Fehmi Koru: Suriye’de işler karışık ama İsrail’in işleri yolunda

Bu sabah daha önce hiç denemediğim bir iş yaptım ve dünya gündeminde şu sıralar adı pek geçmeyen bir ülkeyle ilgili haberleri listelemesini Google’dan talep ettim.



İsrail’le ilgili haberleri taradım.


‘‘Kaşıkçı cinayeti İsrail için bir felaket olabilir’’ başlıklı Ha’aretz gazetesi değerlendirmesi ile İngiltere’de yapılmış bir kamuoyu araştırmasında İngilizlerin yarıya yakınının (yüzde 49) İsrail hakkında olumsuz hisler beslediğine dair haber dışında, İsrail’deki Netanyahu yönetimini üzecek bir haber veya yazıyla karşılaşmadım.

Kargaşayla dolu bir bölgede İsrail bir istikrar abidesi gibi duruyor.

New York Times, 26 Ekim tarihli nüshasında, İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Körfez ülkelerinden Oman’a yaptığı gezinin haberini duyuruyor. İki ülke arasında diplomatik ilişki bulunmadığı halde gerçekleşmiş bu ziyaret. 2000 yılında daha önce açılmış İsrail ticaret ofisini kapattırmış Oman. Şimdi ise, ülkenin en tepe yöneticisi Sultan Qaboos bin Said bizzat Netanyahu’yu sarayında kabul edip görüşmüş…

İnanmayan çıkabilir diye haberin girişinde ikilinin fotoğrafları da yer alıyor.

Bir başka ziyaret haberi de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE). İsrail’in kültür ve spor bakanı Miri Regev İsrailli sporcuların da katıldığı bir müsabaka vesilesiyle BAE’ndeymiş… Kadın bakan orada ülkenin gösterilmeye değer önemli yerlerini rehberler eşliğinde ziyaret etmiş. Bunlardan biri de Şeyh Zayed’in adını taşıyan büyük cami. Bakan Regev, caminin anı defterine şu cümleyi İbranice yazmış: ‘‘Bu cami kardeşlik ve barış mesajı. Herkese iyi bir hayat ve barış diliyorum.’’

Jerusalem Post gazetesi 28 Ekim’de şu haberi okurlarına duyurdu: ‘‘İsrail elindeki en etkili casusluk sistemini Suudi Arabistan’a sattı.’’ Habere göre, İsrail önce casusluk sistemi teknolojisini öğrensinler diye ülkesine gönderilen Suudi Arabistanlı elemanları eğitmiş, ardından kendi elemanlarını gönderip sistemi kurup çalıştırmış da. Aynı haberden, Suudi Arabistan ile İsrail’in önemli isimlerinin Washington ve Londra’da gizli görüşmeler yaptıklarını, bu arada İsrail’in milyar dolarlık ‘Demir Kubbe’ (Iron Dome) adlı füze-savar sistemini de bu ülkeye satıp kurduğunu da öğreniyoruz.

Türkiye’ye daha yakın bir yerden de haber var. Arutz Sheva mahreçli haber dün yayınlandı. Buna göre, İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin (IDF) ‘Maglan’ adlı elit özel kuvvetlerine ait bir birlik Kıbrıs’ta bir hafta boyunca Kıbrıs Ulusal Muhafızları’yla birlikte ortak bir topyekun savaş tatbikatına katılmış. Ortak tatbikatta, terörle mücadele, kent savaşı, açık arazi savaşı, sabotaj ve çatışma tıbbı konuları yer almış.

Daha bir dizi olumlu haber var da, bunları özellikle dikkatimi çektiği için anıyorum.

Neden durup dururken böyle bir haber taraması yapma ihtiyacı duydum?

Bir kere durup dururken değil. Hürriyet’ten Sedat Ergin’in dün başlattığı ve bugün de sürdürdüğü ‘Suriye’ ile ilgili değerlendirmesi beni böyle bir araştırmaya yönlendirdi.

Hayır, Ergin’in yazılarında bir kez bile İsrail’in adı geçmiyor. Her iki yazı da, geçen hafta İstanbul’da gerçekleşen Türkiye, Rusya, Fransa ve Almanya arasındaki dörtlü Suriye zirvesi sonrası durumu Birleşmiş Milletler (BM) açısından değerlendiriyor.

İlk yazı ‘Suriye sorunun çözümü ne kadar yakın’ başlıklı ve bayağı kışkırtıcı; ancak ‘Türkiye Suriye’de Rusya ile BM arasında sıkışıyor’ başlıklı ikinci yazı ise farklı bir sonucu akla getiriyor.

Benim bu iki yazıdan çıkardığım sonuç, yakın tarihin en uzun sürmüş iç-savaşının bir süre daha devam edeceği…

Zirvelerden çıkan ve Suriye’de önce anayasa yazımını, daha sonra da demokratik bir seçimi gerçekleştirecek, 50 üyesi Esad rejimi, 50 üyesi muhalifler tarafından seçilecek, 50 üyeyi de BM’nin belirleyeceği 150 kişilik heyetin oluşumunda önemli bir sorun var.

Suriye ve Rusya BM’nin listesine şiddetle itiraz ediyor. Oysa Türkiye, önce itiraz ettiği o listeyi sonra onaylamış bulunuyor.

BM’nin Suriye temsilcisi Staffan de Mistura sonunda havlu attı ve dün itibariyle ortadan çekildi.

İş uzayıp gideceğe benziyor.

Yazıyı buraya kadar okuduktan sonra ‘‘İyi de Suriye konulu iki yazıdan sonra İsrail de nereden çıktı?’’ diye soranlarınız çıkabilir.

’’Çıktı işte’’ demekten başka bir açıklamam yok.

[Yine de, ‘İstanbul zirvesi’ sonrasında yazdığım ‘Suriye için İstanbul zirvesi.. Hiç kuşkusuz önemli bir adım, fakat…’ başlıklı yazım açıklayıcı olabilir. F.K.]


BU YAZI FEHMİ KORU'NUN KİŞİSEL SAYFASINDAN ALINMIŞTIR









 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ