Gasp edilen ve kapatılan 15 üniversitenin malları ne oldu?

Türkiye’de 15 Temmuz sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan ilk Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 15 vakıf üniversite kapatıldı. Bütün mal varlıklarına el konuldu.



Bu üniversitelerin arazileri, binaları, eğitim materyalleri, mobilyaları, bilgisayarları, hastanelerinde bulunan paha biçilmez tıbbi cihazları ne oldu? Bu varlıkları kim, kimler, nasıl kullandı ve kullanmaya devam ediyor? Bunu araştırmaya başladığımızda gasp edilen üniversitelere ilişkin ilginç bilgiler karşımıza çıktı.


03 Ağustos 2016 tarihinde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üniversitelere bir yazı göndererek, kapatılan vakıf üniversitelerinin tüm taşınmazlarının Maliye Bakanlığınca, YÖK tarafından bu kurumların öğrencilerinin nakledildiği üniversitelere ‘geçici tahsis edilmesine’ karar verildiği bildirildi.

YÖK yetkililerinin açıklamalarında yer verilen “ev sahibi üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin itirazlarına sebep olan mekan sıkıntısının önüne geçilmiş olduğu” iddia edildi. Gerçekte ise bu binaların çoğu yıllarca kullanılmadı. Binalardaki malzemeler okulları devralan üniversitelerce yağmalandı.

BİR TEK DUVARLAR KALDI

Gasp edilen üniversitelerin materyallerini paylaşamadığı için kavgaya tutuşanlar bile oldu. İhtilaf çıkınca yağma rezaletinin boyutları gözler önüne serildi. Bunlardan biri Samsun’da kapatılan Canik Başarı Üniversitesi’nin yerine kurulan Samsun Üniversitesi ile ortaya çıktı. 18 Mayıs 2018’de kurulan Samsun Üniversitesi için Başarı Üniversitesi’nin kampüsü tahsis edildi. El konulan üniversitenin tüm malları da 2019-2020 yılında öğrenci almaya başlayacak olan Samsun Üniversitesi tarafından kullanılması amacıyla devredildi. Fakat devlet tarafından gasp edilen üniversitenin kampüsüne yerleşen Samsun Üniversitesi’nin yetkilileri, kurumdaki tüm taşınır malların 19 Mayıs Üniversitesi (OMÜ) tarafından yağmalandığını gördü.

Bomboş bir bina ile karşılaşan yetkililer, tüm eşyaların OMÜ yönetimi tarafından alındığını farketti. Yeni eğitim öğretim döneminde öğrenci alacak olan üniversiteye ait binada bulunan koltukları, büro malzemeleri, bilgisayarları, yazıcıları gibi elektronik eşyaların yanı sıra kütüphanedeki kitaplar, dersliklerde bulunan tahta ve sandalyeler hatta sinema salonundaki koltuklar, klimalar bile OMÜ tarafından sökülerek götürüldü.

GEDİZ’İ ÇÜRÜTTÜLER

İzmir’de gasp edilen Gediz Üniversitesi’nin yerine kurulan Bakırçay Üniversitesi’ne yeni atanan Rektörün ifadeleri ise hayırseverlerin emek ve fedakarlıklarıyla kurulan Gediz’in çürümeye terk edildiğini gösterdi.

Rektör, binanın kapatma sonrası hiç kullanılmadığını şöyle anlattı: “İnşaat ihtiyacı olmaksızın hazır bir binayı eğitim öğretime hazırlıyoruz. Ancak iki yıldır herhangi bir şekilde içinde yaşanılmayan bir kampusun bir sürü sıkıntısı var. Biz 3-3,5 ay gibi bir sürede kampusun temel ihtiyacı olan tüm çevre düzenlemesi dahil elektrik su telefon internet bağlantılarını hızlıca düzelttik.”

YAĞMA KESMEDİ, KARALAMA HABERLERİ

Üniversite binalarına el konulup talan edilirken iktidar yanlısı basın da boş durmadı. Yalan haberlerle üniversitelere kara çalınmaya çalışıldı. Bu çarpıtma ve yalan haberlerden en dikkat çekeni Gaziantep’teki Zirve Üniversitesi’yle ilgiliydi.

Zirve’nin devredildiği Gaziantep Üniversitesi’nin rektörü okulda gizli bir atış poligonu olduğunu medyaya servis etti. Oysa tamamen kanunlara uygun olarak uzun yıllardır hizmet veren bu poligon üniversitenin tanıtım kitapçıklarında da yer alıyordu. Rektörün rezaletini savcılık açıklama yaparak toparlamaya çalıştı.

Gasp edilen üniversitelerdeki değerli evrakın nasıl muhafaza edildiğini de Zirve Üniversitesinde yaşanan bir olayla öğrendik. Okula çöken görevliler resmi evrakları ortalığa savurdukları için öğrenciler yeni okullarına kayıt olabilmek için gerekli belgelerini yerlerden toplamak zorunda kaldı.

İPEK ÜNİVERSİTESİ BAŞLARINI DÖNDÜRDÜ

Talan ve gaspın en çarpıcı örnekleri Ankara’daki İpek Üniversitesi’nde yaşandı. Gaspedilen üniversitenin yerine kurulan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nin Rektörü olan Erol Parlak kendisiyle röportaj yapan Gülben Ergen’e  “YÖK Başkanı’na talimat verildi ve bu üniversite kuruldu. İbrahim Kalın Hoca ile üniversitenin yapısal planlamasını, vizyonunu, misyonunu, akademik yapılanmasını çalıştık. Daha sonra da sayın Cumhurbaşkanımız rektör olarak beni atadı.” ifadelerini kullanıyordu. Oysa Üniversite zaten yıllar önce kurulmuş ve hizmet vermekteydi.

Üniversitenin gerçek sahibi Akın İpek’in, Parlak’a sosyal medya üzerinden verdiği cevap yağma düzenini tüm çıplaklığıya ortaya koydu. Gülben Ergen’le okulun kırmızı kapısı önünde poz veren Parlak’a seslenen Akın İpek, “Bu dönem daha güzel anlatılamazdı… Bu şarkı kimin eseri diye sorulmamış… Hocamız hayallerini anlatmış. Resim çekilmiş. O kırmızı kapıyı boyamak yıllar sürdü.  Dili yok konuşmaz sanılmasın. Konuşur… Fakat herkes anlamaz.” dedi.

Aynı Üniversitenin Rektör Yardımcılığına ise dönemin Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un eşi Prof. Sevgi Kurtulmuş atandı. Prof. Kurtulmuş’un odasında gaspedilen mobilyalarla verdiği pozlar medyada tartışma konusu oldu.


Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ