AKP şimdi tepeden bakan, ezen, mağrur, şımarık lümpenler güruhu

AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın seçim döneminde yaptığı gaflar ve vaatlerin muhalefetin elini güçlendirdiğine ilişkin zaman zaman analizler yapılıyor. İlk defa bu seçimde Erdoğan’ın büyüsünün bozulduğuna ilişkin analizler kayıtlara geçiyor.
Gazeteci-Yazar Ahmet Dönmez, AKP ile AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bu seçimdeki durumuna ilişkin bir analiz yazdı. Erdoğan’ın büyüsünün bozulduğuna dikkat çeken Dönmez, bu seçimde roller ve pozisyonların değiştiğine vurgu yaptı. 

TR724'te "DOLAPTA KEK VAR, YUVARLANIP YERSİN" başlıklı yazısında Erdoğan'ın yalanları ve cehaletiyle gülünç duruma düştüğünü kaydetti. 

Yazının devamında şu detaylara yer veriliyor;


Bu seçimde bir tuhaflık mı var?

Yoksa bana mı öyle geliyor?

Gerçi  ‘İlklerin seçimi’ demiştim ama sanırım yine de bu kadarını beklemiyordum.

***

Tuhaf geliyor, çünkü roller değişti.

Pozisyonlar değişti.

Şimdiye kadar hep bir ‘hikaye ile’ kitlelerin karşısına çıkan AKP, bu kez Ramazan’da ‘fakir aile maratonuna’ çıkmış beyaz Türk gibi snob.

Eskiden onlar talep edendi, zorlayandı, şikayet edendi, eleştirendi, ağlayandı.

Şimdi tepeden bakan, ezen, mağrur, şımarık lümpenler güruhu.

***

Dahası, Erdoğan’ın büyüsü bozulmuş.

İlk kez herhangi bir “mağduriyetle” gitmediği bir seçimde, saçmalama kapasitesinin ne kadar engin olduğunu da görmüş olduk.

Arsızın kahkahası, ardındaki odunun çatırtısından yüksek çıkarmış derler; biraz da ondan şaşkınız.

Neredeyse hiç bir mitingi yok ki rakiplerine ve sosyal medya haylazlarına makara yapılacak malzeme vermesin.

Hani demiştik ya, ‘hikayesi bitmiş’; şimdi nereden nasıl bir hikmet peydah edeceğini şaşırmış durumda.

Kah yalanları kah cehaleti ile gülünç duruma düşüyor.

Bazen zihni salahiyetinden şüphe uyandıracak kadar kayışsız-balatasız sallıyor.

****

Bir de kek muhabbeti var malum.

Tam da “Süleyman Demirel Üniversitesi’ni ben açtım”, “Adnan Menderes Havalimanı’nı ben yaptım”, “Adıyaman Havaalanı benim eserim” diye alenen milleti ‘kek’lediği günlerde…

Nasılsa yiyen yinene…

Tabi ondan önce ne MR vardı, ne tomografi. Hastalar, köpeklerin çektiği ambulanslarla taşınıyordu.

Bütün buralar dutluktu.

O geldi mamur oldu her yer.

****

Kendisi daha doğmadan tek parti döneminde ilkokulu okumuş bir zat. Diploması var mı bilmiyoruz. 12 Eylül’de daha doğmayan kızı de kendisi için kapılara notlar asardı hani, hatırlarsınız.

O yüzden ‘kek’lemesi kolay.

Ufak da atmıyor gerçi ama…

Yine yandaşın biri bulmuş nasıl milletin orasına burasına duhul edeceğini; üretmiş ‘millet kıraathanesi’ni, koymuş önüne, o da meydan meydan anlatıyor. Kek verecekmiş, kitap verecekmiş, gençler kıraat edecekmiş.

Eleştirilere de ‘gençlik elden gidiyeah!’ diye karşılık veriyor. “Ya çocuklarımız elden gidiyor ya, onları kurtarmak için millet kıraathaneleri yapacağız” diye anlatıyor.

Tamam da niye elden gidiyor gençler?

N’olmuş ki?

16 yıldır ümmetin lideri yok muydu başımızda?

AKP iktidarında çocuklarımız elden gitmeye mi başladı?

‘Kindar gençlik’ işinde iyiydiniz ama!

Bayağı kindar bir nesil ürettiniz. Meyvelerini de topluyorsunuz işte. Diğer partilerin seçim standlarına saldırıp rakipleri hastanelik etmekle meşguller şu ara. Dün de Abdüllatif Şener’in Konya’daki seçim bürosuna sopalarla dalmışlar.

Bu işte iyiler gerçekten.

Biraz da millet parklarında yuvarlanır millet kıraathanelerinde kek yerseler, daha bir ‘kininin davacısı’ olur gençler.

****

Tabii o işin ambalajı. “Ekonomi tepe taklak giderken biz biraz da buradan ütelim sizi” diyemeyeceği için, “Çocuklar, çocuklarımız…” diye satıyor ürünü. Ne de olsa iyi pazarlamacı.

Bir de kalkmış rakibine, “Şimdi İnce bak sana buradan bir nasihatte bulunayım. Sen siyasette daha çok çok çıraksın. Ama bir şey söyleyim sana, siyaset dürüstlük ister. Senin genel başkanın yalancı. Sen de hemen başladın yalana” diye tarizde bulunuyor. Önceki gün de “Bunlar yalanı söyler, sonra hiç bir şey olmamış gibi arkalarını dönerler” diyordu.

Yandaş medyasında da “Yalanlarla dolu 40 gün” başlıklı haberler çıkıyor. Yeni Şafak, “İnce’nin seçim çalışmalarına yalanları ve geçmiş dönemlerdeki politikalarından çarkları damga vurdu. İnce 40 günde birden çok yalan ve iftiralarda bulundu” diye yazıyor.

Sabah da “Muhalefetin yalan ittifakı” diye sözümona bir haber inceleme yapmıştı. Büyük gazeteci Kenan Kıran (Kendisi kayyım tarafından Zaman Gazetesi’ne genel yayın yönetmeni atanmıştı), Erdoğan dışındaki 3 cumhurbaşkanı adayının sözlerini masaya yatırmış, “Halkın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar” diye yakınıyor.

Gerçi Azrail vantilatörü esprisini Kemal Kılıçdaroğlu yapmıştı ama herhalde Sabah gazetesi ceryanda kalmamak için Erdoğan’ın yalanlarına fazla değinemiyor.


****

Onun yalancılığı uluslararası alana taşmış vaziyette zira. Beyaz Saray’dan kaç kere yalanlandığını Beyaz Saray bile bilmiyor.

Kalkmış, her evde buzdolabı var diye gelişmişlik tafrası yapıyor bir de…

Sanki gören de 60’ların sahra altı Afrikası’nda siyaset yapıyor zannedecek.

Buzdolabını gelişmişlik göstergesi diye anlatıyor şu devirde.

Her evden bir kurban çıkarken…

Hala bu çağda insanlar işkenceden ölür, bir bir ocaklar söndürülürken…

Refah seviyesi diye evlere giren buzdolabından bahsediyor.

****

Ne var onun buzdolabında?

Gerçekler var; buzdolabına kaldırdığı gerçekler…

Derin dondurucuya kaldırdığı demokrasi var,

Kokmuş hukuk var,

Morarmış adalet var,

Parçalara ayrılmış toplumsal huzur var.

Hepsi buzdolabında…

Birbirine yapışık ve kimliksiz olarak donuyorlar.

****

Olsun, yuvarlanırken çıkarıp yerler dolapta ne varsa.

Uçuruma doğru yuvarlanırken…

Van Gürpınar’da bir koyun uçurumdan atlayınca arkasından 500 koyun da onu takip etmiş diyor haberler…

Bir kaç sene önce de 300 tanesi aynı şekilde telef olmuştu.

Bazılarının kaderi hiç değişmiyor.

YAZININ YER ALDIĞI HABER SİTESİNE ERİŞMEK İÇİN TIKLAYINIZ!


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ