"Abidin Ünal’ı da ‘darbeciler’ korumuş!"

“Bu nasıl ‘Cemaat darbesi’ ki, en kritik komutanların emir subayları ve korumaları ‘Cemaatçi’ ama hiçbiri darbeye destek vermediği, komutanları etkisiz hale getirmediği gibi ‘darbeciler’le çatışmaya girip o gecenin seyrini değiştiriyorlar?”


Tr724 yazarlarından Gazeteci Adem Yavuz Arslan'ın analizi şöyle;



Hep söylüyorum; Türkiye’de olup gazetecilik yapma imkanı bulabilsem 15 Temmuz davalarını kaçırmaz, en ince ayrıntısına kadar didik didik ederdim. Çünkü kimin ne yaptığının hala belli olmadığı o meş’um geceye dair en sağlam veriler yargılama dosyalarında ve özellikle de savunma metinlerinde bulunuyor.

15 Temmuz’un hemen akabinde iktidar medyasınca yazılıp söylenenler, yoğun işkence altında alınan ifadeler üzerine kurulan iddianameler, Erdoğan rejiminin kamuoyuna sunmak istediği söyleme göre hazırlanmıştı. Ancak yargılama safhasında öyle detaylar ortaya çıktı ki 15 Temmuz darbe girişimi iddiasına dair şüpheler katlanarak büyüdü.

Üstelik bu veriler yurt dışındaki bir avuç gazetecinin el yordamıyla edindiği evraklardan döküldü. Dosyaların tamamına ulaşma, taraflarla konuşma imkanı bulsak kimbilir daha neler ortaya çıkacak!

Daha önce 15 Temmuz akşamı yayınlanan sıkıyönetim direktiflerinin ve askeri mahkemeler için yapılan görevlendirmelerin darbe girişiminden önce hazırlanan fişleme listelerine göre hazırlandığını, haklarında ‘Cemaatçi’ notu düşülen kişilerin özellikle görev listesine yazıldığını delilleriyle birlikte anlatmıştım.

Aynı şekilde Ankara Jandarma yargılaması evraklarından 15 Temmuz’da TSK envanterinde bulunmayan mühimmatın kullanıldığını (https://www.tr724.com/15-temmuzda-tskya-ait-olmayan-muhimmat-kullanilmis/)  ve nizamiyede toplanan kalabalağın enselerinden tek kurşunla vurulduğunu anlatıp ‘Bu sivilleri kim vurdu?’ (https://www.tr724.com/bu-sivilleri-kim-vurdu/) diye sormuştum. Devamın da aynı cesede ait otopsi raporlarının yargılama sırasında değiştirildiğinin belgelerini (https://www.tr724.com/bir-ceset-uc-rapor/) yayınlamıştım.

İktidarın 15 Temmuz söylemini  temelden sarsacak bu veriler yargılama dosyalarında, ama Türkiye’de hiçbir gazetecinin dikkatini çekemedi.

Edinebildiğim 15 Temmuz dosyaları arasında dolaşırken bana çok ilginç gelen bir veriye rastladım.

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı ve bana göre 15 Temmuz’un en kritik aktörlerinden Org. Abidin Ünal’ın Moda ve Akıncı Üssü görüntülerinde çok dikkat çekici bir ayrıntı var; Ünal’ın korumaları daha Moda’dan başlamak üzere Ünal’ın yanındalar ve görüntülerde herhangi bir rehin alma hali yok.

Abidin Ünal’ın Akıncı Üssü’nün koridorlarında elleri cebinde gezerken görüntüleri çıktığı için bu görüntülerde ne var denilebilir. Oysa ki hikayenin büyüğü o görüntülerde. Çünkü Abidin Ünal’ın Moda’dan itibaren korumalığını yapan iki astsubay, 15 Temmuz’dan bir buçuk ay sonra ‘Cemaatçi’ oldukları gerekçesiyle KHK ile atıldılar. Üstelik atıldıkları güne kadar Abidin Ünal’ın koruma ekibinde yer aldılar.

Detayları birazdan açacağım ama peşinen “Bu nasıl ‘Cemaat darbesi’ ki, en kritik komutanların emir subayları ve korumaları ‘Cemaatçi’ ama hiçbiri darbeye destek vermediği, komutanları etkisiz hale getirmediği gibi ‘darbeciler’le çatışmaya girip o gecenin seyrini değiştiriyorlar?” sorusunu sorayım.

Bu soru önemli çünkü karşımızda akla mantığa hiçbir şekilde uymayan olaylar zinciri var.

Önce meşhur düğüne gidelim. Malum olduğu üzere 15 Temmuz 2016 akşamı TSK’nın komuta kademesi düğündeydi. Biri Ankara’da ikisi İstanbul’da üç düğün vardı. Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ise 23 general ile birlikte Moda Deniz Kulübü’ndeydi.

Elimizde başka hiçbir şey olmasa bile TSK komuta kademesinin darbe ihbarını aldıktan sonra düğüne devam etmesi 15 Temmuz’da bir bit yeniği olduğunun delilidir. Abidin Ünal 19.06’da Türkiye hava sahasının kapatıldığı bilgisini almasına rağmen ne Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile temas kuruyor ne de gerekli tedbirleri alıyor. Hatta düğünün ev sahibi Mehmet Şanver’in duruma müdahale etmeye matuf hareketlerini engelliyor.

Abidin Ünal’ın eşi düğüne nedensiz bir şekilde katılmıyor, Ünal alması gereken tedbirleri almıyor, sanki birilerinin gelip kendilerini rehin almasına bekliyor. Sözde rehin alma olayı sonrası da hayli şüpheli. Çünkü Abidin Ünal’ı ‘rehin’ alan darbeciler elinden telefonunu dahi almıyor. Ünal beraberinde korumaları eşliğinde Akıncı Üssü’ne gidiyor. Yolda telefonu ile darbecilere karşı koordinasyon yapıyor.

Devamı için (https://www.tr724.com/size-yazmasin-abidin-pasam-ben-ararim/) şu yazıma atıf yaparak esas meseleye geleyim.

KORUMALAR DARBECİ İSE ? 

Abidin Ünal’ın Moda Deniz Kulübü’nden itibaren yanında görünen silahlı iki kişi var; koruma astsubayları Gökhan Gerboğa ve Mustafa Turgay. Her iki isim de Abidin Ünal’ın koruma ekibinde. Görüntülere göre Ünal’a karşı herhangi bir olumsuz hareketleri yok. Aksine koruma görevlerini yerine getirdikleri açıkça gözüküyor. Abidin Ünal da o geceye dair ifadesinde darbecilerin kendisine kelepçe takmaya çalıştıklarını fakat yakın korumaları olduğu için bunu yapmadıklarını söylüyor (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/abidin-unaldan-bomba-aciklamalar-175531h.htm).

Yani Ünal’ın yakın korumaları darbeci değil. Darbeye de iştirak etmiyorlar. Her iki astsubay da darbeden sonra görevlerine devam ediyor. Ancak, Eylül başında açığa alıp tutuklanıyorlar.

Kafanız mı karıştı ?

Aslında bu tabloya alışık olmanız lazım; çünkü 15 Temmuz akşamı ne yaptığınızın hiçbir önemi yok. TSK’dan ihraçlar ve tutuklamalar 15 Temmuz öncesi yapılan fişlemelere göre yapılıyor. Darbeye karşı olsanız, karışmasanız, yurt dışında görevde olsanız ya da darbecilerle çatışıp yaralansanız bile herhangi bir fişleme listesinde adınız varsa ‘darbeci’ diye damgalanıp tutuklanıyorsunuz.

Ünal’ın yakın korumaları Gökhan Gerboğa ve Mustafa Turgay’ın da başına gelen bu.

Mustafa Turgay, 12 Aralık 2019 tarihli duruşmada normalde Ünal’ın eşinin koruması olarak görevlendirildiğini ancak düğüne çok az bir zaman kala Ünal’ın eşinin düğüne katılmaktan vazgeçtiğini, sonrasında Moda Deniz Kulubü’ne geçerek Abidin Ünal’ın koruma ekibine dahil olduklarını, sonrasında Ünal ile birlikte Akıncı Üssü’ne geçtiklerini, Ünal’ın herhangi bir kötü muameleye tabi tutulmadığını, derdest edilmediğini, görüntülerin de bunu teyit ettiğini anlattı.

Turgay 15 Temmuz sonrası görevine devam ettiğini, Ünal ve diğer komutanların da kendisinden şikayetçi olmadığını ancak bir fişleme listesinde adı geçtiği iddiasıyla tutuklandığını söyledi.

Diğer koruma Gökhan Gerboğa ise görevinin Abidin Ünal’ı korumak olduğunu söyleyip “kılına dahi zarar gelmeden Akıncı Üssüne ulaşmasını sağladım’ dedi. Turgay gibi 15 Temmuz sonrası görevine devam ettiğini ancak bir fişleme dosyasında adı geçtiği için tutuklandığını anlatan Gerboğa “Ünal telefonla görüşmeler yaptı. Odadan ayrılıp helikoptere geçtik. Zor kullanmadık, tehdit etmedik, askerliğe aykırı bir davranışta bulunmadık. Ünal ile Akıncı Üssü’ne geldik. Ünal, görev boyunca kendi hür iradesiyle hareket etti. Uçuş ekibine iyi akşamlar dileyip uçağa öyle bindi. Gayet sakin, her şey normalmiş gibi davranıyordu. O an yaşananların bir darbe olacağını hiç düşünmedim” dedi.

Her ikisi de halen tutuklu.

KORUMALAR NEDEN DARBEYE KATILMADI? 

Bu nokta da esas soruyu soralım; eğer bu bir ‘Cemaat darbesi’ ise en kritik komutanların dizinin dibindeki emir subayları ve korumaları neden darbeye katılmadılar? Abidin Ünal’ın yakın korumalarının darbeci olmadıkları çok açık. Zaten Abidin Ünal ve diğer komutanların bu isimlerle ilgili bir şikayeti de yok.

Kaldı ki astsubaylar Gerboğa ve Turgay tek örnek değil.

Mesela dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Zeki Çolak’ın yakın koruması yüzbaşı Burak Akın. Özel kuvvetlerci Burak Akın o gün Zeki Çolak’ı korumaya çalışırken darbecilerle çatışıyor ve yaralanıyor. Bu yüzden 15 Temmuz’un sembol isimlerinden birisi olarak kabul ediliyordu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Sayan Kaya 15 Temmuz kahramanı Burak Akın’ı evinde ziyaret ediyor, bu ziyaret havuz medyasında manşetlere çıkıyordu.

Ancak bu ziyaretten 16 ay sonra Burak Akın’ın ‘Cemaatçi olduğu’ ortaya çıktı. Üstelik Akın korumalığını yaptığı Yaşar Güler’e gidip itiraf etmişti. Burak Akın’ın hikayesi tek başına 15 Temmuz söylemini çökertmeye yeter de artar bile.

Düşünsenize kendi ifadesine göre 13 yaşından bu yana Cemaatle ilişkili olan Burak Akın, ‘Cemaat darbesi’ne katılmayıp darbecilerle çatışıyor. Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ın emir subayı Binbaşı Yunus Can da o gece Çolak’la birlikteydi. Akıncı Üssü davasının şikayetçilerinden birisiydi. Ancak 6 ay sonra ‘Fetöcü olduğu’ iddiasıyla tutuklandı.

Bir başka ifadeyle en kritik kuvvet komutanının en yakınındaki iki isim de ‘Cemaatçi’ ama darbeye katılmıyorlar. Abidin Ünal’ın korumalarının durumu da aynı. Erdoğan’ın yaverleri, Hulusi Akar’ın emir subayları da ‘Cemaatçi’ olduğu iddiasıyla tutuklu.

Erdoğan’ın koruma polisleri, uçağını kullanan pilot, helikopterinin teknisyeni, Akıncı Üssü’nün pistlerini bombalayıp darbecileri engelleyen F-16 pilotları, Eskişehir Hava Üssü’nü kontrol altına alıp darbecileri etkisiz hale getiren korgeneral, Akıncı Üssü’nü teslim alan diğer bir korgeneral.. ‘Cemaatçi olduğu’ iddiasıyla tutuklanan ya da açığa alınanlarla ilgili liste uzayıp gidiyor.

Oysa ki darbe gibi bir girişimde darbecilere en büyük faydayı sağlayacak kişiler bu koruma ve emir subaylarıdır. Ancak onların ya darbeden haberi yok ya da karşı duruş sergiliyorlar. Bir kısmı da evlerinden göreve çağrılıyor ancak illegal bir işe karışmıyorlar.

Peki o zaman bu darbeyi kim yaptı, kime karşı yaptı?  Zihin konforunuzu bozup size dayatılan senaryoyu sorgularsanız ayan beyan ortada olan ‘gerçek 15 Temmuz’u görmeniz mümkün.


Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ