Oxford'lu profesör Gazeteci Nur Ener'in yaşadığı zulmü yazdı

Oxford Türk Dili ve Edebiyatı Profesörü Laurent Mignon, Türkiye'de şaibeli Darbe Girişimi'nden sonra ilan edilen OHAL'de yaşananlara dikkat çekti. Yeni Asya Gazetesi'nde çalışan Nur Ener'in Mignon, OHAL'de yaşanan cadı avını yazdı.
Lüksemburg’da yayımlanan d’Lëtzebuerger Land gazetesi'nde yayımlanan yazısında Lauren Mignon'un yazısını Türkçe'Ye Esra Kuşe çevirdi. Mignon, 1 Haziran 2018'de yayımlanan yazısında Nur Ener Kılınç'ın yaşadıklarını yazdı. Türkiye'de gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında OHAL'in ilan edildiğine dikkat çeken Mignon, on binlerce insanın tutuklandığını yüz binden fazla insanın ise işini kaybettiğine dikkat çekti. 

Lüksemburg'ta yayımlanan d’Lëtzebuerger Land gazetesi'ndeki yazısında Mignon, şöyle devam ediyor;

***


Gazeteci Nur Ener Kılınç 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

24 Mayıs günü, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi kısa bir duruşmanın ardından, Yeni Asya gazetesi yazarı Nur Ener Kılınç’ı, terör örgütüne mensup olmaktan hapis cezasına çarptırdı. 357 günlük tutukluğunun ardından tahliye edildiği 20 Şubat tarihinden bu yana, Kılınç ev hapsinde bulunuyor. Cep telefonunda kriptolu mesajlaşma programı Bylock bulunması kendisine pahalıya mal olmuştu.

Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Kâzım Güleçyüz, fikirleri Yeni Asya’nın hareketine ilham veren Müceddid Said Nursî’nin (1877-1960) bir sözüne gönderme yaparak, tepkisini twitter’da şöyle ifade etti: ‘’Rûy-i zeminde adalet varsa o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir.’’ Said Nursî’nin kendisi de, ülkesinin adalet kurulunun hırsının mağduru olmuştu. Tweet’inde Güleçyüz şöyle devam etti: ‘’Hukuk mücadelemize hukuk içinde sonuna kadar devam edeceğiz. Asla pes etmek yok.’’

Geçtiğimiz Aralık ayında, binlerce insanın Bylock uygulamasını bilmeden indirdiği ve haksız yere açığa alınıp tutuklandığı Türk otoritelerince kabul edilmesine rağmen, bu uygulamanın akıllı telefonlarda bulunması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişiminden sorumlu tuttuğu eski müttefiki vaiz Fethullah Gülen’in örgütüne aidiyet delili olarak kabul ediliyor.

OHAL’in ilânından beri, hükümeti eleştiren medya organlarını da etkileyen tasfiyeler kapsamında 140.000’den fazla kişi açığa alındı ve 55.000’den fazla kişi de tutuklandı. Türkiye’de, cumhuriyetin bu yeni dışlanmışlarının durumuyla ilgilenmeye cüret edenlerin sayısı çok az. Mart 2017’de gözaltına alınmadan önce, Nur Ener Kılınç toplumdan dışlanmış bu ailelerin dramıyla alâkadar olma cesaretini gösteren nadir gazetecilerdendi. Bu hareketi onun, sessizliğe mahkûm edilmiş olanların sesi olmayı amaçlayan gazetecilik gayretinin bir parçasıydı. Kitabı Üç Dal Papatya, mücadelesinin dokunaklı şahididir. Bugün, genç gazeteci, bu cadı avıyla ilgili yazmaya cür’et ettiği için ağır bir bedel ödemekle karşı karşıya. Avukatı karara itiraz edeceğini söyledi. Bu süreçte kendisi ev hapsinde tutulacak.

Güleçyüz’e göre durum çok dramatik: ‘’Terörle de, darbeyle de hiçbir ilgisi olmayan masumların çok kolay şekilde ‘teröristlik’le suçlanabildiği olağanüstü anormal bir süreçten geçiyoruz. En azından sağlam delillerle karar vermesi gereken mahkemelerin bu suçlamalara itibar etmemesini beklerdik. Yine de hukuka olan güvenimizi koruyoruz ve bu haksız, yanlış kararın yine hukuk içinde düzeltilmesi için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz.’’

Yeni Asya’nın Genel Yayın Yönetmeni Türk toplumunun aşırı kutuplaşmasının sorumlusu olarak hiçbir türde muhalefeti kabul etmeyen şu anki hükümeti gösteriyor: ‘’Kendisi gibi düşünmeyen herkesi ‘hain ve terörist’ ilân edip ‘şer ittifakı’ olarak niteleyen bir anlayış söz konusu’’ diyor. 24 Haziran seçimlerine gönderme yaparak, 2002’den beri iktidar olan AKP ile MHP’nin kurduğu Cumhur İttifakı’na karşı duracak olan, CHP, İYİ Parti, SP ve DP tarafından oluşturulmuş seçim koalisyonu Millet İttifakı’na ciddî bir görev düşeceği görüşünde: ‘’Bunun toplumda yol açtığı yaraları iyileştirmenin ilk adımı, söz konusu ayrıştırıcı ve kamp- laştırıcı tavrı 24 Haziran’da verilecek oylarla frenlemek olmalı. Kuruluş ilkelerinden birini ‘Gerilim ve kutuplaşmaya hayır’ olarak deklare etmiş olan Millet İttifakı’na bu noktada gerek seçim sürecinde, gerekse sonrasında büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Ülkeyi normalleştirmek, hukuku işler hale getirmek, OHAL’i kaldırmak, öncelikli hedefler olmalı.’’ Ancak, gazetesinin muhalefet tarafında yer almasının bir bedeli oldu ve gazete hükümet yanlısı ve aşırı milliyetçi Kemalist medya organlarının saldırılarına maruz kaldı.

Güleçyüz bu şiddetli sözlü saldırılardan ve gazetecilik ahlâkı eksikliğinden üzüntü duyuyor. Ona göre sorumlu gazeteci ülkeyi parçalayan gerilimleri yumuşatmalı. Bunun dışında, OHAL’in ilânından bu yana Türkiye’de olan bitene karşı aşırı ilgisiz kalan AB’nin tavrından dolayı hayal kırıklığına uğradığını belirtmeden edemiyor. Evet, Avrupa’nın ilgisizliği bugün, Nur Ener Kılınç gibi kör baskıya hayır demeye cür’et eden gazetecilere ve aydınlara pahalıya mal oluyor.



* Laurent Mignon, Oxford Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı profesörüdür. (Lüksemburg’da yayınlanan d’Lëtzebuerger Land gazetesi, 1 Haziran 2018)



 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ