Fişleme dosyaları ya da Dersimli Kılıçdaroğlu

''Dersimli olduğu için kendisi de fişlenen Kemal Kılıçdaroğlu’nun içine nasıl bir faşizm kaçmıştır da insanların kimliklerine göre fişlenmesini doğru bulur hale gelmiştir.''
Tr724'ten Alper Ender Fırat'ın '15 Temmuz sonrası, yüz binlerce insanın hangi kriterlere ve gerekçeye dayanarak devletten ilişiğini kestiğini anlamamızı sağlayan' analizi şöyle:

Şecaat arz eden merd-i kıpti pardon Kemal Kılıçdaroğlu sirkatini anlatıvermiş. Daha önce Habertürk TV’de bir programa katılan ana muhalefet partisi genel başkanı, bir zamanlar devlet yetkisini kullanan birilerinin, kendisinden olmayan herkesi anayasal bir suç olacak şekilde fişlendiğini övünçle itiraf etmiş. Aslında 29 Haziran 2017’de söylenen ve 15 Temmuz’un dumanlı havasında gözden kaçan sözler tekrar gündeme gelince facia anlaşıldı. İşin trajikomik yanı da bu röportajın, Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a yaptığı Adalet yürüyüşü döneminde olması.

Meğer biz bir hukuk devletinde yaşadığımızı zannederken devlet yetkisini kullanan birileri köy köy dolaşıp, herkesi anası, babası, nenesi, dedesi, akrabaları kim diye tek tek fişlemişler, bunları kalın dosyalar haline getirmişler, dosyalamakla da kalmamışlar bunu dönemin Genelkurmay Başkanına (İlker Başbuğ) sunmuşlar. Genelkurmay Başkanı da bu kalın dosyaları dönemin iktidarına vermiş ama onlar gereğini yapmamış. Kılıçdaroğlu’na göre bu dosyalar örtbas edilmiş, peki kim tarafından, şu anda hapishanede olanlar tarafından. CHP Genel Başkanı, daha da hızını alamıyor Nagehan Alçı’ya diyor ki arzu ederseniz o dosyayı size verebilirim.


Olaya nereden baksanız elinizde kalıyor. Bu ülkede hukuku, adaleti, eşitliği ve suçun şahsiliğini en çok savunması gereken ana muhalefet partisi (üstelik kendisine sosyal demokrat diye tanımlıyor) Anayasal bir suç olan fişlemelerle, hiçbir suç işlememiş olanların cezalandırılmamasından dolayı iktidarı suçluyor. Bu arada kendisinin de ‘Kürtçü-bölücü’ diye fişlendiğini hatırlatmakta yarar var. 28 Şubat Batı Çalışma Grubu tarafından yapılan fişlemeyi Bugün Gazetesinden Adem Yavuz Arslan ortaya çıkarmıştı. Kemal Bey o fişlemeden dolayı Başbakanlığı dava etti ve tazminat kazandı. Bir fişleme mağduru ve bundan doğal olarak rahatsızlık duyup devleti dava eden birinin başkaları hakkındaki bir fişleme faaliyetini savunması ve ‘gereği yapılmadı’ demesi, ülkenin acı gerçeği.

Bu tavır 15 Temmuz sonrası, yüz binlerce insanın hangi kriterlere ve gerekçeye dayanarak devletten ilişiğini kestiğini de anlamamızı sağlıyor. Daha da önemlisi başta CHP’nin böylesine insanlık dışı Nazi uygulamalara karşı niye duyarsız ve sessiz kaldığını da açıklıyor.

Hatırlayacaksınız, 15 Temmuz gecesi daha olayın ne olduğu bile belli olmadan üç binden fazla hakim ve savcı açığa alınmış, daha sonra da tutuklanmıştı. Kimin ne olduğunun en azından kamuoyunca bilinmediği bir zamanda, savcılık neye dayanarak bunların tutuklanmasını istedi? HSYK’nın elinde de Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği kalın dosyalı fişleme listeleri olmalı ki bu fişleme listelerine göre tutuklamalar başladı. Anlaşılan hakim ve savcıların köyleri de tek tek dolaşılıp tespit edilmiş.

Siyasi atmosferin şehvetine kapılan Kemal Kılıçdaroğlu, bu hukuksuzluk döneminin sonsuza kadar devam edeceğini zannederek, bu ülkede insanların fişlendiğini ifşa ederek bunu savunmuş, hem de 15 Temmuz’un suç ortağı olduklarını da deşifre etmiştir. Hukukun bu topraklara döndüğü ilk anda yargılanacak olanlardan birisi de kesinlikle Kemal Kılıçdaroğlu’dur. CHP’nin Genel Başkanı o zaman insanların Naziler gibi kimliklerine göre tespit edilmesini nasıl savunduğunu, niye bunlara itiraz etmediğini anlatır. Hem orada cevap verir hangi köylerde, mahallelerde doğmuş insanların muteber olduğunu, hangilerinin devlette asla görev alamayacağını kamuoyuna anlatmış olur.

Mesela devlet, Dersimlileri hem de zorunlu iskana tabi tutup farklı bölgelere yerleştirilmiş olanları da dahil ederek tek tek fişlese, köy köy gidip tespitlerde bulunsa ve sırf bu yüzden onları cezalandırsa hak mıdır?

Dersimli olduğu için kendisi de fişlenen Kemal Kılıçdaroğlu’nun içine nasıl bir faşizm kaçmıştır da insanların kimliklerine göre fişlenmesini doğru bulur hale gelmiştir. Nasıl olduysa hukuku, adaleti, insan haklarını, suçun şahsiliğini savunması gereken bir insan, vatandaşları kimliklerinden aidiyetlerinden dolayı peşinen cezalandırılmasını savunan faşist bir Kemaliste dönüşmüş.

Kaynak:Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ