"Darbe sırlarını Savcı Serdar Çoşkun faş etti, arkası gelir"

"Ahmet Dönmez’in yazısındaki; Serdar Coşkun’un tutanağı Erdoğan ve ekibinin birinci derece önceliklerinden olmalı ki daha olaylar olmadan önce hazırlanmış ve darbe gecesi imzalanıp illere gönderilmiş."
İsmail S. Gülümser/ Aktif Haber

Darbeyi planlayanlar o gece ustaca birçok manevra gerçekleştiriyor, bunlardan bir kısmının düzmece olduğu anlaşılıyor, bir kısmı ise henüz açığa çıkmıyor. Senaryo olduğu anlaşılan olayların üstünü örtmek için açığa çıkaranlar tutuklanıp susturularak şimdilik tartışılmasının önüne geçiliyor.

Ece sevim Öztürk biraz kurcalayınca darbede kurgu kanaatini güçlendiren birçok veri yakaladı, suçlarının açığa çıkmasından korkan Erdoğan ve ekibi Öztürk’ü tutuklayarak susturdu. Ahmet Şık da benzerlerini yaşadı.


Ancak Dönmez gibi yurt dışından olayları araştırıp yazan gazeteciler darbede çok sayıda senaryo kokusu aldılar, bugüne kadar yakalanan ipuçları yanında dava dosyalarında ve yaşanan olaylarda yüzlerce kirli oyun var ve her biri ortaya çıkaracak yeni araştırmacıları bekliyor.

Biz bu yazımızda savcının tutanağındaki tespitler üzerinden pazılın parçalarını birleştirmeye çalışacağız.

DARBE GECESİ TÜM OLAYLAR ERDOĞAN VE EKİBİNCE YÖNETİLİYOR

O gece iki farklı grup hareket halinde ve her iki grubu da aynı ekibin yönettiğini gösteren veriler var.

Birinci grup

“Yurtta Sulh Konseyi” adını verdikleri sorumlusu bile tespit edilemeyen darbeye karıştırılanlardan oluşuyor.

Bu grubun tüm faaliyetleri;

-Genelkurmaydan gönderilen sıkıyönetim direktifleri,

-Komutanların yazılı veya sözlü talimatlarıyla yönlendirilmiş.

Sıkıyönetim direktifleri talimatının Yaşar Güler’den gittiği mahkeme tutanaklarında var.

Ancak direktifleri Güler’den alıp getiren Akkurt öldürülerek bu sır saklanıyor.

Yazılı veya sözlü telefon talimatıyla harekete geçen birimlerde emirleri komutanların verdiği biliniyor.

Bostanoğlu ve Kösele biri ormanlık alanda diğeri bir savaş gemisinde saklanarak, telefonla savaş gemilerine çelişkili talimatlar gönderdikleri ve gemilerin hareketlerini diledikleri gibi yönlendirdikleri ortaya çıkıyor.

Özel Kuvvetlerin karıştığı tüm olayları ise telefonla Aksakallı yine saklandığı yerden yönetiyor.

Mesela: Sönmezateş ekibi Cumhurbaşkanını almak üzere gönderiliyor ardından İzmir’de 4 saat bekletilerek görevi yapmaları engelleniyor. Semih Terzi’yi getirtmek üzere emir veriyor sonrasında onun öldürülmesini istiyor.

Darbede kullanılan bu grup kendi komutanları tarafından çelişkili emirlerle hedefsiz oradan oraya savruluyor.

İkinci grup;

Erdoğan’ın açıktan talimatıyla harekete geçenler ve bunların gerçekleştirdiği olaylar

Erdoğan’ın o gece planladığı ki tüm faaliyetleri bu grup tarafından yönetiliyor.

Erdoğan Dalaman’dan ayrılıncaya kadar onu almaya gidecek Sönmezateş ekibi İzmir’de bekletiliyor.

Erdoğan’ın ölümden son anda kurtarıldığı görüntüsü oluşturmak için Sönmezateş ekibinden önce otele farklı bir grup gönderilerek polisler şehit ediliyor. Polislerin ölüm saati değiştirilerek ölümlerden Sönmezateş ekibinin sorumlu tutulması planlanıyor. Yaşananlar her iki ekibin de aynı merkezden gönderildiğini gösteriyor.

Erdoğan’ın televizyonlara çıkıp ölümlü olaylara ortam hazırlanması işini Aksakallı’nın organize ettiği biliniyor.

Özellikle stresli ortamlarda önünde yazılı metin olmadan yaptığı her konuşmada sağa sola saldıran ve birçok gaf yapan Erdoğan darbe sonrası konuşmalarında hiç gergin değil, hiç heyecan yok hedefi önceden belirlenmiş net mesajlar veren iki açıklama yapmakla yetiniyor.

Erdoğan açıklamasında öncelikle;

-Halkı darbeye karşı harekete geçmeye davet ediyor köprüye silahlı güvenlik güçlerinin gönderilmesini isteyeceği yerde silahsız halkı sokağa davet edip köprü vb yerlerdeki ölümlere zemin hazırlıyor.

Köprüye asker ve öğrencilerin gönderilmesinde Abidin Ünal’ın sözlü onayının olduğu gün yüzüne çıktı. Erdoğan ve ekibi de oraya halkı yığarak askerle vatandaşları karşı karşıya getiriyor. Tüm sivil ölümler Erdoğan’ın halkı sokağa davet eden bu açıklaması sonrası gerçekleşiyor.

İkinci olarak da;

-Darbenin cemaat darbesi olduğunu açıklayıp o saatten sonraki olayların bu yönde gelişmesini sağlıyor ve cemaatle ilgili yapılacak tüm işlemler başlatılıyor.

Hem darbe adına hareket ettiğini söyleyenler hem de darbeyi önlemek üzere harekete geçenler her ikisi de aynı yerden kontrol edildiği için senkronize bir hareketler bütünü ortaya çıkıyor.   

Görüntüde darbe yapanlar gönderilen çelişkili emirlerle bulundukları yerde elleri kolları bağlı bekletilirken, Erdoğan ve ekibi darbe yapmış komutan edasıyla televizyonlarda bildiriler okuyor, tutuklama talimatları gönderiyor, halkın toplanması için partilileri organize ediyor, yani oturdukları yerden darbe gecesi tüm faaliyetleri onlar yönetiyor.

Ahmet Nesin “böyle darbe mi olur?” dediği yazısında, olayın garipliğini anlatırken darbe hafta sonun gece saatlerinde herkes uykuda iken başlar, darbeciler aynı anda tüm birimleri kontrollerine alır ve kimse olduğu yerden kıpırdama fırsatı bulmadan duruma el koyarlar. Bunların hiçbiri yapılmıyor, hafta içi herkesin ayakta olduğu saatte karşı çıkması muhtemel yerleri kontrol altına almadan yaşanan olayları darbe gibi sunmak toplumu ahmak yerine koymaktır. Darbe saati dâhil hiçbir konu darbeyi yaptığı iddia edilen ekipler tarafından hazırlanmadığı için garip bir senaryo ortaya çıkıyor.

Savcının tutanağı;

Erdoğan’ın televizyonlarda yaptığı iki açıklamadan biri olan,

“darbeden cemaati sorumlu tutmak” için hazırlanmış ve cemaatle ilgili işlemler bu belgeyle yürütülmüş.

SAVCI DARBE PLANININ PARÇASI MI?

Darbeye komutanlarınca kurulan tuzak sonucu karıştırılmış askerler, güvenlik güçlerince tutuklanıp toplama merkezlerinde işkence görürken. Bir yandan da darbeyle hiç alakası olmayan cemaat mensubu olduğu iddia edilen kişiler hakkında işlemler başlatılıyor.

O gece saat 1 de tüm hâkim ve savcıların görevden alınması, gece 4 ten itibaren hâkim ve savcı tutuklamalarının başlatılması dâhil, cemaat mensubu olduğu iddia edilenler için planlanan tüm işlemler Savcı Serdar Coşkun’un hazırladığı tutanağa dayalı olarak yapılıyor. Eğer savcının gönderdiği bu belgeyi yok farz edersek cemaatle ilgili yapılan işlemlerin mahkemeler marifetiyle değil Erdoğan ve ekibinin hukuk dışı talimatıyla yapıldığı ortaya çıkar.

Cemaat davalarını yürütmek üzere görevlendirdikleri Coşkun’a hazırlatılan ve o geceden itibaren cemaatle ilgili işlemlerde kullanılan ellerindeki tek hukuki dayanak bu belge.

Coşkun’un tutanağı mahkemelerin ve güvenlik güçlerinin o geceden itibaren hazırlanan her talimatı yerine getirilmesi için adeta Erdoğan’ın ilk sıkıyönetim direktifi niteliği taşıyor.

Saat 1 de hazırlanıp gönderildiği söylenen bu belge ile güvenlik güçleri savcının talimatı doğrultusunda cemaat hakkında işlem başlatıyor, kurumlar kapatılıyor,  kişiler görevden alınıyor, tutuklamalar başlatılıyor.

Ancak Dönmez, belgenin içeriğini inceledikten sonra Türkiye çapında yapılan birçok icraatın dayanağı olan bu belgeyi savcının hazırladığından emin değilim diyor ve kuşkusunu şöyle temellendiriyor.

Savcının tutanağında; bir zaman diliminde yaşanan olayları bütün somut ve maddi bilgileriyle birlikte, ileride kaybolmaması, unutulmaması, delil olma niteliğini yitirmemesi için tarih ve saati de belirterek kayıt altına alması gerekir. Bir hukuk adamı oraya tüm yazdıklarının kendi tespitleri olduğunu imzalayarak onaylar ve belge delil niteliğini alır.

Mevcut durumu olduğu gibi aktarması gereken tutanağın bir hukuk adamı tarafından hazırlanmış hukuki bir metin olmadığını gösteren birçok veri var.

-Hiçbir hukukçu hazırladığı tutanağa yanlış saat yazmaz olay devam ediyorsa başlangıç ve bitiş saatlerini yazarak konuya açıklık getirir.

-Hiçbir hukuk adamı bir tutanağa olmamış olayları yazamaz, olay saatlerini 1-5 saat farklı gösteremez.

-Bir yerde hiç ölüm yokken ölümlerin olduğundan saldırı yokken silahlı saldırıdan bahsedemez.

-Bir savcı tutanağa kendi tahminlerini öngörülerini yazamaz, bu sahte evrak düzenlemeye girer.

-Olayların olduğundan farklı anlatılması, metnin hukuk bilgisinden yoksun ya da hukuku yok edeceğine inanmış birileri tarafından hazırlandığını gösterir.

-Sabah 7 de olaylar netleştikten sonra bu kadar hatalarla dolu bir belgeyi savcının yazması izah edilemez.

Tutanağın OHAL ilan edilerek ülke yönetimine el koyacaklarından, rejimi değiştirerek sorgudan kurtulabileceklerinden emin birileri tarafından daha önce düşünülmüş bir simülasyona göre hazırlandığı, olayların bitmesi beklenmeden aceleyle işleme sokulduğu tezi ağırlık kazanıyor.

Elimizde savcının darbe planının parçası olabileceğini gösteren somut veriler var

-Hukuki anlayıştan uzak hazırlanmış bu belgeye imza atmış olması kurulan tuzakta yer aldığını gösteriyor.

-O gece ortada hiçbir belge yokken tutanakta darbe girişimini cemaatin üzerine atması, belgeyi siyasilerle birlikte olaydan cemaati sorumlu tutmak için hazırladıkları anlamına geliyor.

-Darbeden 2 gün önce hazırladığı cemaat davası dosyasında “cemaatin darbe yaptığını” belirtmesi planlamanın uzunca bir süreden beri savcının da yer aldığı bir grupla birlikte organize edildiğinin delili.

-Belgeyi sabah 7 de tamamladığını söyleyerek hukuki anlayıştan uzak belgeyi savunmaya çalışması, o saatte her şey netleşmişken gerçekleri kasıtlı olarak çarpıtarak kayda geçirdiğini ikrarı anlamına geliyor. Savcının belgedeki fahiş hataları saklama çabası içinde girdiği anlaşılıyor.

BELGE DARBEYİ CEMAATİN ÜZERİNE YIKMAK İÇİN HAZILANMIŞ

Bu kadar hatalarla dolu bir belgenin alelacele illere gönderilmesinin sebebi ise darbenin Erdoğan ve ekibince hazırlandığı tezini güçlendiriyor.  Darbeyi planlayanlar baştan itibaren olayı cemaatin üzerine yıkmak için çok sayıda önlem almışlar.

Savcının belgesi; olayları cemaatin üzerine yıkma acıyla yapılan birçok kurgudan biri, belki de darbeyi planlayanların eylemlerinin en önemli ayağını teşkil ediyor.

Belgeyi kullanarak suçladıkları cemaatin haklarını savunabilecek ne kadar hâkim ve savcı varsa adalet sisteminden temizliyor. Ne kadar baskı olursa olsun cemaat davalarında adaletten sapmayacak kadroları aynı gün görevden alarak adalet sistemini baskılarla istedikleri gibi yönlendirecek hale getiriyorlar.

-Savcı bir hukuk adamının asla yapmayacağı bir şeyi yapıyor daha ortada hiçbir delil yokken tutanakta darbeyi cemaatin yaptığını ifade ederek Erdoğan ve ekibinin ortak hedefine hizmet ediyor.

-Darbeyi cemaatin yapıp yapmadığı ancak mahkemeler sağlıklı çalışırsa suçlananlar hiçbir baskı altında kalmadan olayları tüm çıplaklığıyla mahkemelerde aktarabilirse ortaya çıkarılabilir.

-Ancak darbeyi planlayanlar suçladıkları cemaatin kendini ifade edebileceği tüm hukuki ortamı yok etmeye göre planlarını yapmışlar.

-Hiçbir birimde görevden alma yokken aynı gün ve devamında 2.700 den fazla hâkim ve savcıyı Danıştay Yargıtay, Anayasa mahkemesi üyelerini görevden alarak adalet sisteminde diledikleri gibi oynayabilecek bir alan açıyorlar.

Belge iktidarın devlet biriminde istediği gibi tasarruf etmesini sağlamak için hazırlanıp illere gönderilmiş, bu yüzden belgenin içine bir hukukçunun yazmaması gereken bilgiler yerleştirilmiş, somut vakalar yerine delilsiz cemaati suçlayan ifadelerle yapılması planlanan operasyonlara mazeret uydurulmuş.

Önceden planladıkları ölümlü olayları olmadan önce savcıya imzalatmışlar, belge savcının da kurgunun içinde bir şekilde yer aldığını gösteriyor. Savcı ilk geceden itibaren olayları cemaatin üzerine yıkmış ve soruşturmaların cemaat merkezli yürütülmesini sağlamış.

BELGE MAHKEMELERDE ORTAYA ÇIKACABİLECEK ÇELİŞKİLERİ YOK ETMEDE KULLANILMIŞ

Cemaati darbe yapmakla suçlayıp mensuplarını tüm insan haklarından mahrum etmek için kararın çok önceden verildiği ve aşamalı planların uygulamaya konulduğu ortaya çıkıyor.

-Savcının darbeden 2 gün önce sunduğu dava dosyasında cemaati “darbe yapmakla” suçlaması, cemaat davalarının bir darbe davasına dönüştürülmek üzere uzun süreden beri çalışıldığını gösteriyor.

-Savcının o gece hazırlayıp gönderdiği hukuk dışı metnin cemaatle irtibatlı hâkim ve savcıları toptan sistemden çıkarmak ve tutuklamak için önceden planlandığının delili olarak ortada duruyor.

-Aynı gün binleri aşkın hâkim ve savcının görevden alınması cemaatle irtibatlı adli personelin isimlerinin çok önceden hazırlandığı ve darbe gecesi hepsinin görevine son verilmesi için her türlü çalışmanın yapıldığını açıklıyor.

Darbeden önce; ne kadar baskı yapsalar da, bekledikleri yönde karar vermeyen adli personeli oradan oraya sürseler de cemaat davalarında hâkim ve savcıları istedikleri gibi yönlendiremediler. Bu yüzden darbe davalarında işi şansa bırakmanın ciddi problemlere yol açabileceğini yaptıkları kurgunun bir şekilde açığa çıkacağını biliyorlardı. Adalet sisteminin sağlıklı çalışmasını engellemek darbe senaryosunun en önemli kısmını oluşturuyordu.   

Bu belge olayların cemaat üzerinden yürütülmesini sağlamak için hazırlandı ve soruşturmalarda ortaya çıkacak çelişkilerin kurcalanmasını engellemek amacıyla bir seri tedbir alındı;

-Cemaatle irtibatlı olduğu iddia edilen tüm hâkim ve savcılar belge kullanılarak etkisiz hale getirildi,

-Mahkemelerde objektif karar verebilecek diğer hâkim ve savcıların suçlananlar lehine karar vermesi halinde teröre destekle suçlanarak baskı altına alınması sağlandı.

Fidan’la ortak çalışan askerler darbedeki ölümlü olayları planlarken, savcı da tüm olayların cemaatin üzerine yıkılmasını ve mahkemelerden çıkacak aleyhte kararların engellenmesini üstlenerek planda yer almış.

TÜM PLANLAMALAR AYNI HEDEFLER İÇİN YAPILMIŞ

Ortada hiçbir delil olmadan ilk andan itibaren darbe cemaatin üzerine yıkılıyor ve halk cemaate karşı sokağa davet ediliyor. Hemen hemen tüm olayların;

-Daha fazla ölümlerin olması gerçek bir darbe görüntüsünün ortaya çıkması,

-Olayların cemaatin üzerine yıkılması amacıyla hazırlandığını ve olaylar sırasında

Fidan-Aksakallı ikilisinin MİT ve Özel Kuvvetlerin bu güne kadar birçok ölümlü olaydakine benzer özel harp taktiklerini kullandıkları gözleniyor.

Erdoğan’ın o gece 2 hedefi var.

-Halkı sokağa davet edip daha fazla ölümlerin yaşanmasına olayların büyümesine zemin hazırlamak.

-Olayları ilk andan itibaren cemaate yıkıp devlet birimlerini cemaate karşı harekete geçirmek ve toplum nezdinde cemaati şeytanlaştırmak.

Fidan’ın 2 hedefi var.

-Aksakallı ve komutanlarla görüşüp darbe görüntüsü oluşturacak kadar ölümlerin olduğu sınırlı bir kalkışma hareketinin organize etmek.

-Olaylardan cemaati sorumlu tutacak şekilde kullanılacak malzemeler üretmek. Toplumda cemaate karşı  nefret duygusu oluşturacak şekilde psikolojik harp taktiklerini yürütmek.    

Bazı üst düzey komutanların 2 hedefi var.

-Emirlerindeki bir grup askerin olaylara karışmasını sağlayıp darbe görüntüsü oluşturmak.

-İlk andan itibaren olayların cemaat hareketi olduğunu açılayıp suçu cemaat mensuplarına yıkmak.

Savcının 2 hedefi var.

-Olayları olduğundan büyük gösterip toplumu gerçekten bir darbe yapıldığına inandırmak.

-Cemaat mensuplarının suçlanması için her türlü hukuki alt yapıyı hazırlamak.

Medya iki amaç için kullanılıyor.

Sadece akredite medya kuruluşları ve gazetecilere açıklamalar gönderilip diğerlerinden olaylar saklanarak tek yönlü bilgi akışı devreye sokularak;

-Basın kuruluşları sansasyonel haberlerle olayları olduğundan büyük göstermede kullanıldıktan sonra halkı sokağa davet eden açılamalara yer veriliyor ve daha fazla ölüm olmasına dolaylı yoldan hizmet ettiriliyor,

-Tüm medya kuruluşlarında aynı yönde haberlerle olaylardan cemaati sorumlu tutuluyor ve senaryonun açığa çıkması engelleniyor. Ölümlerden cemaati sorumlu tutularak mensupları canavar gibi gösteriliyor ve onlara uygulanacak her türlü zulüm toplum nezdinde meşrulaştırılıyor.

Basında istedikleri siyasi parti temsilcileri, kanaat önderlerinin konuşmalarına yer vererek hep bir ağızdan olayın cemaate yıkılması sağlanıyor ve toplum genelinde olayın cemaat darbesi olduğuna inandıracak yönde psikolojik harp taktikleri yürütülüyor.

İlk günden itibaren senaryoya destek vermeyeceğine inandıkları ne kadar basın mensubu varsa bir şekilde cemaatle ilişkilendirip tutukluyorlar. Basında kurgulanan senaryoya aykırı görüş bildiren yazarları, milletvekillerini, kanaat önderlerini ya tutukluyor ya da tutuklanmayla tehdit edip olayları kurcalamasını engelliyorlar.     

SAVCI TUTANAĞI GÖREV DAĞILIMI YAPILDIĞININ KAYITLI BELGELERİNDEN BİRİ

Darbeyi Erdoğan-Fidan-Akar-Aksakallı’nın birlikte planladığı, kuvvet komutanlarının plana destek verdiği ve ordu üst yönetiminin kendi askerlerine tuzak kurduğunu gösteren deliller artıyor.

Fidan-Akar 14-15 Temmuz günlerinde yaklaşık 6,5 saat birlikte görüşme yapıyorlar bunun 3,5 saati baş başa görüşme şeklinde gerçekleşiyor.

Aksakallı ile Fidan’ın son iki günde 3,5 saat görüştüğü kayıtlara geçmiş, 15 Temmuz günü Genelkurmayda yapılan toplantıya Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ve Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler de katılmış. Yani Erdoğan’ın talimatıyla ordu üst kademesi Fidan’la birlikte saatlerce darbenin nasıl olacağının planını yapmışlar.

-Fidan 8.20 de ayrıldıktan 10 dakika sonra 8.30 Genelkurmaydan darbe direktifleri gitmeye başlıyor,

-Fidan Erdoğan’ın otelini arayıp güvenliğin yeterli olup olmadığını öğrendikten sonra darbe başlatılıyor.

-Darbede harekete geçen bazı birimler komutanlarından kendilerine gönderilen sözlü yazılı tatbikat emriyle

-Bazıları “Yurtta Sulh Konseyi” adına Genelkurmaydan çekilen sıkıyönetim direktifleriyle kışladan çıkarılıyor.

-Sıkıyönetim direktifleri emrini Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler’in verdiği mahkeme kayıtlarına geçti.

-Genelkurmayı basan 33 kişilik ekibi 11 Temmuz günü tatbikat emriyle Aksakallı’nın gönderdiği biliniyor.

-Askeri olaylara karıştıracak protokolü darbeden 2 gün önce 13 Temmuz’da Erdoğan-Fidan ikilisi devreye sokuyor.

-Sönmezateş ekibi Aksakallı’nın başında olduğu OKK tarafından Cumhurbaşkanını almak üzere görevlendirilmiş.

-Onlar Dalaman’a varmadan yapılan saldırıda ve ölüm saatlerinin değiştirilmesinde Fidan’ın parmağı var.

-KKK Salih Zeki Çolak birliğinde harekete hazır helikopter varken “her şey normal” diyerek sözlü onayını belirtiyor.

-HKK Abidin Ünal “öğrenciler..yarın çok yorulacak” diyerek köprü işgalinde arkanızdayım sözlü mesajını veriyor.

-Uçuşa hazır pilotlara “kolay gelsin” diyen Abidin Ünal sözlü olarak bombalama talimatının arkasındayım diyor.

-İstanbul’daki düğünden komutanları Aksakallı’nın görevlendirdiği OKK Konya ekibinin aldığı anlaşılıyor.

-DKK Bostanoğlu-Kösele savaş gemilerine limandan çıkma emrini saklandıkları yerden telefonla veriyor.

-Aksakallı kendinin düğünden almak üzere görevlendirdiği askerleri daha sonra darbeci olmakla suçluyor.

-O gece ölen askerlerin birçoğunun ölüm emrini saklandığı yerden Aksakallı’nın verdiği ortaya çıkıyor.

-Semih Terzi-Ömer Halisdemir-Bülent Aydın-Mehmet Akkurt gibi kritik ölümlerden Aksakallı sorumlu.

-JGK Galip Mendi yi Ankara’daki düğünden Aksakallı’nın yönettiği OKK ekibinin aldığı biliniyor

-Fidan’ın son iki günü incelendiğinde darbeye karıştırılmış tüm birim amirleriyle görüştüğü anlaşılıyor.

-Külliye’ye yakın kavşağın bombalanması işi her şeyin Erdoğan’ın kontrolünde olduğu saatlerde yapılıyor.

-Dalaman-Külliyeye-Medya-TRT yi basacakların adresi ve görevlerinin ne olduğunu bilmedikleri ortaya çıkıyor.

-Bombalama koordinatlarının uçuştan önceden girildiği ya da telefonla koordinat verildiği aktarılıyor.

-Savaş gemilerine verilen bombalama talimatlarının emir alanların basiretiyle engellendiği anlaşılıyor.

-Savcının belgesindeki bazı ölümlü olaylar talimatları yapacak eleman ayarlanamadığı için gerçekleştirilemiyor.

Ortada bir darbe olmadığı görüntü oluşturacak kadar bazı birimlerden askerlerin kendi komutanlarının emriyle harekete geçirilirken bazılarının gerçekten komutanlarının darbe yaptığına inandığı anlaşılıyor

ÖLÜMLERİN OLDUĞU HER OLAYDA ERDOĞAN-FİDAN YA DA KOMUTANLARIN PARMAĞI VAR

-Genelkurmaydaki ölümlerin Aksakallı tarafından yönlendirildiği biliniyor

-Boğaz köprüsündeki ölümleri Erdoğan-Fidan-Abidin Ünal birlikte koordine ediyorlar

-Olaylar bittikten her şey kontrol altına alındıktan gün ağardıktan sonra külliyeye yakın köprülü kavşaktaki ölümler özel talimatla gerçekleştiriliyor.

-Pilotlara telefonla koordinatlar verilerek uçak ve helikopterlerin açtığı ateş sunucu ölüm-yaralanmalar oluyor.

-Sivil ölümler Erdoğan’ın silahsız halkı sokağa askerlerin karşısına dikmesi sonucu çıkarılan kargaşayla oluyor.

-Askeri eğitim alanların kendi vatandaşına karşı silah kullanması imkansızdır.

Ölümlü olaylar daha çok siyasi sonuç elde etmek isteyenlerin kullandığı insani duygularını kaybetmiş istihbarat birimleri tarafından yapılır. Doğu-güneydoğudaki ve Ankara’daki bombalamalarda Erdoğan-Fidan ikilisinin benzeri ölümlerin organize edildiği biliniyor. Fidan’ın internete düşen ses kaydında Suriye ile savaş çıkarmak için oradan Türkiye’ye füze attırabileceğini ifade etmesi baştan beri bu tür olaylarda yer aldığının en önemli göstergesi. Hiç olaylarda rolü olmamış ya da bir şekilde verilen talimatı yerine getirmişleri ölümlerden sorumlu tutuyorlar.

Ölümlü olaylarda kullanılmış askerlerin bir bölümüne işkenceyle suç kabul ettiriliyor. Bunda başarılı olamadıkları askerleri salıverme karşılığında itirafçı olmaya zorluyorlar. Kandırabildiklerinin ifadelerini değiştirtip hazırladıkları senaryoyu imzalatıyor, değiştirilen ifadelerdeki iftiralarla istediklerini suça ortak ediyorlar.

Uçuş talimatları ve ölümler bazı isimlerin üzerine yıkılırken, o gece Aksakallı talimatıyla Akıncı üssüne gelen ve bazı hangarlara giren OKK ekibinin ne yaptığı niçin orada olduğu araştırılmıyor.

Coşkun’un tutanağında hiç bombalama olmamış yerlerin de bombalandığını ifade etmesi arka planda bu emirleri verenlerle birlikte çalıştığını gösteriyor. Nerelerin bombalanacağı konusundaki emirler gazetelere yansıyan isimler tarafından verilmediği bu emirleri planlayanların devletin tüm imkanlarını kullanarak kendilerini gizlemeye çalıştıkları ortaya çıkıyor.

CEMAAT DARBENİN NERESİNDE

Fethullah Gülen, darbe gecesi “hayatı boyunca demokrasiden yana olmuş biri olarak asla darbeyi tasvip etmediğini, darbeye karışmış birileri varsa cemaat davasına ihanet etmiş sayılacağını” açıklıyor ve net tavrını ortaya koyuyor.

Darbeye adı karıştırılmış isimler ve olayların hepsinde arka planda Erdoğan ve ekibinin rolünün olduğu görülüyor.

-Cemaat adına darbeyi yönetmekle suçlanan Adil Öksüz’ün katıldığı söylenen toplantı hakkında gizli tanıkların tutarsız ifadeleri eldeki en önemli delili şüpheli hale getiriyor.   

-Darbeden sonra hiç kimse serbest bırakılmamışken ana sorumlu olarak gösterilen Adil Öksüz’ün serbest bırakılmasında AKP li belediye başkanın rolünün açığa çıkması, cemaat lehine karar veren hâkim ve savcılar tutuklanırken Öksüz’ü serbest bırakanların hiç sorumlu tutulmaması şaibeleri artırıyor.

-Öksüz’le beraber ABD ye giriş çıkış yaptığı belirtilen sivillerin darbe gecesi Akıncı üssünde olduğuna ilişkin iddialar doğrulanamıyor.

-Cemaat adına medya organlarını basmak üzere gittiği iddia edilen sivillerin gidiş sebeplerini bile bilmedikleri istihbarat elemanlarınca tuzağın içine çekildikleri gösteren veriler ortaya çıkıyor.

-Cemaat mensubu binlerce asker ve polisin darbeye hiç karışmadıkları herkesçe biliniyor.

-Darbeye adı karışmış askerlerin büyük çoğunluğunun komutanları emriyle tatbikat var diyerek gönderildiği kayıtlara geçiyor.

-Bazı cemaat mensubu iddia edilen askerlerin emir komuta içinde darbe yapıldığı zannıyla emirlere uyduğu anlaşılıyor.

Ortaya çıkan gerçekler ışığında orduda iktidarın icraatlarından rahatsız grupların arka planında Erdoğan-Fidan-Akar-Aksakallı’nın olduğu bir ekipçe kontrollü bir şekilde harekete geçirildiği, bu gurupların içine cemaatten bazı askerlerin farklı motivasyonlar kullanılarak yerleştirildiği, darbenin cemaatle bağının kurulması için bazı sivillerin telefonla olay yerlerine istihbaratın kullandığı elemanlar vasıtasıyla çekildiği anlaşılıyor.

Cemaate mensubu olduğu iddia edilen binlerce asker ve polisin darbeye katılmamış olması, hatta birçoğunun darbenin önlenmesinde aktif görev yaptığının bilinmesi, yüzbinlerce mensubu olan bir topluluğun darbede hiç rol almaması darbede cemaatin rolünün olmadığını, bir şekilde kandırılmış olanların isimleri kullanılarak darbenin cemaat darbesi gibi gösterildiğini açıklıyor.

Darbe girişimini Erdoğan-Akar-bazı kuvvet komutanlarının da arasında olduğu, devlet içinde siyaseti istedikleri gibi yönlendirmeye çalışan bir devlet çetesinin organize ettiği, farklı gerekçeler kullanılarak ordu içinde farklı dünya görüşünden (Atatürkçü-solcu-cemaatlerden) bir grup askerin harekete geçirildiği, yani komutanların ve devlet yönetimini ele geçirenlerin kendi askerlerine vatandaşlarına tuzak kurduğu belirginleşiyor.

Sırf istedikleri siyasi sonucu elde etmek demokratik normları ortadan kaldırıp yönetimi kendi aralarında paylaşarak ülkeyi keyfi kurallara göre istedikleri gibi yönetmek için önce cemaatten başlayarak, orduya, vatandaşa, siyasi partilere, hatta tüm topluma zarar verecek ölümlü olaylar gerçekleştiriyorlar. Sonra da bütün bilgiye ulaşma yollarını tıkayarak medya organlarında tek merkezden hazırlanmış aynı yönde haberlerle cemaati suçluyorlar.

DARBE DÜĞÜMÜNÜ ÇÖZECEK SORULAR

Eğer darbeyi Erdoğan ve ekibi kendileri planlamadılarsa öğrendikleri anda niçin engellemediler?

Çok küçük bir grubun yaptığı darbeyi bildiği halde yüz binlerce askeri olan koca bir ordu darbeyi neden önlemedi?

Akar ve ekibi niçin uçuş yasağı ilan etmediler, geç saatten sonra ilan ettikleri uçuş yasağı nasıl oldu da delindi?

Emirle köprüye götürülen asker-öğrenci-vatandaşları kim öldürdü? Öğrenciler ne için müebbetle yargılandı?

Tanklar-gemiler-uçaklar-helikopterleri kim harekete geçirdi? İki yıldır emir verenler nasıl oluyor da bulunamıyor?

Bir darbe planı var mı? Varsa neden bulunamadı? Plan yoksa çok sayıda komutan nasıl darbeyle suçlanıyor?

Ölümlü bombalama emirlerini kim verdi? Cemaatin bu emirleri verip askeri harekete geçirecek gücü var mı?

Cemaatin öğretileri ölüm emri vermeye izin veriyor mu? Vermiyorsa bu emirleri nerede kim planladı?

Ankara-güneydoğuda ölümlere neden yayın yasağı getirildi? Araştırmayı engellemek Erdoğan’ın ne işine yarıyor?

Erdoğan’ın iktidarını sağlamlaştırmada birçok kez ölümlü olayı kullanması, onun sorumluluğunu göstermiyor mu?

Aksakallı OHAL ilan edilmemişken bazı askerlerin ölüm emrini nasıl verebiliyor? Neden tutuklanmadı?

Akar-Fidan-Aksakallı niçin mahkemelerden kaçırıldı niçin komisyona ifade vermedi?

Erdoğan darbe yaparken bile niçin aldatma yoluna seçti ben darbe yapıyorum diyeceğine cemaatin üstüne attı?

Darbeden hemen sonra yüz bini aşkın cemaat mensubu olduğu iddia edilen kişiler nasıl tespit edildi? Çalışma ne amaçla yapılmıştı?

Darbeyi Erdoğan yapmadıysa nasıl oluyor da tüm nimetlerinden o yararlanıp, tek adam yönetimi kuruyor?

Darbe kültürüne yabancı cemaat suçlanırken, darbe kültürüyle yetişmiş Erdoğan nasıl masum olabiliyor?

Cemaatin darbe sonrası için niçin hiçbir planı bulunmuyor? Cemaat olağan yolla gelişirken neden darbe yapsın?

Erdoğan’ın darbe sonrası için tüm planının hazır olması aşama aşama gerçekleştirmesi garip gelmiyor mu?

Darbede Gülen’i suçlayan Erdoğan iki yıldan beri neden hakkında en küçük bir delil ortaya koyamıyor?

On binlerce cemaat mensubu olduğu iddialen kişi hapiste çoğuna işkenceyle ifade imzalatıldı hala neden net bir şey ortaya konamıyor?

Erdoğan’a muhalif gazetecilerin neden hepsi tutuklandı? Basit gerekçelerle neden cezalar yağdırılıyor?

Olayları takip edip araştıranlar neden tutuklanıyor? Erdoğan ve ekibi olayların açığa çıkmasından neden korkuyor?

Erdoğan tüm cezai sorumluluğunu cemaatin üzerine atacak bir planla ülke açısında zararlı kendi menfaatleri açısından başarılı bir darbe gerçekleştiriyor. Darbeyle ülke yönetimini ele geçiriyor ve olaylarda ölenlerin hepsini cemaatin üzerine atarak kendini temize çıkarıyor.

Öyle anlaşılıyor ki siyasal İslam anlayışındaki Erdoğan’a ülke yönetimini ele geçirmede her şey mubah,

-Onlar hedeflerine ulaşmak için kendi vatandaşlarını öldürebilir,

-Olçok gibi partilileri ölmek üzere alana sürebilir,

-Planladıkları ölümleri masum insanların hatta hiç günahı olmayan öğrencilerin üzerine atabilir,

-Yaptıkları suçları işkenceyle başkalarının zorla kabul ettirebilir,

-Devlet kaynaklarını kendi keselerine aktarıp erişilmez maddi güç elde edebilir,

-Hiç suçu olmayan insanların kişisel mülklerine el koyabilir sonra çevrelerine dağıtabilir,

-Her türlü yalan hile düzenbazlık yaparak, toplumu psikolojik savaş taktikleriyle kandırabilir,

-Sahte oylarla seçim kazanıp hakkı olmayan makamları gasp edebilir,

-ileride kendine muhalefet edebileceği vehmiyle dindarlar dâhil gruplar hakkında olmadık düzenbazlıklar yapabilir,

-Sahte diplomayla şartlarını taşımadığı makamları gasp edebilir,

-Devlet birimlerini çete üyeleri haline dönüştürüp istediği kişi ve grupların üzerine salabilir,

-Doğu-Güneydoğuda gariban vatandaşların evlerini yıkabilir, yapacağı zulme gerekçe oluşturmak için evlerini bombalatabilir.....

Yaptıkları zulüm-haksızlık-gasp-hile ve düzenbazlıklar saymakla bitmez .
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ