ByLock ‘çöp’ oldu, mahkemeler görmüyor!

15 Temmuz’un ardından yürütülen cadı avında binlerce kişinin tutuklanmasına ve terörle suçlanıp ceza almasına dayanak gösterilen ByLock, tam anlamıyla çöp oldu.

Zira Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere, ByLock’a ilişkin dijital materyalin imajı (kopyalama) 29 Kasım 2016’da alınmış. İmaj alınmasına ilişkin mahkeme kararı ise daha sonraki bir tarihte veriliyor: 9 Aralık 2016. CMK’ya göre hakim kararı olmadan imaj alınamaz. Alınmışsa ki öyle olmuş, o delil hukuka aykırı hale gelir ve yargılamada kullanılamaz. Ancak buna rağmen insanlar ‘hukuksuz’ delillerle mahkum ediliyor.

Tr724'ten İlker Doğan'ın haberine göre Avukat Dr. Gökhan Güneş, bu konuyla ilgili önemli paylaşımlarda bulundu. “Kısaca, ByLock’un hukuka aykırı delil olduğu CGK kararıyla sabittir” diyen Güneş’e göre CGK’nın ByLock’un hukuka aykırı delil olduğunu itiraf ettiği bu karar ve bu yönüyle bütün yargılamaları etkileyecek.


HİTLER’İN YARGIÇLARI NASIL YARGILANDIYSA…

İhraç hakim Kemal Karanfil, yargı mensuplarını hukuka dönmeye çağırıyor: “Server Litvanya’da olduğu için Litvanya’ya talimat yazılıp orada bir hakim huzurunda imaj alınması gerekiyordu ancak bu yapılmadı. Hacker’lık yaparak bilgileri elde ediyor ve daha sonra hakim kararı alıyorlar. Mahkemeler maddi hakikatin araştırılması için bir çaba göstermiyorlar. Hitler’in yargıçları nasıl yargılandıysa ileride bunlar da yargılanacak.”



Türkiye’deki mahkemeler, ‘hukuksuz’ elde edildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararıyla sabit olan ByLock’u ‘delil’ kabul ederek insanları mahkum etmeye devam ediyor. TCK’nin temel ilkelerinden biri ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’. Ancak mahkemeler bunu da görmezden geliyor, ByLock kullandığı gerekçesiyle mesaj içeriklerine bile bakmaksızın insanlar cezalandırılıyor. İnsanların ceza alması için şaibeli ‘ByLock’ listelerinde adının bulunması yeterli görülüyor.

BİR MİLYON KİŞİ İNDİRMİŞ

Peki nedir bu ByLock? ByLock, 2014 Nisan ayından 2016’nın Şubat ayı ortalarına kadar hizmet veren anlık mesajlaşma uygulaması. Google PlayStore ve Apple AppStore uygulama mağazalarından ücretsiz olarak indirilip, kullanılabiliyor. Toplam indirilme sayısı resmi raporlara göre 600 bine yakın. İletişim tıpkı Whatsapp ve Telegram gibi uygulamalarda olduğu gibi uçtan uca şifreli.

LİSTE 215 BİNDEN 38 BİNE İNİYOR!

İktidarın ‘dört elle sarıldığı’ ByLock’la ilgili bütün rakam ve veriler sorunlu. Bilişim uzmanı Ramazan Püsküllü, kendisi de ByLock mağduru KHK’lılardan biri. Bilgisayar programcısı olan Ramazan Püsküllü, Tespit TV’de çok önemli değerlendirmelerde bulunuyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018 yılındaki kararında imajların hakim kararı olmadan imajların alındığını itiraf ettiğini hatırlatan Püsküllü, ByLock verilerinin sıhhati konusunda şunları söylüyor: “Kullanıcı sayıları konusunda Yargıtay’ın kendi yazılarında bile çok büyük çelişkiler var. MİT raporundaki verilerle Yargıtay arasında çok ciddi çelişkiler var. İlk raporda 215 bin 92 kullanıcı olduğu söyleniyor. İlerleyen süreçte rakam 49 bin 680 kişiye iniyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararında yazıyor bu rakamlar. 11 bin 480 mor beyinciyi de çıktığınızda 38 bin kişi kalıyor.”

TÜRKİYE, ‘İLLEGAL’ YOLU SEÇTİ

ByLock server’ı Litvanya’da bulunuyordu. Yapılması gereken Litvanya’ya yazı yazılıp, server’in imajının hakim huzurunda alınmasıydı. Ancak Türkiye, kanunları uygulamak yerine kanunsuzluğu seçti ve hacker’lık yoluyla ‘delil’leri indirdi. Bunu Hürriyet Gazetesi’nden Murat Yetkin, 12 Eylül 2016 tarihli yazısında şöyle yazmıştı: “MİT’in siber güvenlik ekibi Litvanya’daki sunucuya girerek verileri Yenimahalle’deki karargaha aktarmaya, ByLock’un içini boşaltmaya başladılar. … ByLock’un VPN’e geçmesi bir şeyden kuşkulandıklarına işaret ettiği için MİT 2015 Aralık ve 2016 Ocak’ta hafızada ne varsa alıp sistemden çıkıyor.”

MERDİVEN ALTI HUKUK UYGULANIYOR

İhraç hakim Kemal Karanfil, bu noktaya dikkat çekiyor: “Kirli bilgiler üzerinde imaj alma çalışması yapılıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşru yasaları yerine ‘merdiven altı’ yasalar uygulanıyor. İşkenceyle alır gibi delilin sıhhatine bakmaksızın kendilerince bir delil elde ettiler. Ceza Genel Kurulu kararında bu kararların illegal olduğunu itiraf ettiler. Yargıtay’ın yaptığı en büyük hatalardan biri Ceza Kanunu’nun en önemli temel ilkelerinden ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesini ihlal etmesi. Haberleşme ve görüşme içeriklerine bakmaksızın, bizatihi ByLock listesinde adının geçmesi bile ceza almasına yetiyor. Mahkemeler maddi hakikatin araştırılması için bir çaba göstermiyorlar. Bunu bilemeyecek kadar aptal değiller. Merdiven altı yargılama yapılıyor. Hitler’in yargıçları nasıl yargılandıysa ileride bunlar da yargılanacak.”

UYDURUK BELGELERLE HÜKÜM VERİLİYOR

Avukat Gökhan Güneş de bu konuyla ilgili önemli paylaşımlarda bulundu önceki gün. “Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20 Aralık 2018 tarihli kararıyla ByLock verilerinin imajının hakim kararından 10 gün önce alındığını, yıllardır hukuka aykırı bir delille insanların hayatını kararttıklarını ve dolayısıyla suç işlediklerini itiraf etmiştir.” diyen Güneş, “Bu karardan sonra, yazışma içeriklerinin olup olmadığının, CGNAT ve HTS uyumunun, Tespit ve Değerlendirme Tutanağı gibi uyduruk belgelerin hiçbir hükmü ve anlamı yoktur. Bu kararı görmezden gelip hala bu hususları dile getirenler ‘cambaza bak’ taktiği uygulayanlardır. Bu karardan sonra tek delili ByLock olan dosyalarda derhal beraat kararı verilmeli, diğer dosyalarda da ByLock delil listesinden çıkarılarak yargılama yapılmalıdır.” ifadelerini kullanıyor.

VERİLERE MÜDAHALE EDİLMİŞ

Bir başka KHK’Lı avukat Levent Mazılıgüney ise şunları söylüyor: “İlk operasyon tarihi: 16 Temmuz 2016. İmaj alma tarihi: 29 Kasım 2016. İmaj alınmasına yönelik Sulh Ceza Hakimliği kararı tarihi: 09 Aralık 2016. Hakimlik kararı öncesi imaj alınmış, imaj alınmadan önce kullanıcı belirlemesi yapıldığına göre veriye müdahale edilmiş. Peki veriler neden bozuk? Ya da kim bozdu? Belki de veriler başta bozuk değildi. Hakimlik kararı öncesi alınan imajın içinde kullanıcı listeleri var. Bu bilgi ve ilk operasyonların da imaj alma öncesi yapıldığı dikkate alınınca kullanıcı listelerinin belirlenmesi için imaj öncesi orijinal veri üzerinde çalışma yapıldığı bence kesin olarak anlaşılıyor. Hukukun gereği bellidir. Hukuka uygun elde edilmiş içerikte suç unsuru ve suça dönük eylem varsa ceza verilir. Güvensiz verilerle sözde kullanıcı tespiti yaparak sıradan vatandaşı terörle suçlamak hukuku katletmektir.”


Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ