Türkiye’nin en ücra köylerinden ya da orta Asya steplerinden çıkıp Türk okullarında eğitim görmüş gençleri dünyanın her yerinde görmek mümkün hizmet fakir halkın çocuklarına dünyaya eğitim projesi taşıyacak donanım kazandırdı.

Hizmet projelerindekilere yardımdan kaçınanlar için daha geniş kesimlerin katkısını alacak “Kimse yok mu?” derneği kuruldu, dernek yaşlısından dar gelirlisine kadar yurt içinde birçok mağdurun imdadına koştu, bazıları fakir halklar için yurt dışında su kuyuları açtı, bazıları katarak problemiyle boğuşan fakirlerin ameliyat masraflarını karşıladı, bazıları umumi afetlerde destek verdi, dünya genelinde binlerce insan hizmetin el uzatmasıyla sorununu çözdü.    

Hayatında yaşadığı belde dışına çıkmamış insanların çocukları önce şehir merkezlerine sonra büyük şehirlerdeki üniversitelere oradan da açılan kurumlara geçiş yaptı, istihdam imkânı olmayan Anadolu insanına eğitim kurumlarında hizmet projelerinde istihdam fırsatları sunuldu. Erdoğan rejiminin devletten attığı 125 bin, kapatılan kurumlardan işsiz bıraktığı 20 bin, yani toplamda 150 bin civarında çoğu fakirlikten gelme kadrolar hizmet projelerine gönül vermiş ve sorumluluk almış olanlardan oluşuyor. Partililerin çocukları dâhil bunun belki 10-15 katından fazla fakir aile çocuğu hizmet kurumlarında eğitim aldı. Devlet kurumlarında ve özel sektörde çalışan ve gönüllü hizmet projelerinde aktif yer almadığı için işini kaybetmeyen yüz binlerce genç hizmetin başarılı projelerinden yararlanıp kendini kurtardı. Yani hizmet bir yandan topluma olumlu davranış kazandırırken bir yandan da onların istihdam edilebilirliklerine katkıda bulundu, fakirliğe mahkûmiyetten kurtardı.

Hizmet hareketi insan kaynağı yetiştirmede çok başarılıdır. Onlar daha ilk günden itibaren kendilerine verilen deneme fırsatını toplum yararına kullandılar. Maddi beklentiye ve kıskançlığa girmeden uzun emeklerle geliştirecekleri kendilerine has yöntemleri büyük bir özveri ile başkalarıyla paylaştılar. Bu durum ülke insan kaynağının birbirine destek olduğu bir eğitim seferberliğin başlamasına yol açtı, öğrenmeye ve kendini değiştirmeye açık genç kadrolar arasında güzel ve başarılı örneklerin kısa sürede yayılmasıyla benzeri kurumlarla yarışa girmeden rekabet edebilecek donanım kazanıldı.

Belli aşamadan sonra yetişmiş kadrolar açılan kurumların eleman ihtiyacını karşılamak için, Anadolu’da üniversitelerde okuyan başarılı gençleri daha son sınıfta iken aldı, yaz dönemlerinde yaptıkları seminerlerle yetiştirdi ve mezun olur olmaz mesleğe başlamasına vesile oldu. Devletin istihdam fırsatı sunmakta zorlandığı dönemlerde hizmet projelerinde fedakârlığa hazır gençlerin önüne iş fırsatları sunuldu, fakir aileler çocuklarının büyük şehirlerde donanımlı kurumlarda işe başladığını görünce onlara güvenerek çocuğunu teslim etti.

Hizmet yüksek motivasyonla sürekli proje geliştirmiş, Türkiye’de başlayan eğitim seferberliği Türk cumhuriyetlerine aktarılmış, onları diğer ülkeler takip etmiştir. Esnaflar yurt içi ve dışındaki eğitim kurumlarının açılması için çalışırken bu kurumlarda görev alacak yüzlerce fakir vatandaşımızın çocuğuna yeni iş fırsatları sunulmuştur. Belli bir dönemde başkaları için fedakârlık yapmaya söz veren her genci istihdam edecek kadar geniş ve esnek kadro fırsatları oluşturmuştur. Eleman ihtiyacı fazla olunca Türkiye üniversitelerinden mezun dil bilmeyen gençlere büyük yatırım yapılmış devletten hiçbir destek almadan değişik illerde 50 şer 60 ar kişilik gruplar bir yıllık dil eğitiminden geçirilmiş ve hazır hale geldikten sonra yurt dışına gönderilmiş bu uygulama yıllarca devam etmiş imkânı olmayan çok sayıda genç yurt dışı şartlarına hazırlanmıştır.

Hizmet gençlerin fakir aile ortamlarından kurtarılması için bir yandan onlara üniversite hazırlık kurslarında kendini geliştirme fırsatı sunarken, bir yandan da sınavlarda başarılı olanlara daha ileri projelerde görev alma teklifleri götürmüş, başarı düzeyine göre teklifleri kabul eden her genç bir alana yönlendirilmiştir. Anadolu’da birçok ilçeye kadar her yere yayılmış üniversite hazırlık dershaneleri fakir aile çocuklarının yukarı tırmanmasında büyük rol oynamış, hizmet hareketi her yıl okullarında 130 binden dershanelerinde 300 binden fazla öğrenciye eğitim vererek toplumun kendini geliştirmesine katkı sunarken, hizmetin gönüllülük teklifini kabul edenlerin önüne yurt içi ve yurt dışında çeşitli çalışma fırsatları sunmuştur.

Ülkede eğitim sisteminde ahlaki değerler bakımında ortak mutabakat oluşturulamamış, birinin getirdiğini diğeri kaldırmış, değerler eğitiminden uzak yetişen gençler ülkenin geleceği açısından büyük sorun oluşmuştur. Kendini ülkede oyun kurucu gibi gören ve arka planda çevirdiği gizli faaliyetlerle gençleri birbirine kırdırarak siyasileri yıpratıp acze düşüren derin yapılarla kimse mücadeleyi göze alamamış, toplum önderlerinin çoğu günlük siyasi boğuşmalarla uğraşırken ülkedeki kargaşanın çözümünün ahlaki değerler eğitiminden geçtiği gözden kaçırılmıştır.

İlk defa hizmet hareketi kolaycılığa kaçmadan yıllarca emek vererek genç yetiştirmenin sorunu çözeceğine inanmış ve ikna edebildiği herkesi eğitim işinde bir araya gelmeye davet etmiştir. Onlar kalabalıkların tavırlarını eğitimli insanlara bakarak belirlediğini görmüş, üniversitede okuma isteği olan daha fazla insana ahlaki eğitim vermek üzere kurumlar açmaya çalışmıştır. Onların dar imkânlarla sunduğu eğitim projelerinden her yıl yüz binlerce genç yukarı tırmanma şansı yakalamış, az çok ahlaki değerler kazanmış gençlerin her iş koluna yayılmasıyla, toplumun genel çehresi değişmeye başlamıştır. Devlette ve hizmet kurumlarında görev yapıp gönüllü projelere destek veren 50 bin civarındaki eğitimci işten atılsa bile onların korumalı ortamında eğitim görmüş yüz binlerce fakir aile çocuğu bugün eğitim sistemindedir, az veya çok cemaatin öğretileriyle kazandığı ahlaki değerleri topluma aktarmaya devam etmektedir.

Ülkede Anadolu’nun fakir aile çocuklarına kapalı, kısır döngü içindeki bazı kurumları için kimse sorumluluk almamış, sadece hizmet hareketinin gönüllüleri kendi şahsi yaşamlarından fedakârlık yaparak büyük bir özveri ile o kurumlara öğrenci yetiştirmek üzere yıllarca bıkmadan usanmadan emek sarf etmiştir. Özal dönemine kadar iradi ya da gayrı iradi Türkiye’nin şartları bu denilerek, emniyet kendine gelen her vatandaşı baştan suçlu kabul eden, küfrederek şiddet ile suçluları kontrol edilebileceğini düşünen, eğitim ve ahlaki değerler bakımından problemli kadrolarla doldurulmuş, bu yüzden mazbut insanlar ahlaki yozlaşmanın olduğu bu tür kurumlara karşı mesafeli durmuştur. Hizmet demokratikleşme çabalarının olduğu dönemde bu kurumlarda demokratik değerleri geliştirecek elemanların bulunmasının gereğine inanmış, ahlaki değerlerin önemine inanan aileleri ve çocuklarına bu kurumlarda görev almanın toplumsal sorumluluk olduğu anlatılmıştır. Hizmetin teşvikleriyle yönelmiş etik ve ahlaki değerleler bakımında donanımlı fakir aile çocukları kurumların çehresini değiştirmiş, siyasilerin demokratik uygulamaları hayata geçirmesiyle emniyet zaman içinde topluma insanca muamele eden bir kuruma dönüşmüştür.

Devletin adalet birimleri yıllarca rüşvetin merkezi olmuş, hâkim ve savcısından zabıt kâtibine kadar herkesin kötülükten bir şekilde beslediği kirli çarklar kurulmuştur. Kimse bu çarkın bozulması için gayret etmemiş, özellikle dini değerlere inanan fakir çocuklarının buraya girişini engelleyen düzeni bozmaya cesaret eden olmamıştır. Hizmet hareketi hiçbir maddi beklenti olmadan yıllarca emek sarf ederek hukuk birimlerine girmeleri için başarılı Anadolu insanını teşvik etmiş, gerektiğinde onlara geçmiş deneyimlerden yararlanabilecekleri çalışma ortamları hazırlayarak yüreklendirmiştir. Bu sayede yıllar geçtikçe etik ve ahlaki değerlere inanan insanların girmesiyle aşağıdan yukarıya adalet sistemi değişmiş, devletin düzenlemeleri de bu istikamette olunca rüşvet çarkları kesilmiş, sistem vatandaşına tepeden bakan anlayıştan kurtarılıp vatandaşa hizmetle görevli hale gelmiş, demokrasinin kuralları eskiye oranla daha sağlıklı işlemeye başlamıştır.

Devletin hizmetinde olması gereken ordu her zaman sorun kaynağı olmuş, elindeki silah gücünü kullanarak yıllarca siyasileri kendi dünya görüşlerine göre yönlendirmiş, istediği iktidarları göreve getirmek için sık sık darbeye başvurmuştur. Demokrasinin tüm kurallarına müdahale eden, devlet içinde devlet gibi çalışan, fakir Anadolu insanına kapalı olan bu yapıya yıllarca kimse müdahale etmemiş, ilk kez hizmet hareketi orduya girmenin bu ülkedeki her vatandaşın hakkı olduğuna inanarak elini taşın altına koymuştur. Kendine beyaz Türkler diyen askeri okullara giriş sistemini ele geçirmiş kirli bir grubun tüm engellemelerine rağmen, hizmetin teşvikleriyle orduya girmeyi başarmış fakir Anadolu çocukları bu grup tarafından fark edilmiş ve birkaç kez ihraç işlemi yapılmıştır. Hizmet ihraçlara rağmen bıkmadan gençleri teşvik etmiş dünya görüşünden dolayı ihraçları önlemek için onlar yaşantılarından bile bazı fedakârlık yapmak zorunda kalmıştır. Onların teşvikleri sayesinde kirli gruptan farklı olarak ilk kez ordu içinde demokratik va ahlaki değerlere inan insanlar varlık göstermeye başlamıştır.

Hizmet bir yandan çok sayıda fakir aile çocuğunun devlet kademelerinde görev almasına vesile olmuş onları fakir aile ortamlarından kurtarmış, bir yandan da ahlaki değerler eğitiminden geçirdiği gençlerle erdemli bir toplum oluşturmayı hedeflemiştir.

Gönüllük projelerine gelince onları genellikle maddi beklentisi olmayanlar kabul ettiği için özellikle fakirlikten gelme on binlerce kişi hizmet kurumlarında istihdam edilmiş, bunlar için özel bir birim kurularak başarı düzeyine göre herkese yeni projelerde görev verilmiştir.

CEHALETLE MÜCADELEDE HİZMET HAREKETİNİN BAŞARISI

Gülen darbelerle arandığı dönemler dâhil hayatının hiçbir döneminde öğrenci okutmaktan uzak kalmamıştır, o tavır ve davranışlarıyla çevresine hep eğitimin içinde kalmayı öğretmiştir. Kendisi eski yöntemle dini eğitim almış olmasına, diyanetteki çevresi din eğitimi dışındakileri gereksiz görmesine rağmen o eğitim faaliyetlerini din eğitimiyle sınırlı tutmak gibi bir darlığa düşmemiş, en anormal şartlarda bile eğitim faaliyetlerine ara vermemiş hayatını cehaletle mücadele içinde geçirmiştir.

Ülke şartlarına göre ogün çevresindeki dindar insan profilini neye ikna edebildiyse ona yönlendirmiş ve toplumda erdemli insan yetiştirme faaliyetlerini her şartta sürdürmüştür. Ülkede sağ sol çatışmalarıyla herkesin birbirini öldürdüğü dönemde vaazlarıyla sohbetleriyle ona inanmış birkaç kişi de olsa bulundukları yerlerde gençlere olumlu davranış kazandırmak için neler yapmaları gerektiğini anlatmıştır. Dindarların eğitimi kuran kursundan ibaret gördüğü, başka faaliyetler için kimsenin harekete geçmediği 1980 ihtilalına kadarki dönemde o çevresini talebeler için ev açmaya onların eğitimlerini tamamlamaları için mali destek olmaya davet etmiştir.

Bir yandan gençler için ortam hazırlanırken bir yandan da bu öğrencilere nasıl olumlu davranış kazandırılacak, erdemli insan nasıl yetiştirilecek buna kafa yorulmuş, esnaflar ve genç yaştaki eğitim gönüllüleri dar imkânlarla bir araya gelerek beldelerinde gençliğin problemlerinin çözümü için çare aramıştır. Faaliyetlerin sürdürülebilir olmaktan uzak olduğu dönemlerde Gülen sabır ve metanetle yol göstericilik yapmış, yaşanan sıkıntıların çözümü için farklı beldelerdekilerin bir araya gelip geliştirdikleri çözümleri paylaşmalarını istemiş ortak akıl toplantılarıyla güzel örneklerin diğerlerine aktarılması sağlanmıştır.

Gülen ikna edebildiği sözünün geçtiği insanlara daha deneme aşamasındaki yatırımı tam olmayan başarılı olup olmayacağı belli olmayan örneklere bakarak kendi beldelerinde bir şeyler yapmaya motive etmiştir. O,

-Eğitim projeleri geliştirmek üzere insanları bir araya getirip fedakârlığa teşvik etmede,

-Projeye sahip çıkanların ürettiği çözümleri başkalarıyla paylaşmasını sağlamada,

-Noksan ve kusurlarına rağmen projelerin sabır ve metanetle sürdürülmesinde,

-Varsa hata ve kusurlar onlara zamanında müdahale ile faaliyetlerin ahlaki değerler çerçevesinde yürütülmesinde oldukça başarılıdır.

Anadolu insanı eğitimlilerin genelde ahlaki açıdan problemli olduğunu gördüğü için eğitimden uzak durmuş çocuklarını okutmak yerine yanında çalıştırmayı tercih etmiştir. Toplumsal sorunların çözümünün eğitimden geçtiğine inan Gülen çevresini günün şartları neye izin veriyorsa o yönde eğitim faaliyeti yapmaya yönlendirmiştir. 70 li yıllarda daha çok dini eğitim ağırlıklı sürdürülen faaliyetler 80 darbesiyle sona erince çevresini darbecilerin karşı çıkamadığı özel okul ve dershane açmaya toplumda eğitim düzeyini yükseltecek projeler geliştirmeye teşvik etmiştir. Altyapısı tamamlanmadan açılan, kadrosu olmayan deneyimsiz yeni mezunlarla sürdürülen kurumlar, benzerleriyle rekabette zorlanmış çoğu öğrenci bulamadığı için çalışanlara burs düzeyindeki maaşlar bile zamanında ödenememiştir.

Tüm imkânsızlıklara rağmen sabır metanet ve ortak akılla geliştirilen yöntemlerin paylaşılması, esnaflar ve öğretmenlerin dayanışması sonucu problemler bir bir çözülmüş, belli süreden sonra kurumlara güven artmış ve her kesimden insan çocuklarını teslim etmek için yarışa girişmiştir. Hizmetin eğitim projelerinin başarısında yatan sır özveri ve adanmışlıktır, bu anlayış bir ruh gibi her çalışmada kendini gösterir. Özel öğretim kurumlarının yüksek maaşlarla çalıştırdığı deneyimli öğretmenlere karşılık hizmet kurumları deneyimsiz ama aralarında yardımlaşma duygusu gelişmiş öğretmenlerle çok geriden başladığı yarışta kısa bir süre sonra öne geçecek modeller geliştirmiştir.

Hizmet sadece gençlerin eğitimini toplumların gelişmesi için yeterli görmemiş meslek erbabından iş adamlarına varıncaya kadar her yaş grubundan insanın eğitimi için toplumun kılcallarına kadar ulaşan eğitim yolları geliştirmiştir. Haftalık ev sohbetleri olarak bilinen tamamen ahlaki değerlerin topluma yayılması için yapılan faaliyetlerle toplumun her katmanından insan kendi yaş ve kültür düzeyine göre bir gruba katılmıştır. Günlük dedikodulardan ve siyasi tartışmalardan uzak bu ortamlarda erdemli ve faziletli insan nasıl olunur bunlar paylaşılmış, gruba katılanlar bir süre sonra toplumun genel ortalamasının üzerinde ahlaki anlayışa ulaşmıştır.

Hizmetin eğitim hareketi ülkeyle sınırlı kalmamış yurt dışında iş yapma fırsatı bulan hizmet insanları devletin desteği olmadan dar imkânlarla birçok ülkede eğitim kurumu açmış hala başarıyla faaliyetini sürdürmektedir. Herkesin bizden adam olmaz deyip içine kapandığı dönemde Gülen kendine İzmir’de çalışma imkânı verilmediği 80 ihtilali sonrası faaliyet alanını İstanbul’a taşımış, Türkiye’de çalışma imkânı verilmediği 28 Şubat sonrası ise yurt dışına çıkarak gencecik insanlarla tüm dünyaya eğitim götürecek projelere öncülük etmiştir.

ERDOĞAN İSE KOLAY YÖNETMEK İÇİN FAKİRLİK-CEHALET VE İHTİLAFLARI KÖRÜKLEMEYİ SEÇTİ

Hizmet insanları hayata bakış açıları gereği ülke yönetimine talip olmayı hiç düşünmediler bu yüzden en başarılı elemanlarını yurt dışına gönderdi tüm insanlığa hizmet sundular, başkalarına göre hep iğneyle kuyu kazmayı seçti kolaycılığa hiç kaçmadılar. Siyasetle meşgul olmak yerine cehalet-fakirlik ve ihtilafla mücadeleyi tercih ettiler.  Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu grup ise yıllardan beri hizmetin yöntemini çok uzun ve zaman alıcı olarak gördüler, onlar hep kolay sonuç almayı düşündü meşru gayrı meşru bir şekilde yönetimi ele geçirip toplumu istedikleri gibi yönlendirerek kendi düzenlerini kurma hülyalarıyla yaşadılar. Hizmetin faaliyetleri hep insan merkezli oldu onlar ilgi alanlarına giren her yerde erdemli insan yetiştirmeye çalıştılar yönetimi ele geçirme gibi bir projeleri hiç olmadı.

Bu yüzden 15 Temmuz’un ilk günlerinde cemaatin darbe yaptığına partililer bile inanmadı, azımsanmayacak sayıda partili darbenin yönetimi bırakmamak üzere devleti ele geçirmek isteyen Erdoğan tarafından planmış bir senaryo olduğunu düşündü.  4 yıldan beri tüm medya organlarında aynı yönde tekrarlarla partilileri ve toplumu iknaya çalışıyor, görüşlerine muhalif en küçük bir bilgi kırıntısının bile öğrenilmesini engelliyorlar. Kıskançlık hissiyle yaklaşanlar hariç cemaate yapılanlardan vicdanen rahatsız olan partililerin senaryoya sessiz kalmasının nedeni, onların Erdoğan’ı meşru yoldan olmasa bile kendi hayallerini gerçekleştirmiş bir lider olarak görmeleri. İlerde bir şekilde hatalarını düzeltebileceklerine inanarak yapılanları geçici bir şey olduğunu zannediyor geçiş döneminde onun yaptığı insanlık dışı zulmü mazur görmeye çalışıyorlar.

Erdoğan ve yakın çevresi ise ülke yönetimini ele geçirme toplumu koyun sürüleri gibi yönetme dışında bir anlayışa sahip olmadıkları için cehaletle mücadele gibi bir kaygı taşımıyorlar. Hatta biraz mürekkep yalamışları kolayca kandıramayacakları için halkın eğitim düzeyinin yüksek olması onları tedirgin ediyor, onun yerine güdülecek insanlardan oluşan bir toplum kurmayı hayal ediyorlar. Fakirlikle mücadele gibi bir kaygı da taşımadılar, aksine toplumun kendilerine minnet duygusu içinde olmasını sağlamak için özellikle halkın fakir olmasından yanalar. Toplum kesimlerinin birbiriyle dayanışma içinde olmasını kendi iktidarları için tehdit olarak görüyorlar. Bu yüzden toplumsal ihtilafları körüklüyor, dayanışma gruplarını kendi içinde bölüp güçsüz hale getiriyorlar. Gülen’in toplumun gelişmesi için ortaya koyduğu tüm hedefleri düşman görüyor onları yıkmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Rasyonel anlayıştaki toplum liderleri, eğitimli insanlardan yararlanmak için çareler ararken Erdoğan ve ekibi ülkenin ahlaki değerler bakımından en donanımlı eğitimli insanlarını hain ilan ediyor ya hapiste süründürüyor ya da kaçmak zorunda bırakıyor. Toplumların ayağa kalkması halkın birbiriyle dayanışma içinde olmasına bağlıdır, hâlbuki Erdoğan toplumsal dayanışma gruplarının varlığından rahatsız onları bölüp parçalamak için her yolu deniyor.  Ülkelerin gelişmişliği zenginliğin daha geniş tabana yayılmasıyla devlet yerine halkın varlıklı hale gelmesiyle ölçülüyor. Hâlbuki Erdoğan ülkenin tüm kaynaklarını kendisi ve yakın çevresine aktarmaya çalışıyor, halkın elindeki tüm imkânları alıp kendi kontrollerinde bir guruba teslim ediyor, lüks içinde yaşıyorlar ülkenin kazanmadığı paraları harcayarak halkı fakirleştiriyor, toplum kesimleri arasındaki uçurumu büyütüyorlar.

Onlar için;

-Eğitimli insanlar parayla satın alınıp kirli projelerinde kullanılabiliyorsa makbul,

-Varlıklı kesimler tüm yolsuzluklarına aracılık sunuyorsa faydalı,

-Dayanışma grupları önlerine konan tüm yasadışı işlere ortak oluyorsa yaşama şansına sahip, değilse ülke düşmanı hain yok edilmesi gereken varlıklar olarak görüyorlar.

Özellikle darbeden sonra ülke kanun ve hukuk devleti olmaktan çıkarılmış kaba kuvvet ve güçe hedefine ulaşmaya çalışan örgütlü bir suç şebekesinin eline geçmiş durumda, zor emek gerektiren işleri hiç sevmiyorlar ele geçirdikleri devlet gücünü kullanarak her şeyi yakıp yıkarak üzerlerine geçiriyorlar. Kendilerini ne dinin temel prensiplerine ne de ahlaki değerlere bağlı hissetmiyorlar. Bırakın toplumun gelişmesi onlar için insan hayatının bile hiç önemi yok kısa yoldan sonuca ulaşmak için çoluk çocuk demeden yüz binlerce insanın açlık ve sefaletini pazarlık gücü olarak kullanmaktan çekinmiyorlar.

Ülke elde ettikleri güçle gözü dönmüş bütün değerler sistemini yıkmaya hazır bir grup tarafından yönetiliyor. Ne kendilerinin ne de ülkenin durumunun farkında değiller, her şeyi yapabileceklerine inanıyor her gün birine ya da bir yere saldırıyorlar. Sadece kendilerinin akıllı ve uyanık olduklarını zannediyor, devlet adına bulundukları yerlerde herkesin gözü önünde yalan söylüyor, iftira atıyor, sahtekârlık yapıyor pervasızca kirli entrikalar çeviriyorlar sonra da basına tek merkezden servis ettikleri haberlerle hem halkı hem dünyayı kandırdıklarını düşünüyorlar. Yaptıkları yasadışı işler ve insanlık suçları önlerine konacağı güne kadar da muhtemelen soykırım yapacak yığınlara insanlık dramı yaşatmaya devam edecekler.   
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ