Çakarlı, çakallı, bayraklı imparatorluk!

Yüzden fazla şehit haberiyle sarsılıyor ülke. Devletin ajansı sanki seçim sonucu açıklar gibi 6 şehit ile açıyor miktarı. Gece ilerledikçe yükseliyor sayı. Her fırsatta vatan millet edebiyatı yapanlar ortalıkta yok...


TR724'den Gazeteci yazar M. NEDİM HAZAR'ın analizi şöyle; Kendini küçük dağlardan sorumlu kral zanneden bir spor kulübü başkanı havaalanı güvenliğine geliyor. Belindeki silahı çıkarıp X/Ray cihazından geçmesi lazım. İtiraz etmekle kalmayıp, silahını teslim etmeyeceğini söyledikten sonra polislerin üzerine küfürler savurarak yürüyor.Kermes yapan teyzeyi, burs veren amcayı bombalı teröristmişler gibi kuvvet kullanarak ters kelepçeyle gözaltına alan polis ise kendilerine yapılan bu hakaret ve tacizlere karşı gıkını bile çıkaramıyor. Zira o da biliyor ki, kendisine hakaret eden şahıs saraya doğrudan ulaşabilen biri olabilir ve çok kızdırırlarsa hayatları kayar. Çünkü bu ülkede hukuk filan yoktur, her şey bir kişi ve onun türevlerinin iki dudağı arasındadır.

Yüzden fazla şehit haberiyle sarsılıyor ülke. Devletin ajansı sanki seçim sonucu açıklar gibi 6 şehit ile açıyor miktarı. Gece ilerledikçe yükseliyor sayı. Her fırsatta vatan millet edebiyatı yapanlar ortalıkta yok. Hatay valisi atılıyor medyanın önüne. 30 küsurda kalıyor rakam ama bunun en az beş misli olduğunu bu ülkede yaşayan herkes çok iyi biliyor.


Enflasyon, işsizlik, döviz rakamlarıyla oynayanlar şehit sayısıyla da oynamaktan geri durmuyorlar. Çünkü her şey onların iktidarı için mubah hale gelmiştir.

Bir şehit annesi şöyle haykırıyor: “Şehidin helvası sizin ocakta kavrulmadığı sürece size hep tatlı gelecek!”

Sıvasız, boyasız, badanasız fakir evlerin duvarlarından kocaman bayraklar sarkıtılıyor. İçlerinden feryatlar yükseliyor. Sanki bu ülkede bugüne kadar çok az kan dökülmüş gibi, mikrofon başına geçiyor muktedir ve “kan ile sulanmıyorsa toprak/vatan olmaz, arazi olur” diyor.

Arazi işlerini çok sevdiğini cümle alem biliyor ama bu ülkenin toprağının kana doyduğunu görmek istemiyor. Kanla beslenilsin istiyor.



Diyanet yetkilisinin eline kağıt tutuşturuyor ve “Senin uğruna ölen ordu budur yarabbi” diye şiirli atarlı hutbe okutturuyor.

Müslüman bir ülkenin askerlerini öldürmeyi büyük kahramanlık hikayesi olarak anlatmaya hazır. Kendi evlatlarını katledenlerin Ruslar olduğunu çok iyi bilmesine rağmen gıkını çıkaramıyor Ruslara. Çünkü kaptırmış bir yerlerini, yakalatmış kendini bir şekilde.

Sonra düne kadar “Darbeyi NATO yaptı” masalını kendi söylememiş, ordu içinde ne kadar NATOcu varsa, kanunsuz, vicdansız atmamış gibi “NATO bize sahip çıkmalı” diye Batı güzellemesi yapıyor.

Bir tane yandaş çıkıp da, bu perhiz bu ne lahana turşusu, diye sormuyor, soramıyor.

Yandaş bastonlarının hepsi bir gecede savaş uzmanı oluyor. Akçakale’yi hayatında geçmemiş insanlar savaş stratejisti gibi akıl veriyorlar, yorum yapıyorlar.

Bir emirle, onbinlerce insanı sınırlara yığıyor. Batıya şantaj yapmak için yüksek sesle haykırıyor bunu.



Evini yıkmaya gelen belediye yıkım ekiplerine karşı kendi çocuğunun boğazına bıçak dayayan gecekondu sahibi gibi psikopatça davranmayı büyük devlet adamlığı zannediyor. Yıllardır yokluk, yoksulluk, zulüm altında inleyen Suriyeli mülteci tam olarak neler olup bittiğini anlamıyor ama şunları demeyi de ihmal etmiyor: “Bu ülkede yaşamaktansa denizde boğulmayı tercih ederim…”

Bir kaçakçı çıkıyor. “Avrupa’nın yarısını ben yolladım” diyor. Borsayı da açıklıyor kişi başı 500 dolar! “Reis emretti geldik” diyor sonra.

Aksaray’da can yeleği, bot pazarı açılıyor.

Çiçek Abbas filminin kahramanları gibi “Hadi Meriç Meriç Meriç” diye bağırıyor minibüsçü kılığında insan kaçakçıları… Açıkça işlenen bu suçu videoya kaydettirip devlet kanalında yayınlatıyor ki, Avrupalılar durumun ciddiyetini anlasın.

Ülkeyi tam bir çadır devletine dönüştürdüğünü büyük bir iştahla gösteriyor tüm dünyaya.

Sonra bir haber düşüyor ajanslara. Son bir yıl içerisinde sadece polislerin yasal olarak kullanabileceği “Çakar” denilen sinyalizasyon sistemini kullandıkları için 1 Kasım 2019’dan bugüne kadar 2 bin 70 kişiye 2 milyon 225 bin 381 lira ceza kesildiği açıklanıyor yetkililer tarafından.

Kulüp başkanı eşkıya gibi silahla gezinirse, sıradan vatandaş elbette çakar kullanacak, bunda şaşılacak ne var yani! Neyse cezası ödüyorlar ya işte!

Siyasal İslamcıların ülkeyi alıp getirdikleri yeri düşününce insan nasıl bir korkunç dönemi yaşadığını daha iyi anlıyor.

Yazık oldu bu ülkeye…
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ