KHK’lılara ‘harekete geçin’ çağrısı: “Karşımızda bir hukuk devleti varmışçasına davranmalıyız!”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden KHK ile ihraç edilen Levent Mazılıgüney KHK TV’ye konuştu: “KHK’lılar beklentiyi bir kenara bırakıp harekete geçmeli. Karşımızda bir hukuk devleti varmışçasına davranmalıyız.”


15 Temmuzdan sonra yaşanan Tenkil Süreci, AKP’ye biat etmeyen birçok insan için zorlu geçti. Sürecin devleti bir anne, bir baba gibi gören insanları mağdur ettiğini belirten KHK’lı asker Levent Mazılıgüney, “Öpmeye çalıştığımız el tarafından vurulduk” dedi.

Mazılıgüney, Milli Savunma Bakanlığı İç Denetçilik görevinden kardeşinin hattında Bylock uygulaması yüklü olduğu suçlamasıyla 689 sayılı KHK ile ihraç edildi.


BEKLENTİYİ BİR KENARA BIRAKIN

Bu süreçte, hukuken, bilimsel ve vicdanen doğru olan şeyleri kamuoyuna anlatmaya çalıştığını belirten Mazılıgüney, “KHK’lılar beklentiyi bir kenara bırakıp harekete geçmesi lazım. Bulduğumuz tüm platformları kullanarak bu konuları anlatmalıyız. Her ortamda bize karşı bu yapılanların hukuksuzluk olduğunu anlatmalıyız, algıları ancak bu şekilde yıkabiliriz. Her zaman hukuk içerisinde kalmalıyız, karşımızda bir hukuk devleti varmışçasına davranmalı ve hep hukuku hatırlatmalıyız. Üslubumuzu bozmamalı usule riayet etmeliyiz” diye konuştu.





BİR KHK’LIK İŞİ VAR…

Mazılıgüney şunları söyledi:

“Bylook ile ilgili 26 sayfalık kapsamlı bir rapor hazırlayıp devletin ilgili makamlarına sundum. Kamudan üst düzey bir bürokrat baylook delilini çürütmekle suçladığı için tartışma yaşadı. Bu olaylar sonucu üst düzey bir yetkili ‘bir yetkili bir KHK’lık işi var kendisini ne zannediyor’ diye tehdit etti. Bürokraside bir hastalık vardır çalışanlar üst amirlerine doğruyu söylemezler. Bylookla ilgili bir aldı oluşturdular ve maalesef bu aldı iyi niyetli olmayan kişiler tarafından oluşturuldu.

O BAKAN BÜYÜKELÇİ OLDU

Hayatında hep hukuk içerisinde kaldığını ve ilkeleriyle yaşadığını anlatan Mazılıgüney, şu ifadeleri kullandı:

“Adalet mülkün yani devletin temelidir. Ben daha önce asker olduğum için her şeyi açıktan yazamıyorudum, söyleyemiyordum. Ergenekon ve balyoz süreçlerndeki tavrım Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yeterince bilinmektedir. Ben o dönemde bir defa ETÖ kelimesini kullanmadım. Onların hukuki çalışmalarına destek olanlardan biriydim. Ayrıca barış akademilerinin bildirilerine akademik ve ifade özgürlüğü olarak değerlendirdim. 15 Temmuz sonrasında dan sonraki idari tahkikatlarda da hukuk içerisinde masuniyet karinesine uygun cevaplar verdim. Hayatımda her zaman ilkelerime göre hareket ettim. Benimle aynı isnada maruz kalmış ve kamuoyunun yakından tanıdığı kişiler Bakan olabildiler, büyükelçi olabildiler. Hatta OHAL komisyon üyesi olabildiler. Bunu dile getirmekten hukuk adına utanç duyuyorum. Bu adaletsizlikte de eşit davranılmadı. Bu kişiler bakan büyükelçi olabildilerse ben de bakan yada büyük elçi olabilirim.”

HUKUKİ DÜZENLEME NE DEMEK!

Bu sürecin hukuki ve rasyonel olmadığını ve delilik hali olarak tanımlayan Mazılıgüney şunları kaydetti:

“Enerjimi ülkemin faydasına yönlendiremedim ancak Bylock, ankesörlü arama konularında yaptığım teknik çalışmalar birçok insana fayda sağladı, dualarını aldım. Bunlardan ilki morbeyin çalışmasıydı. Bu sürecin yargılamaları adil değil. Adil olmayan yargılamalarda mücevher değerinde takipsizlik kararı dahi idare tarafından tartışmaya açılıyor. Takipsizlik beraat alanlar dahi haklarına ulaşamıyorlar. Bu kişiler haklarını alamıyorsa toplumda adalete yönelik büyük bir sarsılma ve güvensizlik oluşuyor. Takipsizlik beraat almış mağdurlar için hiçbir adlı düzenleme yapmaya gerek yoktur. Böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde dünya tarihine geçeriz. Hukuk tarihinde kayıtlara geçecek bir garabetle karşı karşıya kalmış oluruz. Yargılamalar adil yapılmalı ve haklarında işlem olmayan ve takipsizlik beraat alanlar derhal işlerine dönmelidir. Anayasamızda, yasalarda insan hakları beyannamelerinde yazılı hakların yeniden bir yargı reformu olarak düzenlenmesi gerektiğini duymak hukuk adına utanç verici bir durumdur.”

BÜROKRATLAR VE SİYASİLER DE BU SÜREÇTEN RAHATSIZ

Kamuda halen görevde olan bürokratlar, siyasiler birçokları bu siyasi süreçten rahatsız olduğunu ifade eden Mazılıgüney, “Birebir görüşmelerde bu sürecin hukuksuz olduğuna herkes hem fikir. Herkes ama herkes bilmelidir ki KHK’lılar bu ülkenin umududur. Hukuksuzluğu damarlarına kadar hissetmiş buna rağmen hukuksuzluğa sapmamış insanlar ancak toplumsal barışı sağlayabilirler. KHK’lılarla ihraç edilenlerin hemen hemen tamamı üniversite mezunu, yüzde 20’si yüksek lisans doktora mezunudur. Ekonomik kayıpların önlenmesi ve ülkenin kalınması adına KHK’lıların işlerine dönmesi gerekmektedir” dedi.

KORKMAYA HAKKIM YOK

“Bu süreçte beni en fazla üzen olaylardan bir tanesi enerjimi ülkem adına faaliyet göstermek yerine delilerin kuyuya attığı taşları çıkarmak için harcıyorum” diyen Mazılıgüney sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Hem hukuk, hem iktisat, hem mühendislik mezunuyum, mühendisliğin 3 farklı alanında yüksek lisans yaptım, adli bilişim ve iş güvenliği uzmanıyım. Bu süreçte avukatlık yapmama izin verilmiyor. Elimden geldiğince hakları gasp edilenlere, hukuksuzluğa uğrayanlara yardım etmeye çalışıyorum. Çok kişinin duasını alıyorum.

Ben bir askerim, üniformayı bedenime değil ruhuma giydim, dolayısıyla benim korkmaya hakkım yoktu, bu yüzden korkmuyorum, korkmamızı gerektirecek bir sebep yok, hiç birimiz de korkmamalıyız. Bu süreç bize önemli kazanımlar sağladı, kimliği ne olursa olsun mağdurun yanında olmalıyız. Kimliği kim olursa olsun zalimin karşısında olmalıyız.”
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ