Evlilik bitiren, kardeşi kardeşe düşman yapan KHK’lar

Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu tarafından hazırlanan “İkinci Yılında OHAL’in Getirdiği Bireysel ve Toplumsal Maliyetler” raporu, sosyal dışlanmaya da odaklanmış.
OHAL ve KHK’ler sonrası başta aileler ve yakınlar olmak üzere, mağdurlara karşı değişen tutumlara ilişkin sorular sorulmuş.

Bu başlık altındaki ilk soru, mağdurların eşleriyle olan ilişkilerine dair. Katılanların yüzde 4.2’si ilişkilerinin tamamen bittiğini, yüzde 21.1’i ise eskisinden daha kötü olduğunu söylemiş.

İkinci soru anne-baba ile ilişkiler hakkında. Mağdurların yüzde 2’ye yakınının anne ve babasıyla ilişkisi tamamen bitmiş. Yüzde 18’e yakını eskisinden daha kötü sürdüğünü söylerken, anne babasının kendisine eskisinden daha çok destek olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 11.


Mağdurların çocukları ile ilişkileri de sosyal dışlanmadan payını almış. Yüzde 1.2’sinin çocuklarıyla ilişkisi kopmuş, yüzde 13.6’sının ilişkileri ise oldukça kötüleşmiş.

Araştırmanın verilerine göre, dışlanma kardeşlik ilişkilerini de büyük oranda zedelemiş. Mağdurların yüzde 11’inin kardeşleriyle ilişkileri tamamen biterken, yüzde 18’inin eskisinden çok daha kötü olmuş.

Ancak KHK ve OHAL mağduriyeti en çok arkadaşlık ilişkilerini zorlamış.  Katılımcıların yüzde 46.5’i önemli bir arkadaş kesimiyle ilişkilerinin tamamen bittiğini, yüzde 9.3ü ise bütün arkadaşlık ilişkilerinin sonlandığını kaydetmiş. Yüzde 12.1’i ise arkadaşlarıyla ilişkilerinin eskisinden çok daha kötü olduğunu vurgulamış.

Mağduriyetin etkilediği bir diğer ilişki biçimi ise komşularla kurulan ilişkiler. Mağdurların yüzde 30.7’sinin komşularının önemli bir kesimi ile yüzde 8.6’sının ise tamamıyla ilişkileri sonlanmış. Yüzde 17.2’sinin ise ilişkileri eskiye göre oldukça kötü bir seviyeye ulaşmış.

Araştırmada toplamda en çok hangi konularda sıkıntı çekildiğine dair sorulara verilen yanıtlarda en çok öne çıkan, yüzde 14.2 ile ekonomik sıkıntılar.

Bunu yüzde 12.8 ile itibarsızlık/dışlanma, yüzde 12.6 ile psikolojik sorunlar, yüzde 12.2 ile işsizlik/iş bulamama, yüzde 11.5 ile sosyal çevrenin dağılması, yüzde 10.2 ile sosyal güvencesizlik sorunları izliyor.

Mağdurlar, OHAL ve KHK’nın kişiliklerine etkisine de yanıtlar vermiş. Yanıt verenlerin yüzde 16’sı adalete, yüzde 15.7’si ülkedeki vicdana, yüzde 14.9’u insanlara, yüzde 14.9’u devlete, yüzde 10.9’u akrabalarına, yüzde 5.3’ü kendine, yüzde 2.7’si ailesine olan güvenini tamamen kaybettiğini belirtmiş.

Raporda yer alan KHK ve OHAL mağdurlarının bir kısmının öykülerini yayınlamaya devam ediyoruz.

Meriç’ten Norveç’e bir kaçış öyküsü:

“Çok sıkıntılı günlerdi. Meriç’ten geçerek Yunanistan’a geldim. Tek başımaydı. Yapayalnızdım. Dil bilmiyordum, ne yapacağımı şaşırmıştım. Atina’ya, oradan da Norveç’e geldim. Çamurlara bata çıka, boğulma tehlikesi geçire geçire zor bir süreçten geçtim. Yaşadıklarımı polise anlatınca kolaylık sağladılar, Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklardan haberlerinin olduğunu ve bana yardımcı olacaklarını söylediler. Bir buçuk yıl kamplarda kaldım, ailem çok zor durumdaydı burada bana verdikleri parayı biriktirip onlara gönderiyordum. Ben de yarı aç yaşadım. Aylarca yırtık sökük kıyafet giydim. Marketlerden günü geçmiş yiyecekleri topladım.

Bir buçuk yıl sonra geçici oturum aldım. Eş birleşimine başvurdum eşimin pasaportu iptal olduğu için konsoloslukta işleri olmadı. Eşim korkusundan dışarı çıkamıyordu. İki yılın sonunda borçla onları da sınırdan geçirmek zorunda kaldım. Ayrılık psikolojisi ile sürekli kavga ediyorduk, benimle telefonda bile konuşmaya korkuyordu. ‘Sen gittin seni bulamazlarsa beni alırlar’ diyordu. Medyada duyduğu haberler yüzünden, tecavüz taciz olaylarından çok korkuyordu. ‘Çocuklarıma kim bakar’ diyordu. Bu yüzden konsolosluğa bile gidemedi. En sonunda çıkmaya karar verdi. Yine zor günler geçiriyoruz ama elhamdülillah çocuklarım o ortamdan kurtuldu.”

AB vizesi almak için sahte hayat kurgusu:

“Eşim ve çocuklarımı önden Avrupa’ya gönderdim, yaklaşık 1 yıl ayrı kaldık. Bu süreçte Bulgaristan, Sırbistan ve Bosna’da bekledim. Sırbistan’da AB vizesi alabilmek için 6 ay kendime sahte bir hayat kurgulayıp, şirket kurup oturum aldım ve konsolosluğu ikna etmeyi başarıp ailemin yanına çıkabildim. Oturumum henüz onaylandı hayatımdan 2 koca boş sene geçip gitti.”

Anne ve babasıyla 1.5 yıldır konuşmuyor:

“Açığa alındığımda herkes benim gibi şoktaydı. İhraç edildikten sonra birçoğu kendilerine de bir şey olur korkusu ile aramadı. Anne ve babamla 1.5yıldır hiç konuşmuyoruz. İşim olmadığı ve başka iş bulamadığım için maddi destek oluyorlar, ayrı yaşıyorum. Kardeşlerimle önyargı ve siyasi görüşleri nedeniyle tıpkı anne ve babam da olduğu gibi çok sorun yaşadım şuan ilişkilerimiz normal denilebilecek seviyede. Akrabalarımdan ara sıra görüştüğüm kuzenlerim dışında kimse arayıp, sormuyor. Arkadaşlarım hiç tanımadığım ve benimle ayni kaderi paylaştıklarını öğrendiğim insanlar. Etrafımda ve görüştüğüm birkaç gerçek dost dışında kimse kalmadı.”

Kendi telefonundan arayamayan yakınlar:

“Açığa alındığım 4 Ekim 2016’dan itibaren vebalı muamelesi gördüm.6 Ocak’ta ihraç edilince ailemin yanına taşındım. 2-3 kişi hariç arayan soran yok. Onlar da kendi telefonlarından arayamıyor. 10 yıllık ev arkadaşlarımı kaybettim. Susmayan telefonum 2 yıldır ölüm sessizliğinde. Facebook’tan silenler, yolda gördüğünde selam vermeyenler. Yüzyılın zulmü bu yaşadığımız, resmen soykırım. Tarih bizi nasıl yazacak çok merak ediyorum. Mezara girsem unutmam yaşadıklarımı, bizi diri diri gömdüler. Allaha havale ettim.”

Anne-baba suçladı, abiler telefonunu sildi:

“Babam bir süre konuşmadı, annem suçlayıcı bir şekle büründü. Bir süre sonra gözaltına alındım, ikisi de sahip çıkmaya başladılar ancak baştaki tavırlarını unutmak mümkün değil. İki abim partizan ve ciddi suçlamaları oldu, diğer iki abim suya sabuna bulaşmaz ama onlar da ara sıra laf ve halleriyle suçladılar. Ben atılınca bu kıza kim bakacak tasalanmışlar abilerim. Büyük abim ve kızı memurdu, benle irtibatı kestiler telefondan numaramı silmişler. Ben çok sonra öğrendim bunları. Sonradan herkes biraz yumuşar gibi oldu ama benim gözümde ablalarımdan başka kimsenin zerre kadar değeri yok. Abilerimi sildim, mecbur olmadıkça konuşmuyorum, görüşmüyorum. Bu yaptığımdan dolayı da terbiyesizlikle suçlanıyorum.”

Baba da intiharı düşündü, çocuklar da:

“Beni çok iyi tanıyanlar bile bize yapışan etiket dolayısıyla, başlarına bir şey gelecek korkusuyla aramadı. Terör örgütü üyesi gibi ağır bir suçlama psikolojimi bozdu. İntiharı düşündüm ama 2 çocuğumun çaresiz ardımda kalacak olmaları beni engelledi. Büyük oğlum üniversitede okuyor psikolojik sıkıntıları oldu. Doktor intihara meyilli olduğunu söyledi, okulunu değiştirmek zorunda kaldı. Maddi sıkıntılardan dolayı bir süre antidepresan kullandık. Bimer- Cimer -Aym- Danıştay -Ohal komisyonu -Vailik komisyonu –MEB’e başvuru yaptım. Olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadım. Şu am OHAL komisyonunda inceleme devam ediyor. Ödememiz gereken kredi borçlarımız var ve sağlık güvencemiz yok.”






 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ