Erdoğan, YouTube’u ve Twitter’ı kapatırsa neler olur?

Mehmet Akif basiretli bir şairmiş. Milletimizi iyi tanımış. Ki o yüzden İstiklal marşına “Korkma” kelimesiyle başlamış.


TR724 yazarı VEYSEL AYHAN'ın kaleme aldığı yazı şöyle...

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak…”


Yüz yıldır sabah akşam kendimize telkin ediyoruz “korkma” diye ama beyhude!

Anlamak biraz geç oldu.

Gerçekten korkak bir milletmişiz.

İstisnâi kahramanlar, önünde eğileceğimiz cesur yürekler konumuz değil.

Onlar maalesef azınlık.

Yargıçlar 

Ödleri kopuyor. Erdoğan korkusuyla güçsüzlere, kadın ve çocuklara, hastalara zulmediyor, hatta bu korkuyla cari kanunları çiğniyor, masumlara efelik yapıyorlar.

Perinçek burunlarının dibinde, açık açık “köpeksiniz, yargı siyasetin köpeğidir” diyor, gıkları çıkmıyor. Güçleri, beş bin kilometre öteden aynı ithamı yapan gazeteciye dava açmaya yetiyor.

Bu kadar zavallı, bu kadar korkaklar!

Polis 

Gücü gerçek teröriste değil suçsuz insanlara operasyon yapmaya yetiyor. Ağır silahlarla şov yapıyorlar. Yargıçlar gururla “siyasetin köpekliği”ni yapıyor. Bunlar da “Siyasete köpeklik” yapanlara “köpek”lik yapıyor.

Eli kolu bağlı kelepçeli insanlara işkence yapıyor, kadın ve çocuklara güç gösteriyorlar.

Hem korkak hem de tabansızlar.

Birkaç gram vicdanı kalmış AKP’liler 

Bunlar zaten Erdoğan’a tek kelime edemiyor. Arkasından sadece “Reis biraz ileri gitmedi mi!” “Biri buna dur desin kardeşim!” diye saydırıyor. En cesuru “Reis iyi etrafındakiler kötü!” diyor.

Yanına gelince ise “Efendim ne kadar doğru bir karar aldınız” “Başkanım ne kadar isabetli buyurdunuz!’” diye riyakarlık yarışına giriyor.

Bunların çifte korkusu var. Hem reisin şerrinden korkuyorlar hem de reisleri yıkılırsa başlarına gelecekten.

Muhalefet 

Dayak yerken hatta kendilerine köpek muamelesi yapılırken bile tek kelime edemiyorlar. Saray’ın en son ağzının payını veren Baykal’dı. “Genel genel” diyerek onu bitirdi.

Son itiraz eden Selahattin Demirtaş oldu. Hala hapiste…

Öyle olunca hiçbir muhalif siyasetçi cesur olamıyor.

Utangaç bir şekilde bir iki kelime edecekse bile önce “besmele” niyetine cemaate saydırıp Saray’a yalakalık ediyor, sonra “Bu kabul edilemez!” cinsinden birkaç söz söylüyorlar.

HDP de aynı formülü kullanıyor.

Başa bela getirmeyecek muhalefet formülü şu:

“Önce cemaate hakaret et. Sonra ‘Cemaat böyle yapardı. Sizin iyi insanlarsınız, yakıştıramıyoruz’de.” Böylece “cici muhalefet ol” ta ki Saray başını okşasın!

Dün sosyal medyada şöyle bir twit vardı:

“Adamın evine haydutlar dalmış, yakıp yıkıyor taciz ediyor. Beyler oturmuş ‘Bu sizin işiniz değil, bizim eski bi düşman vardı, kesin ondan öğrendiniz, bu onun işi’ diye kasılarak suçun ve haydutluğun antropolojik analizini yapıyorlar. Ahmaklıkta takdire şayan bir kararlılık.”

Muhaliflerin yaptığı tam da bu.

Avukatlar, Barolar 

Adam yüzlerce avukatı sadece savunma yaptıkları için hapse attı. Tek kelime edemediler. Yüz binlerce masum yasalar çiğnenerek hapse tıkıldı, gık diyemediler. KHK ile yüz binler mağdur edildi. Sahip çıkmadılar. Sıra kendilerine gelince azcık kımıldayıp yürüdüler, korkudan, Anıtkabir’e sığındılar. Bu ‘cesaret yürüyüşü’ gelecek yılı da kurtarır!

İş dünyası 

Adam 2004’lerde Avrupa Birliği’ne girecek nitelikte bir ülkeyi Kuzey Kore yaptı. Suriye yaptı. Afganistan yaptı… Hiçbirinden tek bir “Ne oluyor?” veya “Yeter” sesi çıkmadı. Türk lirası rezil oldu. Ekonomik krizin en korkuncu yaşanıyor. İşsizlik rekor kırdı. Hepsi korku içinde ekonomi bakanının komik palavralarını alkışlıyor. Her biri birer Güler Sabancı türevi.

Kadın dernekleri 

Binlerce masum kadın hapse girdi. Hamile kadınlara kelepçe takıldı. Halen 800 bebek zindanda. Onlarca kadın derneği suskun. Ara sıra şiddet gören bir kadın olunca twit atıyorlar. Tek eylemleri bu.

Çevre dernekleri 

Yeşil alan kalmadı. Nerde bir ağaçlık görse önce yakıp sonra imara açıyorlar. Adam, ülkenin üstüne beton döktü. Ama hepsi dilini yutmuş.

Bir açıklama yapmaları için ya bir kedi yavrusu ağaçta şıkışmalı veya bir köpek kuyuya düşmeli.

Kıblesini Saray’a dönmüş diyanetin ulu reislerini, üniversitelerin bencil akademisyenlerini saymaya gerek yok.

Her korkağın bir sığınağı var.

“Bir başıma kalsam şah-ı devrâna kul olmam
Vîrân olası hânede evlâd u ıyâl var”

En iyisi “ah bu çoluk çocuk olmasaydı, ben size cesareti gösterirdim” gibi bir bahane buluyor.

Doğru diyorlar haneleri artık daha mamur ama memleket enkaz döndü.

“Cesaret”in son kullanıcıları Cemaat mensupları idi. Tüm mahalleler elbirliğiyle onları ezince ve kenara itince meydan korkaklara kaldı.

Böyle bir panayırda Erdoğan diktatörlüğünü ilan etmesin de ne yapsın?

Ne dese itiraz eden yok.

Bu kadar korkak millet; twitter, youtube kullansa ne olur, kullanmasa ne olur!

Sosyal medya kapansa ne olur, kapanmasa ne olur!

Başlıkta sorduğum “Erdoğan twitter’ı kapatırsa neler olur?” sorusunun cevabı basit.

Hiçbir şey olmaz.

Oysaki bu saydığım zümreler içinde en korkağı Erdoğan ve etrafındakilerdir. “Dere tenha olunca tilki bey” olur, derler. Öyle oldu. Meydan korkaklara kalınca en korkağı şah oldu.

Geçen sanal bir “dislike” dalgası bile kimyasını bozdu.

Halbuki üç kişi “höt” dese Saray sallanacak. Ama yok.

Özetle Mehmet Akif merhum, “korkma” diyerek başlamakta haklı.

Bu kadar korkak, bu kadar hakkını aramaktan aciz insanlar cesaret kazanabilir mi, bilmiyorum.

Zulmün bebeklere vardığı bir dönemde dilsiz şeytana dönmüş bir millete Hz. Mesih gelip ruh üflese uyandırabilir mi, onu da bilmiyorum.


Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ