Demokratik yollarla memur olan cemaat gönüllüleri suçlu; darbeyle devleti ele geçiren AKP masummuş

Cemaat gerekçesiyle yargılanan cemaat gönüllülerinin yargılandığı Çatı Dava Dosyası'nın mütalaasında Gülen'in vatandaşları demokratik yollarla devlette memur olmaya teşvik etmesi suç olarak gösteriliyor.
İsmail S. Gülümser

Hidayet Karaca’nın da yargılandığı çatı dava dosyası mütalaasında, suçlamalarını ana konusunu cemaatin devleti ele geçirme iddiaları oluşturmaktadır. Savcılık bu iddiasını ispat için F. Gülen’in faklı zamanlarda farklı gruplar için söylediklerini delil olarak sunmuştur.

SAVCININ MÜTAALASINDAKİ SUÇLAMALARDAN BAZILARI


Gülen, çevresinde bulunan grubun durumuna göre bir konuşmasında, zaaflardan arınmış insanların askeriye, mülkiye ve yargı gibi devlet organlarda görev alması halinde ülkenin geleceğinin daha aydınlık olacağını demokrasinin gelişeceğini aktarmış. Savcıya göre, tüm vatandaşların bu organlarda görev alması Anayasal hak iken cemaatle yolu kesişmiş olanların buralarda görev alması suçmuş.  

Cemaat, iyi yetişmiş zaaflardan uzak insan yetiştirme ve onları devlette görev almaya teşvik etme suçu işlemiş. Başka bir toplantıda Gülen, öğretmenlik mesleğinin peygamber mesleği olduğunu, gelecek nesilleri yetiştirecek öğretmenlerin donanımlı insanlardan seçilmesi gerektiğini anlatmış. Savcıya göre, ülkede her vatandaşın öğretmenlik mesleğini seçmesi Anayasal hakmış, cemaatle yolu kesişmişlerin bu hakkı kullanmaları en başarılı insanların hukuk mühendisliklere girebilecekken ülke geleceği için sorumluluk alıp öğretmenliği seçmesi suçmuş. Cemaat, kapasiteli insanları öğretmenlik mesleğini seçmeye özendirme suçu işlemiş.
Gülen, çevresindeki insanları daha fazla okumaya teşvik etmiş, açılan eğitim kurumlarında insanlar ortalama ülke vatandaşından daha fazla çalışarak daha donanımlı hale gelmiş. Savcıya göre, her vatandaş için Anayasal bir hak olan kendini geliştirme hakkı cemaat mensupları işlerse suçmuş.

Cemaat, ülkede geleceğin elitlerini yetiştirme suçu işlemiş.
Anayasamıza göre insanların öğrenme ve öğretme hakkı vardır. Tüm vatandaşların bu hakkı kullanması serbest cemaat mensuplarının bu hakkı kullanması ise savcıya göre suçmuş.

Cemaat, insanları çağın gereksinimleri doğrultusunda yetiştirme suçu işlemiş.
Tüm vatandaşların eğitim fırsatlarından eşit yaralanma hakkı vardır. Cemaat mensuplarının eğitim fırsatlarından eşit yararlanması savcıya göre suçmuş.

Cemaat, dar gelirlilerin başarılı çocuklarının eğitimden eşit yararlanıp devlette görev almasını teşvik suçu işlemiş. Ülkede tüm vatandaşların özgürce kendini geliştirmesi, daha donanımlı hale gelmesi en doğal hakkıdır. Cemaatle irtibatlı olanların daha donanımlı hale gelmesi, yetişen insanların daha kalifiye olması savcıya göre suçmuş.

Cemaat, kalifiye insan yetiştirme suçu işlemiş. Ülkede tüm vatandaşların devletin karar mekanizmalarında yer alması serbesttir. Cemaatle irtibatlı olanların devletin karar organlarında görev yapması savcıya göre suçmuş.

Cemaat, ülke vatandaşlarını devletin karar organlarında görev almaya teşvik etme suçu işlemiş. Tüm işletmelerin kendi belirleyeceği kriterlere göre çalıştıracağı elemanları seçme hakkı vardır. Cemaatin kendi yetiştirdiği öğretmenleri kendi açtığı kurumlarda çalıştırması savcıya göre suçmuş.

Cemaat, kendi insan kaynağını yetiştirip kurumunda çalıştırma vatandaşlara sosyal güvence sağlama suçu işlemiş. Vatandaşların kariyer gelişimi ve daha iyi imkânlarla çalışmak için yurt dışına gitmesi yasal hakkıdır. Cemaat mensuplarının bu hakkı kullanması savcıya göre suçmuş.

Cemaat, vatandaşlarımızın daha başarılı olması için yurt içi ve dışında ortam sağlama suçu işlemiş. Gülen, etkili olabildiği insanlara,  yıkıcı zararlı faaliyetlerden uzak durmaya, devletle savaşa girmemeye, aksine devlet organlarında görev alıp olumlu projelerde yer almaya teşvik etmiş. Savcıya göre bu suçmuş;

Cemaat, insanları devlette görev alıp olumlu projelerde sorumluluk almaya teşvik suçu işlemiş. Sayılanların hiciv olduğunu düşünmeyin tamamı savcının mütalaasında ifadelerden karikatürize edilerek alınmıştır.

DERSHANELERLE ELEMAN DEVŞİRME İDDİASI

1980 den bu yana cemaatle irtibatlı dershane ve okullarda çok sayıda gence eğitim verilmiştir. Cemaatin kurumlarındaki kötülüklere kapalı ortamı hemen tüm vatandaşları için sığınak yeri olmuştur. Değerler eğitimine önem veren birçok kişi ve grup cemaatin eğitim ortamlarına çocuklarını göndererek yararlanmış, cemaatin her düşünceye açık yapısını kullanarak elemanlarını yetiştirmiştir. Birçok AKP li aile çocuklarını cemaatin eğitim ortamlarına göndermiş bugün AKP kadrolarında yer alan çok sayıda genç bu ortamlardan yararlanmış savcının tabiriyle cemaatin olumlu ortamlarını eleman devşirmede kullanmıştır.

Eğim ortamlarını kendi felsefesine göre eleman yetiştirmede en az oranda kullanan yine cemaattir. Bugün cemaat mensubu olmakla suçlanıp tutuklanan ya da işten atılan insan sayısına baktığınızda yıllardır çok sayıda insana hizmet veren bir grubun bencil davranmadığı her düşünceden insana kapılarını açtığını görürsünüz.
Eğitimdeki yetişkin nüfusun %25'ine hizmet veren bir topluluk kendine bağlı kurumlardan çok az sayıda insanla neredeyse binde birlerle hizmet faaliyetlerini yürütmektedir. Aslında cemaatin kurumlarında hiçbir grupta olmadığı kadar herkese açık bir yapı vardır ve bu anlayıştan dolayıdır ki her grup en küçük tereddüt yaşamadan cemaatin ortamlarından yararlanmayı seçmiştir.  Kurumların korumalı ortamından AKP liler ne kadar yararlandıysa cemaatte o kadar belki daha az yararlanmıştır. Çünkü cemaat insanlardan bencillikten uzak olmalarını, kendini toplum için sorumluluk almaya adamalarını istemekte, bu düzeyde fedakârlığı az sayıda insan sürdürebilmektedir.

Cemaatin eğitim ortamlarını eleman devşirmeye hasrettiği iddiası ortadaki tablo yalanlamaktadır.  Bazı imkânları eleman devşirmede kullanmadan bahsedilecekse bu konuda en çok suçlanacak AKP olur. Çünkü grubu kendi kurumlarını eleman devşirmede kullanmakla suçlayan savcının, devlet imkânlarını kullanarak dağıttığı kömür ve gıda yardımlarıyla 9 milyon üyeye ulaşan AKP nin yaptıklarını sorgulamaması üye devşirmeyle suçlamaması ilginçtir.

CEMAAT DEVLET İMKÂNLARINDAN HERKESİN EŞİT YARARLANMASI İÇİN ÇALIŞMIŞTIR

Türkiye de bölgeler arasında ve okullar arasında eğitim farkları olduğu gibi bazı okullara ve bazı devlet memurluklarına girişte konulmuş eşitlik ilkesine aykırı bariyerler vardır. Çok başarılı bile olsa bazı öğrencilerin bazı okullarda okuması bazı devlet birimlerinde yükselmesi imkânsızdır.
Bu durum yılarca devam etmiş ve vatandaşların devletin imkân ve fırsatlarından eşit yararlanmasını engelleyen bu sorunun çözümü için toplumun hiçbir kesimi sorumluluk üstelenmemiştir.  Sadece cemaat elini taşın altına koymuş toplumun her kademesinden vatandaşın yukarı tırmanmasında kimseyi rahatsız etmeden antidemokratik yöntemler kullanmadan çözümler geliştirmiştir.
Toplumun her bölgesinin eğitim fırsatlarından yararlanması için ülkenin en ücra köşelerine kadar okul dershane olmazsa okuma salonu açmış, teşvikleriyle sıkıştığı yerden çıkardığı insanları kapasitesinin el verdiği en üst düzeye gelme fırsatları hazırlamıştır.

Ülkede adalet sisteminde yıllarca yanlı bir yapılanmadan şikâyet edilmiş, Anadolu insanının girişini engelleyen bu yapılanma cemaatin olumlu gayretleriyle aşılmıştır. Adalet gibi güvenlik birimlerine moral değerleri önemseyen birinin girmesi ve yükselmesini engelleyecek gizli güvenlik soruşturması vb barajlar konulmuştur. Cemaat, ilgili birimlerdeki dışa kapalı yapıyı kimseyi rahatız etmeden demokrasi kuralları içinde çözecek yollar geliştirmiştir.

Cemaatin daima demokrasi sınırları içinde kalarak antidemokratik uygulamaları aşma gayretleri sayesinde ilgili birimlerde Anadolu’nun her yöresinden ve her gelir grubundan ailelerin çocukları girme yükselme şansına kavuşmuştur. Cemaatin çalışmaları sayesinde ilgili birimlerde suiistimaller azalmış vatandaşı bezdiren uygulamalar sona ermiş ve toplum yüksek demokratik standartlara sahip ülkelerdeki uygulamalarla buluşmuştur.

HER VATANDAŞ ŞARTLARINI TAŞIDIĞI BİR DEVLET BİRMİNDE GÖREV ALMA HAKKINA SAHİPTİR

Cemaatin gayretleri sayesinde eğitime en uzak kesimlerde eğitim isteği uyarılmış, insanlar yüreklendirilmiş, gariban Anadolu çocukları ülkede ve ülke dışındaki akranlarıyla rekabet edecek cesarete kavuşmuştur.
Hiçbir hukuk devletinde dini cemaatlerle irtibatlı bir vatandaşın şartlarını taşıdığı bir devlet birimine girmesi suç değildir. Gelişmiş ülkelerde dini cemaatler kendi okullarını açarak kendi dünya görüşlerini istedikleri gibi öğretme hakkına sahiptir. Okuldan mezun olan bir dini cemaat mensubu eşitlik ilkesi içinde devletin her kademesinde görev alabileceği gibi dini cemaatin kendi imkânlarıyla açtığı yasal kurumlarda çalışabilir. Bir cemaat demokratik sınırlar içinde hareket etmek kaydıyla daha fazla insan yetiştirdiği için suçlanamaz. Aksine olumlu davranış kazandırmada yaygın rolünden dolayı topluma daha faydalı olduğu düşünülerek teşvik edilir.
Bir ülkenin vatandaşlarının yasal yöntemler kullanarak kamu kurumlarına girmeye çalışması kamu kurumlarına sızma olarak değerlendirilemez. Hele bu grup yaptığı faaliyetleri herkesin gözü önünde yaygın olarak yapıyorsa kimse onların kamu organlarına girmek için yaptığı faaliyetleri yasadışı gibi gösteremez. Faaliyetlerinin tamamını yasal yöntemler kullanarak yürüten bir topluluk bu faaliyetlerinin yaygınlığı yüzünden kamu kurumlarını ele geçirmekle suçlanamaz. Eğer bir faaliyet yaygın olduğu için kamu kurumlarını ele geçirmekle suçlanırsa bu suçlamadan en çok AKP zararlı çıkar.   

YILLARCA EMEK SARFEDİP DEMOKRATİK YOLLARLA DEVLET ORGANLARINA GİREN CEMAAT MENSUPLARI SUÇLU

HİÇ EMEK SARF ETMEDEN DARBEYLE TÜM DEVLET BİRMLERİNİ ELE GEÇİREN AKP İSE MASUMMUŞ


Savcı mütalaasında cemaati devletin kritik organlarına sızmakla suçlamaktadır. Hâlbuki OHAL ile atılan personel sayısı ve yerine getirilenler varsa böyle bir suç bunu başkasının işlediğini anlatmaktadır.  İddiaya göre cemaat yıllardan beri planlı bir çalışmayla devletin tüm kritik organlarını ele geçirmiştir. Ortaya çıkan tablo suçun bilerek farklı adrese ihale edildiğini göstermektedir.

Devletin kritik organı olarak anılan en önemli kurumlardan biri Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT), olduğu söylenmiştir. Yıllardan beri kurumu ele geçirmeye çalıştığı iddia edilen cemaatle ilişkili tespit edilen az sayıda uzman darbeden sonra hukuksuz bir şekilde atılmıştır.

Ancak bundan sonra yaşananlar konun cemaatin kurumu ele geçirmesi olmadığı, iktidarın amacının bu kurumu ele geçirmek için sahte bir senaryo ürettiğini göstermektedir. Çünkü iktidar cemaati bahane edip kurumu kapatmış ve cemaat mensuplarını atmayla yetineceği yerde hiç ilgisi olmayan diğer personeli de dağıtmıştır. Yerine kurulan Bilgi Teknolojileri Kurumu(BTK) na mülakatla AKP lileri doldurarak kurumu tamamen ele geçirmiştir.  Bununla da yetinmemiş devletin tüm organlarındaki bilişim uzmanlıklarını mülakatla alacağı 100.000 AKP'li ile doldurarak devletin tüm kritik bilgisayar birimlerini ele geçirme fırsatı oluşturmuştur.
Bir diğer kritik devlet birimi yüksek yargı organlarıdır. Cemaatin yıllardan beri planlı bir çalışma ile yüksek yargı organlarını ele geçirdiği iddia edilmiştir. Yüksek yargıda görev yapan cemaatle yolu kesişmiş herkes hukuksuz bir şekilde atıldığı halde sayının bir elin parmaklarını geçmemesi ele geçirme iddialarını yalanlamaktadır.
Ancak yüksek yargıda daha sonra yaşananlar konunun cemaat olmadığını, AKP nin yüksek yargıyı ele geçirmek için cemaat bahanesini kullandığını ortaya koymaktadır. İktidar ihraçlardan sonra yüksek yargı organlarına üye seçim yöntemleriyle oynayarak, tek seçici haline gelmiş ve yüksek yargıyı hiç emek sarf etmenden ele geçirecek yöntem geliştirmiştir. Artık yüksek yargı yoktur, yargı organları tamamen ele geçirilmiş, yüksek yargı iktidara bağlanarak talimatla iş yapar hale getirilmiştir.  Bugün hem yargıdan hem de yüksek yargıdan iktidarın görüşüne muhalif objektif bir karar çıkarılması mümkün değildir.

Cemaat yıllardan beri planlı bir faaliyetle emniyet teşkilatını ele geçirmekle suçlanmaktadır. Hâlbuki darbeden sonra atılan rütbeli ve rütbesiz personel sayısı bu iddiaları yalanlamaktadır. İktidar partisi OHAL den yararlanıp emniyette tek seçici hale gelmiş, hukuksuz bir şekilde attıkları yerine hiç emek sarf etmeden partilileri doldurmuştur. Emniyet teşkilatını parti teşkilatına dönüştürmüş, muhalif gördüğü her kesimden insanın üzerine salarak terör estirmeye başlamıştır.

Cemaat mensuplarının yılardan beri planlı faaliyetlerle askeriyede kadrolaştıkları iddia edilmektedir. Cemaatle irtibatı tespit edildiği için atılan asker sayısı bu iddiaları yalanlamaktadır. Darbeye karıştıkları gerekçesiyle atılan generallerin sadece %3 ünün cemaatle irtibatı tespit edilmiştir. Bu oran kurmay sayısında da yaklaşık olarak aynıdır. Cemaatle irtibatlı oldukları gerekçesiyle bir grup subay ihraç edildikten sonra orduya subay alım yöntemlerini değiştirip kadro sayılarını azaltarak emek sarf etmeden mülakatla orduya partili doldurma hedeflenmiştir.

Cemaat ÖSYM yi ele geçirmekle suçlanmıştır yüzleri aşkın personeli olan bu kurumda atılan personel sayısı birkaç kişidir. Darbeden sonra hem ÖSYM hem YÖK yapısı değiştirilmiş bu birimlere hiç emek sarf etmeden antidemokratik yöntemlerle partililer getirilmiştir. YÖK ortadan kalkmış partiye bağlı bir kurum ortaya çıkmıştır, Rektörlük seçimleri kaldırılıp üniversitelerin tamamı partiye bağlanmış, cemaat bahanesiyle hem ÖSYM hem üniversitelerin yönetimi partililerin eline geçmiştir.  Ülkede bilimsel özerklik tamamen kaldırılmış artık bu kurumların objektif bilimsel karar vermesi iktidarın beğenmediği bir bilimsel çalışmanın kabul alması imkânsızdır.
Cemaat uzun ve planlı bir çalışmayla eğitimi ele geçirmekle suçlanmaktadır. Cemaatle yolu kesişmiş birçok eğitimciyi hukuksuz bir şekilde attıkları halde atılan öğretmen oranı %4 civarındadır. Cemaat bu oranla eğitimi ele geçirmekle suçlanırken, AKP eğitimde tüm dengeleri değiştirecek düzenlemeler yapmakta eğitim sistemini imam hatiplere göre yeniden dizayn etmektedir.

Buna kritik diğer devlet birimlerini de ekleyebilirsiniz, AKP yüksek seçim kurulunun yapısını değiştirmiş il ve ilçe seçim kurullarındaki tüm veri girişlerini partililere devretmiş, seçimlerde her türlü hileyi yapıp saklayarak meclis çoğunluğunu partiye teslim etmiştir.

İktidar darbeyle ülkedeki tüm devlet birimlerini ele geçirmekte cemaat yaygarası koparıp yaptığını saklamaktadır.

CEMAATİN TÜM FAALİYETLERİ DEMOKRASİ SINIRLARI İÇİNDE OLMUŞTUR

Devlette organlarında cemaat mensuplarının varlığı tartışılmaya açılmış, cemaat işlemediği suçlarla suçlanmıştır. AKP mahkemelere talimat vermiş 2 yıldan beri cemaati suçlu ilan edecek malzeme bulmaya zorlamaktadır. OHAL in sunduğu fırsatlardan yararlanıp bazılarına işlediği suçlardan kurtarma vaat edilmekte, cemaat mensuplarına iftira atması suç ortağı gibi göstermesi istenmektedir. İşkence ile darbeyi cemaat yaptı demeye zorlanan bazı subaylar gibi, bazı görevlilere işkenceyle ya da salıverme karşılığı yalan ve iftiralarla dolu hazır metinler imzalatılmış, memuriyet sınavlarına hile karıştırıldığı iddiasıyla davalar açılmıştır. Şu günlerde mahkemelerden talimatla cemaatin devlet birimlerini hileli yöntemlerle ele geçirdiği yönünde karar çıkarılması için çalışılma sürmektedir.

Bundan sonra suçsuz yere işten attıkları cemaat mensuplarına suç uydurma ve sahte delillerle suçun subutu aşamasına geçilecektir. Böylece işten attıkları cemaat mensupları hak arayamayacak kendine yöneltilen suçlamalarla boğuşurken yaşadıkları haksızlıklar için kimseye dava açamayacaktır. Hukuk sistemi önce suçlayıp cezalandırma sonra düzmece delillerle iftiralarla suç uydurma yöntemine göre çalıştırılmaktadır.

Bu iktidarın her yeri ele geçirmede kullandığı bir yöntemdir, bugüne kadar hakkını gasp etiği tüm kesimlerin hak aramasını önlemek için onlar hakkında suçlar uydurulup tutuklatmış hem elindekiler alınmış hem kişiler mahkemelerde kendi aklamak için kendi dertleriyle boğuşmak zorunda bırakılmıştır.
Cemaatin tüm faaliyetleri demokrasinin sınırları içinde yürütülmüş, hiçbir faaliyetinde hukuk dışı yöntemler kullanılmamıştır. Ayrıca savcının mütalaasında anlattığı hileli yöntem iddialarını ülke gerçekleri de yalanlamaktadır.

Savcı, cemaatin eğitim kurumlarında her yıl yüz binlerce öğrenciye hizmet verdiğini, sektörün %25-30 unun cemaatle irtibatlı olduğunu ifade etmiştir. 40 yıldan beri eğitim hizmeti yapan cemaatin dershane ve okullarında bu güne kadar tahmini 5 milyondan fazla öğrenciye eğitim verilmiştir.  Buna cemaatin haftalık sohbetler yoluyla yaptığı yaygın eğitim faaliyetlerini de eklerseniz. Cemaat 10 milyona yakın insana örgün ya da yaygın eğitim yoluyla ulaşmış yani yetişkin nüfusun yaklaşık %25'ine değerler eğitimi vermiştir.

Ülkede cemaatin devlet birimlerine olağan yöntemlerle eleman yerleştirmek istemesi halinde bu devlet birimlerindeki cemaatle yolu kesişmiş elemanların % 25'e yakın oranda olması beklenir. Hâlbuki devlet birimlerinde cemaatin oranı % 4'ü geçmemektedir. Cemaatin özel çalışma yaparak ele geçirmekle suçlandığı Adalet, güvenlik gibi birimlerde cemaat mensuplarının oranı hiç eğitim faaliyeti olmayan diğer bazı gruplardan azdır.

Devletin 2,5 milyona yakın memuru vardır, atılan tüm cemaat mensuplarının sayısı 100.000 civarındadır, cemaat 0.04 lük bir memur oranıyla devleti ele geçirmekle suçlanmaktadır. Hâlbuki AKP yanlısı sendikanın üye sayısı bunun 5 katından fazladır, eğer bir grubun ele geçirmesinden bahsedilecekse şu anda AKP nin hiç eğitim kurumu olmamadan devlet kadrolarını % 20 sinden fazlasını ele geçirdiği ortadadır.
Cemaat mensuplarının normal yollarla devlet birimlerine girmesi halinde kritik devlet birimlerinde cemaat mensuplarının oranı %25 ler düzeyinde olmalıdır. Hâlbuki hiçbir kritik devlet biriminde cemaat mensupların oranı bu kadar olmamıştır.  Grubun ele geçirdiği iddia edilen emniyet teşkilatında ve askeriye de öğrenciler dâhil atılanların oranı %8'ler düzeyindedir, hiç çalışma yapmadığı söylenen grupların bile oranı buna yakındır.

PARALEL DEVLET İDDİASI HALKI KANDIRMADA KULLANILAN BİR YALANDIR

Paralel devlet kurma iddiası da yukarıdakiler gibi kocaman bir yalandır. Her grup kendi içinde bir dayanışma sergiler, bazen bu dayanışma grubun dışa kapalı hale gelmesine yol açar. Hâlbuki dışa kapalı yapı kurmakla en son suçlanacak topluluk cemaattir. Çünkü cemaat mensupları demokrasi ve insan hakları konusunda sürekli kendilerini yenilemekte hayatlarını her düşünceye saygılı olma, herkese açık olma, herkesle ilişki kurma anlayışına göre geliştirmektedir.

Bu yüzden cemaat mensupları hiçbir devlet biriminde ayrışmamış, yapacağı her olumlu adımda diğer gruplarla ortak hareket etmiş, suçlamaların başladığı döneme kadar ayrı sendika kurmayı bile düşünmemiştir. Nasıl her birimde çalışanlar bağlı oldukları dernek ve sendika ile bir arya geliyorsa cemaat mensupları da bağlı oldukları STK çatısı altında bir araya gelmiş ardından diğer STK larla ortak çalışma platformları oluşturmuştur.

Ülkücü hareketin Kamusen çatısı altında bir araya gelmesi, iktidar yanlılarının Memursen çatısı altında toplanması ayrı devlet kurma olarak görülmüyorsa, cemaatle irtibatlı memurların kendi aralarında kurdukları yasal STK lar yüzünden cemaat paralel devlet kurmakla suçlanamaz.  
Ortada ne paralel bir devlet ne de bir grubun devlet içinde hâkimiyeti söz konusudur. Cemaatin tüm yaptığı demokratik yöntemlerle ülke vatandaşlarının her devlet birimine eşit şartlarda görev almaya teşviktir. İktidar cemaati devlette % 3-4 oranında yer aldığı için paralel devlet kurmakla suçlayıp toplumu kandırırken, kendisi OHAL le alınan hukuksuz yetkileri fütursuzca kullanıp tam bir parti devleti hatta bir diktatörlük kurmaktadır.

BUGÜN ORTADAKİ ÇIPLAK GERÇEK ŞUDUR

Siyasal İslam görüşüne mensup AKP tüm diğer siyasal İslamcı gruplar gibi 300 civarı insanın öldüğü kanlı bir darbe senaryosuyla ülke yönetimini ele geçirmiştir. Ancak dünya kamuoyunun tepkisinden çekindiği için darbeyle ülke yönetimini ele geçirdiğini ilana cesaret edememiş, yaptığı darbeyi başkasının üzerine yıkıp aklanmayı seçmiştir.
Nasılsa ülkede söylediği tüm yalanları gerçek gibi gösterecek bir basın ordusu ve ona inanacak bir toplum hazırdır.  Daha önce işlediği her suçtan sonra cemaati hedef gösterip halkı kandırdığı gibi, şu günlerde devleti ele geçirmek için yaptığı darbeyi cemaate ihale edip dünya kamuoyunu kandıracak argümanlar geliştirmekle meşguldür.

Bir süre sonra, OHAL şartlarında partiye bağladığı mahkemelerden darbeyi cemaatin yaptığı, cemaatin hileli ve şiddet içeren yollarla devleti ele geçirmeye çalıştığı yönünde kararlar çıkarmayı, devleti ele geçirmek için kurguladığı çirkin ve ahlak dışı bir senaryo ile işlediği tüm suçları cemaate yıkarak, yüz bini aşkın(aileleriyle 1 milyona yakın) masum insanın mağduriyeti üzerinden kendi kirli saltanatını kurmayı planlamaktadır. Daha önce Kabataş yanlında olduğu gibi cemaat yolsuzluğa prim vermediği için ortadan kaldırılmak istenen kirli senaryonun seçilmiş kurbanıdır
Artık ülke siyasi hayatında her yere yalanlarla ve sahtekârlıklara gelmiş birinin kirli senaryolarına teslim olmuştur.



 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ