'AKP'nin eğitimi ele geçirme savaşları gölgesinde öğretmen strateji belgesi'

"Öğretmenler gününün kutlandığı 24 Kasım’da yeni hazırlanan “Öğretmen Strateji Belgesi”ni, AKP nin eğitimi ele geçirme savaşlarının perde arkasını ve öğretmenlerimizin içler acısı durumunu ortaya koyacağız."
İsmail S. Gülümser/Aktifhaber

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk eğitimde kendine göre hedefleri olan bir eğitimci, Hüseyin Çelik döneminde bu hedeflerini gerçekleştirmekte zorlandığı için Talim Terbiye Kurulu Başkanlığından istifa edip ayrılmıştı. O günlerde basına yansıyan bilgilere göre istifaya sebep olan en önemli hususlardan birinin bakanın 76. Maddeye göre Talim Terbiye Kuruluna bazı üyeleri atamasından duyduğu rahatsızlık olduğu söylenmişti.

Selçuk ders programlarının kendi eğitim anlayışına göre yeniden hazırlanması gibi önemsediği bir projeyi o dönem gerçekleştirdi. Programın öğretmen yetiştirme ayağı ihmal edildiği için çok büyük emek ve masraflarla hazırlanan müfredatlar ve bu müfredatlara göre basılan milyonlarca kitap verimli kullanılamadı ve o proje birkaç yıl içinde uygulamadan kaldırıldı tüm emek ve masraflar boşa gitti.


O şimdi Bakanlık koltuğunda oturuyor, birçok yerde konuşmalar yapıyor ve bakanlığının nasıl olması gerektiği yönündeki düşüncelerini aktarıyor. En çok yoğunlaştığı hedeflerden birinin de öğretmenlik olduğunu “öğretmen strateji belgesi” ile ortaya koydu, tüm konuşmalarında öğretmenlik mesleğine dair düşündüklerine yer veriyor. Umarız bakanlığın bıraktığı yerde olmadığının farkındadır ve ortaya koyduğu tezlerin gerçekleştirme şansının olmadığı bir kadroyla çalıştığını görüyordur.

Biz hafıza tazelemek için onun görevi bıraktığı Çelik dönemiyle bugün arasında bazı karşılaştırmalar yaparak bakanlığın nereye doğru gittiğini aktaracağız

BAKANLIK YÖNETİMİ YANDAŞLARA TESLİM EDİLİDİ

Çelik; AKP tabanından gelme biri değildi, o Demirel’le anılan sağ parti anlayışını temsil eden bir eğitimci olduğu için uzun süre yaptığı bakanlığı döneminde günün şartları gereği kadro değişikliklerinde daha dikkatli davrandı ve sağ görüşten çok geniş bir kesime fırsat sundu. Onun döneminde haksız yere görevden alınanlar mahkemelere müracaat ederek göreve geri dönebiliyordu. Selçuk’un 76. maddeyi kullandığı için şikâyet ettiği Çelik sadece bakanlık üst düzey yöneticilerden sol kökenli olanlarla konuşup anlaşarak dengi bir kadroya aktardı çok fazla mağduriyete yol açmadan değişiklikler yaptı. Yeni göreve getirmek istedikleri için kadro açtı ve bakanlıkla il teşkilatlarındaki üstü düzey kadrolarda çok az sayıda değişiklikle yetindi, mevcut kadroları rahatsız etmediği gibi okul yöneticileri ve teşkilattaki alt kadroları hiç mağdur etmedi. Onun görevi bıraktığı 2009 yılına kadar eğitimcilerin bakanlıkla görüşmelerini yapan sendika hala sol kökenli eğitimcilerin toplandığı Eğitimsen idi.

O ayrıldıktan sonra her yeni bakan değişikliğinde bakanlık ve il teşkilatlarındaki AKP nin getirdiği sağ görüşlü kadrolar bile görevden alınıp yerine yandaşlar dolduruldu.

Eğitimciler hileli yöntemlerle, baskıyla, şantajla 2002 yılında kurulan AKP yanlısı sendikaya geçmeye zorlanarak, mülakatla eğitime partililer doldurularak temsil yetkisi Eğitimsen’den gasp edilip Eğitimbirsen’e aktarıldı.

Yıllardan beri görev yapan tecrübeli okul ve il ilçe teşkilatındaki yöneticiler, kimisi rotasyona tabi tutularak yöneticilik görevinden istifaya zorlandı, kimi yeniden sınava alınıp elenerek görevden uzaklaştırıldı ve okul yöneticileri dâhil tüm eğitim yönetimi yandaşlara teslim edildi.

Bugün bakanlık-il-ilçe teşkilatları ve okul yöneticilerinin sendikal dağılımına baktığınızda eğitimde parti devletinin nasıl kurulduğu ortaya çıkıyor.

Bakanlığın okullarında görev yapan 29.000 okul müdüründen;

AKP sendikası Eğitimbirsen’e üye okul müdürü sayısı 21.500 (%74’ü),

AKP ye her konuda destek olan MHP kökenli Türkeğitimsen’e üye müdür sayısı 2.500 (%8),

Önceleri en çok okul müdürü olan Eğitimsen’e sol kökenli sendikaya üye müdür sayısı 800 (%3)

Sendikalı olmayan okul müdürü sayısı 3.800 (%13)

Kalanlar da beş farklı sendikaya dağılmış bu rakamlara baktığınızda AKP nin 2010 dan itibaren türlü hileli yöntemler kullanarak farklı görüşlerden okul müdürlerini temizlediğini okulların nerdeyse tamamını yandaş müdürlere teslim ettiğini görüyorsunuz.

Bu tablo okul müdür başyardımcılarında da benzerlik arz ediyor;

2.500 müdür başyardımcısından 1.650 si Eğitimbirsen’e (%66),

265 i Türkeğitimsen’e(%11),

70 i Eğitimsen’e (%3),

425 i hiçbir sendikaya üye değil (%17),

Kalanları diğer beş sendikaya dağıldığı, üye olmayanları hariç tutarsanız okul yönetimde ikinci sırayı alan müdür başyardımcılığı kadrolarının da AKP ve ortağı MHP sendikasınca paylaşıldığı görülüyor.

Aynı şey müdür yardımcıları için de geçerli toplam 50.000 civarındaki okul müdür yardımcılığı kadrosundan;

31.500’ünün Eğitimbirsen’e (%63),

5.800’ünün Türkeğitimsen’e (%12),

1.750’sinin Eğitimsen’e (%4),

8.600’ünün (%17) sendikasız olduğu, kalanında 5 sendikaya dağıldığı görülüyor.  Sendikası olmayanları hariç tutarsanız müdür yardımcılığı kadrolarının da AKP ve MHP yanlısı sendika tarafından paylaşıldığı ortaya çıkıyor

Genel tabloya baktığımızda 81.000 okul yöneticisinden;

55.000’inin (%70) Eğitimbirsen’e,

8.700’ünün(%11) Türkeğitimsen’e,

2.600’ünün(%3)  Eğitimsen’e,

13.800’ünün (%17) sendikasız olduğu

Kalanın da irili ufaklı diğer sendikalara dağıldığı görülüyor. Bu tablo okulların yönetiminin % 80’inden fazlasının parti direktifleri doğrultusunda hareket etmeye hazır sendika tarafından ele geçirildiğini okul yönetimlerinde partinin istemediği hiçbir şeyin yapılamayacağını ortaya koyuyor.

EĞİTİM SİSTEMİ AKP YE MUHALEFET EDEBİLECEKLERLERDEN TEMİZLENİYOR

Öğretmenlerde de durum farklı değil: İktidar partisi devlet okullarında kendine muhalefet edebilecek iki gurup öğretmeni hedef seçti ve bahaneler uydurup görevden atmaya başladı. Okullarda yıllar süren ölümlü olayların ve ideolojik kavgaların yaşandığı 80 ihtilalı dâhil ülke tarihinin hiçbir döneminde eğitimde böyle bir kıyım yaşanmadı.  Milli eğitim bakanlığının okullarında görevli toplamda 41.000 eğitimci OHAL sonrası çıkarılan KHK lar ile görevden atıldı. AKP nin eğitimde muhalif öğretmenleri temizleme gibi hukuksuz ve insanlık dışı uygulamalarının muhatabı oldu.  Atılan eğitimciler iki grupta toplanıyor.

-Birincisi iktidarın hiçbir delil göstermeden darbeye karışmakla suçlayıp attığı cemaatle ilişkili Aktif Eğitim-sen üyesi 30 binden fazla eğitimci.

-İkinci grup ise iktidarın kendine muhalif gördüğü PKK ile irtibatlandırıp attığı Eğitimsen’e üye bazı eğitimciler.

Cemaatle irtibatlı okul ve dershanelerde çalışan 28 bini Pak eğitim iş üyesi yaklaşık 60 binden fazla eğitimcinin iş akitlerinin fes edilmesini, öğretmenlik yapma haklarının elinden alınmasını da dâhil ederseniz AKP kendine muhalif gördüğü 100 binden fazla eğitimciyi hiçbir kişisel gerekçe göstermeden sadece dünya görüşü ya da sendikası yüzünden eğitim sistemi dışına attı. Bununla kalmadı eğitimcilerin başarılarıyla toplumda faaliyet sürdürmesini engellemek için kimisinin özel öğretim kurumlarında görev yapmasını yasaklarken, on bini aşkın öğretmeni de kişisel hiçbir suç göstermeden tutuklayıp hürriyetlerini elinden aldı.

24 Kasım öğretmenler gününde; bir yandan aşağıda detaylarını vereceğimiz öğretmen strateji belgesi hazırlanıp eğitimde standartlar yükseltiliyor gibi bir görüntü oluşturulurken, bir yandan da her türlü evrensel standartlar ortadan kaldırılarak kişisel hiçbir suçu olmayan muhalifler eğitimden temizleniyor. Eğitim sistemi komünist ülkelerde olduğu gibi parti direktiflerine itiraz etmeden uyacak eğitimcilerden oluşacak hale getiriliyor.

Eğitimde öğretmenleri istediği kalıba sokmak isteyen AKP nin mülakatla öğretmen alımı dahil yaptığı onlarca hileli yöntem semeresini vermiş iktidar sendikası Eğitimbirsen 2009 dan sonra temsil yetkisini almıştır. Şu anda MEB de çalışıp sendikalara üye olan yaklaşık 580 bin eğitimcinin sendikal dağılımına baktığınızda;

İktidar sendikası Eğitimbirsen’in 245 bin öğretmen 55 bin yönetici olmak üzere üye sayısının 300.000,

İktidara destek olan Türkeğitimsen’in 144 bin öğretmen 8.700 idareci olmak üzere üye sayısının 153.000,

Muhalif sendika olan Eğitimsen’in 74 bin öğretmen 2.500 yönetici olmak üzere üye sayısının 76.500,

Eğitim iş sendikasının 39 bin öğretmen bini yönetici olmak üzere üye sayısının 40 bin olduğu görülmektedir.

Eğitimin hiçbir kademesinde faaliyeti olmayan, öğretmenler için bugüne kadar ortaya koyduğu hiçbir aktivitesi olmayan, üniversitelerde öğrenciler üzerinde kayda değer çalışması görünmeyen AKP iktidarı son on yılda hileli yöntemlerle öğretmen kadrosunu değiştirerek yandaş sendikaları doldurmaya çalışmaktadır. 900 bin eğitimcinin olduğu bakanlıkta AKP nin görüşlerini benimsemeyen 319 bini öğretmen 13.800 ü yöneticiden oluşan 333.000 eğitimcinin İktidarın hışmından korktuğu için hiçbir sendikaya üye olmadığı bilinmektedir.

OKUL SAYISI PATİLİ GENÇLİK YETİŞTİRMEK ÜZERE YENİDEN DÜZENLENİYOR

AKP iktidarı halkın beğenerek öğrenci gönderdiği başarı düzeyi yüksek okulları aşamalı bir planla bir bir kapatırken bunun yerine partili gençlik yetiştireceği okullar açarak eğitim sistemini sadece kendi partisine hizmet edecek hale getiriyor.

2005 yılında süper liseleri kapatarak başladığı seküler eğitimi bitirme planını hızla sürdürüyor;

2005 yılında 230 bin öğrencisi olan 868 süper lisenin,

2010 yılında 96 bin öğrencisi olan 299 Anadolu öğretmen lisesi ve beğenilen birçok meslek lisesi türünün,

2013 yılında 756 bin öğrencisi olan 937 genel lisenin,

2013-15 yıllarında 1.200 öğrencisi olan 2 polis kolejinin,

2016 yılında içinde 4 bin öğrencisi olan 4 askeri lisenin,

2018 yılında 1,5 milyon öğrencisi olan 2.434 Anadolu lisesinin kapanan okullar arasına katıldığı aktarılıyor.

Buna halkın beğenerek öğrenci gönderdiği özel öğretim kurumlarından;

2015 yılında içinde 1 milyondan fazla öğrencisi olan 3.500 özel dershane,

2016 yılında içinde 138 bin civarı öğrencisi olan 1.064 cemaat okulu,

2017 yılında içinde 120 bin civarı öğrencisi olan 1.950 etüt merkezi,

2019 yılında içinde 210 bin civarı öğrencisi olan 1.020 temel lisenin de kapatılacağını düşünürsek

AKP kendi gençliğini yetiştirmeye engel gördüğü, içinde 4 milyondan fazla öğrencisi olan 12 bin civarı seküler eğitim kurumunu aşamalı bir planla kapattığı ya da başka okul türlerine dönüştürüp fonksiyonunu değiştirdiği görülüyor. 2018 yılında halkın başarılı bulduğu beğenerek öğrenci gönderdiği okul sayısını 3.500 den bin civarına düşürerek kalanları adrese dayalı kaydın yapıldığı mahalle mektebine dönüştürdüler.

Bütün bu düzenlemelerin partinin önünü açmak istediği okulları özendirecek ortam oluşturmak için yapıldığı biliniyor. Yaptıkları düzenlemeler sonuç veriyor. 2017-18 verilerine göre AKP iktidara geldiği 2002 yılından bu yana partili gençlik yetiştirecekleri okul ve öğrenci sayısına baktığınızda;

İmam hatip lisesi sayısının 450 den 1.604 e,

Öğrenci sayısının 71 binden 626 bine çıkarıldığı görülüyor.

İmam hatip lisesi bünyesindeki ortaokul öğrencileriyle birlikte İHL lerdeki öğrenci sayısı 707 bine ulaşıyor.

Buna son dönemde açılan 2.859 müstakil imam hatip ortaokulunu ve bu okullardaki 641 bin öğrenciyi de eklersek

Partili gençlik yetiştirecekleri

Okul sayısı on kat artırılarak 450 den 4.500 e

Öğrenci sayısı 19 kat artırılarak 71. Binden 1.350.000 e yükseltildiği ortaya çıkıyor.

Henüz istatistiği yayınlanmasa da bu yıl mahalli yerleştirme sistemi içine yerleştirdikleri hileli yöntemlerle öğrenci sayısının 1,5 milyon civarında olduğunu tahmin etmek zor değil.

Başarı düzeyi düşük öğrencilerin tercih ettiği İHL ye alternatif olamayacağı düşünülen meslek liselerini hariç tutarsanız(ticaret, sağlık meslek liseleri gibi birçok meslek lisesi türü de kapatıldı) . İHO dışında başka hiçbir okul grubunda artışa izin verilmemiş artış gösteren okullar bir yolunu bulup kapatılmıştır.

Son dönemde İHL dışında artışına izin verilen tek okul grubu özel okullardır. Kendi projelerine engel olacak tedbirleri aldıktan, cemaat okulları kapatıp yeni açılacaklarda güvenlik soruşturulması getirdikten sonra artışa izin verdiler. Aynen 80 den sonra askerlerin güvenlik soruşturmasıyla istediğini elediği gibi, bugün partinin istemediği birinin okul açmasına izin verilmiyor. Bu düzenlemeden sonra özel okul sayısının 3 kattan fazla artarak 3 binlerden 11 binlere çıkmış olması dikkat çekicidir. Bir yandan cemaate ait okul binaları yandaşlara dağıtılırken bir yandan sadece partinin izin verdiği kesimlerin okul açılışı ile özel okul sektörü yandaşlara devredilmektedir.

EĞİTİMDE KIYAMET KOPARILIRKEN ÖĞRETMEN STRATEJİ BELGESİ NE İŞE YARAYACAK

AKP ülkede tüm yönetimi ele geçirip kendi saltanatını kurmaya soyunmuştur. OHAL de çıkardığı KHK lar ile toplum kesimleri sindirilmiş ve ülkede tek başına söz sahibi olmuştur. Ancak her alanda olduğu gibi eğitimde de düzenlemelere art niyet sokuşturdukları için başarılı olamadıkları ortadadır. Bir taraftan projesi olanları belli konumlara getirip onların başarılarından yararlanmaya çalışırken, bir taraftan da tepkileri azaltmak için vitrinde kullanılacak toplumun yadırgamayacağı kişilerle ihtiyaç duyulmaktadır.

Nasıl orduya partilileri doldururken daha az tepki çekmek için Perinçek grubu ve Hulusi Akar gibiler vitrine konulduysa, Ziya Selçuk da muhtemelen aynı amaçlar için göreve getirilmiş gibi görünmektedir. Onunla eğitimdeki başarısızlıklarını gizleyecek bazı olumlu gelişmelere izin verilecek, ancak her yerde olduğu gibi kendi hedefleri doğrultusunda çalışması ya da yapılan yanlışlara sessiz kalması istenecektir.

Talim terbiye de öğretmen yetiştirme fırsatı verilmediği için müfredatla ilgili proje başarı şansı olmamıştır. Aynı şekilde şu anda da eğitimde hiç deneyimi olmayan sadece parti direktiflerini yapmak üzere göreve getirilmiş üst düzey yöneticilerle doldurulan bakanlıkta olumlu bir projenin geliştirmesi mümkün görünmemektedir.

Öğretmen strateji belgesi incelendiğinde içerikte çok sayıda hedefe yer verilmiştir. AKP tüm gücü tek elde topladığı için karar alma süreçlerini hızlandırmıştır. Bu yüzden belgede vaat edilen konularda formalitelerin yerine getirilmesinde çok problem yaşanmayabilir, ancak içeriğe gelince aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Ziya Selçuk’un eğitimdeki hedefleri şu andaki bakanlık kadroları için bir anlam ifade etmemektedir. Onları sadece partinin eğitimdeki hedefleri motive edebilir, eğer bakan parti hedeflerine hizmet edecek teklifler sunarsa bakanlık kadrolarından destek alabilir. Aldığı talimat gereği sadece parti hedeflerini gerçekleştirmeye kilitlenmiş AKP kadrolarıyla bakanın hedeflerine ulaşması zor görünmektedir.

Strateji belgesi incelendiğinde öğretmen yetiştirmede ülkenin acı tablosu ortaya çıkmaktadır.

STRATEJİ BELGESİNE GÖRE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN GENEL TABLOSU

Son 15 yılda eğitim fakültesi sayısı 63 den 92 ye öğrenci sayısı da 140 binden 228 bine yükselmiş,

KPSS öğretmenlik becerisini ölçmeden uzak, sadece eleme yapmaya dönük bir sınavla seçmek problemli,

Mezun sayısı istihdamdan fazla olduğu için işsiz öğretmen adayı sayısı her yıl yükseliyor,

Son 5 yılda mesleğe giriş için başvuran sayısı 140 binden 500 binlere dayanmış ancak 50 bini (%10) u atanmış,

Öğretmen yetiştiren okulların mevcudu 650 bini bulmuş, formasyona alanlarla birlikte sayı 1 milyonu geçiyor,

900 bin öğretmenin yarısı son 10 yılda göreve başlamış 35 yaşın altındakilerden oluşuyor ve yaş ortalaması 37,

Hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılanların sayısı yüksek görünse de faaliyetler güncellikten uzak ve verimsiz,

Öğretmenlerin pedagojik alan yeterlilikleri, sınıf yönetim becerileri ve değerler yönünden desteğe ihtiyaçları var

Üniversitelerin beşeri kaynakları ve programları yeterli olmadığı için adaylar nitelikli eğitimden geçirilemiyor

Nitelikli öğretmen yetiştirmek için gerekli standartlar sağlanamadığından adaylara yeterli danışmanlık yapılamıyor,

Belli düzeyde akademik eğitim verilse bile iş başında eğitim desteği verilemediği için uyum gülcükleri yaşanıyor,

Üniversitelerle okullar arasında iletişim olmadığı için eğitimlerin okul hayatından kopukluğu giderilemiyor,

Öğretim görevlileri güncel gelişmeleri takip edemediği için eğitim öğrenci ihtiyaçlarına göre planlanamıyor,

Öğrencilere rehberlik edecek öğretim görevlilerine yeterli eğitim verilemediği için pratikler işlevsel olamıyor,

Eğitim fakültesi dışındaki öğretmen yetiştiren okulların okul programlarından kopukluğu giderilemiyor,

Öğretmen adaylarının seçiminde akademik başarı yanında kişisel özelliklerinin yeterliliği dikkate alınamıyor.

Öğretmenlik alanlarında öğretmen ihtiyaç projeksiyonları duyurulmadığı için mezunların çoğu açıkta kalıyor.

Mesleğin genel yeterlilikleri ve alan yeterlilikleri güncellenemediği için mezunlar sisteme uyum sağlayamıyor.

Öğretmenlerin mesleki ihtiyaçları sağlıklı belirlenemediği için verilecek destek eğitimlerine istek uyarılamıyor.

Adaylık eğitimlerinde nitelikli eğitici havuzu oluşturulamadığı için adaylar mesleğe desteksiz başlıyor.

Öğretmenlerin gelişmeleri takip edeceği uluslararası işbirlikleri olmadığında rekabette yetersiz kalınıyor.   

Eski öğretmenlerin yanında geçen adaylık süreci ve adaylık eğitimleri keyfi, kâğıt üzerinde yürütülüyor, işlevsiz,

Öğretmenlik mesleğinin çalışma şartları iyileştirilemediği için vasat düzeyde öğrenciler mesleği seçiyor.

Kurumlar bölgeler arasındaki farklar giderilemediği için eğitim fırsatlarından eşit yararlanma sağlanamıyor

Doğudan batıya öğretmen sirkülasyonu önlenemiyor, öğretmen açığı sözleşmeli öğretmenlerle kapatılıyor,

Eğitimde bölgeler arası adaletsizlik giderilemiyor, öğretmenler Şırnak’ta ortalama 2 İzmir’de 15 yıl kalıyor,

Öğretmenliğe uygun adaylar seçilemiyor, nitelikleri artırılamıyor ve eğitimde istenen başarı yakalanamıyor.

Objektif kriterlere dayalı adil kariyer basamaklarında yükselme sağlanmadığı için motivasyon yükseltilemiyor

Yaklaşık 16 yıldan beri iktidarda olan hemen her konuda başarılarıyla övünen bir parti kendi hazırladığı belgede eğitimin sadece öğretmen eğitimi ayağında onlarca problemden hiçbirini çözemediğini birçoğunu yanlış müdahaleler ile kangren haline getirdiğini itiraf ediyor.

Öğretmenlerin bu kadar sorunu ortada dururken, onlar yıllardan beri yaptıkları gibi eğitim sisteminin sorunlarını çözme yerine, partili gençlik yetiştirmek üzere belgeye art niyetli birçok hususu yerleştirdikleri anlaşılıyor.   

BELGEYE PARTİ DEVLETİ KURMADA KULLANACAKLARI BİRÇOK ARAÇ YERLEŞTİRMİŞLER

Her ne kadar yapılan çalışma eğitim adına olumlu gibi görünen bazı adımlar içerse de, belgede birçok açıdan problemli ve ileride öğretmenlerin başını ağrıtacak hususlar yer alıyor.

Belgede eğitim dâhil her alanda sicili kabarık bir partiye çözüm gibi sunulan faaliyetlerin arasında muhalifleri temizlemede kullanacağı birçok fırsat verilmiş. Görünüşte öğretmen kalitesini artırmak için hazırlandığı izlenimi verilen belki Ziya Selçuk gibi eğitimcilerin samimi duygularla koydukları bazı eylemlerin AKP nin elinde nasıl tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok.

“İyi yetişmiş, yüksek nitelikli kişilerin öğretmen olarak istihdamını sağlamak” olarak belirledikleri birinci amacın içine yerleştirilen “ Öğretmen yetiştirme programlarındaki eğitimleri iyileştirmek” şeklindeki masum gibi görünen bazı eylemlerin parti devleti kurmak isteyenlerce nasıl kullanılacağını tahmin etmek zor değil.

1.AKP öğretmenlik mesleğinde tüm yetkilerin kendinde toplanacağı yeni bir komisyon kuruyor

YÖK bünyesinde MEB ve paydaşlarla birlikte işlevsel bir öğretmen yetiştirme çalışma grubu kurulması

Olarak verilen bu eylemin HSYK, dâhil tüm kritik devlet birimlerindeki kurul ve komisyonları sadece yandaşlarla dolduran YÖK ve tüm köklü üniversitelerin yönetimine liyakate bakmadan hiç uzmanlığı olmayan partilileri yerleştirip üniversite yönetimlerini gasp eden AKP nin, bu çalışma grubuna yandaşlar dışında kimsenin girmesine izin vermesi mümkün görünmüyor. Önümüzdeki günlerde öğretmenlik mesleğinde tek karar verici gibi görünen bu grubun sadece parti emellerine hizmet için kullanılan bir birime dönüşeceğini hep birlikte göreceğiz.

2.Öğretmenliği kazanmış adayları üniversite yıllarında dünya görüşüne göre ayıklayacaklar

Öğretmenlikte alan seçiminin okula başladıktan sonra yapılacağı sistemin kurulması
Bazı adayların komisyon kararıyla öğretmenlikten diğer programlara geçişinin sağlanması

Olarak ifade edilen bu iki eylemin; üniversite yerleştirme sisteminde istediği gibi oynamak isteyen ama bugüne kadar bunu başaramayan AKP nin elinde, öğretmenliği kazanmış öğrencilerin dünya görüşüne göre yandaşlardan oluşacak komisyon kararıyla ayıklanarak istemediği alan-programlara geçmeye zorlanacağı ortadadır.

3. Mesleğe girişte ya da adaylık döneminde öğretmenleri dünya görüşüne göre ayıklayacaklar

“Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerini sürekli hale getirmek” olarak verilen 2. Amaç içine,

“ Öğretmen performans değerlendirme sistemiyle gelişim ihtiyaçlarını belirlemek” için yerleştirildiği ifade edilen;

Mesleğe girişte pisikomotor-duyuşsal becerileri de ölçen çoklu veri kaynağına dayalı seçme sistemi geliştirmek
Aday öğretmenlik için eğitim bilimleri ve alanlarında asgari puan şatı getirip mesleğe başarıları seçmek

Olarak verilen bu iki eylem; 80 öncesinin tüm kirli argümanlarını kullanan AKP elinde asla objektif kriterlere dayalı bir ölçümde kullanılmayacak, bundan önce mülakatlarda yaptıkları gibi öğretmenlik mesleğine girişte adayları dünya görüşüne göre eleyen bir silaha dönüşecektir.

4.Dünya görüşünü beğenmedikleri mevcut öğretmenleri meslekten uzaklaştıracaklar

İkinci amaç içine

“Adaylıktan itibaren öğretmenlerin mesleki gelişim faaliyetlerinin kalitesini artırmak” başlığı altında yerleştirdikleri

Öğretmen yeterliliklerine göre çoklu veriye dayalı zorunlu bir performans değerlendirme sisteminin kurulması
Yeterliliklere göre 4 yılda bir uygulanacak sınava göre öğretmenlerin mesleki gelişim ihtiyaçlarının belirlenmesi

Olarak verilmiş iki eylemin AKP nin dünya görüşünü beğenmediği öğretmenleri elemek amacıyla kullanacağı açıktır. “Performans ölçümüne” tüm sendikalar karşı çıktığı için bu güne kadar uygulanmamıştır, art niyetli kullanıma uygun bu eylemin eğitimde nasıl kıyımlara yol açacağını tahmin etmek zor değil.

Aynı konu eğitim ihtiyaçlarını belirleme gibi masum bir kılıfa saklanmış “4 yılda bir uygulanacak sınav” için de geçerlidir. AKP yöneticilerin yeniden değerlendirilmesi bahanesiyle yaptığı yönetici sınavlarıyla istemediği yöneticileri eledi, öğretmen sınavları da dünya görüşünü beğenmediği öğretmenleri ayıklamak için kullanılacaktır.

5. Beğenmedikleri öğretmenleri rotasyona tabi tutup sürecekler

“Öğretmenlik mesleğinin statüsünü güçlendirip mesleğe dönük algıyı iyileştirmek” olarak verdikleri üçüncü amacın içine “Kurumlar bölgeler arası farkları iyileştirici tedbir almak” başlığı altında

Birikimlerin paylaşımında yer değiştirme ve rotasyon uygulamaları için işlevsel bir model oluşturulması

İfadeleriyle ekledikleri “rotasyon” uygulamasında AKP nin sicili çok kabarıktır. Daha yakın zamanda ayıklamak istedikleri aynı ilde yıllardan beri çalışan o ile yerleşmiş birçok okul yöneticisini rotasyona tabi tutmuş istifaya zorlamışlardı. Bu uygulamanın da dünya görüşünü beğenmedikleri öğretmenleri sürmek için kullanılacağı ortadadır.

6.Sadece yandaşlara meslekte yükselme şansı verecekler

Üçüncü amaç içine yerleştirdikleri

“Kariyer ve ödüllendirme sistemi geliştirmek” için,

Öğretmenlere yükselme fırsatları sunan kariyer basamakları siteminin yeniden kurulması

Olarak ifade edilen bu eylemin de, tüm faaliyetlerin içine ele geçirme gibi art niyet sokuşturan AKP elinde mevcut kariyer sistemi bozulacak, öğretmenlerden istediklerini yükseltecekleri suistimale açık bir fırsata dönüştürülecektir.

7.Strateji belgesindeki birçok eylemin amaca hizmet etmesi mümkün görünmemektedir

Öğretmen yetiştiren programlardaki kaliteyi artırmak için 1. Amacın içine yerleştirilen;

Öğretmen yetiştiren kurumların ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılması,
Öğretmen yetiştirme programlarının uygulama ağırlıklı olarak yeniden düzenlenmesi,
Öğretmen yetiştiren okulların geliştirecekleri alternatif programları uygulayabilmesi,
Okullardaki öğretmenlik uygulamalarına sertifikalı ve deneyimli öğretmenlerin görevlendirmesi,
Fakülte-okul işbirliklerinin uygulama yapılacak okul-öğretmen-aday ihtiyaçlarına göre yapılandırılması,
Öğretmen yetiştiren okullarda programların açılması ya da faaliyete devamı için standartların belirlenmesi,
Öğretmen yetiştiren okullarda öğretim elemanı başına öğrenci sayısında uluslar arası standartlara uyulması,
Okullarda gözlem ve araştırma fırsatı verilerek öğretmen yetiştiren okul hocalarında farkındalık oluşturulması

Olarak ifade edilen birçok eylemin binlerce akademisyenin dünya görüşünden dolayı ihraç edilip üniversite yönetimlerinin tamamen liyakatsiz partililerce işgal edildiği, asistanlarla birlikte 23 bin akademisyenin atılarak yerine üniversitelerin hızla partililerle doldurulduğu bir ortamda bir talimatla üniversitelerde düzenli bir çalışmanın yapılabileceğini beklemek,

Tüm öğretmenlerin politik görüşüne göre ayrıldığı bir ortamda MEB de aday öğretmenlik uygulamalarının gerçekten verimli hale getirileceğini ümit etmek AKP Türkiye’sinde hayalden ibarettir.

Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişmelerini sağlamak için ikinci amaç içine yerleştirilen;

Öğretmen yeterliliklerinin ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenerek duyurulması,
Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinde görev alanlara donanımı kazandıracak yönde eğitimlerin verilmesi,
Okul temelli mesleki gelişim modelinin güncellenerek uygulamaya geçirilmesi
Öğretmen akademileri ile gelişmeleri izleyip personele örgün-uzaktan hayat boyu öğrenme fırsatları sunulması,
Aday öğretmen yetiştirme süreçlerinin ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenerek geliştirilip zenginleştirilmesi,
Mesleki eğitimleri yapacak eğiticilerin alan bilgisi, iletişim-öğretim yöntemleri vb standartlarının belirlenmesi,
Mesleki eğitimi verecek öğretim görevlileri için yetişkin eğitiminde sertifikaya dayalı programların açılması
Öğretmenlerin bilimsel etkinliklere teşvik edilmesi, ilgili kurumlarla işbirlikleriyle fırsatlar oluşturulması,
Ulusal ajans, TİKA, TÜBİTAK vb işbirliği içinde öğretmenlerin uluslar arası etkinliklere katılım oranın artırılması

Olarak ifade edilen eylemlerdeki yeterliliklerin kazandırılması, öğretmen akademisi kurulması, öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sağlanması için bazı tedbirler alınması gibi gayet masum eylemlerin, AKP öncelikleriyle örtüşmediği her faaliyetine ele geçirme art niyetini sokuşturan bir parti elinde bunların kirletileceği açıktır.

AKP nin eğitimde liyakat aramadan seçtiği göbeğinden saraydaki amirlerine bağlı kadrolar her eylemde objektif kriterleri bir yana koyacak ve sadece parti direktiflerini esas alacak adımlar atacak, başkasını yapmalarına asla izin verilmeyecektir.

Öğretmenlik mesleğinin statüsünü güçlendirip mesleğe dönük algıyı iyileştirmek için 3. Amaç içine yerleştirilen;

Öğretmenlik mesleğiyle ilgili mevzuatın güncel ihtiyaçları karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesi,
Öğretmenlerin ve eğitimin genelinde yaşanan şiddeti önlemek için hukuki ve idari düzenlemeler yapılması,
Şeffaflık ve katılımcılık artırılarak, öğretmenlerin okul yönetim süreçlerinde daha etkin olmasının sağlanması,
Öğretmenlerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi,
Öğretmenlerin bireysel çalışma yapabileceği fiziki alanların oluşturup sayısının artırılması
Kurumlar bölgeler arası farkları iyileştirici tedbir alınması    
Eğitim kurumlarının bölgesel özelliklerine bakılarak belirlenmiş kriterlere göre yeniden sınıflandırılması,
Dezavantajlı kurumlarda çalışmayı özendirici, hizmet puanı-lojman-istihdam koşulları vb tedbirlerin alınması,
Fiziki açıdan yetersiz kurumların iyileştirilmesi, öğretmenlerin çalışma şartlarında asgari standartlar oluşması,
Yeni ihtiyaçlar doğrultusunda sözleşmelik öğretmenlik uygulamasının güncellenip geliştirilmesi,

Gibi hedef ve eylemlerin bir kısmının ülke şartları gereği gerçekleştirilmesi zordur. Bazıları AKP iktidarı tarafından yanlı kullanıma açıktır. Bazıları ise iş güvencesi olmayan öğretmen çalıştırmaya ortam hazırlayacaktır.

24 Kasım öğretmenler gününde; 16 yıldan beri hem öğretmenlik mesleğine, hem de öğretmenlerin çalışma şartlarına dönük kayda değer bir çalışması olmayan, tüm bakanlık kadrolarını eğitimi ele geçirme projelerinde kullanan AKP iktidarının, belge içine yerleştirdiği art niyetli düzenlemelerle mesleğe bir darbe daha vuracağı, belgeyi iktidarını sağlamlaştırmada kullanılacak bir araca dönüştüreceği açıktır.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ