Fehim Taştekin: Muhalefeti tarumar edecek bütün yolları deniyorlar

AKP-MHP İttifakı Fırat’ın Doğusu’ndan umduğunu bulamayınca Türkiye’nin Doğusu’na yöneldi ve Kürt halkının seçimde ortaya koyduğu iradeyi, evdeki paralar gibi sıfırladı.




Türkiye’de yasama-yürütme-yargı ayrılığının sonu anlamına gelen bu karar tek adam rejiminin ülkenin barış, huzur ve birliği için de bir tehdit olduğunu ortaya koydu. Türkiye’de bunlar yaşanırken Ankara’nın Suriye’deki planları arka arkaya darbe yemeye devam etti.


İdlib’deki Türk Silahlı Kuvvetleri gözlem noktaları riske girerken Fırat’ın Doğusu’nda da istenilen hedef gerçekleşmedi. Pençe Harekâtı’nın akıbeti ise meçhul çünkü ülkenin atıldığı maceraları sorgulayıp denetleyecek bir Meclis ve iktidar-devletten bağımsız bir güvenlik ve dış politika geliştirecek ergenlikte bir muhalefet yok.

Fehim Taştekin ile bu hafta bütün boyutlarıyla Kürt meselesini konuştuk:

“Belediyelere kayyum atanması AKP’nin 2015 Temmuz’undan itibaren kendini gösteren intikam siyasetinin tekrarıdır. Hem iç siyasetle hem Suriye-Irak cephelerinde yaşanan gelişmelerle doğrudan bağlantılı.

Bir taraftan yerel seçim hezimeti sonrası Kürtlerle ilgili siyasette bir değişim beklentisi oluştu. Aynı şekilde Suriye’de YPG-PYD’ye karşı ilan edilen düşmanlık siyasetindeki yüzünden İmralı-Kandil hattında yeni bir müzakere zemini oluşur mu sorusunun yanıt beklendiği günlerdeyiz.

Tam bu sırada belediyelere kayyum atanarak Kürtleri ötekileştiren, rencide eden, hiçe sayan ve daha da önemlisi 1990’lardaki lanet siyasete dönüşü andıran bir süreç başlatılıyor.  Bunu bir yanıyla Erdoğan’ın derin devletle, aleni olarak MHP ile örtülü olarak ulusalcı çizgiyle ittifakına bağlayabilirsiniz. Fakat özünde AKP’yi bunlara mahkûm eden ve bugün alternatif partilerin de çıkmasına zemin hazırlayan bir siyasettir. Akıldışıdır.

Diğer yandan Erdoğan İmralı-Kandil bandında bir açılımı HDP’yi felç etme siyasetinden ayrı da götürebileceğini düşünüyor olabilir. Burada pragmatik anlakların yüklendiği en önemli husus ise yerel seçimlerde AKP’ye kaybettiren muhalefet kanadındaki seçmen refleksidir. Bu refleksin olası erken ya da başkanlık seçiminde de Erdoğan’a kaybettirmesi muhtemeldir. Bu yüzden CHP-HDP yakınlaşmasını mayınlayacak her türlü şeytanlık düşünülüyor. Belediyeler bunun başlangıcı. Bu işi daha başka yerlere de götürebilirler.

Kayyum dönemine dönüşte Suriye’nin mutlak etkisinin olduğunu zannediyorum. Erdoğan “Ağustos, tarihimizde zaferler ayı olarak geçer. Bu ağustosta da tarihimizin zaferler halkasına bir yenisini daha ekleyeceğiz” demişti. Olmadı. Madem Fırat’ın Doğusu’na giremedik Diyarbakır’da, Mardin’de, Van’da belediyelere girelim der gibiler. Zaferse işte zafer!

Çok kötücül bir mantık yürütülüyor. Suriye’de her seferinde yaşadıkları hezimetin bedelini Türklere ödettiler. Gerek sınırın altında gerek üstünde. Cihatçılar yenildikçe ya şehirlerimizde canlı bombalar patladı ya da HDP’yi felç etmeye dönük operasyonlar yürütüldü. Kendi tabanını öfkeyle beslemeyi alışkanlık haline getirdi iktidar.

Suriye bağlantısını İdlib’de de kurabiliriz. İktidar İdlib’de Türkiye’yi bütün unsurlarıyla birlikte çok fena harcadı. Düşünün El Kaide’ye kefil olmuşsunuz. Onların hamisi kesilip Rusya’ya ben İdlib’de 15-20 km derinliğinde güvenlik çemberi oluşturacağım, silahlardan arındıracağım, Halep-Şam ve Halep-Lazkiye otoyolunu açacağım demişsiniz. Ve sözlerinizi yerine getirmemişsiniz. Rusya ‘hadi yap’ diyor. Yapamıyorsun. Üstelik Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bölgedeki gruplara kalkan yapıyorsun; her defasında onlara askeri mühimmat ve malzeme vererek dengeyi değiştiriyorsun. Çok tehlikeli bir oyunda ısrar var.

Şimdi Han Şeyhun Suriye ordusunun kontrolüne geçinde 10 km güneyde Morek’teki Türk askeri özlem noktası kuşatma altında kaldı. Ne olacak? İktidar ne yapacak? Suriye ordusu ile çatışacak mı? Yoksa gerisin geri mi dönecek? Nereden baksan tutarsız. Bunu iç kamuoyunda tartıştırmıyorlar. Muhalefet de tartışmaya yanaşmıyor. Koca bir ülke El Kaide ile iş tutuyor.

Üstelik bunlardan fazlalıkları Libya’ya kaydırıp orada savaş yürütmek gibi bir yol izleniyor. Bunu Rus lider Vladimir Putin Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la toplantısında dile getirdi. Uluslararası hukuk karşısında da Türkiye’nin düşürüldüğü durum berbat. Putin, Türk-Amerikan müşterek harekât merkezine muhtemelen çok bozuldu ve İdlib'de kendini tutan siyasete biraz son verdi. Ruslarla kavgada İdlib, Türkiye'nin yanıt alacağı yerlerin başında geliyor.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ