BM’den yeni karar: Bylock haberleşme ve ifade özgürlüğü kapsamında

BM Haksız Tutukluluk Çalışma Grubu, hakim Melike Göksan ve eşi Mehmet Göksan’ın başvurusu üzerine Bylock’la ilgili önemli bir karar verdi. ByLock kullanmanın haberleşme ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna hükmetti.



15 Temmuz sürecinin ardından Bylock iddiasıyla ihraç edilip tutuklananlarla ilgili BM’den önemli bir karar geldi. BM Haksız Tutukluluk Çalışma Grubu’nun, başta hakim ve savcılar olmak üzere Bylock’tan yargılananlara emsal olacak kararına göre, Bylock kullanımı ifade özgürlüğünün bir parçası. BM kararında, “ByLock uygulamasının kullanımının ne şekilde kriminal bir faaliyet oluşturduğunun açıkça açıklanmaması halinde tutukluluğun keyfi olduğu sonucuna varmıştır” denildi. 16 Ağustos 2019 tarihli BM kararında Türkiye’nin Çalışma Grubu’nun görüşlerine saygı göstermemesini esefle karşıladığı vurgulandı.


BM’nin sözkonusu kararı, hakimler Melike ve eşi Mehmet Göksan’ın yaptığı başvurular üzerine verildi. İki isim Adana’da görev yaparken 2016’da gözaltına alınıp tutuklandılar. Haklarında 9 ay sonra iddianame hazırlanan ve 16 ay sonra mahkemeye çıkarılan iki isme, Bylock suçlaması ve Gülen cemaati sohbetlerine katıldıkları iddialarının dışında bir suçlama yöneltilmedi. Hakimler, suçlamaları reddederken, Bylock programını kullanmadıklarını belirtti. Ancak Adana Ağır Ceza Mahkemesi, Melike Göksan’a 9 yıl 9 ay, Mehmet Göksan’a ise 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. İstinaf kararı onadı. Hakimler kararı Yargıtay’da temyiz ederken, BM’ye haksız tutukluluk ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruda bulundu.

BM Çalışma Grubu,  hakimlerin başvurusuna karşı Türk hükümetinin savunmasını aldı. Hükümet, BM’ye sunduğu savunmada hakimlerin Bylock kullanmasının mahkumiyetleri için yeterli delil olduğunu öne sürdü. BM Çalışma Grubu, tutukluluğun haksız ve keyfi olduğu kararını verdi. Kararda, hükümetin savunmasının yeterli olmadığı, Bylock kullanımının ne şekilde suç teşkil eden fiile sebebiyet verdiğiyle alakalı ayrıntılı bir açıklama sunmadığı kaydedildi.  Kararda, hükümetin örgüt üyeliğine ilişkin bir kanıt sunmadığı belirtildi.

TEHDİTLER SÜRÜYOR

Kararda, , BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Türkiye’deki olağanüstü halin ardından hazırladığı rapora yer verildi. Çok sayıda güvenlik görevlisi, asker, polis memuru, öğretmen, akademisyen, memur ve sağlık sektörü personelinin Bylock, Bank Asya hesabı, sendika üyeliği gibi gerekçelerle mesleklerinden ihraç  edildiği kaydedildi. Rapora atıf yapılan kararda, “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, yürütme kuvvetinin yargı ve savcılık makamları üzerinde kontrol ve müdahaleyi arttırdığını; hâkim ve savcıların tutuklanıp, ihraç edildiğini veya başka mahkemelere keyfi bir şekilde nakledildiklerini ve avukatlara yönelik tehditlerin sürdüğünü belgelemiştir” denildi. Çalışma Grubu, Bay Göksan ve Bayan Göksan’ın durumunda da raporda
tarif edilen örüntünün takip edildiğini vurgulandı.

BYLOCK, YASADIŞI BİR SUÇ FAALİYETİ OLDUĞUNU GÖSTERMEZ

İki hakim hakkındaki iddiaların 10 yıl önce Gülen gurubu ile ilişkisinin olması ve Bylock uygulamasını kullanmalarının gösterildiği belirtilen BM kararında, “Çalışma Grubu, Bay Göksan ve Bayan Göksan’ın yalnızca sıradan bir iletişim uygulaması olan ByLock’u kullanmasının ne şekilde yasadışı bir suç faaliyeti oluşturduğunu göstermekte hükümetin başarısız olduğuna işaret etmektedir” denildi.

BYLOCK, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

Çalışma Grubu, önceki kararlarına atıf yaparak, ByLock uygulamasının kullanılmasına dayanılarak verilen tutukluluk kararlarının makul olma ve gereklilik kriterlerini sağlamadığını kaydetti. Kararda, Bylock kullanımının ifade özgürlüğünün bir uygulaması olduğu belirtilirken, şu ifadeler kullanıldı: “Mevcut olayda, Bay Göksan ve Bayan Göksan, kendileri tarafından reddedilen bir iddia olan ByLock uygulamasını kullanmış olsalar bile, bunun Çalışma Grubunca sadece ifade özgürlüğünün bir uygulaması olarak değerlendirileceği açıktır. Bu amaçla Çalışma Grubu, Sözleşmenin 19. Maddesinde ifade edildiği gibi görüş ve ifade özgürlüğünün, kişinin tam gelişmesi için vazgeçilmez şartlardan olduğunu; herhangi bir toplum için elzem olduğunu ve aslında her özgür ve demokratik toplumun temel taşı oluşturduğuna dikkat çekmektedir. 15 İnsan Hakları Komitesi’ne göre, olağanüstü hal dönemlerinde 19. Maddeyi askıya almak asla gerekli
olamayacaktır. İfade özgürlüğü, sınırlara bakılmaksızın her türlü bilgi ve fikri arama, alma ve iletme hakkını içerir ve bu hak, siyasi görüşler de dahil olmak üzere, her türlü fikir ve görüşün başkalarına iletilebilmesini ve başkaları tarafından alınabilmesini içerir. Dahası, Sözleşmenin 19 (2) maddesi, tüm görsel-işitsel biçimlerin yanı sıra elektronik ve internet tabanlı ifade biçimlerini de içeren tüm ifade biçimlerini ve bunların yayılma araçlarını korur.”

SAYGI GÖSTERİLMEMESİ ESEFLE KARŞILANMAKTADIR

Çalışma Grubu, Bylock’la ilgili daha önce verdiği kararları hatırlatarak, “Bu gibi durumlarda, sadece ByLock uygulamasının kullanımının ne şekilde kriminal bir faaliyet oluşturduğunun açıkça açıklanmaması halinde tutukluluğun keyfi olduğu sonucuna varmıştır. Çalışma Grubu, bu görüşlerine Türk makamları tarafından saygı gösterilmemesini ve bu davanın da aynı örüntüyü izlemesini esefle karşılamaktadır” ifadelerini kullandı.

HAK İHLALİ

Kararda, iki hakimin gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlali olduğu, keyfi olarak tutuklandıkları, kişi özgürlüğü ve güvenliğine ilişkin hakları ile silahların eşitliği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği vurgulandı.

GÜLEN HAREKETİYLE BAĞLANTILI KİŞİLERE AYRIMCILIK VAR

Kararda, şunlar belirtildi: “Mevcut olay, Gülen hareketi ile bağlantısı olduğu iddia edilen bireylerle ilgili son iki yılda Çalışma Grubunun önüne gelen 10. başvurudur. Tüm başvurularda Çalışma Grubu, ilgili kişilerin tutukluluğunun keyfi olduğunu tespit etmiştir ve Gülen hareketi ile bağlantısı olduğu iddia edilen kişilerin siyasi veya diğer fikirlerine dayanarak hedef alındığı bir örüntü ortaya çıkmıştır. Buna göre, Çalışma Grubu Türkiye Hükümeti’nin Bay ve Bayan Göksan’ı ayrımcılık için yasak bir zemin temelinde tutukladığını ve olayın kategori V’ye girdiğini tespit etmiştir.”

DERHAL TAHLİYE EDİLMELİ

Çalışma Grubu, Hükümetin Melike Göksan ve Mehmet Fatih Göksan’ın durumunun çözüme kavuşturmak ve durumu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi kapsamında belirtilenler dahil uluslararası normlara uyumlu hale getirmek üzere gecikmeksizin gerekli adımları atmasını talep etti. Uygun çözüm yolunun uluslararası hukuk uyarınca Melike Göksan ve Mehmet Fatih Göksan’ın derhal tahliye edilmesi ve icra edilebilir tazminat ve diğer telafi yollarının açılması gerektiği vurgulandı. Bağımsız bir soruşturma yapılarak, iki hakimin haklarından sorumlu bulunacak kişilere de uygun işlemlerin gerçekleştirilmesi çağrısı yapıldı.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ