Ege’de can verdiler, mezarları Türkiye’ye bakıyor

Sakız'daki cenazeye katılan bir Türk sığınmacı: En hüzünlüsü de mezarlarının Türkiye kıyılarını doğru olmasıydı. Özgürlükleri ellerinden alınmış insanlar geride kendilerine hayat hakkı tanınmayan bir ülke bıraktı...


Yunanistan’ın Sakız Adası (Chios) açıklarında meydana gelen kazada hayatını kaybeden 7 kişi, gözyaşları içinde toprağa verildi. Sakız’daki cenazeye kazada sağ kurtulanlar, Yunanistan’da mülteci ve vatandaş olarak bulunan 3 kişi, mezarlık görevlisi ve Yunan vatandaşı iki kişi katıldı. Vefat edenlerin Türkiye’deki yakınları ise cenazeye katılamadı.

Sakız’ın Türkiye’ye bakan doğu bölümünde Müslümanlara ayrılan mezarlıkta toprağa verilen Mahir Işık (4 aylık), İbrahim Işık (3), Mustafa Said Zenbil (12), Meltem Zenbil (40), Kevser Sezer (58),  Mustafa Kara (6) ve Gülsüm Kara (8) için arkadaşları ve cenazeye katılanlar gözyaşı döktü.






3 AYLIK MAHİR BEBEK DE VAR

Yunanistan’a daha önce sığınan ve adının açıklanmasını istemeyen bir mülteci Ege Denizi sularında can veren 4 aylık Mahir Işık ve 3 yaşındaki İbrahim Işık’ın annesinin ve babasının mezar başındaki fotoğraflarını çeken 50’li ve 30’lu yaşlardaki Yunan vatandaşının yakınlarını kaybedenleri teselli ettiğini aktardı. Bir süre mezarlık kenarında cenazeyi izleyen Yunan vatandaşı iki kişinin defin alanına gelerek başsağlığı dilediğini ve yardım etmek istedikleri öğrenildi.

SAĞ KURTULDULAR, CANLARINI ELLERİYLE TOPRAĞA VERDİLER

Kazadan sağ kurtulan bir annenin hayatta kalan 3 çocukla ilgilendiği için cenazeye katılamadığı aktaran bir sığınmacı “7 cenazeyi de biz yıkadık, kefenledik. Sakız Belediyesi mezarlık yeri gösterdi ve kazdı. 70 yaşındaki mezarlık görevlisinin de yardımıyla cenazelerimizi toprağa verdik.” dedi.

MEZARLARI ÇEŞME’YE, ALAÇATI’YA BAKIYOR…

Kazada bebeğini ve bir çocuğunu kaybeden Fatma ve Nazir Işık çifti olmak üzere henüz şoku atlamadıklarını fakat çok metanetli göndüklerini aktaran Türkiyeli mülteci, “En hüzünlüsü de mezarlarının Türkiye kıyılarını, Çeşme ve Alaçatı’ya doğru olmasıydı. Onlar geride özgürlükleri elinden alınmış ve artık hayat hakkı tanınmayan bir ülke bırakmıştı” diyor.




GECE YARISI BÜTÜN ADADA KEFEN ARADILAR

Başka bir Türkiyeli mülteci ise yaşananları şöyle aktarıyor:

Yetkililer güvenlik gerekçesiyle aileleri kimseye göstermedi. Savcılık ifadeleri alınınca adada bulunan Türkiyeli mültecilerle görüştürüldü. Cenaze işlemlerinin yapılması ile ilgili konuştuk. Bütün aileler “Biz hepimiz burada kalmasını istiyoruz” dediler. Hızlı bir şekilde kefen aramaya başladık, malum orada kefensiz defnediliyor insanlar. İkimiz de ilahiyatçıydık. Cenaze namazını kıldırabilirdik. Ama kefen yok… Daha sonra bir giysi dükkanına gittik, ne istediğimizi tarif ettik. Bir nevresimci arkadaşına yönlendirdi. Gecenin 10.30’unda dükkanını açtı sağolsun. Kefen olabilecek dikişsiz nevresimler, havlular, kadınlar için yazma türü başörtüleri bulduk. Kefenleri bağlamak için dikişsiz ipler derken her türlü gereci temin ettik. Polis de acele ettirdi, bir an önce cenazeyi yapın diye… Aileleri adadan gönderelim, Atina daha güvenli diye. Sabah saat 08.00’de bizi cenazelerinin olduğu yere götürdüler. Cenazelerin otopsileri yapılmış, giydirmişler. Biz onları aldık, tek tek yıkadık. Kefenledik, hazırladık. Morg bölümünden cenaze araçlarıyla mezarlığa geçtik. Mezarlıkta Yunan yetkililer bize mezarlığı hazırlamıştı. Hep yanımızda oldular. Adanın yetkilileri de… Tek tek bütün cenaze namazlarını kıldık. Saat ondan akşam üstü 16.00’ya doğru işlerimizi bitirdik. Aileler de akşam 21.30 gemisiyle Atina’ya döndüler. Biz de sabah kalktık, mezarlığın etrafını düzelttik, taşlarını koyduk. Mermerciye geldik, mezarlar için siparişlerimizi de verdik. Ailelerin de onayıyla mezar taşlarını vefat eden özgürlük yolcularının başuçlarına yerleştireceğiz.

Cenaze için yerel yöneticilerin, defin işlemleri aşamalarında ailelerin ihtiyaç duydukları yardım ve kolaylığı gösterdiği belirtildi.


Fatma Nazir Işık çifti biri bebek biri çocuk iki çocuğunu toprağa verdi.

2 ÇOCUĞUNU KAYBEDEN KHK’LI FATMA IŞIK YAŞADIKLARINI GAZETECİ ÇÖLAŞAN’A ANLATMIŞTI

Öte yandan mezarlık başında Yunan bir çift tarafından Yunanistan’a sığınmak için yola çıktıkları teknenin Ege Denizi’nde batması sonucu 7 kişinin hayatını kaybettiği kazada bebeği can veren Hakim Fatma Işık’ın sesini duyurmak için Emin Çölaşan’a mektup yazdığı ortaya çıkmıştı.

Çölaşan’ın 9 Ekim 2016’da Sözcü‘deki köşesinde yayımladığı mektupta şu ifadeler yer alıyor:

“… Tarsus Kadın Cezaevi’nden bir hakim yazıyor. Aslında kitap olacak nitelikte uzun bir mektup. Çok kısaca özetliyorum:

‘Çok zor bir süreç yaşadık. 16 haftalık hamileydim. Bütün bu süreci karnımda taşıdığım doğmamış bebeğimle yaşadım. (Cezaevi koşullarını anlatıyor, inanılır gibi değil.) Koğuşta meslekten ihraç edilen 14 kadın hakim ve savcıyız.

İki aydan fazla bir süre geçti, tutukluyum.

Cezaevinde yüzlerce tutuklu ve hükümlü varken bu kadar kişiye sadece bir doktor bakıyor. O da sadece perşembe günleri öğleden sonra.

Şu anda 27 haftalık hamileyim. Bu benim ilk hamileliğim.

Hastaneye demir kelepçelerle gidiyoruz. Doktorun bebeğin durumu iyi demesi bile bana yetiyor. Kilosunu, boyunu, görüntüsünü sormak aklıma bile gelmiyor.





Gözyaşlarımı tutamadığım anlar da oluyor.

İnanın hiçbir şey umurumda bile değil. Beni en çok yıpratan bebeğimin karnımda bu şekilde büyümesi. İkimiz de çok zor günler geçiriyoruz.

Aslında ben koğuştaki şanslı bayanlardan biriyim çünkü eşim tutuklanmadı.

Bu mektubu size yazma nedenim, sesimizi biraz olsun duyurabilmektir.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ