Fehim Taştekin, Erdoğan'ın 'boğazındaki düğüm'ü yazdı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Fırat'ın Doğusu'na önümüzdeki birkaç gün içinde operasyon düzenleneceğini açıkladı.
Kamuoyunun merak ettiği husus ise, operasyonun kapsamı, ne kadar süreceği, ABD ile bir gerilim yaşanıp yaşanmayacağı ve harekatın 31 Mart yerel seçimlerine yönelik bir hamle olup olmadığı yönünde.

Gazeteduvar yazarı Fehim Taştekin, Fırat'ın Doğusu'na harekat sinyalinin seçim sandığına yönelik bir hamle olduğu görüşünü dillendirenlerden. 

'Zeytin Dalı’nda olduğu gibi muhalefet, Türkiye sınırlarının altında Kürtlerin liderliğinde bir özerklik oluşumunu önlemeye endeksli ‘ulusal dava’nın arkasında sıralanmak durumunda kalacak ve siyasal gündem ipotek altına alınacak. Mart seçimlerine seferberlik ve ‘fatihan’ havasında giren iktidar korktuğu tabloyu tersine çevirebilecek. En önemli hesap bu. 2015’ten beri maalesef sandığın yönünü ‘barut’ belirliyor!" satırlarıyla, niyetlenen hedefe dikkat çeken Taştekin, ABD'nin tutumuna dairse şunları yazdı:


"Şimdi Erdoğan neredeyse operasyon için tarih verdiğine göre ABD, Ankara’yı teskin etme adına Fırat’ın doğusunda kısmi ve noktasal bir operasyona yeşil ışık yakar mı? Hiç kimse olur ya da asla olmaz diyecek durumda değil. Konuştuğum Kürt kaynakların da bu konuda şüpheleri var. Kısmi operasyon ihtimali üzerinde duruluyor."

Taştekin, kısmi bir operasyonla hedeflenenin ise, Kobani gibi ‘Kürt kaleleri’ değil Arap yoğunluklu ya da Kürtlerle Arapların aynı oranlarda bulunduğu bölgeler olabileceğine dikkat çekti.

"Özellikle Tel Ebyad (Girê Spî) ve Ras el Ayn (Serekaniye) üzerinde duruluyor. Son aylarda Türk medyasına sızdırılan operasyon planlarında da bu yerlere özel vurgu yapılıyordu. Bu iki yerle ilgili Erdoğan’ın boğazında düğümlenen bir şeyler var" satırlarının ardından Taştekin, konuya açıklık getirdi:

"Serekaniye, Temmuz 2012-Şubat 2013 arasında Türkiye topraklarından geçirilerek sınırdan sokulan Özgür Suriye Ordusu şapkasını kullanan İslamcı örgütlerin YPG tarafından defalarca püskürtüldüğü yerdi. Tel Ebyad da 2014-2015’te IŞİD’in Türkiye sınırlarından beslendiği ana hatlardan biriyken YPG ve Arap ortakları tarafından kurtarılırken Erdoğan’ın “Arap ve Türkmenlere yönelik etnik temizlik yapılıyor” diye uluslararası toplumu ayağı kaldırdığı bir yerdi.

Epey zamandır her fırsatta Fırat’ın doğusuna operasyon dillendirilirken bu iki yerin Arap kimliğine vurgu yapılıyor. Tabii yedek gündem olarak Türkiye’deki mültecilerin bir kısmını buraya gönderme planları da var. Burada Afrin’de olduğu gibi Arapları yerleştirerek sınır hatlarında ‘sakıncalı’ Kürt yoğunluğunu seyreltme amacı güdülüyor."

Sahadaki askeri konuşlanma düzeni ve arz ettiği büyük riskler dikkate alındığında YPG ile ortaklığı ilerleten ABD ile zımnen de olsa mutabakat sağlanmadan bir kara harekâtına başlanmasının beklenmeyeceğine değinen Taştekin, "Lakin ne normalin ne de mantığın hüküm sürdüğü koşullardayız. 'Nasıl ki Fırat Kalkanı ile Cerablus’a ya da Zeytin Dalı ile Afrin’i girdiysek pekâlâ Fırat’ın doğusuna da gireriz' çıkarımı kamuoyunda yok satıyor" görüşünü dillendirdi.

Erdoğan'ın uzunca bir zamandır ABD üzerinde baskıyı artıracak çıkışlar yaptığına vurgu yapan Taştekin, "Kullanışlı tarafları olan bir baskı. Gerilim bu dönemin en büyük sermayesi" diye de ekledi. 

"Operasyon baskısı Washington’da Halkbank davası ve S-400’ler dahil Türkiye ile ilgili diğer dosyalar üzerinde Ankara’nın pazarlık gücünü artırıyor ve manevra alanı kazandırıyor.

Üçüncüsü, Erdoğan, ABD’yi “NATO’daki müttefikinle mi yoksa terör örgütüyle mi birliktesin” sorusu karşısında seçim yapmaya mecbur edeceği bir noktaya itiyor. ABD ise o noktaya gitmemek için teskin politikaları güdüyor. Menbic’te ortak devriye mekanizması bu politikanın bir uzantısı."




 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ