AK Parti zoru başarabilecek mi?

AK Parti 23 Haziran’da yapılacak tekrar seçimin kampanyasını başlattı.


Galiba kampanyada Ali İhsan Yavuz’un söylemleri ön planda olacak.

Dört bir yandan şu sıralarda seçmene ulaşan “YSK neden yalnız büyükşehir seçimini iptal etti?” sorusuna cevap verme amaçlı mesajlar, sandık sonucunu Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) taşıma sürecinde kamuoyu önüne ‘AK Parti genel başkan yardımcısı’ unvanıyla çıkan Ali İhsan Yavuz’un ağzından işitilenlerin bire bir kopyası çünkü.


O açıklamalar AK Parti’nin kendi tabanını bile tatminde yetersiz kalmıştı.

Tekrar seçim için uygun görülen altı haftalık hazırlık ve kampanya süresinin bir haftasını geride bırakmak üzereyiz. Taraflar bu süreyi henüz kendilerinden beklendiği cevvaliyette değerlendirmiş sayılmazlar. İki tarafın hedefinde, doğal olarak, ilk seçimde kendi adaylarına oy vermiş seçmeni korumak yanında, o zaman sandığa gitmeyenleri bu defa buna zorlamak ve daha da önemlisi karşı tarafın seçmenlerini kendi yanlarına çekmek var.

2015 genel seçimlerinde AK Parti altı aylık arayı iyi değerlendirebilmişti; herhalde aynı başarıyı bu defa altı hafta içerisinde gerçekleştirebileceği düşünülüyor.

Ali İhsan Yavuz’un söylemi bunun için yeterli olabilecek mi bakalım?

‘Beka söylemi’ ve HDP seçmeni

İktidar cephesi 31 Mart seçimine giden süreçte en büyük ağırlığı ‘beka’ kavramına vermişti. Etkisi olmadı mı o kavramın kullanımının? Oldu. Özellikle de AK Parti’nin çekirdek seçmen kitlesini sandık başına götürmede, eski seçmenlerinden gönlü kırık olanların başka partilerin adayları yerine MHP adaylarına oy vermesinde ‘beka’ kavramı etkiliydi.

Bu defa İstanbul’daki kampanyada ‘beka’ sözcüğü fazla kullanılmayacakmış…

Kavramın kullanılmasının geri plana atılması, büyük ihtimalle, HDP’li seçmen kitlesinden bir bölümünü AK Parti adayına oy verir hale getirme niyetiyle ilgili. Önceki seçimde ‘beka’kavramı HDP’nin ‘tehdit’ olarak gösterilmesi ile ilintilendirilerek kullanılmıştı; eh bu defa, HDP seçmeni oyu devşirilmesi gereken kitle olarak görüldüğüne göre, sözcüğün rafa kaldırılmasını doğal karşılamak gerekir.

Hatta HDP’li kitlenin hoşuna gidecek -hiç değilse ‘söylem’ düzeyinde- bazı çıkışlar da bekleniyor iktidar cephesinden…

İstanbul’da ‘HDP’li’ diye tanımlanan seçmen kitlesinin yüzde 12 civarında olduğu biliniyor. Çoğunluğu Millet İttifakı adayına gitti bu oyların. Kendilerine özgü sebeplerden CHP’li birine oy vermeye eli varmayan HDP seçmenleri de sandığa gitmedi.

Sandığa gitmeyenler ile planlanan hoşa gidecek çıkışlarla tavır değiştirmesi beklenen HDP’li seçmenler tekrar seçimde iktidar cephesinin ilk hedefi.

Acaba ilk seçimde tepe tepe kullanılan ‘beka’ söyleminin etkisinde kalarak AK Parti adayına oy vermiş olanlar bu yeni tavrı nasıl karşılayacak? HDP’den oy çekme amaçlı bir kampanya önceki seçimde AK Parti’ye oy vermiş seçmenin hiç değilse bir bölümünün iştahını kaçırmayacak mı?

Unutmayalım bu hızlı dönüşü kendi kitlesine kabul ettirebilmesi için yalnızca beş haftası kaldı iktidar cephesinin…

Tabii bir de seçimin tekrarının gerekçesini tam içselleştirememiş AK Parti seçmeninin verebileceği tepkiyi de hesaba katmak gerekiyor.

Bu da Ali İhsan Yavuz söyleminin ne denli ikna edici olduğuna bağlı.

Seçimin iptali için çabalarken, AK Parti genel başkan yardımcısının ağzından, sandıklarda ‘organize işler’ döndüğünü, sayım yapılırken pusulaların bir partiden diğerine kaydırıldığını, tutanakların İmamoğlu’nu önde gösterecek biçimde doldurulduğunu işitmişti kamuoyu.

Ancak, YSK’ya üç valizle yapılan başvuruda bu iddiaların hiçbiri yer almadı.

Onların yerine, YSK veya il seçim kurulunun görev alanına giren konulardaki usulsüzlüklerin itiraz gerekçesi haline getirildiğini öğrendik. YSK da, ilk gelen haberlere göre, seçimin tekrarı kararını o tür usulsüzlüklere dayandırmış…

YSK’nın yedi asli üyesinden dördü karara karşı çıkmış; AK Parti’nin istediği yönde karar ancak yedek üyelerle alınabilmiş…

İstanbul seçimini yenileme kararına gerekçe yapılan usulsüzlüklerin aynı zarf içerisinde kullanılan diğer üç oyun belirlediği sonuçların iptalini neden getirmediği ise tam bir muamma.

“Muamma değil, onlara itiraz edilmediği için karar böyle çıktı” açıklaması ise, YSK’nın anayasa ve yasalardan aldığı yetkileri en geniş biçimde kullandığı bilindiğinden pek inandırıcı olamıyor.

AK Partili seçmenin kafa karışıklığı bu kadar sıkışık bir takvimde Ali İhsan Yavuz söylemi ile giderilebilecek mi acaba?

Görebildiğim şu: 23 Haziran için yürütülecek seçim kampanyasını, AK Parti, kendi tabanını ikna çalışmalarıyla geçirmek zorunda; sonucu, bu yüzden, Millet İttifakı’nın -ve tabii CHP’nin- aynı süreyi nasıl değerlendireceği belirleyecek…

O konu üzerinde de düşüneceğim.

Bugünü AK Parti’ye ayırdım.

"Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel sayfasından alınmıştır
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ