"Devlet mağduriyetleri itiraf etti, peki mağduriyeti gidermek kimin görevi?"

Üst düzey bir güvenlik bürokratı olarak tanımlanan kişinin hizmet hareketinin uğradığı soykırımı, “Büyük acı birikiyor toplum zemininde. Toplumu bundan kurtarmak lazım” sözleri yeni bir tartışma başlattı.




Gazeteci Yazar Fehmi Koru, güvenlik konularında karar mekanizması içerisinde yer alan biri olarak tanımladığı şahsın, Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren’e söyledikleri hakkında bir yazı kaleme aldı.


GÜVENLİK ALANINDA YENİ BİR DEĞERLENDİRME SÖZ KONUSU

Koru bu kişinin, ‘uzun yıllar toplumu etkileyecek dediği acıdan kurtulma’ söyleminden, güvenlik alanında yeni bir değerlendirme olduğunun anlaşıldığını belirtti. Bu kişi, “Çıksalar, biz milletimize, devletimize karşı büyük günah işledik. Af diliyoruz milletimizden, devletimizden. Adalete teslim oluyoruz. Verilecek cezaya razıyız. Ancak bizim ardımızdan gelerek, bize güvenerek yürüyen insanlar olanlardan sorumlu değildir deseler, böylece onların narına yananların kurtulmasını sağlasalar…” ifadelerini kullanmıştı.

MAĞDURİYETLER ARŞI ALAYA ULAŞTI

Koru yazısında şunları dile getirdi: “Düşünce güzel, bunu yetkili bir ağızdan duymak daha da güzel; ancak bu düşüncenin uygulanma imkanı var mı? Bugün hesaba çekilmekte olan insanların hiç değilse önemli bir bölümünün mağduriyet iddiaları arş-ı alaya ulaşmış iken, bu gelişmeyi uzaktan izlemekle yetinenlerin ‘Esas suçlu bizleriz’ diye bugün ortaya atılmaları pek akla uygun görünmüyor.”

MAĞDURİYETLERİN DEVAMINA MÜSAADE Mİ EDİLECEK?

Koru, “O kişiler kendilerinden beklenen civanmertliği göstermedikleri takdirde ne olacak? Mağduriyetlerin devamına müsaade mi edilecek? Adalet kavramı, yargı kurumu, toplumsal barış bu durumdan olumsuz etkilenmeyecek mi? Onlar gelir ve teslim olurlarsa bunlar cezaevinden çıkacaklarsa, onlar gelmeyince bunların cezaevlerinde kalmaya devam etmeleri ‘bunlar’ dediklerimi zihinlerde farklı bir konuma yerleştirmez mi?” diye yazdı.

CEBİR VE ŞİDDET ESAS KRİTER OLMALI

Koru, bu güvenlik bürokratının bu alanda yapılan yanlışların ortadan kaldırılması için çaba göstermesi gerektiğini belirtti. “Yargıtay 16. Dairesinin örgüt üyeliği için ‘cebir ve şiddeti’ zorunlu unsur olarak gören kararı bu alanda yargının yönetime açtığı bir imkan aralığıdır. Yönetim de, gerekirse yasalarda değişikliği de gündeme taşıyarak ya da daha kestirme yollarla, yargının çizdiği çerçeveyi daha muhkem hale getirmelidir” dedi.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ