Bebeğiyle tutuklu Semanur Kütükçü: “Oğlumla psikolojik şiddete karşı savaşıyoruz”

Bebeğiyle 21 aydır tutuklu Semanur Kütükçü, ‘kadına ve çocuğa şidddete hayır’ diyenlere seslendi, hapis ortamında kendisini teselli eden oğlunu ve yaşadıklarını anlattı.




3 yaşındaki oğlu Kerem Sabri ile birlikte Kırıkkale Keskin Cezaevinde kalan Semanur Kütükçü (33), HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup yazarak “Oğlumla özgürlüğüme kavuşmak istiyorum” dedi.


8 AYLIKKEN GÖZALTINA ALINDIM

8 aylık hamileyken 26 Eylül 2016’da gözaltına alındığını ifade eden Kütükçü, “O durumdayken Uşak’a gönderildim. 9 gün gözaltında kaldım. Haftada 2 gün imza ile serbest kaldım. 19 ay boyunca imzama riayet ettim, minik bebeğimle birlikte. Onu karakol yollarında büyüttüm (karakol çalışanları şahittir). Şimdi de hapishane köşelerinde büyütmeye çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.

BİR SÜRÜ KADIN YATIYOR, SEN DE YAT

Kerem Sabri 16 aylık iken, 17 Mayıs 2018’de tekrar tutuklanan Kütükçü, mahkemede çocuğuna bakacak kimsenin olmadığını söylemesine rağmen hakimin ‘içeride bir sürü kadın yatıyor biraz da sen yat’ kanaatiyle tutuklama kararı verdiğini ve bebeğiyle Uşak Cezaevine gönderildiğini belirtti ve “Oysa o dönemde çocuğu küçük olduğu için bırakılan birçok kadından biri de ben olabilirdim.” diye yazdı.

MEB’e bağlı bir yurtta çalıştığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Semanur Kütükçü, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.



Semanur Ketenci ve oğlu Kerem Sabri.

SÜREKLİ ENFEKSİYON KAPIYOR

Duvarları rutubetten akan, 20 kişilik bir koğuşta yaşadıklarını söyleyen Kütükçü, oğlunun sağlık sorunlarını mektubunda şöyle açıkladı:

“Tozdan gözleri sürekli enfeksiyon kapıyor, defalarca ilaç kullanmama rağmen bu sürekli nüksediyor. Ve şu soğuk kış günlerinde sürekli üşütüyor, karın ağrısı yaşıyor, kronik bronşitten dolayı da sürekli antibiyotik kullanıyoruz. Tuvalet eğitimi vermeye çalıştığım şu dönemde kalabalık ve soğuktan dolayı çok zorlanıyorum. Bundan dolayı daha çok çamaşır kirletiyor ve çamaşırları yıkamak ve kurutmak bu ortamda çok zor oluyor.”

AĞLAMA ANNE, EVE GİTMEMİZE AZ KALDI

Denetimli serbestlikle bırakılması için gerekli makamlara dilekçe yazdığını belirten Kütükçü, 3 yaşındaki bir çocuğun cezaevinde yaşadıklarını ise 14 maddede sıraladı.

– Cezaevinin tüm olumsuz durumlarına şahit olan bir çocuk.

– Yetişkinlere verilen yemekle beslenen bir çocuk.

– Halıya basamayan, terliğini ayağından çıkaramayan bir çocuk.

– Tek kişilik ranzada 21 aydır annesiyle düşmemeye çalışarak yatan bir çocuk.

– Kreşe gidemeyen, koğuştan sadece açık görüşlerde ve revire giderken çıkabilen bir çocuk.

– Kendi imkanlarımızla temin ettiğimiz kitaplarla her şeyi (hayvanları, bitkileri) öğrenmeye çalışan bir çocuk.

– Az sayıdaki oyuncaklarla sürekli oynamaya çalışan bir çocuk.

– Hayali kaydıraktan kayan, kalemiyle tahterevalliye binmeye çalışan, gazetedeki araba resimlerinin üzerinde oturan, hayali asansöre binen bir çocuk.

– Yaşıtlarını göremediği için buradaki teyzelerini arkadaşı sayıp onların peşinde “benimle oyna” diye koşan bir çocuk.

– Her şeyin izin dahilinde yapıldığını fark eden, TV’de kitap seçen çocukları gördüğünde “Anne bak onlar izinsiz dokunuyor kitaplara” diyen bir çocuk.

– Canı bir şey istediğinde “Anne bana bunu al” değil de “Anne bana şunun fişi yazar mısın?” diyen bir çocuk.

– Sürekli “Anne artık buradan çok sıkıldım ne zaman eve gideceğiz diyen bir çocuk.

– Annesi ağlarken “Anne az kaldı eve gitmemize ağlama” diye annesini teselli eden bir çocuk.

– Ve bunların hiç birisini yaşamaması gereken, hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir çocuk.

KADINA, ÇOCUĞA ŞİDDETE HAYIR DİYENLER NEREDE?

Semanur Kütükçü, mektubunu, kadına ve çocuklara yapılan şiddet konusunda hassas olduğunu düşündüğü topluma seslenerek bitiriyor: “Kadına ve çocuğa şiddetin önemsendiği, medyada konuşulduğu bu dönemde, şiddet sizlerin de bildiği üzere sadece dövmek, vurmak değildir. Suçsuz olduğu halde şu yaşadıklarımız da bize karşı yapılan psikolojik bir şiddettir. Şu an oğlumla bu psikolojik şiddete karşı savaşmaya çalışıyoruz.”

3 YAŞINDA BİR ÇOCUK, 33 YAŞINDA BİR ANNE

Semanur Küçükçü’nün 13 Ocak 2020’de yazıp “3 yaşında bir çocuk, 33 yaşında bir anne” diye imzalayarak Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubun orijinalini sunuyoruz:

Sayın milletvekilim, hapishanedeki mağdur olan kişilerle ilgili yaptığınız çalışmalarınız bizi memnun ediyor. Bir nebze de olsa bizleri birileri düşünüyor diye seviniyoruz.

Binlerce insan gibi ben de naçizane size mağduriyetimi paylaşmak istiyorum. Sizlerin vesilesiyle oğlumla özgürlüğümüze kavuşmak istiyorum.

26 Eylül 2016 tarihinde Milli Eğitime bağlı olan bir yurtta sigortam olması nedeniyle 8 aylık hamile iken Antalya’da gözaltına alındım. O durumdayken Uşak’a gönderildim. 9 gün gözaltında kaldım. Haftada 2 gün imza ile serbest kaldım. 19 ay boyunca imzama riayet ettim, minik bebeğimle birlikte. Onu karakol yollarında büyüttüm (karakol çalışanları şahittir). Şimdi de hapishane köşelerinde büyütmeye çalışıyorum.

Oğlum 16 aylık iken, 17 Mayıs 2018’de mahkemede çocuğuma bakacak başka kimsenin olmadığını söylememe rağmen hakimin “İçeride bir sürü kadın yatıyor biraz da sen yat” kanaatiyle tutuklanarak bebeğimle Uşak Cezaevine gönderildim. 7 yıl 11 ay gibi yüksek bir ceza aldım. O dönemde çocuğu küçük olduğu için bırakılan birçok kadından biri de ben olabilirdim.

3 ay sonrasında ailemin Ankara’da ikamet etmesinden dolayı Keskin Ceza İnfaz Kurumuna oğlumla sevk oldum. Oğlum da benimle birlikte 21 aydır tutuklu ve şu an 38 aylık.

20 kişinin yaşadığı bir koğuşta tozdan dolayı gözleri sürekli enfeksiyon kapıyor, defalarca ilaç kullanmama rağmen bu sürekli nüksediyor. Rutubetten duvarları akan bir koğuştayız. Ve şu soğuk kış günlerinde sürekli üşütüyor, karın ağrısı yaşıyor, kronik bronşitten dolayı da sürekli antibiyotik kullanıyoruz. Tuvalet eğitimi vermeye çalıştığım şu dönemde kalabalık ve soğuktan dolayı çok zorlanıyorum. Bundan dolayı daha çok çamaşır kirletiyor ve çamaşırları yıkamak ve kurutmak bu ortamda çok zor oluyor.

Erkek çocuğu olduğu için enerjisini atamıyor. Hareket kısıtlılığı, koşmak, oynamak, zıplamak istiyor. Onu sadece yatak üzerinde oynatabiliyorum. Bu onun için yeterli olmuyor. Ona yetememe düşüncesi, buradaki imkansızlıkları da düşündüğümde beni de bir anne olarak ruhen ve bedenen çok yıpratıyor ve bunalıyorum. Yine kendisi de buradaki insanların yaşadığı olayları, üzüntüleri gördükçe psikolojisi bozuluyor, hırçınlaşıyor, ağlıyor.

Cezaevinde her şey sayılı ve izinli olduğu için ve erkek cezaevi olduğu için extra yapılan olumlu hiçbir şey yok.

3 yaşındaki bir çocuğun cezaevinde yaşadıkları:

– Cezaevinin tüm olumsuz durumlarına şahit olan bir çocuk.

– Yetişkinlere verilen yemekle beslenen bir çocuk.

– Halıya basamayan, terliğini ayağından çıkaramayan bir çocuk.

– Tek kişilik ranzada 21 aydır annesiyle düşmemeye çalışarak yatan bir çocuk.

– Kreşe gidemeyen, koğuştan sadece açık görüşlerde ve revire giderken çıkabilen bir çocuk.

– Kendi imkanlarımızla temin ettiğimiz kitaplarla her şeyi (hayvanları, bitkileri) öğrenmeye çalışan bir çocuk.

– Az sayıdaki oyuncaklarla sürekli oynamaya çalışan bir çocuk.

– Hayali kaydıraktan kayan, kalemiyle tahterevalliye binmeye çalışan, gazetedeki araba resimlerinin üzerinde oturan, hayali asansöre binen bir çocuk.

– Yaşıtlarını göremediği için buradaki teyzelerini arkadaşı sayıp onların peşinde “benimle oyna” diye koşan bir çocuk.

-Her şeyin izin dahilinde yapıldığını fark eden, TV’de kitap seçen çocukları gördüğünde “Anne bak onlar izinsiz dokunuyor kitaplara” diyen bir çocuk.

– Canı bir şey istediğinde “Anne bana bunu al” değil de “Anne bana şunu fişi yazar mısın?” diyen bir çocuk.

– Sürekli “Anne artık buradan çok sıkıldım ne zaman eve gideceğiz diyen bir çocuk.

– Annesi ağlarken “Anne az kaldı eve gitmemize ağlama” diye annesini teselli eden bir çocuk.

– Ve bunların hiç birisini yaşamaması gereken, hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir çocuk.

Kadına ve çocuğa şiddetin önemsendiği, medyada konuşulduğu bu dönemde, şiddet sizlerin de bildiği üzere sadece dövmek, vurmak değildir. Suçsuz olduğu halde şu yaşadıklarımız da bize karşı yapılan psikolojik bir şiddettir. Şu an oğlumla bu psikolojik şiddete karşı savaşmaya çalışıyoruz.

Geleceğimiz olan çocukların bu yaşta yaşadığı travmalar bütün hayatını olumsuz etkilemesinden korkuyorum ve sesimi kimseye duyuramama üzüntüsü içindeyim.

Gerekli mevkilere de en ağır denetimli serbestlik şartlarını da kabul ederek (bunu çocuğum için istediğimi belirterek) talepte bulunmama rağmen olumlu olumsuz bir dönüş olmamıştır.

Bu yazdığım mağduriyetler emin olun ki sadece kalemime dökebildiklerimdir.

Oğlumla sesimizi duymanızı ve duyurmanızı istiyorum. Maalesef sizden başka bunu yapacak kimse yok.

Sizden isteğim ev hapsi bile olsa en azından çocuğumu bu ortamdan kurtarıp onu mutlu etmek ve ev ortamında büyütmek istiyorum.

Göstereceğiniz ilgiden dolayı şimdiden teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

13 Ocak 2020

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz...

Kaynak: BOLD
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ