"Bataklığın ortasındayız, etrafımızda aç timsahlar fink atıyor, biz ise..."

"Wow! Bataklığın ortasındayız, etrafımızda aç timsahlar fink atıyor, biz orayı kurutup rezidans yapmayı tartışıyoruz."



Ekonomist Atilla Yeşilada'nın analizi şöyle;


Eve kapanmanın yarattığı mental-fiziksel depresyona karşı yeni çareler geliştiriyorum. “Eve kapanmanın yarattığı mental-fiziksel depresyona çare nedir?” başlıklı yeni bir kitaba başladım. Kitapta halihazırda niye IMF’yi çağırmanın şart olduğu ve doların TL 10’a çıkacağına dair fasılları bitirdim. Kedilerime “social distancing” öğretiyorum, artık evden çıkmıyorlar. Migros’un on-line dükkanına girerek evde stoklamadığım ne kaldı arıyorum.

Biraz önce lokanta, pastane ve restoranların da sipariş servisi hariç kapatıldığın öğrendim. Beyaz Türkler’in Starbucks ve Kahve Dünyası’nın kapatılması ile ruhen başa çıkamayacakları kaygısındayım. Onlara yakında bütün kitapçılarda satışa sunulacak “Eve kapanmanın yarattığı mental-fiziksel depresyona çare nedir?” eserimi salık veririm.

Tabii, eve kapanmaktan kaçınmak için tatil beldelerine akın etmek en iyi fikir. Böylece oralarda doğma şansına sahip olmuş günahsız vatandaşları da enfekte ederiz. Ne de olsa biz sevinçte ve kederde birleşmiş bir ülkeyiz.

Eğer bunlar sıkıntınızı kesmediyse, size beyninizi çalıştırmak için şu paragraftan ne anladığınız konusunda bir kompozisyon yazmanızı öneririm:

“Bu tabii dinamik bir süreç. Bu sürecin etkilerini kimse kestiremediği için çok dinamik bir şekilde bu süreci yakından takip edeceğiz. Ekonomilere, ekonomimize, küresel ticarete etkilerini yakından takip ederek çok dinamik hızlı ve etkili adımlar atmamız gereken canlı bir süreç bu. Dolayısıyla resme bu noktada baktığımızda özellikle önümüzdeki bir kaç aylık süreç virüs özelinde baktığımızda bir çok belirsizlik ve ya durgunluk veya ekonomilerin ticari faaliyetin durma noktasına geleceği süreçleri beraberinde barındırıyor”.

Yazardan izin almadığım için, ismini paylaşmıyorum, alınabilir.  Evet, dinamik bir süreçtir ekonomi. Eğer artık burnunun ucuna  gelmiş, mukozandaki kılları gıdıklayan tehlikeleri dinamik bir şekilde yakından takip etmezsen, çok daha yüksek bir dinamizmin ivmesiyle kendini kapının önünde bulabilirsin.

TUIK’nin 2019 sonu verilerine göre, istihdam edilenlerin %56’sı hizmetler sektöründe yer alıyor. Bunların neredeyse hepsi geçici de olsa işsiz kalacak, sen bana “Bu sürecin her ay takip edileceğini aktaran A… Tüm resme bütünleşik olarak bakıldığında tüm paydaşları kapsayacak derinlikte hacimde likidite sorunu oluşturmayacak güçte bir paket açıklandığını vurguladı. Bu süreci Türkiye’nin birlik içinde atlatacağını dile getiren A…, “Tabii Türkiye özellikle son bir kaç sene başta olmak üzere yaşanan süreçleri nasıl birlik beraberlik içerisinde güçlü refleks göstererek sakin ve panik yapmadan atlattıysa, bu süreci de toplum olarak gerçekten çok itidalli yönetiyoruz. Olması gereken de aslında bu. Bugün Avrupa’nın içine düştüğü durum ve benzer ülkelerin içine düştüğü duruma göre Türkiye çok daha sakin geçiriyor.”

 Evet, çok sakin geçiriyor. Çünkü en az 150 bin, belki 250 bin dükkan ve mağaza kapandı. Her işyerinde dört kişi çalıştığını varsaysak,  1 milyon civarında yeni işsizimiz kara kara düşünüyor ne yiyeceğini, ailesine ne yedireceğini? Denilebilir ki, komprador sermaye grupları bu salgının tüm ekonomik yükünü işçi sınıfının sırtına atıyor, “ücretsiz izine” çıkartıyor. Tabii, sermaye grupları dediğiniz insanların aslında sadece kendi emeğinin adil karşılığı kadar para kazanan, burnuna kadar kredi borcuna gömülmüş, küçük esnaf olduğunu hatırlamazsan. Bunlar zaten 2 yıldır kar edemedikleri gibi, eğer BDDK her gün makro-ihtiyati kuralları gevşetmeseydi bir konkordato ya da iflas yiyeceklerdi.

Dolayısıyla, geçici olarak işten çıkarttığın elemanının –içi kan ağlasa da–maaşını bir kaç aydan daha uzun tıkır tıkır ödeyecek AnaYiğit Sermaye çok azdır Türkiye’de.

Eğer bu salgın Haziran ayına kadar sürerse, turizmi de sıfırlayacağız,  o endüstride çalışan en az 1 milyon vatandaş da işsiz kalacak. Ama merak etmeyin, “İstikrar Kalkanı”nın önalıcı ve dinamik tedbirleri  sayesinde bu işsizler ve ailelerinin mağdur olması şimdiden önlendi:

“Tabii her bir kırılımın sadece iş dünyası anlamında değil iç tüketim anlamında da etkisi var. Maddelere tek tek baktığınızda emeklilerden tutun ihtiyaç sahibi insanlara kadar… Mesela paketteki maddelerden bir tanesi emekli maaşlarındaki bin liralık alt limitin 1.500 TL’ye çıkarılması sözkonusu. Yani yaklaşık 650 bin 1.500 TL’nin altındaki emekliyi buraya çıkararak bir kere burada da bir tüketim harcaması anlamında gelir anlamında destek var. Diğer taraftan bakıyoruz bu da çok önemli yaklaşık 2 milyona yakın ihtiyaç sahibi bin liralık bir destek sağlıyoruz. Özellikle nisan ayında bunu devreye alacağımız için nisan ayında yaşanabilecek potansiyel yavaşlamayı iç piyasa anlamında desteklemek için yaklaşık 2 milyar TL’lik bir paket sunuyoruz. Bunların hepsi dinamik süreçler. Ötesinde bayram ikramiyesinin öne alınmasıyla birlikte hakeza öyle”. 

Yahu, laf kalabalığını kesin, toplam işsizlik ve fakirlik desteği TL2 milyar, artı 650 bin emeklinin de maaşı ayda TL400-500 yükseltilmiş.  Millet helikopter parasını düşünüyor, asgari vatandaşlık maaşını değerlendiriyor. Sen cebindeki bozuk parayı harcayarak bu isşizlik belasından yakayı sıyırırız diyorsun.

Tabii, İşsizlik Fonu da var, onu unutmayalım:

“Bir diğer husus da yine eksik biliniyor. Kısa çalışma ödeneği konusu. İşsizlik fonu bugünler için var. Bu çerçevede gerekiyorsa istihdamı koruma koşuluyla kısa çalışma ödeneğiyle ilgili bakanlığımızın da zaten meclise detayı, maddeyi gönderecek, esnetilmesi konusu. Daha fazla sektörün de olumlu etkilenmesi noktasında bir düzenlemeyle bir torbaya gelecek, zaten o paketin içerisinde bu da var. Dolayısıyla birçok sektörün de bu çerçevede işsizlik fonu üzerinde kısa çalışma ödeneğinden faydalanması ile ilgili bu da söz konusu olacak.”  

Ne zaman?  Hangi koşullarda? İşkur’a başvuran işsiz kaç hendekten atlatıldıktan sonra?

Burada en az 1-2 milyon ek işsizden bahsediyoruz, Arkadaşlar, boru değil. Yine TÜIK’e göre, zaten 2019 sonunda kentte yaşayan iş gücünün %16’nın, gençlerin %25’nin işsiz olduğu bir ülkede yaşıyoruz, Arkadaşlar. 1-2 milyon daha işsiz bunlara katılırsa, tüketim durur.   Tüketim eşittir üretim. Üretim de durur. Üretim durunca, üretici de işten çıkartmaya başlar. Onun işten çıkarttıkları da tüketemez, konut alamaz, kredi borucunu ödeyemez. Ekonomi gittikçe derinleşen bir girdabın içinde boğulur.

Akli dengesinin bozuk olduğunu düşündüğüm Trump’a bile herhalde metaamfetamin enjekte edip durumu anlamasını sağladılar:  ABD’de işsizlik %4’ten %20’ye çıkabilir!  O ne yapıyor?  $1 trilyon-1.2 trilyon acil destek paketi için poposundan ter fışkırıyor. ABD ekonomisinin GSYİH olarak ebadı yıllık $15 trilyon filan, yani neredeyse yıllık gelirin %6-8’i arası bir desteğe hazırlanıyor. Hem bunun yarısı da tırak taze para, vatandaşın cebine inecek. Bize de en az milli gelirin %5’i kadar, yani kaba hesapla $30-35 milyarlık bir paket lazım. Onun da yarısı nakit ve dinamik olarak işsizin cebine inecek şekilde ayarlanmalı, dinamik olarak tabii.

Hakikaten gözlerime inanmakta zorluk çekiyorum. Dumura uğramış durumdayım. Hiper-dumuroxi hastalığına tutulacağım! Şu sözlere bir kulak verin ya!

“Türkiye, böyle bir küresel sürece belki en hazırlıklı, en tedarikli ve altyapı itibarıyla güçlü giren ülkelerden birisi. İnşallah bu süreçten de en pozitif ve olumlu kazanımlarla çıkacak ülke olacak. Bunun etkisi bir ay olur, üç ay olur. Burada çok net iki konu var. Birincisi dünya son birkaç senede şunu tecrübe etti; küresel tedarik altyapısı büyük bir travma yaşadı. Artık dünyada tedarik zinciri noktasında bağımlılık ve oranlar sorgulanmaya başlandı. Bu, Türkiye ve benzeri ülkeler açısından önemli bir fırsat doğuruyor….”

Wow!  Bataklığın ortasındayız, etrafımızda aç timsahlar fink atıyor, biz orayı kurutup rezidans yapmayı tartışıyoruz.

Kaynak: Paraanaliz
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ