Dink davasında ‘kumpas’ tiyatrosu

Gazeteci Hrant Dink cinayetine ilişkin ‘kumpas’ davasında İstanbul Cumhuriyet Savcısı mütalaasını sundu. Mütalaaya göre söz konusu cinayet Ergenekon operasyonlarına zemin oluşturmak için kullanılmış.


İstanbul Cumhuriyet Savcısı ya Ergenekon terör örgütü soruşturmalarının nasıl başladığını bile bilmiyor ya da bilerek ve isteyerek görevini kötüye kullanıyor. Her iki durumda da ortada büyük bir skandal var.

Tr724'ten İlker Doğan'ın haberine göre Gelinen noktada 17/25 Aralık’ta suçüstü yakalanan iktidar, sadece hukuku katletmek ve cezaevlerini masum insanlarla doldurmakla kalmıyor; yeni müttefikinin sorumlu olduğu Dink suikastı, Danıştay cinayeti, Rahip Santoro, Zirve katliamı, Necip Hablemitoğlu gibi karanlık cinayetlerin de üzerini örtüyor. 


Hrant Dink suikastının üzerinden neredeyse 14 yıl geçti. Cinayet davası fiili olarak kapandı aslında. Şimdi görülen ve aralarında gazeteciler Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı, Ercan Gün, Faruk Mercan ile polis müdürleri Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı dava ‘kumpas’ davası olarak biliniyor. İşte bu davada savcı önceki gün mütalaasını verdi. Mütalaa evlere şenlik.

Mütalaada, “Ercan Gün, döndükten sonra F.../PDY’nin amaçları doğrultusunda söz konusu görüntüleri 1 Şubat 2007’de yayınlayarak Hrant Dink cinayetinin arkasında ulusalcılar olduğu algısı yaratarak Ergenekon operasyonlarına zemin oluşturdu” deniliyor. Söz konusu ifade bile mütalaanın hukuki anlamda zerre kadar kıymeti olmadığının ispatı.

Bu ifadelerin sahibi olan savcı ya Ergenekon terör örgütü soruşturmasının nasıl başladığını, nasıl genişlediğini, ele geçirilen örgütsel belge ve cephanelerin neler olduğunu bilmiyor; ya da bildiği halde gerçeği eğip bükerek cinayetin üzerini örtüyor. Her hal ve şartta savcı suç işliyor.

HİZMET HAREKETİ’NE KUMPAS NASIL DEŞİFRE OLMUŞTU?

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in 20 Haziran 2014’te dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın cevaplaması için verdiği soru önergesini hatırlarsınız. Şahin’in söz konusu soru önergesinde ortaya attığı iddialar vahimdi. Soru önergesinde yer alan bilgi ve belgelere göre İçişleri Bakanlığı, Hizmet Hareketi’nin ‘kökünün kazınması’ için 23 maddeden oluşan bir ‘çok gizli’ bir eylem planı hazırlamıştı. Hizmet Hareketi’ne, ‘silahlı örgüt’ suçlamasında bulunulacaktı. Bu nedenle Üzeyir Garih, Necip Hablemitoğlu, Rahip Santoro, Hrant Dink, Danıştay ve Zirve Kitapevi cinayetlerinin Cemaat’in üzerine yıkılması için çalışma yürütülüyordu. Savcılık masum insanları peşinen ‘suçlu’ kabul etmiş, Emniyet ise ‘delil uydurmak için’ seferber olmuştu. Söz konusu önergeye hiç bir zaman cevap verilmedi.

ERGENEKON SORUŞTURMASI NASIL BAŞLADI?

Önceki günkü davada verilen mütalaaya göre Dink cinayeti Ergenekon’a zemin hazırlamak için kullanılmış. Peki gerçekten öyle mi? Hrant Dink, 20 Ocak 2007’de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Ergenekon soruşturması ise 12 Haziran 2007’de yani yaklaşık 6 ay sonra jandarmaya yapılan bir ihbarla başladı.

Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın 156 hattını gizli numaradan arayan Şevki Yiğit, ‘Ümraniye Çakmak Mahallesi Muhtarlığı’nın karşısındaki tek katlı binanın çatısında, elektrik direğinin yanında el bombası ve C4 patlayıcı madde bulunduğunu söylüyordu. İhbara göre akrabası olan Mehmet Demirtaş’ın sakladığı patlayıcı maddeleri getiren ise eski bir astsubay olan Oktay Yıldırım’dı.

İHBAR İSTANBUL JANDARMAYA BİLDİRİLİYOR

Söz konusu ihbar önce İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na, ardından da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne intikal ettirildi. Eve operasyon yapıldı. Sandık içerisinde 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi. Yukarıdaki mütaalayı veren savcı, söz konusu süreci bilmiyor olabilir mi? Savcı söz konusu cinayetin ‘kumpas’ olduğunu iddia ediyorsa, ihbarı yapan Şevki Yiğit’in de, Trabzon ve İstanbul il jandarma komutanlıklarının da kumpasın içerisinde olması gerekmez mi?

Ergenekon soruşturması adım adım genişletildi. Önce ev sahibi Mehmet Demirtaş alındı. Ardından Oktay Yıldırım’a gözaltı yapıldı. El bombalarında parmak izleri tespit edildi. Oradan Muzaffer Tekin’e uzandı soruşturma. Tekin’in ev ve işyerinde yapılan aramalarda ‘örgütün ‘Anayasası’ ele geçirildi. Ve yine ele geçen bağlantılarla Veli Küçük soruşturmaya dahil edildi.

SORUŞTURMADAN YAKLAŞIK 2 YIL SONRA ERGENEKON İZİ TESPİT EDİLDİ

Tekrar edelim; Hrant Dink 20 Ocak 2007’de öldürüldü. Ergenekon soruşturması 12 Haziran 2007’de yani cinayetten yaklaşık 6 ay sonra Jandarma’ya yapılan bir ihbarla başladı ve bulunan her delil sonrası genişletildi. Cinayette Ergenekon sanıklarının parmağı olduğu ise ancak soruşturmadan yıllar sonra 2010’da ortaya konuldu. 8 Şubat 2010’daki duruşmada mahkeme heyeti, Dink davası sanıklarıyla Ergenekon davası şüphelilerinin irtibatının tespitini istedi. 11 Mayıs 2010 tarihli bir haber; “Ergenekon tutuklusu Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Kemal Kerinçsiz, Mustafa Levent Göktaş, Erbay Çolakoğlu’nun, Dink davasının sanıklarıyla irtibatlı oldukları ortaya çıktı.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ